Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/682

Karar No

2023/2244

Karar Tarihi

24 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal tescil uygun görülmemesi durumunda terditli tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Antalya ..... Noterliğinin 26.03.1997 tarih ve 11014 yevmiye numaralı gayrimenkul satış vaadi ile Antalya ili, .... ilçesi, ..... Mahallesi, 487 parseldeki (1507 ada, 5 parsel) muris ve murisi evvellerinden gelen ve adına kayıtlı hisselerini müvekkiline satma vaadinde bulunduğunu, satış bedelini aldığını, tapuda taşınmazın devrine yanaşmadığını, dava konusu taşınmazda davalı hissesinin iptalini, müvekkili adına tescilini, kabul edilmediği takdirde fazlaya dair haklarının saklı kalmak kaydıyla taşınmazın rayiç değeri üzerinden hesaplanacak şimdilik 20.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı itirazında bulunduğunu, satış vaadi sözleşmesinde iştirak halindeki mülkiyetin müşterek mülkiyete dönüştürülmesi hususunda .....'ın alıcının isteği ile vekil tayin edildiğini, davacının almış olduğu noter satış vaadinde iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete çevirmeye intikal yaptırmaya yetki aldığı gibi ve tapu kütüğüne de şerh ettirmeye tek taraflı olarak yetki aldığını, sözleşme metninden açıkça anlaşılacağı gibi satıldığı iddia edilen taşınmazın metrekaresinin yazılı olmadığını, davacının bu taşınmazlarda hiçbir zaman hiçbir zilyetliği olmadığını, öncelikle zamanaşımına ilişkin itirazlarının iştirakın feshi için yetki verilmiş olması, davacının dava konusu taşınmazda başka hisselerinin bulunması ve ayrıca davacının kötü niyetli tutum ve davranışları sebebi ile davanın reddini, mahkeme aksi kanaatte ise sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının Antalya .... Noterliğinin 26.03.1997 tarih ve 11014 yevmiye sayılı gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde aynı zamanda davacıya iştirak halindeki mülkiyeti müşterek mülkiyete çevirmeye, intikal yaptırmaya ve tapu kütüğüne de şerh ettirmeye tek başına yetki verdiği ancak davacının bu yetkiye istinaden hiçbir işlem yapmadığı, satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerh verilmediği, dinlenen tanık beyanlarından davacının taşınmaza zilyet olmadığı, Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek zamanaşımı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili, satış vaadi sözleşmesindeki intikal yetkisinin vekile verilmiş bir yetki olup satıcı tarafın vekilinin yapmadığı ve iştirakin çözülmediği bir işlem için müvekkilinin kusurlu sayılmasının ve zamanaşımı nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, vekile yetki verilmesinin davalıların müvekkiline karşı olan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, gayrimenkul satış vaadinde zamanaşımının ifanın imkansız olduğu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu satış vaadi sözleşmesinin 26.03.1997 tarihinde akdedildiği, davalının hükmen tescil yoluyla 03.02.2003 tarihinde malik olduğu, sözleşmenin ifa kabiliyetinin 03.02.2003 tarihinde doğduğu ve zaman aşımının işlemeye başladığı, davacının zilyetlik iddiasında bulunmadığı, 12.03.2018 tarihinde dava açıldığı, davalının süresi içinde zamanaşımı defiinde bulunmuş olup dava açıldığı tarihe kadar geçen süre içinde Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi (Türk Borçlar Kanununun 146 ncı maddesi) gereği zamanaşımının dolduğu, tanık beyanlarına göre zilyetliğin davacıya devredilmediği, ilk derece mahkemesince verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı hususları gerekçe gösterilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesindeki gerekçelerle temyiz yasa yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptal ve tescil uygun görülmemesi durumunda terditli tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

  3. Kaynağını Borçlar Kanunu'nun 22 nci maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu'nun 213 üncü maddesi ile Türk Medeni Kanunu'nun 706 ncı ve Noterlik Kanunu'nun 89 uncu maddesi hükümleri uyarınca noter önünde re’sen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaat alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu'nun 716 ncı maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.

  4. Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağı bulunmalıdır. Elbirliği mülkiyetine (4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 701 inci maddesi) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak hâlinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması hâlinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte elbirliği ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağının varlığından söz edilemez.

  5. Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi hükmü gereğince on yıllık zamanaşımı süresi uygulanır ve bu süre sözleşmenin ifa olanağının doğması ile işlemeye başlar. Burada zamanaşımı başlangıcı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 149 uncu maddesi (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 128 inci maddesi) uyarınca alacağın istenebilir hale geldiği tarih, başka bir deyişle iddiada bulunanın ferağ umudunu yitirdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

  6. Değerlendirme

  7. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  8. Vaat borçlusu ...’in dava konusu taşınmazdaki hissesinin 03.02.2003 tarihinde paylı mülkiyete tabi olduğu, bu tarih itibari ile sözleşmenin ifa kabiliyetinin mümkün olduğu ve zaman aşımının işlemeye başladığı, davacının zilyetlik iddiasında bulunmadığı, dinlenen tanıkların da zilyetliğin davacıda olmadığını beyan ettikleri, eldeki davanın on yıllık zamanaşımı süresinin dolmasından sonra 12.03.2018 tarihinde açıldığı, bölge adliye mahkemesi kararının ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.

  9. Sonuç olarak; temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve Kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim