Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/8478
2023/2031
6 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2021/914 E., 2021/1053 K.
DAVA TARİHİ: 13.04.2018
KARAR: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/307 E., 2020/551 K.
Taraflar arasındaki yargılanmanın yenilenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince yargılanmanın yenilenmesi talebinin (aktif husumet yokluğu nedeniyle) usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1 b 1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; ...ili, ...ilçesi, ... Mahallesi, 224 ada 74 parsel ve ...ilçesi, ... Mahallesi, 38343 ada 25 parselde ve ...ilçesi, ...Mahallesi, 27558 ada, 20 parselde kayıtlı tarla vasıflı tarım arazilerinin önceki malikinin davalılardan ... olduğunu; aynı mahkemenin 2017/832 E. 2018/20 K. sayılı dosyasından devam eden tapu iptal ve tescil istemli dava neticesinde; davalı ... tarafından dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak ve 5403 sayılı Kanun hükümleri dolanmak üzere muvazaa yaratıldığı göz önünde bulundurulmadığı için taşınmazların, 6100 sayılı HMK nun 375/1 h hükmü hilafına huzurdaki davanın davalıları adına hükmen tescil edildiğini beyan ederek; Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 E. 2018/20 K. sayılı hükmünün iptali ile taşınmazların eski malik ... adına tescilini talep etmiştir.
Yargılanmanın yenilenmesi istenilen Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 Esas 2018/20 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde; davanın sözlü yapılan inanç sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemiyle davacı ... ve diğer elli dokuz (59) kişi tarafından davalı ...'e karşı açıldığı, yargılama sırasında verilen cevap dilekçesiyle davalı ...'in davayı kabul etmesi üzerine; davanın kabulüne, ...ili, ... ilçesi, ...Mahallesi, 224 ada, 74 parsel ve .. ilçesi, ... Mahallesi, 38343 ada, 25 parsel ve Meram ilçesi, Karahüyük Mahallesi, 27558 ada 20 parselde kayıtlı taşınmazların davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacılar adına 1/60'ar hisse ile tesciline dair verilen kararın, 24/01/2018 tarihinde istinaf kanun yoluna başvurmaktan taraflarca feragat edilmesi üzerine kesinleştiği anlaşılmıştır.
II. CEVAP
1.Davalılar vekili; haksız ve dayanaksız açılan davanın reddini, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... Soyadan; tamamen iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığını, satın alma işlemlerinin resmi yollardan yapıldığını beyan ederek; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Yargılamanın yenilenmesi ve hükmün iptali kurumu, 6100 sayılı HMK’nun 374 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Üçüncü kişilerin dava açma ehliyetini düzenleyen HMK'nun 376. maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler." şeklindedir. Madde metninden üçüncü kişinin kim olduğu açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Buna göre üçüncü kişiler; ya davanın taraflarından birisinin alacaklıları, ya aleyhine hüküm verilen (davalının) yerine geçenler ya da borçlularıdır. Görüleceği üzere üçüncü kişiler tahdidi olarak sayılmıştır. Bu anlamda, hükmün iptalini isteyen Tarım İl Müdürlüğünün, HMK 376. maddesinde düzenlenen üçüncü kişi olmadığı açıktır. Kaldı ki hükmün iptalini isteyen kurumun da bu yönde bir iddiası bulunmamaktadır...Yine hükmün iptali talep gerekçelerinin de HMK 375. maddesinde tahdidi sayılan hiçbir sebebe dayanmadığı, bu durumda hükmün iptalini isteyenin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı..." gerekçesiyle; yargılamanın iadesi talebinin usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; müvekkili idarenin taraf ehliyetinin, kanundan kaynaklandığını, 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinde sayılan görevlerinden bir kısmının bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretimin geliştirilmesi, gıda üretim, güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanılmasının sağlanması gibi ana faaliyet konularının gerçekleştirilmesine yönelik çalışmalar yapmak; gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlemek, uygulanmasını izlemek ve denetlemek, toprağın korunması ve bölünmesinin önlenmesi olup bu kapsamda yapılan yargılanmanın iadesi müracaatının elzem olduğunu, idarenin görevini yerine getirmesini engelleyen mahkeme hükmünün iptali gerektiğini, davacı idarenin toprağın korunması, geliştirilmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazi büyüklerinin belirlenmesi ve bölünmelerinin önlenmesi, tarımsal arazi ve yeter geliri tarımsal arazilerin öncelikle sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak planlı kullanımını sağlama görevlerinin bulunduğunu, 6. maddesinde, Vali başkanlığında kurulan Toprak Koruma Kurulunun, toprak korumayı ve bununla ilgili sorunları giderici önlemleri almakla görevlendirildiğini, 8/ç maddesi ile yeter gelirli tarımsal arazinin korunması amacıyla idarelerine dava açma, 19. maddesi ile denetim görevi verildiğini, 5403 sayılı Kanuna aykırı hükmün iptali gerektiğini, Bakanlıklarının mirasçı veya tarım arazisini satın alacak taraflardan biri olmadığı halde, tarım arazisinin bütünlüğünün korunması için dava açmakla yetkili ve görevli kılındığını, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olmasının, resmi şekilde düzenlenmiş bulunmalarına bağlı olduğunu, dünyadaki benzer örneklerde olduğu gibi, ehil mirasçı kavramı ortaya atılarak aslında tarım arazisinin işleyene devredilmesinin amaçlandığını, aynı zamanda tarım arazilerinin satışı/hisseli satışı, asgari tarımsal arazi büyüklükleri ve yeter geliri tarımsal arazi büyüklükleri normları dikkate alınarak kısıtlandığını, yapılan bu yasal düzenlemeler ile tarım arazilerinin işletilmesinde verimliliğin artırılmasının amaçlandığını beyan ederek; istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"...İlk Derece Mahkemesince; HMK'nın 376. maddesinde yargılamanın iadesini isteyebileceklerin sınırlı olarak sayıldığı, davacı Valiliğin HMK'nın 376 ncı maddesinde sayılanlar kişilerden olmadığı belirtilerek davanın usulen reddine karar verilmiştir.
Öncelikli ihtilaf; davacı Valiliğin eldeki davayı açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Danıştay 6. Dairesi 2014/8184 Esas 2015/1 Karar sayılı ilamında "Bu durumda, uyuşmazlığın belirtilen niteliği, (mutlak) tarım toprağının korunması amacıyla İl Toprak Koruma Kurulunun yasal olarak üstlendiği görevler ve aldığı kararların idari icrai ve bağlayıcılık yönü birlikte dikkate alındığında, davacı İstanbul Valiliği İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünün bu davayı açabileceği sonucuna varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında ve kanunun amacını gerçekleştirebilmek için Valiliğin dava açma ehliyetinin bulunduğuna hükmetmiştir. Bu emsal ilam dikkate alındığında davacı Valilik veya Tarım ve Orman Bakanlığı 5403 sayılı yasanın 5 ve 6. maddesi itibariyle denetim yetkisine sahip olup bu nedenle bu yasadan kaynaklanan ihtilaflar itibariyle aktif dava ehliyetleri vardır.
İkincil ihtilaf ise; davacı Valiliğin yargılamanın iadesini istediği Konya 1. AHM'nin 2016/520 Esas 2016/499 Karar sayılı davasında taraf olmaması nedeniyle HMK nın 376. maddesi itibariyle 3. kişi kabul edilip edilmeyeceği, yargılamanın yenilenmesini talep hakkı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HMK'nın 376. maddesinde "Davanın taraflarından birisinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak, kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler." denilmekte olup Valilik, Konya 1. AHM'nin 2016/520 Esas 2016/499 Karar sayılı dosyasının tarafı olmadığı gibi aleyhine hüküm verilen ...'in herhangi bir şekilde alacaklısı, borçlusu veya başkaca bir hukuki kurum itibariyle yerine geçen değildir. Bu nedenle 5403 sayılı yasa itibariyle davacı Valiliğin "aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçen" kavramı içerisine girmesi mümkün değildir. (Emsal, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2020/1619 E. ve 2021/618 K. sayılı ilamı)
Eldeki davada aynı zamanda yargılamanın yenilenmesi ile birlikte tapu iptal ve tescil de talep edilmişse de bir mahkeme kararının başka bir mahkeme kararı ile ortadan kaldırılması mümkün olmadığından, yargılamanın iadesi talebi yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesindeki başvuru nedenleriyle hükmü temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
-
6100 sayılı HMK’nın 375 inci maddesinde yargılamanın yenilenmesi sebepleri emredici olarak ve sınırlı sayıda düzenlenmiştir.
Madde 375/1: "Aşağıdaki sebeplere dayanılarak yargılamanın iadesinin talep edilebilebilir:
a)Mahkemenin kanuna uygun olarak teşekkül etmemiş olması;
b)Davaya bakması yasak olan yahut hakkındaki ret talebi, merciince kesin olarak kabul edilen hâkimin karar vermiş veya karara katılmış bulunması;
c)Vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması;
ç)Yargılama sırasında, aleyhine hüküm verilen tarafın elinde olmayan nedenlerle elde edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması;
d)Karara esas alınan senedin sahteliğine karar verilmiş veya senedin sahte olduğunun mahkeme veya resmî makam önünde ikrar edilmiş olması;
e)İfadesi karara esas alınan tanığın, karardan sonra yalan tanıklık yaptığının sabit olması;
f) Bilirkişi veya tercümanın, hükme esas alınan husus hakkında kasten gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun sabit olması;
g) Lehine karar verilen tarafın, karara esas alınan yemini yalan yere ettiğinin, ikrar veya yazılı delille sabit olması;
ğ)Karara esas alınan bir hükmün, kesinleşmiş başka bir hükümle ortadan kalkmış olması;
h)Lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması;
ı)Bir dava sonunda verilen hükmün kesinleşmesinden sonra tarafları, konusu ve sebebi aynı olan ikinci davada, öncekine aykırı bir hüküm verilmiş ve bu hükmün de kesinleşmiş olması;
i) Kararın, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması;
(2) Birinci fıkranın (e), (f) ve (g) bentlerindeki hâllerde yargılamanın iadesinin istenebilmesi, bu sebeplerin kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyet kararı ile belirlenmiş olması şartına bağlıdır. Delil yokluğundan başka bir sebeple ceza kovuşturmasına başlanamamış veya mahkûmiyet kararı verilememiş ise ceza mahkemesi kararı aranmaz. Bu takdirde dayanılan yargılamanın iadesi sebebinin, yargılamanın iadesi davasında öncelikle ispat edilmesi gerekir."
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Davacı Konya Valiliği vekili, Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/832 E. 2016/20 K. sayılı ilamı alınırken söz konusu davanın taraflarının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8. maddesindeki tarım arazilerinin bölünmesi ile pay ve paydaş adedinin artırılmasına ilişkin yasal engeli dolanmak suretiyle bertaraf etmek için mahkemeye başvurduklarını, yine davalı ...'in muvazaalı olarak cevap dilekçesinde davayı kabul ettiğini, mahkemenin ise yasal sınırlamaları ve tarafların gerçek niyetlerini dikkate alınmadan davanın kabulü ile taşınmazlarda davalı ...'e ait payı iptal ederek altmış (60) davacının her birinin 1/60'ar payı olacak şekilde tescile hükmettiğini, taşınmazı bir nev'i parsellere ayıracak şekilde karar verdiğini, böylelikle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununun 8. maddesindeki tarım arazilerinin bölünmesi ile pay ve paydaş adedinin artırılmasına ilişkin yasaklamayı bertaraf etmek için mahkemeleri kullanarak bir çok mahkemeden benzer kararların çıkmasına neden olduklarını belirtip yargılamanın yenilenerek hükmün iptalini ve taşınmazın bölünme öncesi olduğu gibi eski maliki adına tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.
Davalı ise, davacının eldeki davayı açma yetkisi olmadığını, Anayasaya aykırılık teşkil ettiğini, böyle bir yetkisinin olduğu kabul edilse bile HMK'nın 376. maddesi uyarınca davacı Valiliğin yargılamanın iadesini isteyemeyeceğini belirtmek suretiyle davanın reddini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; HMK'nın 376. maddesinde yargılamanın iadesini isteyebileceklerin sınırlı olarak sayıldığını davacı Valiliğin HMK 376. maddesinde sayılanlardan hiçbiri olmadığını belirtip davanın usulen reddine karar vermiştir.
Uyuşmazlık; davacı Valiliğin eldeki davayı açma ehliyetinin olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Somut uyuşmazlıkta; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanununu ve 639 sayılı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığnın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kapsamında davacı kamu idaresinin, kamusal menfaatleri gözetmek suretiyle faaliyetlerini yürütme yükümlülüğü bulunması kapsamında, davada taraf ehliyeti bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple; ilk derece mahkemesince aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine ve bölge adliye mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
-
O halde mahkemece; davacı Kamu İdaresinin aktif husumet ehliyetinin de bulunduğu göz önünde bulundurularak davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
İlk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA,
Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:17:44