Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/528
2023/1840
30 Mart 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda; Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davalı ile Mersin ili, Toroslar ilçesi, Osmaniye Mahallesi, 405 ada 70 No.lu parselde bulunan 1 No.lu bağımsız bölümün tapuda müşterek malikleri olduklarını, tarafların Ocak 2013 tarihinde evlendiklerini ancak, kısa bir süre sonra Konya 1. Aile Mahkemesinin 2013/120 Esas, 2013/458 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, birkaç ay sonra davalının Mersin'de oturmak kaydı ile tekrar bir araya gelebileceklerini, taşınmazın müşterek mülkiyet şeklinde üzerine yapıldığında nikah tazeleyebileceklerini belirterek davacıyı bir araya gelmeye ikna ettiğini, davacının başka bir dairesini satarak parasının tamamını kendisi ödemek sureti ile dava konusu taşınmazı müştereken davalı ve kendisi adına tapuya tescil ettirdiğini, kısa bir süre sonra davalının davacıya ait 15.000,00 TL nakit parasını alarak ve davacıya uyuşturucu hapa benzer bir ilaç içirmek sureti ile evi terk ettiğini, birkaç gün geçmesine rağmen geri dönmeyip telefonlara da cevap vermeyince davacının hırsızlık ve dolandırıcılık suçlarından savcılığa başvurduğunu, davalının, davacının iyi niyet ve saflığından istifade ederek tapuyu üzerine aldığını belirterek, dava konusu taşınmazdaki davalı adına olan hissenin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi ekli duruşma gün ve saatini bildirir ihtaratlı davetiyeler tebliğ edilmiş, taraf teşkili sağlanmış, davalı davaya cevap vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.03.2016 tarihli ve 2014/57 Esas, 2016/145 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece; ''...Davaya konu taşınmaz resmi tapu sicilinde kayıtlı ve resmi senet ile satışı yapıldığından resmi senede karşı her türlü iddianın yazılı delil ile ispatlanması gerekir. Dolandırıcılık iddiasına yönelik olarak; Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmalarda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ve dinlenen davacı tanıkları tarafından da dolandırıcılık hususunun bizzat görülmemiş olduğu ifade edilmiştir. Böylece davacı tarafından dolandırıcılık iddiası ispat edilmemiş olduğundan yemin teklif etme hakkı hatırlatılmış, davacı vekili tarafından yemin teklifinde bulunularak yemin metni sunulmuş, davalıya yemin metni ekli HMK'nın 228/2 nci maddesinde belirtilen ihtaratı içerir davetiye usulüne uygun tebliğ edilmesine rağmen duruşmaya katılmamıştır. Bu nedenle yemin teklif edilen vaıkaları ikrar etmiş sayılmıştır.'' gerekçeleri ile davanın kabulüne karar vermiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vasisi temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi 03.06.2020 tarihli ve 2016/15468 Esas, 2020/3328 Karar sayılı kararı ile; ''Dava dilekçesi, duruşma günü ve diğer bir kısım tebligatların davalıya Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davada davalı ...'ya çıkarılan tebligatlar incelendiğinde; dava dilekçesi, duruşma günü ve diğer bir kısım tebligatların Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata "Muhatabın halen bu adreste ikamet ettiği ancak geçici olarak adreste bulunmadığı ... beyanından anlaşılmıştır. Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesine göre tebligat yapılmıştır" yazıldığı ancak komşusunun imzasının alınmadığı görülmüştür. Bu durumda tebligat işleminin kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Oysa Tüzüğün 28 inci maddesinin 1 inci fıkrası hükmünün aynen yerine getirilmesi halinde tebligat memurunun gerçekten muhatabın adresine gittiği ve adreste bulunmadığı tevsik edilmiş ve tebligatın Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinde öngörülen koşullara uyularak yapıldığı kabul edilebilir.
Savunma hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesi ile güvence altına alınmış olup, 6100 sayılı HMK'nın 27 inci maddesinde de "Hukuki Dinlenilme Hakkı" başlığı altında ayrıca düzenlenmiştir. Hakim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hakim iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafları duruşmaya çağırmak zorundadır.
Somut olayda, davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan ve savunması alınmadan işin esasına girilerek karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.'' gerekçesi ile bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak davalıya usulüne uygun tebligat yapılmış, dava konusu taşınmazda hissenin varlığını ispat yönünden yemin teklifinde bulunmuş, talimat yolu ile davalıya yemin metni ekli ihtaratlı davetiye çıkartılmış, talimat mahkemesince alınan imzalı beyanı ile davacının iddia ettiği hususlara dair usulüne uygun olarak teklif edilen yemin eda ettirilmiş, bu nedenle kesin delil niteliğinde olan davalının yemini nedeniyle davacının davasının reddine karar niteliğinde olan davalının yemini nedeniyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı mirasçısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tebligatların usulüne uygun yapılıp yapılmadığının mahkemece kontrol edilmesi gerektiğini, bozma sonrasında vasilik ile ilgili kısıtlılığın sürüp sürmediğinin araştırması gerektiğini, davanın yazılı deliller ve tanık beyanları ile ispatlandığını, davalının yemin ettirildiği metin ile davacı vekilinin hazırladığı yemin metninin farklı olduğunu, dolandırıcılık iddiasının yeterli araştırılmadığını, tüm dosya kapsamından davalının hile ile davacıyı aldattığının sabit olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14 516 E. 2015/2838 K. sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.
- Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, davacının yazılı delil veya yazılı delil başlangıcına dayanmadığı, davacının iddia ettiği hususlara dair usulüne uygun olarak teklif edilen yemini davalının eda ettiği, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan harcın ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:20:29