Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/331
2023/2780
23 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/686 E., 2021/1726 K.
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Aksaray 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2019/249 E., 2020/254 K.
Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belirlenen günde temyiz eden davalı vekili Av. ... ile karşı taraftan davacılar vekili Av. ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosya ve içeriğindeki tüm belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkillerinin paydaşı olduğu Aksaray ili, Merkez ilçesi, Hamidiye Alaca Köyünde kain 643 parsel (yeni 371 ada 102 parsel) sayılı taşınmazın, dava dışı önceki paydaşları..., ..., ..., ..., ... ve ...’ın toplam 1010/2072 paylarını 02.06.2017 tarihinde 115.000,02 TL bedelle; ...’un ise 505/2072 payını 06.06.2017 tarihinde 55.000,00 TL bedelle davalı ...'a sattıklarını, müvekkiline satışlarla ilgili noter bildirimi yapılmadığını ileri sürerek, ön alım bedeli karşılığında, davalı adına kayıtlı bulunan payların iptali ile müvekkilleri adına eşit olarak tescilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin taşınmazın tamamını satın almak istediğini ve tüm paydaşlar ile görüştüğünü, davacıların da paylarını satacaklarını beyan ettiklerini, müvekkilinin de bu beyanlara itibar ederek dava konusu payları satın aldığını, ancak davacıların sonradan paylarını satmaktan vazgeçtiklerini, ayrıca taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, davacıların kötüniyetli olarak bu davayı açtıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
-
İlk Derece Mahkemesinin 22.01.2019 tarihli ve 2017/578 Esas, 2019/17 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşif ve duruşmada dinlenen tanık beyanları uyarınca taşınmazda fiili taksim bulunmadığı, bilirkişi raporunda satış bedelinin dava tarihi itibariyle güncellenmiş değeri olarak belirlenen 188.836,45 TL’nin davacı tarafça mahkeme veznesine depo edildiği gerekçesiyle davanın bu değer üzerinden kabulü ile dava konusu taşınmazda, davalı adına kayıtlı payların iptali ile davacılar adına eşit paylı olarak tesciline karar verilmiştir.
-
Kararın, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 10.10.2019 tarihli ve 2019/570 Esas, 697 Karar sayılı kararıyla özetle; "somut olayda; davacılar vekili 371 ada 102 parsel (eski 643 parsel) sayılı taşınmaz için önalım hakkına dayanarak tapu iptali ve tescil talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de davacı iddiaları ve davalı savunmalarının yeterince araştırılmadığı görülmüştür. Taşınmaz üzerinde fiili taksim olup olmadığı, varsa taşınmazın hangi bölümünün kimler tarafından ve ne şekilde kullanıldığı hususları açıklığa kavuşturulamamıştır. Bu nedenle, mahallinde yeniden keşif yapılarak HMK 259/2 maddesi gereğince tarafların tüm delilleri keşifte değerlendirilip, tanıkları taşınmaz başında dinlenerek davacının kullandığı ve davalıya pay satan kişinin kullandığı ayrı ayrı bölümler bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişkili beyanlar varsa giderilerek ve tanıklarca gösterilecek yerler fen bilirkişisi tarafından düzenlenecek krokide denetime elverişli şekilde işaretlenmek suretiyle fiili taksimin mevcut olup olmadığı saptanmalı, varılacak sonuca göre öncelikle fiili taksim savunması yönünden bir karar verilmelidir. Kabule göre de; tapu senedindeki alıcının ödediği satış bedeli ve harç toplamından ibaret bedelin depo ettirilmesine karar verilmesi gerekirken, satış bedellerinin toplamının döviz kuru üzerinden dava tarihine güncellenmesi sonucu bulunan bedelin depo ettirilmesi de doğru görülmemiştir" gerekçesiyle hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince, yeniden yapılan yargılama sonunda, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının, dava konusu payları satın aldığı tarihte yasada öngörülen noter ihtarnamesi ile satın aldığını davacı tarafa bildirmediğinden tanıklarının "davacılar satışı biliyordu" söylemine itibar edilmediği, yapılan keşif sonucu alınan raporlarda; davaya konu taşınmazda fiili taksimin mevcut olmadığı, satıcı hissedarların taşınmazda ayrı ayrı zirai faaliyette bulunmadıkları ve taşınmazın satılmazdan önce bir bütün halinde kullanıldığının tespit edildiği gerekçe gösterilerek, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı 4545/6216 (1515/2072) payın iptali ile davacılar adına 1/2'şer oranda tesciline; buna mukabil davacı tarafça ön alım bedeli olarak depo edilen 176.702,52 TL'nin bankadaki nemaları ile birlikte karar kesinleştiğinde davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazda fiili taksim bulunduğunu, davacıların ve davalıya pay satışı yapan paydaşların kullandıkları yerlerin mahallinde yapılan keşifte tanıklarca gösterildiğini, mahkemece eksik inceleme yapıldığını, davacıların kötüniyetli olarak taşınmazı daha yüksek bir bedelle emlakçıya satmak için bu davayı açtıklarını, tüm bu hususların tanık beyanları ile kanıtlandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taşınmaz başında keşif yapıldığı, ancak keşif mahallinde dinlenen davalı tanığının, satıştan önce fiili taksimin bulunduğunu belirtmesine rağmen, davacıların ve davalıya pay satışı yapan dava dışı paydaşların ayrı ayrı kullandıkları yerleri net olarak gösteremediği, davalının diğer tanıkları keşif yerinde dinlenmemiş ise de taksime ilişkin bilgi sahibi olmadıkları ve davalının da buna yönelik bir itirazının bulunmadığı, yine teknik bilirkişilerin raporlarında taşınmazın satıştan önce bütün olarak kullanıldığını, zeminde ve geçmiş yıllarda taksime dair emarenin bulunmadığını mütalaa ettikleri, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin fiili taksimin ispat edilmediğine dair değerlendirmesinin yerinde olup, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf itirazlarını tekrar ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasına konu taşınmazda fiili taksim bulunup bulunmadığı ve bu yöndeki savunmanın ispatlanıp ispatlanamadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
Değerlendirme
-
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine; kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:01:28