Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6239
2023/1794
28 Mart 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tahsis kararına dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasınakarar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı temsilcileri ve vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından duruşma istemli; karşı taraftan davalı ... vekili; dahili davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili ise tarafından duruşma istemi olmadan temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 28.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz eden davacı vekili Av. ..., dahili davalı ... ile karşı taraftan duruşmasız temyiz eden davalı ... vekili Av. ... ve dahili davalı ... vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 28.03.2023 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
-
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kooperatife, davalı belediyenin 25.06.2001 tarih ve 2/68 No.lu meclis kararı ile dava konusu 17.400 metrekare miktarlı 404 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 387.000 metrekare miktarlı 348 parsel sayılı taşınmazın 2.600 metrekaresinin tahsis edildiğini, daha sonra müvekkili ile davalı ... arasında protokol düzenlendiğini ve müvekkilinin protokolde belirtilen 40.0002.000.000 TL tahsis bedelini ödediğini, esasında müvekkilinden haksız olarak 80.000.000.000 TL alındığını, buna ilişkin hukuk ve ceza davalarının devam ettiğini, bedel ödendiğinden encümen kararıyla taşınmazların tapu kaydına tahsis şerhi konulmasına karar verildiğini, davalı belediyeye inşaat ruhsatı alabilmek ve tapu devri için başvurulduğunu ancak davalının taleplerine cevap vermediğini, müvekkilinin eski yönetim ve belediye yetkilileri hakkında zimmet ve yolsuzluk suçlarından şikayette bulunması üzerine tahsisin davalı tarafından 20.10.2004 tarihinde haksız olarak iptal edildiğini, bu fesih kararının açık ve kesin olmadığını, geçersiz olduğunu, müvekkiline 20 dönüm tahsis edildiği halde belediye başkanının tahsis edilen taşınmazın 10 dönümünün kendi menfaatine olacak şekilde iadesine zorladığını belirterek, dava konusu 404 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 348 parsel sayılı taşınmazın 2.600 metrekaresinin tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Davacı vekili dahili davalı dilekçelerinde; dahili davalıların, dava konusu 404 ve 348 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan imar uygulaması ile oluşan taşınmazları davalı belediyeden taşınmazların tapu kaydında tahsis şerhi, davalıdır şerhi ve ihtiyati tedbir şerhi bulunmasına rağmen kötüniyetle ve muvazaalı olarak devraldıklarını ileri sürerek, davayı dahili davalılara da yöneltmek istediklerini beyan etmiştir.
-
Davacı vekili 16.02.2017 tarihli beyan dilekçesinde; tahsise konu 348 ve 404 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulamasıyla oluşan ve yargılama sırasında üçüncü kişilere devredilen 5839 ada 14, 15, 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 81, 82, 83 ve 84; 5921 ada 7; 5922 ada 1, 2, 11, 12, 13 parsel sayılı taşınmazlar yönünden 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi uyarınca taleplerinin tapu iptali ve tescil; 5839 ada 78, 79 ve 80 parsel sayılı taşınmaz ile 5921 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesi uyarınca davalı belediyeden tazminat talep ettiklerini beyan ederek, bu taşınmazların bedelinin davalı belediyeden dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tazminine karar verilmesini talep etmiştir.
II.CEVAP
-
Davalı ... (eski .... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile yapılan arsa tahsis sözleşmesinin meclis ve encümen kararıyla feshedildiğini, davacı tarafça tahsis sözleşmesinin iptaline ilişkin kararın iptali için açılan davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının edimlerini yerine getirmediğini, davacının ödediği paranın davacıya iade edildiğini, bu hususunun noter vasıtasıyla davacıya bildirildiğini, bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil isteminde bulunamayacağını, arsa tahsis sözleşmesinin feshinden sonra taşınmazların 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile üçüncü kişilere ihale edilerek devredildiğini, davacının sözleşmenin 3/g maddesi uyarınca süresi içerisinde inşaat ruhsatı almak için başvurmadığını, diğer yükümlülüklerini de yerine getirmediğini, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
-
Dahili davalılar ... Köylüm Konut Yapı Kooperatifi vekili ile ... Konakları Konut Yapı Kooperatifi vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
-
Dahili davalı ... Villa Kent Konut Yapı Kooperatifi (davalı kooperatif) vekili beyan dilekçesinde; müvekkili ile davacı kooperatifin aynı zamanda davalı ... ile sözleşme imzaladığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ve inşaatlarını yaptığını, yapılan inşaatların değerinin arsa değerinden fazla olduğunu, davacıya tahsis edilen taşınmazların müvekkiline tahsis edilenden farklı olduğunu, davacının imar uygulamasını iptal ettirmeden eldeki davayı açamayacağını, davacının iyiniyetli olmadığını, muvazaanın söz konusu olmadığını, davacının müvekkiline tahsis edilen taşınmazlardan haberdar olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
-
Dahili davalı Sebahat Sorhan beyan dilekçesinde; dava konusu 5839 ada 16 parsel sayılı taşınmazı dava dışı ...'ten 27.03.2013 tarihinde bedelini ödeyerek satın aldığını, taşınmazı satıh aldığında tapu kaydında hiçbir takyidat bulunmadığını ve iyiniyetli olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
-
Dahili davalı ..., ... ve ... cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazları davalı kooperatif üyeliği karşılığında, üyelikten kaynaklanan mükellefiyetlerini yerine getirerek devraldıklarını, davacıya yapılan tahsis işlemini bilebilecek durumda olmadıklarını, davalı kooperatifin taşınmazları 14.12.2006 tarihinde bedelini ödeyerek satın aldığını, taşınmazı devraldıklarında tapu kaydında herhangi bir şerh bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazları davalı kooperatife üye olan birinden satın almak suretiyle davalı kooperatife üye olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
-
Dahili davalı ... cevap dilekçesinde; iyiniyetle davalı kooperatife üye olan ve yer alan müvekkiline karşı kötüniyet iddiasının ileri sürülemeyeceğini, müvekkilinin tapuda hiçbir takyidat olmayan gayrimenkulü tapu kaydına güven ilkesi ile aldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
-
Dahili davalılar ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde; davacıya yapılan tahsisin iptali ile birlikte taşınmazların iyiniyetli üçüncü kişilere devredildiğini, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, davalı belediyenin, müvekkillerinin de ortağı ve üyesi oldukları davalı kooperatife bir kısım taşınmazı tahsis ettiğini, yapılan devirden sonra davalı kooperatif tarafından taşınmazlara binalar yapıldığını, daha sonra binalar için ferdileşme yapıldığını, her bir üyeye tapu verildiğini, üyelerin kendi aralarında da satışlar yaptığını, müvekkillerinin bir kısmının davalı kooperatif üyesi davalı ...'den devraldığını, devirlerin davacı ile davalı arasındaki ihtilaf bilinmeden yapıldığını, davacının varsa zararının davalı ... tarafından tazmin edilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
-
Diğer dahili davalılar ise cevap ve beyan dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 23.02.2011 tarihli ve 2006/345 Esas, 2011/116 Karar sayılı kararı ile yapılan imar uygulamasının idare mahkemesinde açılacak dava ile iptalinden ve 348 ile 404 parsellerin eski hale getirilmesinden sonra davanın incelenebileceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Bozma Kararı
-
Mahkemenin 23.02.2011 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 28.02.2012 tarihli ve 2011/14626 Esas, 2012/2842 Karar sayılı ilamı ile; dava konusu 348 ve 404 parsel sayılı taşınmazların imar ile revizyon gördüğü, bu parsellerin gittileri üzerinden davacı kooperatifin dayanak tahsis sözleşmesi değişen durumlara uyarlanarak işin esası hakkında inceleme ve araştırma yapılıp sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, imar uygulamasının iptalini gerektirir bir istem ve durum olmadığı halde yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 13.09.2012 tarihli ve 2012/9766 Esas, 2012/10234 Karar sayılı ilamı ile davalı ... vekilinin karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
-
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tahsise konu 404 parsel sayılı taşınmazda, sadece davacı adına tahsis işlemi yapılarak, tahsis şerhinin münhasıran davacı lehine konulduğu, tahsis şerhinin 404 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması ile oluşan dava konusu 5839 ada 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar ile 5922 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapu kayıtlarına da taşındığı; davalı kooperatif lehine 404 parsel sayılı taşınmazda tahsis kararı mevcut olmadığı halde, davalı kooperatifin 16.05.2003 tarihli talebi doğrultusunda davalı ... tarafından 29.05.2003 tarihli encümen kararının alındığını; davalı kooperatifin 404 parsel sayılı taşınmazın davacıya tahsis edildiğini bilebilecek durumda olması nedeniyle anılan taşınmazlar yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesinden yararlanamayacağı,
-
Davalı kooperatiften ferdileşme sonucunda taşınmaz devralan dahili davalıların, davacının 404 parsel sayılı taşınmazda hak sahibi olduğunu bilebilecek durumda olmaları ve davalı kooperatifle ortaklık bağlarının bulunması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesinden yararlanamayacakları,
-
Dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına 29.05.2013 tarihinde davalıdır şerhi konulması dikkate alınarak, bir kısım dahili davalının söz konusu şerhten sonra taşınmazları edinmeleri, dava konusu taşınmazları edinen bir kısım davalının da davalı kooperatife üye olmaları nedeniyle dava konusu 5839 ada 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 parsel sayılı taşınmazlar ile 5922 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verildiği,
-
Dava konusu 5838 ada 19 parsel sayılı taşınmazın halen davalı ... adına kayıtlı olduğu, tahsis sözleşmesi gereğince davalının mülkiyeti devir borcunun devam etmesi nedeniyle bu taşınmaz yönünden de davanın kabulüne karar verildiği,
-
Dava konusu 5839 ada 78, 79, 80 ve 5921 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tahsise konu alanda kalan kısmın tazminine karar verildiği,
-
Dava konusu 5839 ada 83 ve 84 parsel sayılı taşınmazların bir kısmının tahsis dışı alanda kaldığı ve tahsis alanında kalan kısımlarının ifrazının mümkün olmaması nedeniyle bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verildiği,
-
Dava konusu 5839 ada 14 ve 15 parsel; 5921 ada 7 parsel; 5922 ada 2, 11, 12 ve 13 parsel sayılı taşınmazların eski 348 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması ile oluştuğu, 348 parsel sayılı taşınmazda ve imar uygulaması ile oluşan parsellerde davacı ve davalı kooperatifler lehine tahsis şerhi bulunduğu, davacıya tahsis edilen 2600 metrekarenin zeminde yerinin belli olmadığı, bu nedenle davalı kooperatifin kötüniyetli sayılamayacağı, satış bedelinin tapuda düşük gösterilmesinin tek başına muvazaayı ispata yeterli olmadığı, muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle bu taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verildiği,
8.Dava konusu 81 ve 82 parsel sayılı taşınmazların, tahsise konu 404 parsel sayılı taşınmazdan geldiği, davalı ... Kaya'nın söz konusu taşınmazları 4721 sayılı Kanun'un 1023 üncü maddesinden yararlanarak edindiği ve bu davalı yönünden muvazaa iddiasının kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği,
-
Dava konusu taşınmazlarda malik olmayan dahili davalı kooperatifler yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği,
-
6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendi uyarınca taşınmazları devreden ve devralan kişilerin yargılama giderlerinin müteselsilen sorumlu olmaları nedeniyle yargılama giderlerinin paylaştırılmasında bu hususun da dikkate alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
VI.TEMYİZ
A.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temsilcileri ve vekili; davalı ... vekili; dahili davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili; dahili davalı ... vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B.Temyiz Sebepleri
-
Davacı kooperatif temsilcileri temyiz dilekçesinde; Mahkemenin gerekçesinin anlaşılamadığını ve yanılgılı olduğunu, dava konusu parsellerin bilirkişi raporunda belli olduğunu ancak Mahkemece bilirkişi raporlarının esas alınmadığını, dava konusu taşınmazların davacı adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, parçalı parseller yönünden ise faize hükmedilmesi gerektiğini beyan etmişlerdir.
-
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; reddedilen taşınmazlar yönünden hukuki gerekçe olmadığını, faiz talepleri hakkında bir karar verilmediğini, vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı hesaplandığını, gerekçenin hatalı olduğunu, yapılan devirlerin muvazaalı olduğunu ve davalıların iyiniyetli olmadıklarını, tahsise konu 404 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması ile oluşan taşınmazlar yönünden davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporları, şuyulandırma cetvelleri vs. arasında çelişki olması halinde reddedilen taşınmazlar yönünden bu hususun gözetilmesi gerektiğini beyan ederek ve önceki beyanlarını tekrarlayarak kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; arsa tahsis protokolüne dayanılarak tescile karar verilemeyeceğini, dava konusu 5838 ada 19 parsel sayılı taşınmaz yönünden verilen tapu iptali ve tescil kararında hukuka uyarlılık bulunmadığını, davacının ancak sözleşmeden kaynaklanan tazminat isteyebileceğini, arsa tahsis sözleşmesindeki yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, meclis kararının adli yargıda iptal edilemeyeceğini beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Dahili davalı ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamına uygun karar verilmediğini, davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, Mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, davacıya 5903 ve 5905 adalardaki taşınmazlardan tahsis yapıldığını, iptal kararı ile idari işlem tesis edildiğini, tahsis işleminin tek başına mülkiyet hakkı tanımayacağını, kötüniyetin ispatlanamadığını, müvekkillerinin edinme dönemlerinde tapu kayıtlarında herhangi bir tedbir veya şerhin mevcut olmadığını, davacının muvazaa iddiasını ispatlayamadığını beyan ederek dava konusu 5839 ada 19, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 ile 5922 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden verilen kabul kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin kooperatif üyeliğini ve tapuyu devraldığı tarihte tapu kaydında herhangi bir takyidat bulunmadığını, müvekkilinin devirden önce yapılan işlemlerden haberdar olduğuna dair kesin bir delil bulunmadığını, müvekkilinin iyiniyetli olduğunu, bir kimseye dahili dava yoluyla taraf sıfatı kazandırılamayacağını beyan ederek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
-
Dahili davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin iyiniyetli olduğunu ve kabul edilen miktara göre hesaplanan yargılama giderleri ve harçtan müvekkilinin diğer davalılarla birlikte müteselsilen sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu, mahkemenin gerekçesinin yanılgılı olduğunu beyan ederek ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C.GEREKÇE
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
-
Dava, Belediye Meclisinin 25.06.2001 tarihli ve 2/68 numaralı tahsis kararına dayalı tapu iptali ve tescil ile tazminat istemlerine ilişkindir.
-
Uyuşmazlık, davacı kooperatife tahsis edilen 348 ve 404 parsel sayılı taşınmazlarda yapılan imar uygulaması ile oluşan dava konusu taşınmazlar yönünden davacının tahsis kararına dayalı olarak tapu iptali ve tescil talep edip edemeyeceği, dava konusu taşınmazların dahili davalılara yapılan devirlerinin muvazaalı olup olmadığı, dahili davalıların iyiniyetli olup olmadıkları, eksik incelemeyle karar verilip verilmediği ve yargılama giderleri yönünden hatalı karar verilip verilmediği noktalarında toplanmaktadır.
2.İlgili Hukuk
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun);
a)"İyiniyet" kenar başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir:
"Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. "
b) "Beyanlar" kenar başlıklı 1012 inci maddesi şöyledir:
"Bir taşınmazın eklentileri, malikin istemi üzerine kütükteki beyanlar sütununa yazılır. Bu kaydın terkini, kütükte hak sahibi görünen bütün ilgililerin rızasına bağlıdır.
Taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır."
c) "Tapu sicilinin açıklığı" kenar başlıklı 1020 inci maddesi şöyledir:
"Tapu sicili herkese açıktır.
İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru
önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir.
Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.
"
d)" İyiniyetli üçüncü kişilere karşı" kenar başlıklı 1023 üncü maddesi şöyledir:
"Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur."
e)" İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı" kenar başlıklı 1024 üncü maddesi şöyledir:
" Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz.
Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur.
Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. "
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun);
a) "Sözleşmelerin yorumu, muvazaalı işlemler" kenar başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır."
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun);
a)"Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26 ıncı maddesinin birinci fıkrası şöyledir;
"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."
b)"Hukuki dinlenilme hakkı" kenar başlıklı 27 inci maddesi şöyledir:
"(1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini,
içerir."
c)"Hükmün kapsamı" kenar başlıklı 297 inci maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir."
-
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu (1163 sayılı Kanun),
-
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) "Adres değiştirmenin bildirilmesi mecburiyeti" kenar başlıklı 35 inci maddesi şöyledir:
"Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik fıkra: 11/1/2011 6099/9 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003 4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır."
3.Değerlendirme
-
4721 sayılı Kanun'un 997 ila 1027 inci maddeleri arasındaki hükümler, tapu siciline ilişkin bulunmaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 1012 inci maddesinde düzenlenen “beyanlar” gerek tescillerden, gerekse şerhlerden farklıdır. Kütüğün beyanlar hanesine işlenen kayıt, kural olarak ne bir ayni hak ihdas eder ne de şahsi bir hakkı güçlendirmeye yarar. Beyanların fonksiyonu, gayrimenkulle ilgili bazı fiili veya hukuki durumlara ya da zaten mevcut bulunan bazı haklara aleniyet sağlamaktan ibarettir. Tapu sicili kamuya açık olduğu içindir ki hiç kimse, kural olarak, beyanlar sütunundaki eylemli ve hukuki bir ilişkiyi bilmediğini iddia edemez (TMK.m.1020). Bu nedenle, beyanların bir diğer sonucu ise, üçüncü kişilerin iyiniyetini ortadan kaldırmasıdır.
-
Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, ilkeler ve dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu 404 parsel sayılı taşınmazın davacıya 25.06.2001 tarihli ve 2/68 numaralı belediye meclis kararıyla tahsis edildiği, bu işlemin ayakta olduğu, 04.12.2001 tarih ve 276 sayılı encümen kararı ile de taşınmazın tapu kütüğünün beyanlar hanesine davacı lehine tahsis şerhi konulduğu, daha sonra taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak imar parselleri oluşturulduğu, oluşan taşınmazların tapu kütüklerine de tahsis şerhi konulduğu ve davalı kooperetifin bu tahsis şerhlerini görerek taşınmazlara yönelik satın alma talebinde bulunduğu ve sonrasında da taşınmazları satış suretiyle temlik aldığı anlaşılmıştır.
-
Mahkemece; davalı kooperatifin, gerek ferdileşme ve gerekse satış suretiyle taşınmazları edinen davalı kooperatif üyelerinin ve taşınmazların tapu kayıtlarında bulunan "davalıdır" şerhini görerek taşınmazları devralan davalıların iyiniyetli olmadıkları kabul edilerek ve tamamen 404 parsel sayılı taşınmazdan oluşan dava konusu 5839 ada 16, 17, 18, 19, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 ile 5922 ada 1 sayılı imar parselleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde kural olarak bir isabetsizlik yoktur.
-
Bununla birlikte; davadaki istek, 404 parsel sayılı taşınmazın tamamı davacıya tahsis edildiğinden ve bu taşınmazın tamamı da imar uygulamasına tabi tutulduğundan, imar uygulaması öncesi mevcut hakkın imar parsellerine de yansıtılması niteliğindedir. Dava konusu 404 parsel sayılı taşınmazdan imar uygulaması ile oluşan 20 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile 81 ve 82; 21 parsel sayılı taşınmazın ifrazı ile ise 83 ve 84 parsel sayılı taşınmazlar meydana getirilmiş olup; Mahkemece, dava konusu 81 ve 82 parsel sayılı taşınmazlar yönünden kayıt malikinin iyiniyetli olduğu gözetilerek ve muvazaa iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; 83 ve 84 parsel sayılı taşınmazlar bakımından imar öncesi hakkın yansıtılması gerektiğinden bu taşınmazlar yönünden de davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Diğer taraftan; 404 parsel sayılı taşınmazdan oluşan dava konusu 5839 ada 16 parsel sayılı taşınmaz bakımından ise; dahili davalı ....i'nın .... Noterliğinin 14.04.2014 tarih ve 15507 yevmiye numaralı vekaletnamesinde yazan adresine yapılan dahili dava dilekçesi tebligatının iade edilmesi üzerine, adı geçen dayalıya sonraki tebligatların 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca yapıldığı, daha önce davalıya kanunun gösterdiği usullere göre yapılmış tebligata dosya içerisinde rastlanamadığından davalıya 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca yapılan tebligatların usulsüz olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle; adı geçen davalıya 7201 sayılı Kanun hükümleri uyarınca, dava dilekçesi ve eklerinin usulüne uygun şekilde tebliğinin sağlanması ve davalının savunma ve delilleri toplandıktan sonra işin esası hakkında sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu taşınmaz yönünden taraf teşkili sağlanmaksızın, 6100 sayılı Kanun'un 27 inci maddesi uyarınca dahili davalının hukuki dinlenme hakkı ihlal edilmek suretiyle hüküm kurulması doğru değildir.
-
Ayrıca, UYAP sisteminde bulunan Tapu Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) üzerinden tapu kayıtlarının incelenmesinde; mahkemece hüküm altına alınan 5839 ada 27 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının 21.09.2021 tarihinde 3194 sayılı Kanun'un geçici 16 ıncı maddesi gereğince yapılan kat mülkiyeti tesisi ve cins değişikliği işlemi nedeniyle pasif olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece, sicil kaydı kapatılan ve üzerinde işlem yapma olanağı bulunmayan tapu kaydı esas alınarak 6100 sayılı Kanun'un 297 inci maddesinin ikinci fıkrasına aykırı olarak infazda duraksamaya neden olacak biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
-
Öte yandan; 348 parsel sayılı taşınmaz 387.000 metrekare olup, sadece 2600 metre karesinin davacıya tahsis edildiği, ancak taşınmazın imar uygulamasına tabi tutularak çok sayıda imar parsellerinin oluştuğu, bu taşınmazlarda davacı, davalı ve başka kooperatifler lehine tahsis şerhi bulunduğu, davacı lehine tahsis edilen 2600 metrekarenin belli olmadığı gibi, bu alanın hamur kuralı gereğince yapılan imar uygulaması ile hangi imar parsellerine şüyulandırıldığı tespit edilemeyeceğinden ve imar uygulaması hukuki geçerliliğini koruduğundan 348 parsel sayılı taşınmazda yapılan imar uygulaması ile oluşan imar parselleri bakımından davanın reddine ve tapu iptali ve tescil hükmü kapsamı dışındaki tahsise konu alan bakımından davalı belediyeye yöneltilen tazminat isteğinin kabulüne karar verilmesinde de kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; davacı, 16.02.2017 tarihli dilekçesinde dava konusu 5839 ada 78, 79, 80 parsel sayılı taşınmazlar ile 5921 ada 1 parsel sayılı taşınmazların bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tazminini talep etmiş olup, davacının faiz talebi hakkında 6100 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesi doğrultusunda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi hatalı olmuştur.
-
O halde Mahkemece yukarıda 4, 5, 6 ve 7 numaralı bentlerde değinilen hususlar gözardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Kabule göre de; davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan aleyhine karar verilen her bir davalının yargılama giderlerinden hangi miktarda sorumlu tutulacağının hükümde ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken, bu husus göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL'nin bozma nedenlerine göre davalılar ..., ...., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ndan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
28.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:21:27