Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/705

Karar No

2023/1996

Karar Tarihi

6 Nisan 2023

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

İLK DERECE MAHKEMESİ: KDZ.Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar ... ve ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılar ..., ... ve ...'nin kardeş olduklarını, diğer davalı ...'in ise ...'in oğlu olduğunu ve muris tarafından Kdz. Ereğli 2. Noterliği'nin 19.06.1998 tarihli ..... yevmiye No.lu vasiyetnamesi ile mirasçı tayin edildiğini, murisin ölümünden sonra yasal mirasçıların ve atanan mirasçının bir araya gelerek miras ile ilgili anlaşmaya vardıklarını, anlaşma sonucu Kdz. Ereğli....... Noterliğinin 12 Kasım 1998 tarihli .... yevmiye No.lu miras taksim sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşmeye göre taksim edilen yerlerde tarafların kullanımının oluştuğunu ve müvekkilinin de sözleşmenin tesisinden bugüne kadar davaya konu yeri kullandığını, ancak davalıların bir kısmının sözleşmeye uygun kullanıma rağmen tapuda devir işlemlerine yanaşmadığını beyanla, Ereğli ilçesi, Ormanlı Sarıkaya Mahallesi 117 ada 106 parsel, 117 ada 59 parsel, 117 ada 52 parsel, 120 ada 29 parsel ve 121 ada 6 parsel sayılı taşınmazların müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline yine 127 ada 3 parselde kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydının iptaliyle üzerinde mevcut bulunan girişte sağ tarafta bulunan 5 No.lu dükkana, ikinci kattaki daireye yine aynı taşınmaz üzerinde bulunan çekme kat daireye bağımsız bölüm numaraları verilerek bu bağımsız bölümlerin müvekkili adına tesciline bu şekilde tescilin mümkün olmaması halinde belirtilen kısımların müvekkiline ait olduğunun tapunun beyanlar hanesine tesciline ve ayrıca dava sonuçlanıncaya kadar tapu kayıtlarına devir yasağı konulmasına veya davalıdır şerhi konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı ...'un cevap dilekçesinde; davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.

  2. Davalı ..., 27.12.2017 tarihli duruşmada davayı kabul ettiğini söylemiştir.

  3. Davalı ...; 27.12.2017 tarihli duruşmada davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

  1. Dava konusu taşınmazların muris ...'dan kaldığı, muris ...'un bir kısım taşınmazlarını torunu olan davalı ...'a vasiyet ettiği, murisin ölümünden sonra yasal ve atanmış mirasçıların tümünün katılımıyla TMK'nın 676 ve 677 nci maddesindeki şekil şartlarına uygun olarak noterde miras taksim sözleşmesinin 12.11.1998 tarihinde düzenlendiği, bu taksim sözleşmesine göre her bir mirasçının kendisine taksim edilen kısmı kullandığı anlaşıldığı gerekçesiyle 117 ada 106 parsel, 171 ada 59 parsel, 171 ada 52 parsel, 120 ada 29 parsel ve 121 ada 6 parsel yönünden açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne, 127 ada 3 parsel sayılı taşınmazdaki dükkan, daire ve çekme kata bağımsız bölüm verilerek bu şekilde tapuya kayıt edilmesine ilişkin talebinin ise taşınmaz üzerinde bulunan yapıda kat mülkiyetinin bulunmadığı, taşınmazın tescilli olmadığı ve taşınmazın bir kısmının imar yolunda kaldığından imar durumuna göre tescillenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle bu parsel yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine,

  2. Davacı vekilinin 127 ada 3 parselde bulunan taşınmazların tapunun beyanlar hanesine tesciline ilişkin talebi açısından; TMK'nın 1010 uncu maddesinde hangi hususların tapuya şerh verileceğinin yazılı bulunduğu, davacı vekilinin isteğinin TMK'nın 1010 uncu maddesi kapsamında olmadığı anlaşıldığından anılan hüküm gereğince tapuya şerh olanağının bulunmadığı, ne var ki, HGK'nın 07.05.1986 tarih ve 1985/1 281 Esas, 490 Karar sayılı kararında; "Evin kendisine ait olduğu konusunda tapu kütüğüne şerh verilmesi mümkün değil ise de; beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesi gerekir" denildiğini, davacı vekilinin talebinin tapu kütüğünün beyanlar hanesine yazılması şeklinde yorumlanması gerektiğinden 127 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan tescilsiz iki katlı kargir binanın giriş sağ tarafta bulunan 5 No.lu dükkan, çekme kat ve ikinci kattaki dairenin davacıya ait olduğunun tespitine ve TMK'nın 1012 nci maddesi uyarınca tapu kaydının beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalılar ... ve ... istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal sürede açılmadığını, mahkemenin bu hususta gerekli araştırmayı yapmadığını, dosyada mevcut delil durumuna göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, diğer davalılar ... ile ...’in yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmamaları ve tamamının kendilerine yükletilmesinin de hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;

  1. Tarafların murisi ...’un 14.07.1998 tarihinde ölümünden sonra 12.11.1998 tarihinde yasal ve atanmış mirasçıların tamamının bir araya gelerek noterde düzenleme şeklinde miras taksim sözleşmesi yaparak muristen kalan taşınmazları kendi aralarında rızaen taksim ettikleri, noterde miras taksim sözleşmesi düzenlenirken tarafların sözleşme içeriğinin iradelerine uygun olduğunu beyan ederek sözleşmeyi imzaladıkları, anılan sözleşmede dava konusu taşınmazların davacıya isabet ettiğinin kararlaştırıldığı, anılan sözleşmenin TMK’nın 676 ncı madesindeki şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği, davaya konu miras taksim sözleşmesinin kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra yapıldığı, 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanması imkanı bulunmadığı anlaşıldığına göre mahkemece dava konusu 127 ada 3 parsel sayılı taşınmaz dışındaki diğer taşınmazlar bakımından davanın kabulüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalılar ... ile ...’nin dava konusu 127 ada 3 parsel sayılı taşınmaz dışındaki dava konusu taşınmazlara yönelik istinaf itirazları bu bakımdan yerinde olmadığı,

  2. Bu hususta açık istinaf yok ise de; HMK'nın 355 inci maddesi kapsamında kamu düzeni gereği yapılan incelemede; Türk Medeni Kanunu’nun “Beyanlar” başlıklı 1012 nci maddesine göre taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar tüzükle belirleneceğini, özel kanun hükümleri saklı olmak üzere Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60 ıncı maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususların tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılacağı, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemeyeceği,

  3. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 19/2 nci maddesinin, muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetine ve tapunun beyanlar sütununda gösterilmesine izin veren özel yasal düzenleme getirdiğini, anılan kanun maddesinde, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlardan birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilebileceğinin belirtildiğini,

  4. Kadastro Kanunu'nun, kadastro bölge ve çalışma alanlarında üzerinde çalışma yapılan taşınmazlara uygulanan özel nitelikli bir kanun olduğunu, 33 üncü maddesinde, Kadastro Kanunu'nun uygulandığı alanların dışında da uygulanabilecek genel nitelikli maddelere yer verildiğini 19 uncu madde, genel nitelikli maddeler arasında sayılmadığını, buna göre ancak, aynı Kanun'un 12/3 üncü maddesi gereğince, on yıllık hak düşürücü süre içinde kadastrodan önceki nedenlere dayanılarak genel mahkemelerde açılan davalara 19 uncu madde uygulanacağını ve iddianın kanıtlanması halinde muhdesatın mülkiyetinin arz malikinden başkasına aidiyeti ile tapunun beyanlar hanesine tesciline karar verilebileceğini,

  5. Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesinde hüküm altına alınan on yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup hak düşürücü nitelikte ve olumsuz dava koşulu olduğunu, hak düşürücü sürenin geçmesinin işin esasının incelenmesini önleyeceğini, hak düşürücü sürenin tüm def’i ve itirazlardan önce göz önünde bulundurulacağını, yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi görevden ötürü hakim tarafından da kendiliğinden dikkate alınacağını,

  6. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıklarının beyanları ile keşif sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporu dikkate alındığında, dava konusu 127 ada 3 parsel üzerinde bulunan 3,5 katlı yapının kadastro tespit tarihinden önce 1978 1983 yıllarında yapıldığının belirlendiği, kadastro tespitinin ise 1990 yılında yapılıp 1992 yılında kesinleştiği, eldeki davanın açıldığı 12.05.2017 tarihine göre Kadastro Kanunu’nun 19/II nci ve 12/3 üncü maddeleri uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşılmakla, mahkemece dava konusu 127 ada 3 parsel bakımından muhdesat şerhi verilmesine yönelik talebin de reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı,

  7. Davalılar ... ile ...’nin yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretine yönelik istinaf itirazlarına gelince; davalılar ...ile ...in ön inceleme aşamasından önce davayı kabul ettikleri ve davanın açılmasına sebebiyet vermedikleri anlaşıldığından, yargılama giderleri, harç ve vekalet ücretinin diğer davalılar ... ile ...’den tahsiline karar verilmesi doğru ise de, miras payları gözetilmeden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi doğru olmadığı, kabule karar verilen dava konusu taşınmazların/taşınmaz hisselerinin teknik bilirkişi raporu ile dava tarihi itibariyle tespit edilen değerlerinin toplam 119.666,16 TL olduğu, bu miktarın davalılar ... ile ...’nin miras payları olan toplam 2/5’i olan 47.866,46 TL üzerinden hesaplanacak vekalet ücretinin adı geçen davalılara yükletilmesi gerektiği, yine bu miktarın tüm davalıların miras payları olan toplam 4/5’i olan 95.732,92 TL üzerinden hesaplanacak harcın 2/5’ine isabet eden kısmının davalılar ... ile ...’den tahsiline, bakiye 2/5’ine isabet eden kısmının davacıdan tahsiline, yargılama giderlerinin ise kabul ret oranına göre hesaplanacak kısmının 2/5’inin davalılar ... ile ...’den tahsiline, bakiye 2/5’ine isabet eden kısmın davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalılar ... ile ...’ın istinaf istekleri yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti ile HMK’nın 355 inci maddesi uyarınca kamu düzeni bakımından yerinde bulunduğundan kabulü ile HMK'nın 341 ve devamı maddeleri gereğince Kdz. Ereğli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.06.2018 tarih ve 2017/100 Esas, 2018/130 Karar sayılı kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm tesisi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;

  1. 127 ada 3 parsel sayılı taşınmaz bakımından muhdesat şerhi verilmesine yönelik talebin reddine, vekalet ücreti, yargılama gideri ve harçlara ilişkin daha düşük ücretlere hükmedilmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu,

  2. Davanın kadastro sonrasında yapılan miras taksimi sözleşmesine göre yani kadastro sonrası sebebe dayalı olarak açılmasına rağmen 127 ada 3 parsel sayılı taşmmaz üzerindeki muhdesata yönelik talebin Kadastro Kanunu'nun 12/3üncü maddesine dayanılarak reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu,

  3. Ayrıca işbu dosya davalısı ... tarafından 12.11.1998 tarihli miras taksim sözleşmesine dayalı olarak açılan tapu iptali ve tescil davasında Kdz. Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/417 Esas, 2019/273 Karar sayılı dosyasında 127 ada 3 parsel üzerindeki binanın diğer bölümlerine ilişkin olarak davalı ... adına tapunun beyanlar hanesine şerh yazılmasına karar verildiğini, kararın Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 2020/931 Esas, 2020/1021 Karar sayılı dosyası ile istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiğini, aynı miras taksim sözleşmesi için açılan iki farklı davada farklı karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini,

  4. İstinaf incelemesi sonrasında davalılar lehine daha düşük vekalet ücreti, yargılama gideri ve harca hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, miras taksim sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 611 inci maddesi.

  3. Değerlendirme

  4. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  5. 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 611 inci maddesi uyarınca miras ortaklığına (terekeye) dahil taşınmazlara ilişkin miras taksim sözleşmesinin geçerliliği için tüm mirasçıların katılımı ile adi yazılı şekil yeterlidir. Miras paylaşımı (taksim) ancak taksim sözleşmesinin yapıldığı sırada miras ortaklığına dahil, paylaşılmamış olan miras mallar için söz konusudur. Paylı mülkiyete dönüştürülmüş ya da diğer mirasçıların oluruyla bir veya birkaç mirasçı adına tescil edilen durumlarda miras taksim sözleşmesi yapılması sonuç doğurmaz.

  6. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:17:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim