Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/6280

Karar No

2023/1671

Karar Tarihi

21 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 21.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı ... ile diğer taraftan davalılardan ... Mal Müdürlüğü vekili Av. Leyla Sipahi ve Asli Müdahillerden ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Davacı vekili; ... ilçesi, Hacımirzalı Köyü 226 parsel numarasında kayıtlı gayrimenkulde malik görünen Emir oğlu Hasan'ın 1/10 hisseye isabet eden 39290 m² yerini davacının 1970 yılından beri davasız ve aralıksız olarak malik sıfatı ile zilyet ettiğini, Emir oğlu Hasan'ın kim olduğunun belli olmadığını, tapu ve nüfus kaydından tüm aramalara rağmen kim olduğunu bulamadıklarını, bu kişinin gerek tapu gerek nüfus kayıtlarına göre TKM'nın 713/2. maddesindeki tapu kaydında maliki kim olduğu anlaşılamayan veya 20 sene evvel ölmüş tanımlamasına uygun düştüğünü açıklayarak; Emir oğlu Hasan veya sadece Hasan olan hisselere ait tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.

  2. Dava Turhan Yılmaz vekili tarafından açılmış, yargılama devam ederken ... tarafından 02.09.2013 tarihli adi yazılı temlikname ile davacı Turhan Yılmaz'ın 226 parselin imar sonrası gittileri olan parseller bakımından TMK'nın 713 üncü maddesi gereği zilyetlikten doğan tüm haklarını satın ve devir aldığını ileri sürülerek 31.03.2014 tarihli dilekçe ile davacı yanında müdahil olarak davaya katılmasına karar verilmesi istenmiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı ... Tüzel Kişiliği vekili, davanın husumetten reddini savunmuştur.

  2. Davalı ... vekili, davanın husumetten reddini savunmuştur.

  3. Davalı Hazine vekili, 226 parseldeki Emir oğlu Hasan'a ait 1/10 hissenin imar sonunda 14 adet parsele revizyon gördüğünü, bilinen kişi olduğu için tapuda ismi yazıldığını, Emir oğlu Hasan'ın tapu kaydında kimliği belli şahıs olup öncelikle mirasçılarının araştırılması, davanın bunlara yöneltilmesi, tespit edilemezse mirasçısının Devlet olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, ölmüş ibaresinin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, revizyon gören parsellerin davacı kullanımında olmadığını açıklayarak davanın reddini savunmuş, malikin mirasçısız öldüğünün tespiti halinde Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 17/04/2014 tarihli ve 2011/561 Esas, 2014/336 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Birinci Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Turhan Yılmaz vekili ile dava konusunu temlik alan Murat Baysal vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 17.03.2015 tarihli ve 2014/20811 Esas, 2015/6104 Karar sayılı ilamıyla; dava konusunun davacı Turhan Yılmaz tarafından ...'a devredildiği, ... tarafından da harcı da yatırılarak davaya katılma isteğinde bulunulduğu dikkate alınarak HMK'nın 125/2. maddesi gereğince ... davacı sıfatını kazandığından, ...'ın davaya dahil edilerek dava ile ilgili delillerinin toplanması, tüm taraf delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre ... ile ilgili leh veya aleyhine hüküm kurulması gerekirken, ...'ın fer'i müdahil olduğu şeklinde hatalı değerlendirme ile talebinin reddedilmesi ve HMK'nın 125/2. maddesi gereği davacı sıfatını kazandığının gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, davacı Turhan Yılmaz’ın ise yargılama sırasında dava konusunu ...'a devretmekle HMK'nın 125/2. maddesine göre davacı sıfatını kaybettiği, davada taraf sıfatı kalmadığı, davada leh veya aleyhine hüküm kurulmaması gerekirken, Turhan Yılmaz'ın davacı kabul edilerek hakkında işin esası ile ilgili hüküm kurulmuş olmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına, bozma sebebine göre işin esasına yönelen temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin 10/09/2019 tarihli ve 2016/317 Esas, 2019/487 Karar sayılı kararıyla verilen kesin süre içinde davacı tarafça eksik harcın yatırılmadığı, bu nedenle dava dosyasının işlemden kaldırıldığı ve üç aylık yasal sürede de yenileme talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.

C İkinci Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 13.10.2020 tarihli ve 2020/2196 Esas, 2020/6140 Karar sayılı ilamıyla harca yönelik ara kararda tamamlanması gereken harç miktarının rakamsal olarak açık bir biçimde belirtilmesi, verilen kesin süre içerisinde yatırılmasının istenmesi ve yatırılmamasının sonuçlarının da ihtar edilmesi gerekirken yazılı şekilde usul ve kanuna aykırı şekilde ara kararın kurulması ve neticede davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu maliki Emir oğlu Hasan’ın bilinmeyen kişi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri (özetle)

  1. Davanın TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemeye dayanmakta olup, mezkûr maddenin mâliki tapu kütüğünden anlaşılamayan gayrimenkullere ilişkin olduğunu,

  2. Mevcut davada, Emir oğlu Hasan’ın davacı ya da davalı olarak yer almadığını,

  3. Nam ı mevhum olarak nitelendirilen kişiler adına kayıtlı taşınmazlarda, tapu kütüğü gerçek maliki göstermediği için böyle bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılmasının mümkün olduğunu,

  4. Namı müstear (takma ad) adına kayıtlı taşınmazlar da maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan taşınmaz olarak kabul edildiğini,

  5. Her ne kadar Emir oğlu Hasan ismi ... Kadastro Hakimliğinin 1956/242 Esas, 1960/588 Karar sayılı kararında geçse de; bu kişinin davacı ya da davalı olarak mahkeme dosyasında yer almaması, herhangi bir belgede imzasının bulunmaması ve bu kişiye ait başkaca herhangi bir kurumda kayda ya da imzaya rastlanılmamış olmasının, bu kişinin hayâli bir kişi olduğunun delili olduğunu,.

  6. ... ve Mal müdürlüğü lehine hükmedilen vekalet ücretinin de usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, TMK.nun 713/2. fıkrasında yer alan “...maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan…” hukuki sebeplerine dayalı olarak TMK.nun 713/ 2.fıkrası gereğince tapunun hukuki değerini yitirdiği gerekçesiyle açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesinin bir ve ikinci fıkraları,

  3. Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 10.04.1991 tarihli ve 1991/8 51 Esas, 194 Karar, 15.04.2011 tarihli ve 2011/8 111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilâmları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik; tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir. Özetle; kayıt malikinin mirasçılarının belirlenememesi, kimliğine ait bilgilerin elde edilememesi, adresinin saptanamaması gibi hususlar o kişinin tapu kütüğünden maliki bilinmeyen kişi olarak nitelendirilmesini gerektirmez. Bununla kanun koyucu tarafından tapu kütüğünün incelenmesinden anlaşılamayan, kim olduğu belirlenemeyen hayali kişiler amaçlanmıştır.

  4. Değerlendirme

  5. Emir oğlu Hasan’ın kanunda tanımlandığı şekli ile maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan kişilerden olmadığı anlaşılmaktadır.

  6. Temyizen incelenen ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukuken imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Yargıtay duruşma vekalet ücreti 8.400,00 TL’nin davacıdan alınarak davalılardan Hazineye verilmesine,

Aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

21.03.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevapyargılamatemyizincelenenvı.kararıkararınmahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:23:50

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim