Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1015
2023/1925
3 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve temyiz incelemesinden geçen muhdesatın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; vekil edeninin dava konusu yapılarının Hazinenin taşınmazında baraj kamulaştırma sahasında kaldığından bahisle ev, ahır, tandırlık, tuvalet, sondaj kuyusu ve ağaçların müvekkili tarafından meydana getirildiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, taşınmazın mera vasıflı olması nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 14.04.2015 tarihli ve 2015/12 Esas, 2015/111 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne, 589 No.lu mera parselinde yer almakla, 13.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda A harfi ile gösterilen 109 m2 ev, B harfi ile gösterilen 170 m2 ahır, C harfi ile gösterilen 11 m2 tandır, D harfi ile gösterilen 4 m2 tuvaletin ve 45 metre derinliğindeki kuyunun davacı tarafından yapıldığının, 23 adet kavak, 13 adet söğüt, 6 adet elma, 1 adet dut ağacının davacı tarafından dikildiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2018/1690 Esas, 2020/6161 Karar sayılı kararıyla; davalı Hazine'ye dava dilekçesinin tebliğ edilmediği, tensip zaptı ile birlikte tahkikat duruşma günü tayin edilip usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan keşif icra edildiği, taşınmazın kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığının tespiti yapılmadan kabul kararı verildiği, davalı Hazine'nin savunma hakkı ihlal edilerek, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulmasının doğru olmadığı belirtilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/37 Esas, 2022/65 Karar sayılı kararıyla; Muş Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü Milli Emlak Müdürlüğünce dava konusu taşınmazın tamamının Alparslan 2 Barajı HES projesinden dolayı hali hazırda su altında olduğunun bildirildiği belirtilerek, bozma öncesi yapılan keşif, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ile tanzim edilen bilirkişi raporları nazara alınmakla, davanın kısmen kabulüne, 589 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 13.03.2015 tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 109 m2 ev, B harfi ile gösterilen 170 m2 ahır, C harfi ile gösterilen 11 m2 tandır, D harfi ile gösterilen 4 m2 tuvaletin, 45 m derinliğindeki su kuyusunun davacı tarafından yapıldığının, 6 adet elma, 1 adet dut ağacının davacı tarafından dikildiğinin tespitine, 23 adet kavak ve 13 adet söğüt ağacı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyizinde, dava konusu yerin mera parseli içinde kaldığını, ayrıca davacının ölmüş olup mahkemece bu hususta eksikliklerin tamamlanmadığını ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muhdesatın tespiti istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106 ıncı maddesi, 114 üncü maddesinin 1 inci fıkrası, 115 inci maddesi
-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 684 üncü, 718 inci, 724 üncü, 728 inci, 729 uncu ve 1012 inci maddeleri,
-
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Mülkiyet hakkı" başlıklı 35 inci maddesi
-
Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60 ıncı maddesi
-
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun "Tapuda kayıtlı olmayan taşınmaz malların tescili ve zilyedin hakları" başlıklı 19 uncu maddesinin (26.05.2004 tarihinde 5177 sayılı Kanunun 17 inci maddesi ile eklenen) ek fıkrası
-
Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 sayılı Kanun 106) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararın bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (6100 sayılı Kanun 114/1, 115).Öğretide ve Yargıtayın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 19 uncu maddesine eklenen ek fıkra hükmüne göre, başkası adına tapulu veya tapusuz bir taşınmazın kamulaştırılması halinde, taşınmazda malik olmayan ancak üzerindeki muhdesatı meydana getiren kişilere muhdesatın kamulaştırma bedelinin kendisine verilmesini sağlama amacıyla zilyetliği tespit davası açma hakkı tanınmış ise de, kamuya ait mera, yaylak, kışlak, genel harman yeri, orman, aktif dere yatağı niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacakları, bu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceği, bu nedenle de bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde meydana getirilen muhdesata hukuki değer verilemeyeceği göz önüne alınmalıdır.
-
Talebin niteliği gözetilerek davacıların talebinin bir yandan da mülkiyet hakkının ihlali açısından incelenmesi gerektiğinden (Anayasa Mahkemesinin 29.05.2019 tarihli ve 2016/58283 numaralı .... başvurusu), davacıların, Hâzineye ait ve özel mülkiyete konu olamayacak bir taşınmazı kullanması sebebiyle haksız zilyet durumunda olduğu açık olmakla birlikte, mülkiyet hakkı sahibi davalı tarafça davacıların taşınmazdan tahliyesi yoluna gidilip gidilmediğinin, ecrimisil bedeli tahsil ettirilip ettirilmediğinin, davacıların yapı yaparak ve/veya ağaç dikerek, yetiştirerek taşınmazı kullanması nedeniyle muhdesatların davacılar yararına ekonomik bir değeri bulunduğundan, yapılar ve ağaçlar yönünden davacıların Anayasa’nın 35 inci maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığı, yapılan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıyıp taşımadığı, müdahalede kamu yararına dayalı bir amaç olup olmadığı hususları yanında davacıların mülkiyet hakkına yapılan müdahaleyle gerçekleştirilmek istenen amaç ile bu amacı gerçekleştirmek için kullanılan araçlar arasında makul bir ölçülülük ilişkisinin bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, bu değerlendirmede ölçülülük ilkesinin elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluştuğunun gözetilmesi, özellikle kamusal makamların tutum ve davranışlarının inceleme konusu yapılması, olayın gelişiminde kamu makamlarının edilgen tutumu sebebiyle bütün zarara tek başına davacıların katlanması sonucuna yol açılıp açılmayacağının, şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyip yüklemeyeceğinin, davacıların mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması gereken adil dengenin davacılar aleyhine bozulup bozulmadığının ve müdahalenin ölçülü olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.
-
Değerlendirme
Dosyanın incelenmesinde, dava konusu muhdesatın üzerinde bulunduğu 589 parsel sayılı taşınmazın tapu kütüğünde Varto Kadastro Mahkemesinin 1971/21 Esas sayılı dosyasında davalı olduğu şerhinin bulunduğu, ancak bozma sonrası Mahkemece yapılan yazışmalarda sehven "389" parsel yazılmış olduğu için dava konusu 589 parsel sayılı taşınmazın ilk tespitine ve tesciline ilişkin belgelerin temin edilmemiş olduğu, ayrıca dosya arasında bulunan bilirkişi raporu ekindeki kroki koordinatsız olduğundan dava konusu edilen muhdesatın 589 parsel sayılı taşınmazın hangi bölgesinde bulunduğunun, kamulaştırma sahasında kalıp kalmadığının anlaşılamadığı görülmektedir. Mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez. Mahkemece, 589 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile birlikte istenerek temin edilmesi, taşınmazın davalı olduğu Varto Kadastro Mahkemesinin 1971/21 Esas sayılı davasının akıbetinin araştırılarak ilamın bir örneğinin dosya arasına alınması, toplanan ve toplanacak tüm deliller çerçevesinde, dava konusu muhdesatın taşınmazın hangi kısmında olduğunun ve kamulaştırma alanında kalıp kalmadığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, kamulaştırma alanında kalmadığının tespiti halinde davacının davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığının gözetilmesi, kamulaştırma alanında kaldığının tespiti halinde ise, 2942 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesine eklenen ek fıkra hükmü göz önüne alınarak ve yukarıda İlgili Hukuk bölümü 6 ıncı bendinde açıklanmış olan hususlar ışığında davacının Anayasa’nın 35 inci maddesi kapsamında korunmaya değer bir menfaatinin bulunup bulunmadığı da değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:19:33