Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/1618

Karar No

2023/2545

Karar Tarihi

15 Mayıs 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 17. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, davanın miktarı itibariyle duruşma talebinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların mirasbırakanı olan babaanneleri ...‘in 31.03.2010 tarihinde vefat ettiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/281 Esas sayılı dosyasının kesinleşmesi ile; geriye mirasçıları olarak torunları ... ve ...'nun kaldığını, mirasbırakanın Kadıköy 7. Noterliği 06.01.2003 tarih ve 00312 yevmiye numaralı vasiyetname düzenlediğini ve bu vasiyetnamede Kadıköy, 3. Bölge Merdivenköy, 1015 ada 207 parsel sayılı taşınmazın, 13 numaralı bağımsız bölümünün 1/2 payının intifa hakkı kendisine kalarak her iki kardeşin vefatından sonra TSK Mehmetçik Vakfına bıraktığını vasiyet ettiğini, İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/281 Esas sayılı dosyası ile açılan dava neticesinde murisin iki mirasçısının da davacılar olduğunun anlaşıldığını, İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/678 vasiyetnamesinin açılması davasının 01.11.2017 tarihinde kesinleşerek davacıların murisin yasal mirasçıları, davalı vakfın da atanmış mirasçı olduğunun kesinlik kazandığını, açıklanan nedenlerle mirasbırakan tarafından vasiyetname yoluyla davalıya yapılan kazandırmaların davacıların saklı payları oranındaki kısımlarının tenkisini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; tenkis davasının kanunda belirtilen süreler içinde yani 1 yıl içerisinde açılması gerektiğini, davacıların hak düşürücü süre içerisinde dava açmadıklarını, murisin terekesinin araştırılması gerektiğini, tenkis şartlarının oluşmadığını, murisin net terekesinin belirlenmesi, davacıların saklı pay sıfatı olup olmadığı, saklı pay oranlarının alınıp alınmadığı, tasarruf nisabının aşılıp aşılmadığı, tenkis şartlarının bulunup bulunmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamenin 30.09.2010 tarihinde açılıp okunduğu, bu davanın ise 22/10/2018 tarihinde açıldığı, davacının davayı açmasındaki hak düşürücü sürenin geçtiği gibi ayrıca davacıların vasiyetnameden haberdar olup aynı vasiyetname ile ilgili olarak İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde de 2010/597 Esas, 2011/516 Karar sayılı davayı açtıkları dolayısıyla vasiyetnameyi bilmediklerinin varsayılamayacağı bu tarih de dikkate alındığında hak düşürücü sürenin geçtiği, yine davacıların açtığı verasetin iptali davası İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesindeki 2015/281 Esas, 2016/35 Karar sayılı dosyasında ise davacıların davasının kabulüne dair kararın 23.05.2016 tarihinde kesinleştiği göz önünde tutulduğunda her halükarda hak düşürücü sürenin dava tarihi itibarıyla geçirilmiş olduğu, davacıların 2010 yılında Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/597 Esas, 2011/516 Karar sayılı dosyasında 2010 yılında tenkis talebinde bulundukları, bu davanın 08.12.2014 tarihinde kesinleştiği, davacıların bu kez açtığı İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/281 Esas, 2016/35 Karar sayılı dosyasının ise gerek karar tarihi olan 23.02.2016 ve gerek kesinleşme tarihi olan 23.05.2016 itibarıyle hangisi esas alınırsa alınsın gerekse vasiyetnamenin okunduğu tarih 30.09.2010 gerek İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin iptal kararının karar tarihi ve kesinleştiği tarihler itibarıyle hak düşürücü sürenin fazlasıyla geçtiği gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların babaannesi ...'in 31.03.2010 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu vasiyetnamenin İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan 2010/678 Esas sayılı dosyasında açılarak kararın 26.12.2017 tarihinde kesinleştiğini, eldeki dava açılmadan çok önce de mirasbırakanın vefatından 1 yıl içinde de dava açıldığını, Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2010/597 Esas ve 2011/526 Karar sayılı dosyasında “…davacıların vedia irez’in mirasçıları olduklarının sabit olması halinde yeniden dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın reddine…” karar verildiğini, bunun üzerine açılan mirasçılık belgesinin iptali talebine yönelik İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/281 Esas sayılı dosyası ile açılan dava neticesinde murisin iki mirasçısının davacılar olan müvekkillerim olduğu anlaşılıp dava kesinleşmiş olduğunu, davacıların ise yeni bir sürpriz ile karşılaşmamak ve vasiyetnamenin açılması davasının kesinleşmediği gerekçesi ile yeniden haksız ve hukuka aykırı bir ret kararı ile karşılaşmamak için İstanbul Anadolu 2. Sulh Hukuk Mahkemesi 2010/678 vasiyetnamesinin açılması davasının kesinleşmesinin beklendiğini ve kesinleşme tarihinden itibaren huzurdaki davanın 1 yıllık süre içinde açıldığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 22.10.2018 tarihinde tenkis talebi ile açıldığı, mirasbırakan .....‘in 31.03.2010 tarihinde vefat ettiği, Kadıköy..... Noterliğinin 06.01.2003 tarih 312 yevmiye numaralı vasiyetnamenin Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/678 Esas sayılı dosyasında 30.09.2010 tarihinde açılıp okunduğunu, kararın 26.12.2017 tarihinde kesinleştiği, davacıların eldeki davayı açmadan önce vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemi ile İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde de 2010/597 Esas, 2011/516 Karar sayılı davayı açtıkları, verilen ret kararının onama ile 08.12.2014 tarihinde kesinleştiği, çelişkili veraset ilamlarını iptali için açılan hasımlı veraset talebine ilişkin İstanbul Anadolu Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/281 Esas, 2016/35 Karar sayılı dosyasında davacıların davasının kabulüne 23.02.2016 tarihinde karar verildiği verilen kararın 23.05.2016 tarihinde kesinleştiği, kesinleşme tarihi itibari ile davacıların mirasçı olduklarının kesinleştiği, İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk 2015/281 Esas, 2016/35 Karar sayılı dosyasının kesinleştiği 23.05.2016 tarihi ile dava tarihi arasında bir yılık düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince davacıların davasının hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tenkis istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 563 üncü ve 571 inci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

15.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan TENKİS talepli davada, davalılar davanın süresinde açılmaması sebebiyle reddine karar verilmesini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesinin “hak düşürücü” sürenin geçtiği kanaati ile verdiği davanın reddine ilişkin karar, davacıların istinaf itirazı üzerine, ilgili istinaf dairesi istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir.

Davacılar vekilinin istinaf kararına karşı temyiz isteminde bulunması üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonucu, sayın çoğunluk istinaf daire kararının onanması yönünde görüş bildirmekle, muhalefet görüşümüz aşağıdaki şekilde açıklanmıştır.

  1. Dava ile ilgili geniş özetleme yukarıda yapılmış olmakla tekrara girilmemiştir.

  2. TMK. 571/1 maddesi 1 ve 10 yıllık süreleri hak düşürücü süre olarak belirlemiş olup, çoğunluk ile tartışma konumuz hangi sürenin esas alınacağı noktasınadır.

  3. Gerek ilk derece ve gerekse istinaf gerekçeleri incelendiğinde, bazı tarihler arka arkaya sıralanmak suretiyle, açıklama yapılmadan hak düşürücü sürenin geçtiği belirtilmiştir.

  4. Oysa, ilgili kararların hangi tarihleri esas aldığını ve buna göre sürenin nasıl geçtiğini belirtmesi gerekirken, “davacıların mirasçı olduklarının kesinleştiği 23.05.2016 tarihi” en son değerlendirmeye alınmış ve tenkis dava tarihi olan 22.10.2018 tarihi ile karşılaştırılmıştır.

  5. Mirasbırakan ...’in 31.03.2010 tarihinde vefat ettiği, daha önce 06.01.2003 tarihinde vasiyetname düzenlediği belirgindir.

  6. Esasen muhtelif ihbarların birleştirilmesi sonucu, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin davanın 29.04.2010 tarihinde Kadıköy 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/678 Esasında davalı vakıf tarafından açıldığı ve ancak aradan geçen uzun süreç sonrası, iş bu dosyada açılıp okunan vasiyetname ile ilgili kararın 26.12.2017 tarihinde kesinleştiği açıktır.

  7. Vasiyetnamenin açılıp okunmasına ilişkin davada, davacılar mirasçı gösteren Kadıköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/127 Esas mirasçılık belgesi ile davacıları mirasçı göstermeyen İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/210 Esas sayılı mirasçılık belgelerinin varlığı ve ortaya çıkan çelişki sebebiyle uzun süre davacıların mirasçı olup olmadıkları tartışma oluşturmuştur.

Nihayetinde davalı vakıf girişimde bulunarak mirasçılık belgelerinin iptali yönünde İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2015/281 Esas sayılı davayı açmış ve neticeten mahkemece mirasçılık belgelerinden İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesince verilen ilamın iptaline karar verilmiş ve bu karar 23.05.2016 tarihnde kesinleşmiştir.

Böylece davacıların mirasçı oldukları iş bu ilam ile belirlenmiştir.

  1. Ayrıca, kendilerini mirasçı olarak gören davacıların, vasiyetname ile ilgili süreci takip ederek beklemeksizin Kadıköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (İstanbul Anadolu 8. Asliye Hukuk) 2010/597 Esas, 2011/516 Karar sayılı dosyada “VASİYETNAMENİN İPTALİ, TENKİS” talepli davayı, vakıf aleyhine açtıkları belirgindir.

Bu dosyada verilen kararın gerekçesinde, davacıların mirasçı oldukları kesin belirlenemediğinden, açılacak veraset ilamının iptali davasından sonra murisin mirasçıları oldukları sabit olması halinde, yeniden DAVA AÇMA HAKLARI SAKLI KALMAK kaydıyla davanın reddedildiği belirtilmiştir.

İş bu karar Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/279 1131 sayılı 27.01.2014 tarihli ilamı ile ONANMIŞ, yine aynı dairenin 2014/9698 19148 sayılı, 08.12.2014 tarihli ilamı ile KARAR DÜZELTME talebinin REDDİNE karar verilmek suretiyle kesinleşmiştir.

  1. Kısaca özetleyecek olursak vasiyetnamenin açılması dosyasında davacılar ile ilgili ortaya çıkan tereddüt (mirasçı olup olmamaları), süresinde açılan İPTAL VE TENKİSE ilişkin davada da devam etmiştir.

  2. Bunun üzerine yukarıda (7) numaralı bentte açıklandığı üzere davacıların kesin mirasçı olma durumları 23.05.2016 tarihinde kesinlik kazanmıştır.

  3. Yukarıda açıklandığı üzere istinaf gerekçesinde bu uzun süreç tam anlatılmaksızın 23.05.2016 tarihi esas alınmış ve 1 yıllık süre hesaplanmıştır.

  4. Oysa davacılar bu uzun süreç içerisinde Türk Yargı sistemi içerisinde gerekli gereksiz bir çok konu ile uğraşmış ve neticeten yargı bürokrasisi itibariyle tedirgin olmuşlardır.

  5. Çünkü, yukarıda vasiyetnamenin açılıp okunması davasının esasen derdest olarak devam ettiği ve alınan son mirasçılık belgesinin iptaline ilişkin davanın sürekli bekletici mesele yapıldığı hususu gözden kaçırılmaktadır.

  6. Çelişkili mirasçılık belgeleri itibariyle, davacıların kanuni mirasçı oldukları hususu hep tartışmalı kalmakla, ilgili davayı vekilleri marifetiyle takip etmelerine rağmen, bir türlü kanuni mirasçı sıfatını alamadıkları için, vasiyetanemenin daha önceden okunması hususu, davacılar için geçerlilik kazanmamıştır.

TMK 571/1 maddesi “tenkis davası açma hakkı, MİRASÇILARIN.... ve herhalde vasiyetnamelerde AÇILMA TARİHİNİN... üzerinden 10 yıl geçmekle düşer” hükmünü taşımakta olup, neticeten davacıların mirasçı olmaları ve vasiyetnamenin açılıp okunması işlemi çok sonra gerçekleşmiş ve böylece hak düşürücü süre dolmamıştır.

  1. Yapılan bu açıklamaları itibariyle vasiyetnamenin açılıp okunması işlemlerinin 26.12.2017 tarihinde kesinleşmiş bulunması, dava tarihinin ise 1 yıllık süre dolmadan 22.10.2018 tarihinde açılması karşısında, hatalı olarak verilen istinaf kararının kaldırılarak ilk derece mahkeme kararının bozulması hakkaniyetli olacaktır.

  2. Daha kolay çözülebilecek bir davanın uzun yıllar boyunca sürmesi, tarafların sürekli yeni davalar açmaya zorlanması başlı başına bir hak ihlali olup, sadece bu geçirilen süreç bile Adil Yargılanma hakkının ihlali niteliğindedir.

  3. Süresinde dava açan davacıların (Kadıköy 1. Asliye Hukuk bilhare İstanbul 8. Asliye Hukuk dosyası), haklarında düzenlenen red kararının gerekçesine (8. paragraf) güvenerek, mevcut davayı açmalarından dolayı, bir nevi hak mahrumiyeti cezalandırma ile karşılaşmaları da; sürpriz karar verme yasağına, yargıya güven idealine de aykırılık oluşturacaktır.

  4. Yapılan bütün bu açıklamalar itibariyle bozma görüşünde olduğum için, sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinaftenkisekararımahkemesiaçılmaonanmışreddinederecemirasçılarıniptaltemyizvı.“vasiyetnameninkarşıonanmasınaiptalicevaptenkis”tarihininkalmakdüzeltmetenkishaklarısaklı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:04:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim