Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6296

Karar No

2023/2227

Karar Tarihi

24 Nisan 2023

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen vasiyetnameden dönüldüğünün tespiti ile terekeye iade olmadığı taktirde tenkis davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; mirasbırakanları ....'in, Üsküdar...... Noterliğinde düzenlenen 28/07/1994 tarih ve .... yevmiye No.lu düzenleme şeklindeki vasiyetnamesi ile ölümü halinde geride bırakacağı gayrimenkulleri, gayrimenkullerdeki hak ve hisseleri ile her türlü mal varlığını, bankalarda bulunan paralarının tamamının oğlu davalı ...'e verilmesini vasiyet ettiğini, vasiyetname ile murisin geriye kalan mirasçıları olan dava dışı eşi ...ile kendilerinin saklı paylarının ihlal edildiğini, murisin son yıllarında çevresine bu vasiyetnameden dönmek istediğini, pişman olduğunu, kız çocuklarının miras haklarını tam vermek istediğini, notere gidip vasiyetini değiştireceğini beyan ettiğini ileri sürerek öncelikle, murisin hoşnut olmadığı vasiyetten döndüğünün kabulü ve terekeden kaçırılan mal ve paranın terekeye iadesinin sağlanarak yasal paylaşıma hükmedilmesini, aksi halde, terditli olarak mirasta tenkis hükümleri uygulanarak terekenin gerçek büyüklüğünün belirlenmesini, murisin sağlığında satılarak parası davalı ...'e verilen Çalışlar Cad., Çaldıran Sok., .... Apt., No: 36'daki 12 ve 16 No.lu daireler, ....Cad., Kırık .... Sok. No:1/37 Aksaray/... adresindeki 1 adet dükkan, ....atağı Nevzat Bulut Sok., Pınar Apt., No:22'deki dükkan, Am .... 15a, ... Wuppertal/Almanya adresinde bulunan ve yaklaşık 250.000,00 TL bedelle satılan bir dairenin ve aynı yerdeki 1.500.000.000 TL'lik halen davalıya ait olan müstakil evin terekeye ve tenkis hesabına dahil edilerek bu şekilde tenkis hükümlerinin uygulanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin vasiyetnameden dönme iradesinin bulunduğu iddiasının asılsız olduğunu, murisin hiçbir zaman evlatları arasında ayrım yapmadığını, kendisinin her zaman anne ve babasının yanında olduğunu, maddi manevi destek sağladığını bu nedenlerle bir minnet ifadesi olarak dava konusu vasiyetnamenin düzenlendiğini, murisin terekesinin .... Mah., ... Sok., No:1, İç kapı 12 adresindeki gayrimenkul ile İşbankası Beylerbeyi şubesindeki nakit para olduğunu, başkaca terekeye tabi mal bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2013/329 Esas, 2016/394 Karar sayılı kararıyla; taraf vekillerinin 08.11.2016 tarihli duruşmadaki beyanları kapsamına göre tenkis alacağı yönünden davanın kısmen kabulüne, 17.812.53’er TL'nin, tercih hakkının kullanıldığı 08.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, terditli fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 09.01.2018 tarihli ve 2017/223 Esas, 2017/1337 Karar sayılı kararıyla; murisin davaya konu vasiyetname ile tüm malvarlığını davalı oğluna bırakarak mirasçı olan davacı kızlarının saklı paylarını ihlal ettiği, tercih tarihine göre, davacı ... için ihlal edilen saklı payın karşılığının 89.375,13 TL, davacı ... için 89.375,13 TL olduğu anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince 17.812,53'er TL'ye hükmedilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile bu yöne ilişkin olarak davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/(1) b 2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 01.12.2020 tarihli ve 2018/2829 Esas, 2020/6395 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince tenkis hesabına ilişkin olarak alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olmadığını, murisin adına kayıtlı bulunan sonradan davalıya devredilen taşınmazın hesaplamaya dahil edilmediği, tercih hakkının kullanıldığı tarih itibariyle dava konusu taşınmazların değerlerinin de tespit edilmediğinin anlaşıldığı, tenkis hesabına Almanya’da bulunan ve muris tarafından davalıya devredilen 17150 sayfa numaralı taşınmazın da dahil edilmesi, diğer yandan, miktar açısından usuli kazanılmış hak kuralları da gözetilmek suretiyle, karar tarihine en yakın tarihteki bedeller belirlenmek suretiyle davacıların saklı paylarının tespit edilerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda kat mülkiyeti kurulu İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, Küplüce Mahallesinde kain 741 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 12 numaralı bağımsız bölümün güncel değerinin tespiti için bilirkişi heyetinden 27.07.2021 tarihli rapor alındığı, raporda taşınmazın tercih hakkının kullanıldığı 08.11.2016 tarihindeki değerinin 645.000,00 TL, keşif tarihi olan 22.09.2017 tarihindeki değerinin 727.000,00 TL, rapor tarihi olan 27.07.2021 tarihindeki değerinin ise 1.675.000,00 TL olduğunun bildirildiğini,

  2. Almanya’da bulunan ve muris .... tarafından davalıya devredilen 17150 sayfa numaralı taşınmazın resmi noter satış belgesinde beyan edilen 97.000,00 EURO satış bedelinin Türk Lirası karşılığının alınan 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda, murisin ölüm tarihi olan 25.12.2012 tarihi itibariyle 228.784,00 TL, raporun düzenlendiği 08.07.2021 tarihi itibariyle 996.393,00 TL olduğunun bildirildiği,

  3. 6100 sayılı HMK'nın 107/2 maddesi gereğince davacılar vekiline talebini tam ve kesin olarak (dava değerini) bildirmesi için 2 haftalık kesin süre verildiği, davacılar vekili tarafından 03.11.2021 tarihli dilekçe ile dava değeri halihazır duruma göre şimdilik 688.786,18 TL olarak bildirildiği; buna göre davacılar vekili tarafından eksik harcın tamamlandığı,

  4. Mirasbırakan .....'in, 28/07/1994 tarih ve .... yevmiye No.lu Üsküdar .... Noterliğince düzenlenen vasiyetname ile tüm mal varlığını davalı oğlunu bıraktığı, vasiyetnamenin geçersizliğini ve iptalini gerektirecek, soyut iddiadan başka herhangi bir delil ibraz edilmediği, vasiyetnamenin geçerli olduğu, mirasbırakanın, vasiyetten döndüğüne dair iradesini herhangi bir yazılı şekilde beyan etmediği, bu hususta bir yazılı beyanın varlığı iddia ve ispat edilmeğinden murisin vasiyetten döndüğünün kabulünün mümkün olmadığı,

  5. Mirasbırakan .....'in ölüm tarihi itibariyle adına kayıtlı olmayan, murisin sağlığında kendisine ait olup 3. kişilere satış suretiyle temlik ettiği taşınmazların, parasını davalıya verdiği, davalının bu para ile taşınmazlar satın aldığı iddiasının davacı tarafça usulünce kanıtlanamadığı, sadece satış tarihi itibariyle adına açılan banka hesabına davalı tarafından para yatırılmış olmasının tek başına bu iddianın delili olarak kabul edilemeyeceği,

  6. Mirasbırakanın, davaya konu vasiyetname ile tüm malvarlığını davalı oğluna bırakarak mirasçı olan davacı kızlarının saklı paylarını ihlal ettiği, davacıların saklı paylarının karşılığı olan toplam 685.473,69 TL tenkis bedelinden davacı ... için 342.736,84 TL'nin, davacı ... .... için 342.736,84 TL'nin tercih hakkının kullanıldığı 08/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma kararına tam olarak uyulmadığını, murise ait bizzat davalı tarafından vekaletle satılan ve mirasbırakan tarafından bizzat satılan taşınmazların satış bedelinin aynı gün davalının hesabına yatırıldığı, iki daire bedelinin sağlar arası kazandırmalar olarak tenkis hesabına alınması gerektiğini, usule uygun olarak araştırma yapılıp davalı lehine bir sağlar arası kazandırma olup olmadığının tespiti gerekirken sunulan kesin delillerin dikkate alınmadığını, dosyada mevcut tapu akit tablosu ve banka kayıtlarından davalı tarafından 05.09.2013 tarihinde 91.729,44 ABD Doları ve 84.690,12 EURO olarak çekildiğini, mirasbırakan ...'e ait dairelerin satış bedeli ürünü olan bu paraların davalı tarafından terekeye iade edilmesi ve karar günündeki TCMB kuru üzerinden TL'ye çevrilerek tereke ve tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, yine mirasbırakan adına kayıtlı Aksaray Bit Pazarında bulunan taşınmazın 18.04.1995 tarihinde davalı tarafından vekaletle 125.000.000 TL tapu beyan bedeli ile 3. kişilere satıldığını, satılan taşınmazın yeniden değerlemesinin yapılarak terekeye iade edilmesi ve tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, mirasbırakan adına kayıtlı ancak mirasbırakanın ölümünden dokuz ay önce tarihinde kapatılan hesapta bulunan 28.520 EURO döviz hesap miktarının karar tarihindeki TL karşılığının terekeye ve tenkis hesabına dahil edilmesi gerektiğini, bozma kararı sonrasında terekeye iade edilerek dosya kapsamında TL'ye çevrilen Almanya'daki dairenin satış bedeli olan 97.000 Euro, 08.07.2021 tarihinde 1 Euro=10,27 TL kur üzerinden hesaba alınmışken karar tarihi olan 15.12.2021 günü 1 Euro= 16,32 TL olduğu aradaki fahiş fark bulunması nedeniyle yeniden değerleme yapılması gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, vasiyetnameden dönüldüğünün tespiti ile terekeye iade olmadığı taktirde tenkis istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 516 ncı maddesi şöyledir:

"Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı için bir veya birden çok

kişiyi mirasçı atayabilir. Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır."

  1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 599 uncu maddesinin 3 üncü fıkrası şöyledir:

"Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle yükümlüdürler."

  1. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 13.06.2007 tarih ve 2006/16512 Esas, 2007/10134 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...01.10.1993 tarihli vasiyetname; mirasçı nasbına ilişkindir.( TKM. 463) Türk Kanunu Medenisinin 506 ncı maddesi ancak muayyen mal vasiyeti söz konusu olduğunda uygulanabilir. Mirasçı nasbı halinde bu maddenin uygulanması olanağı bulunmamaktadır. Mirasçı nasbedilen kimse, murisin külli halefi olduğundan, miras açılmakla yasal mirasçı gibi terekenin tümünün ya da belli bir payının sahibi olur. (TKM. 539/2) Mirasçı nasbedilen kimseye karşı açılan tenkis davasının kabulü halinde davacıların saklı payları oranında tenkise karar vermek yeterlidir...." (aynı yönde Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 18.5.1995 tarihli 4699 Esas, 5842 Karar sayılı kararı)

4.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 565 inci maddesi şöyledir:

"a. Tenkise tâbi kazandırmalar

Madde 565 Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir:

  1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,

  2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,

  3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,

  4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar."

5.6100 sayılı Hukuk Muhakemleri Kanununun 107 inci maddesi şöyledir:

"(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.

(2) (Değişik:22/7/2020 7251/7 md.) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.

"

  1. Tenkis (indirim) davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlar arası kazandırmaların (tebberru) yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır. Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul;miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik ) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mameleki kıymetler ile, iadeye ve tenkise tabi olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık nafakası, terekenin defterinin tutulması, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tesbit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tesbiti gerekir. (MK.565) Miras bırakanın Medeni Kanun'un 564 üncü maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve subjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedelenen kastının varlığından söz edilemez.

  2. Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun'un 565 inci maddesinin 1, 2 ve 3 bentlerinde gösterilenler) veya saklı payın ihlal kastının varlığı kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun'un 570 inci maddesindeki sıralamaya dikkat etmek davalı mahfuz hisseli mirasçılardan ise aynı Kanun'un 561 inci maddesinde yer alan mahfuz hisseden fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlar arası tasarrufları dikkate almak gerekir.

  3. Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olamayacağı (TMK.564) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.

  4. Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 564. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. Böyle bir durum ortaya çıkmadan davalının tercih hakkı doğmadan davalının tercihinin kullanması söz konusu olamaz. Daha önce bir tercihten söz edilmişse sonuç doğurmaz.

  5. Değerlendirme

  6. Davacılar dava dilekçesinde mirasbırakan ...'in düzenlemiş olduğu Üsküdar 2. Noterliği 28.07.1994 tarihli ve 4556 yevmiye numaralı vasiyetnamesinden döndüğünün tespiti ile terekeye iade, mirasbırakanın sağlığında davalı ...'e yaptığı sağlararası kazandırmaların terekeye iadesini terdiden tenkisini talep etmiştir. Davacılar tarafından vasiyetnameden dönüldüğüne yönelik ispata yarar delil sunamadığından bu talebin reddine karar verilmesi yerindedir.

  7. Tenkise yönelik değerlendirmenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için davacıların taleplerini vasiyetnamenin tenkisi ile sağlararası kazandırmaların tenkisi olarak ikiye ayırmak gereklidir. Davacıların vasiyetnamenin tenkisine yönelik talebi yönünden; dava konusu Üsküdar ..... Noterliği 28.07.1994 tarihli ve .... yevmiye numaralı vasiyetnamenin içeriğinden mirasbırakan ... ölümü ile geride bıraktığı tüm malvarlığını davalı ...'e vasiyet ettiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla mirasbırakan ..., davalı ...'a belirli mal vasiyetinde bulunmamış, mirasçı atamıştır. O halde terekenin aktifini oluşturan taşınır taşınmazlar yönünden TMK'nın 564 üncü maddesinin uygulama imkanı yoktur. Bu bakımdan Bölge Adliye Mahkemesince terekeye yönelik TMK 564 ücü maddesi uyarınca tenkis hesabı yapılması doğru değildir. Nitekim vasiyetname ile mirasçı atanmış olduğundan, davalı mirasbırakanın külli halefidir. Mirasın açılması ile terekenin tümüne sahip olacaktır. Mahkemece yapılması gereken iş vasiyetname ile mirasçı atanan davalıya karşı açılan tenkis davasının kabulü halinde davacıların saklı payları oranında tenkise karar vermek gerekir.

  8. Davacıların sağlararası kazandırmaların tenkisine yönelik talebi yönünden; Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyulsa da gereği yerine getirilmemiştir. Nitekim Yargıtay 1. Hukuk Dairesi bozma ilamında hem İlk Derece hem de Bölge Adliye Mahkemesince tenkise yönelik bilirkişi raporlarının yetersiz ve eksik olduğunu belirtmiş ise de Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararından sonra yalnızca bilirkişi raporu almak suretiyle Almanya’da bulunan ve muris tarafından davalıya devredilen 17150 sayfa numaralı taşınmazın satış bedelinin Türk Lirası karşılığını tespit etmekle yetinmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda değinilen ilkeler ve mevzuat ışığında usulüne uygun olarak TMK'nın 565 inci maddesi uyarınca sabit tenkis oranı belirlenmeden ve buna uygun hesaplanacak bedelin tespit edilmesi suretiyle karar verildiğini söylenemez. Üstelik bu rapora istinaden HMK 107/2 nci maddesine göre davacılara kesin süre verilmesi de madde hükmüne uygun düşmemiştir. Nitekim, tenkis davaları niteliği itibariyle teknik bir hesap gerektirdiğinden tarafların dava değerini kesin olarak belirleyebilmeleri kendilerinden beklenemez. Davacıların tenkis alacağını kesin olarak belirleyebilmelerindan söz edebilmek için taşınmazın değerinin tespit edilmesi yeterli olmayıp, usulüne uygun olarak yapılacak bir tenkis hesabı doğrultusunda ortaya çıkacak sonuca göre kesin süre verilmesi gerekir. O halde Bölge Adliye Mahkemesince öncelikle sağlararası kazandırmalar yönünden TMK 564 üncü madde hükmünün uygulanması, yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda tenkis hesabı yapılması hasıl olacak sonuca göre HMK 107/2 nci maddesi uyarınca davacılara kesin süre verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile usulüne uygun tenkis hesabı yapılmadan kesin süre verilmesi suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

  9. Öte yandan davacıların mirasbırakana ait iken davalının vekaleten üçüncü kişilere satış yoluyla devrettiği Bahçelievler, 435 ada 92 parsel sayılı taşınmazdaki 12 ve 16 No.lu bağımsız bölümler yönündeki talepleri yönünden Bölge Adliye Mahkemesince taşınmazların, parasını davalıya verdiği, davalının bu para ile taşınmazlar satın aldığı iddiasının davacı tarafça usulünce kanıtlanamadığı, sadece satış tarihi itibariyle adına açılan banka hesabına davalı tarafından para yatırılmış olmasının tek başına bu iddianın delili olarak kabul edilemeyeceği gerekçesine yer vermiş ise de bu karara katılabilmek mümkün değildir. Nitekim davalının vekaleten satış suretiyle devrettiği taşınmazların bedelinin kendi uhdesinde kalıp kalmadığının ispatı yönünden davalının delilleri araştırılmalı, hasıl olacak sonuca göre bahsi geçen taşınmazların sağlararası kazandırmalara tabi olup olmadığı değerlendirilmek suretiyle tenkis hesabına dahil edilip edilmeyeceğinin tespit edilmesi gerekirken, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevapyargılamatemyizkararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:01

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim