Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1188
2023/2136
12 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi ve tazminat davasında verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar, davalılar ile iştirak halinde malik oldukları 84 ada 9, 15 ve 16 parsel sayılı taşımazlara davalıların kullanmak suretiyle müdahale ettiklerini ve kullanımlarının engellendiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve tazminata karar verilmesini istemişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar, davacıların taşınmazı kullanmalarına engel olmadıklarını, intifadan men koşulunun gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: **
İlk Derece Mahkemesinin 11.06.2014 tarihli ve 2011/340 Esas, 2014/324 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne; Trabzon ili, ....e ilçesi, ..... Mahallesi 84 ada 9 parsel, 15 parsel ve 16 parseller üzerine kurulu bina üzerindeki davalıların müdahalesinin men'ine, 203.082,93 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, davacı .... yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın mirasçıların davayı takip etmemiş olmaları nedeniyle HMK'nın 150 nci maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin 11.06.2014 tarihli ve 2011/340 Esas, 2014/324 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 02.05.2017 tarih ve 2014/19612 Esas, 2017/2247 Karar sayılı ilamında; dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen tazminat miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi yönünden harç yatırılmadığı, yargılama sırasında sadece tazminat miktarı üzerinden harcın ikmal edildiği anlaşılmaktadır.
-
Kabule göre de, davalılar hakkında paya vaki elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekirken paydaşlık durumu dikkate alınmadan mutlak elatmanın önlenmesine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi farklı tarihlerde tarafların taşınmazdaki pay miktarlarının değiştiği ve buna bağlı olarak talep edilebilecek tazminat miktarında da değişiklik olacağı dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması, davalıların zamanaşımı itirazı bakımından herhangi bir değerlendirme yapılmadan yazılı şekilde sonuca gidilmesi de isabetsizdir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, davacının ileri sürdüğü alacağın ecrimisil değil vekaletsiz iş görme hükümlerine dayalı tazminat isteği olduğu, tanık beyanları ve toplanan deliller doğrultusunda davalıların taşınmaz üzerinde bulunan yapının kira gelirlerini almalarına rağmen davacıya ödeme yapmadıkları, davacının pay oranında kullanımının engellendiği, davacı lehine müdahalenin men'i talep şartlarının oluştuğu anlaşılmakla, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, Trabzon ili, ..... ilçesi, ..... Mahallesi'nde kain 84 ada 9,15 ve 16 parsel sayılı taşınmazlar üzerine kurulu bina üzerindeki davacı ...'in payına davalıların müdahalesinin men'ine, 42.325,23 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ..... yönünden davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ... yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, davacı ... tarafından açılan davanın mirasçıların davayı takip etmemiş olmaları nedeniyle HMK'nın 150 nci maddesi gereği açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle;
-
İlk bozma kararında zamanaşımının dikkate alınması gerektiği belirtilmesine rağmen yerel mahkemece yine 10 yıllık bedele hükmedildiğini,
-
Takas mahsup talepleri yönünden bir karar verilmediğini,
-
.....’in hissesine düşen bedelin davacıya ödenmesinin doğru olmadığını, ......'in önceki yıllara ilişkin alacağını aldığına yönelik dosyaya dilekçe sunduğunu, temlikin geçerli olmadığını,
-
Davacı vekili Av. ... bu dosyada tanıklık yaptığını, bu nedenle vekil olarak davayı takip etmesinin mümkün olmadığını,
-
Bilirkişi tarafından boşta kalan bağımsız bölümlere ilişkin de hesaplama yapıldığını,
-
Davalı müvekkil ...’in kira toplanması ile bir ilgisi olmamasına rağmen aleyhinde ecrimisile hükmedilmesi ve men'i müdahale kararı verilmesinin doğru olmadığını,
-
Dava derdest iken dava konusu binanın, ...’e fiilen devredildiğini, men'i müdahale talebi yönünden davanın konusuz kaldığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, paya vaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil tazminatı istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
-
Değerlendirme
-
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Somut olayın incelemesinde; dava dilekçesindeki içerik, yargılama sırasındaki beyanlar ve Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin bozma ilamında belirtildiği üzere dava, vekaletsiz iş görmeye ilişkin olmayıp, paya vaki elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. Mahkemece hukuki nitelendirmenin hatalı yapılarak zamanaşımı süresinin 10 yıl olarak tespit edilmesi doğru değildir. Ne var ki, zamanaşımı bir def'i olup davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün değildir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.06.2017 tarihli ve 2016/1209 Esas, 2017/1075 Karar sayılı kararında; "...bilindiği üzere davalı, davaya cevap vermek zorunda değildir. Davanın cevapsız bırakılması ya da süresi içinde cevap dilekçesi verilmemesi halinde davalının, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkar etmiş sayılacağı 6100 sayılı HMK'nın 128 inci maddesinde düzenleme altına alınmıştır. Bu kural, HUMK'nın yürürlükte olduğu dönemde de öğreti ve yargı kararlar ile kabul edilmiştir. Ancak, süresinde cevap dilekçesi vermemek suretiyle davanın inkarı ileri sürülen vakıaların inkarı niteliğinde olup bu inkarın zamanaşımı def'ini de kapsadığı söylenemez.
Ayrıca, davalının süresinden sonra verdiği cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def'inde bulunabileceğini kabul etmek ıslah ile kaçırılmış olan sürenin geri getirilmesi, daha doğrusu ıslah ile davaya cevap verilmesi sonucunu doğuracaktır. Oysa ki kanun ile belirlenen süreler kesin olup ıslah kaçırılmış olan süreleri geri getiren bir yol değildir.
Hal böyle olunca, davalı vekilinin zamanaşımı savunmasını içermeyen ve yasal süresi geçtikten sonra verildiğinden hiç verilmemiş kabul edilen (davayı inkar etmiş sayılan) cevap dilekçesi sunduğu, davacının işçilik alacaklarını miktar itibarıyla artırmak suretiyle ıslah etmesi üzerine bu ıslah işlemine karşı da davalı vekilince süresi içinde ibraz edilmeyen ancak cevap dilekçesinin zamanaşımı def'i yönünden HMK'nın 176 ncı maddesi gereği ıslah edildiğini belirten dilekçe verildiği ancak bu dilekçeye karşı davacı vekilince açıkça itiraz edildiği görülmüştür. Dolayısıyla yasal süresi geçtikten sonra verilen ve davacı tarafın itirazı ile karşılaştığı için hiç verilmemiş sayılan cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle zamanaşımı def'inin ileri sürülemeyeceği kurul çoğunluğunca kabul edilmiştir...” açıklamalarıyla süresinde verilmeyen cevap dilekçesinin ıslah yolu ile dahi zamanaşımı itirazında bulunamayacağı belirtilmiştir. O halde, davalı vekilinin süresinde cevap dilekçesi sunmaması ve sunulan cevap dilekçesinde de zamnaşımına ilişkin açıklama olmaması, bilirkişi raporundan sonra zamanaşımı def'inde bulunulmuş olması ancak bunun da ıslah yoluyla değil bilirkişi raporuna itiraz mahiyetindeki beyan dilekçesiyle yapılması, davacının, yapılan zamanaşımı def'isine karşı muvafakati olmadığını belirtir beyanda bulunması dikkate alındığında, zamanaşımı def'inin usule uygun yapılmadığı değerlendirilmiştir.
-
Dosyada dinlenen tanık beyanlarından dava konusu binada davacı ... tasarrufuna bırakılmış dükkan olduğu belirtildiği halde bu hususta araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetli değildir.
-
Bunun dışında, dava dilekçesinde kiraları toplamaktan sorumlu tutulan ve kiralara ilişkin taleplerinin muhatabı olarak gösterilen davalı ... olduğu halde, diğer davalı ...'in de hükümde belirlenen tazminat miktarından davalı ... ile beraber sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
-
Ayrıca, her ne kadar hükümde dava konusu taşınmazların ada parsel numaraları gösterilerek müdahalenin men'i talebinin kabulüne karar verilmiş ise de; dava konusu taşınmazlar hüküm tarihinden önce pasife alınmış olup, güncel tapu kayıtlarının dosyaya getirtilmesi ve buna göre işlem yapılması gerekirken güncelliğini yitirmiş kayıtlar üzerinden hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:23