Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/231
2023/2781
23 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/804 E., 2021/2559 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2016/468 E., 2019/510 K.
Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde temyiz eden davacı vekili Av. ... ile karşı taraftan davalı vekili Av. ..... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Davacı vekili dava dilekçesinde, İstanbul ili, Şişli ilçesi, Mecidiyeköy Mahallesi, 2524 ada ve 3 parsel numarasında kayıtlı arsa üzerinde inşa edilecek Trump Towers isimli yapının, ..... numaralı bağımsız bölümünün, dava dışı Ortadoğu Oto. Tic. A.Ş. ve Taş Yapı İnş. A.Ş. ile müvekkili arasında noterde düzenlenen 10.10.2008 tarihli satış vaadi sözleşmesi ile tüm ödemeleri bizzat müvekkilince yapılmak suretiyle satın alındığını, dairenin 17.05.2012 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini ve dava dışı Ortadoğu A.Ş. tarafından düzenlenen toplam 1.921.626,00 TL tutarında bir fatura verildiğini,
-
Bu aşamada, davacı müvekkili ile eşi arasında yaşanan ailevi sorunlar, davacı müvekkilinin evlilik dışı bir çocuğunun bulunması ve annesinin Azerbaycan vatandaşı olması gibi özel nedenlerle dava konusu bağımsız bölümün, taraflar arasındaki inanç ilişkisine dayalı olarak 08.10.2012 tarihinde davalı adına tescil edildiğini, taraflar arasında sözlü olarak yapılan anlaşma gereği, davacı müvekkilince herhangi bir zamanda talep edilmesi halinde, dava konusu bağımsız bölümün müvekkiline veya göstereceği üçüncü bir gerçek veya tüzel kişi adına devir ve tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, birçok kez talep edilmesine rağmen davalının taşınmazı devretmeye yanaşmadığını ileri sürerek, dava konusu bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmayıp bu sözleşmeye dayalı olarak müvekkilinden bir talepte bulunulamayacağı, davacı tarafın varlığını iddia ettiği inanç sözleşmesini ispat külfeti altında olup, taraflar arasında yazılı bir inanç sözleşmesi mevcut olmadığını, hatta davacı tarafın dilekçesinde bu hususu açıkça belirttiğini, ayrıca delil başlangıcı niteliğinde bir belge de bulunmayıp tanık dinletilmesine muvafakatlerinin olmadığını, dava konusu taşınmazın müvekkilince bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tüm dosya kapsamına göre, davacının belirli sebepler nazarında kendi rızasıyla taşınmazı davalı adına tescil ettirdiğinin sabit olduğu, davacı taraf her ne kadar inanç sözleşmesinin söz konusu olmadığını iddia etmiş ise de, inanç sözleşmesinin, inananın bir eşya üzerindeki bir ayni hakkı veya bir alacak hakkının sahipliğini inanılana devretmeyi, inanılanın ise taraflar arasındaki anlaşma çerçevesinde koşulları oluştuğunda şeyi inana devretmeyi taahhüt ettiği bir sözleşme türü olduğu, kanunun emredici hükümlerine aykırı olmamak suretiyle taraflar sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde üzerinde tasarruf edebilecekleri haklar yönünden inanç sözleşmesi düzenleyebilecekleri;
-
Davacının, davalıya güvendiğini, eşi ile aralarında olan belirli sorunlar nedeniyle bedelini ödeyip taşınmazı güven ilişkisi çerçevesinde davalı adına tescil ettirdiğini belirttiği, bu hali ile taraflar arasındaki ilişkinin inanç sözleşmesinin konusunu oluşturduğu, istikrar kazanan Yargıtay İçtihatları gereğince, inanç ilişkisine dair uyuşmazlıklarda iddianın ispatı için yazılı delilin zorunlu olduğu, diğer bir ifade ile davacı tarafından inanç ilişkisi kapsamında taraflar arasında düzenlenen inanç sözleşmesinin ispat yönünden dosyaya ibrazının gerektiği,
-
Davacı tarafın taşınmazın alımı için dava dışı şirket ile sözleşme imzaladığını ve taşınmazın bedelini ödediğini ispat ettiği, fakat bu hususların ispatının inanç sözleşmesi kapsamında taşınmazın iadesi yönünden bir anlam ifade etmediği gibi yazılı delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafça dava dilekçesinde açıkça yemin deliline başvurulmuş olup yemin teklifi hakkının hatırlatıldığı, ancak yemin deliline başvurulmayacağının bildirildiği, davacının inanç sözleşmesinin varlığına dair yazılı delil ibraz edemediği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
-
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu taşınmazın gerçek maliki olduğunu, taşınmazın satış bedelinin, müvekkilince ödendiğine dair banka dekontları ile ilgili belgelerin dosyaya sunulduğunu, satıcı şirketin de 1.921.626,00 TL bedelli faturayı tanzim edip müvekkiline teslim ettiğini, taşınmazın müvekkiline teslim edildiğine dair belgelerin de dosyada mevcut olduğunu,
-
Müvekkili ile davalı arasında sözlü olarak akdedilen inanç sözleşmesi kapsamında dava konusu taşınmazın, yanında uzun yıllar çalışan ve itimat ettiği personeli ve aynı zamanda müvekkiline ait şirketin o tarihteki yöneticisi olan davalı adına tescil edildiğini, davalı adına tescili için müvekkili tarafından satıcı şirkete gerekli direktiflerin yazılı olarak verildiğini, davalının ise taşınmazın satış bedelinin kendisi tarafından ödendiğine dair dosyaya hiçbir delil sunamadığını,
-
Tanıklarından Ceyda’nın, müvekkilince Trump Towers binasından 7 adet bağımsız bölüm alındığını ve bu taşınmazların bedelinin tapu harç ve masrafları ile birlikte müvekkili tarafından ödendiğini yeminli olarak beyan ettiğini, bu tanığın aynı zamanda satıcının vekili olarak tapuda devir işlemini gerçekleştiren kişi olduğunu, satış işlemini yapan vekilin bile bu satışın tarafların gerçek iradesini yansıtmadığını mahkeme huzurunda beyan ve ikrar ettiğini, her iki tanık beyanlarının da davanın temel dayanağı olan inançlı işlemi ispatlar nitelikte olduğunu,
-
Davalının, müvekkilinin güvenini daha önce de kötüye kullandığını ve bu yüzden aleyhine başlatılan başka hukuki süreçlerin de bulunduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, taşınmaz bedelini kendisinin ödediğini belirterek satışa ilişkin fatura ibraz edilmiş ise de belgelerin içeriğinin, davacı ile davalı arasında inanç ilişkisi bulunduğuna delil sayılamayacağı yönündeki mahkeme takdirinde bir yanılgı bulunmadığı, tanık anlatımlarında da taraflar arasında inanç ilişkisinin bulunduğu yönündeki beyanların görgüye dayalı olmayıp, inanç işlemini kanıtlamaya (yazılı delil başlangıcı bulunsa bile) yeterli olmayacağı, İlk Derece Mahkemesince delillerin toplanıp tartışıldığı ve verilen kararın dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında var olduğu iddia edilen inanç ilişkisinin ispatlanıp ispatlanamadığı, buna göre davacının tapu iptali ve tescile hak kazanıp kazanmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28