Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/989

Karar No

2023/1574

Karar Tarihi

16 Mart 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen temliken tescil iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil ile terditli olarak tazminat davasında davanın reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili; davacılardan ...'nın murisi ...'in sağlığında, mal varlığını dört çocuğu arasında yaptığı taksim sonucunda 1725 parsel sayılı taşınmazını davacı ...’ya tahsis ettiğini, davacı ...'nın eşi ... ile birlikte iki katlı ev yaptığını ve 25 yıldır çocukları ile birlikte oturduklarını, muris ...'ün tapuları devredemeden vefat ettiğini, davalı ...'nin ortaklığın giderilmesi davası açtığını belirterek; TMK'nın 724 üncü maddesi uyarınca bedelsiz, olmaz ise bedeli karşılığında tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP

  1. Usulüne uygun davetiye tebliğ edildiği halde davalılar davaya cevap vermemiştir.

  2. Davalı ... duruşmada alınan beyanında; annesinin tüm malını dört çocuğu arasında paylaştırdığını, 1724, 1726 ve 1729 parsel sayılı taşınmazların davalı ...'ye verildiğini, Şekibe'nin ise tapuya haciz gelmemesi için dünürü olan İbrahim Küçükoğlu'na taşınmazı devrettiğini, sonra nişanın bozulduğunu, ancak davaya konu evin davacı ... ve eşi Halit Koralay tarafından yapıldığını ve 1991 yılından bu yana bu evde oturduklarını bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 19.04.2018 tarihli ve 2017/29 Esas, 2018/316 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; tarafların ortak murisi ...'in ölmeden önce mallarını çocukları arasında paylaştırdığını, dava konusu taşınmazın davacı ...'ya düştüğünü, taksim sonucu davacı ...'ya düşen yere eşi tarafından ev yapıldığını, 25 yıldır nizasız ve fasılasız bu evde ikamet ettiklerini, davalı ...'nin kendisine düşen malları dünürü İbrahim'in üzerine geçirdiğini, İbrahim'in işlerinin kötü gitmesi üzerine nişanın bozulduğunu ve ...'ye düşen malların haczedilerek satışa çıkarıldığını, davalı ...'nin hakkı olmadığı halde diğer kardeşleri aleyhine ortaklığın giderilmesi ve ecrimisil davası açtığını, iyiniyet kurallarına aykırı bu davalar nedeniyle eldeki temliken tescil davasını açmak zorunda kaldıklarını, iddialarının tanık beyanları ile doğrulandığını, ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarihli ve 2019/954 Esas, 2021/524 Karar sayılı kararıyla; "...Tüm mirasçıların katılımı ile yazılı şekilde miras taksim sözleşmesi yapılmamıştır. Muris ... tarafından yapıldığı iddia edilen taksim geçerli değildir. Davacı taraf yazılı bir taksim sözleşmesi dosyaya sunamamış, yazılı bir taksim sözleşmesi bulunduğunu ileri sürmemiştir. Zilyet olunması, zilyetliğin yıllarca devam etmesi sonuca etkili değildir. Mülkiyet hakkı kazandırmaz. Davacı taraf evini taşınmazın muris ... adına kayıtlı olduğunu bilerek inşa etmiştir. TMK'nın 724 üncü maddesinde belirtilen iyiniyet koşulu somut olayda gerçekleşmemiş olup ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı usul ve yasaya uygun bulunmuştur" gerekçesiyle; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince 23.02.2022 tarih 2021/2882 Esas, 2022/1306 Karar sayılı bozma ilamıyla; "... Davacı ..., muris annesi ...’in sağlığında taşınmazlarını dört çocuğuna paylaştırdığını, kendisine verdiği 1725 (yeni 252 ada 12) parsel sayılı taşınmaza eşi Halit Koralay ile birlikte iyiniyetle iki katlı ev yaptıklarını ve o tarihten beri de çocuklarıyla birlikte oturduklarını, eşinin de vefat ettiğini bildirerek tapunun iptali ile miras payları oranında tescilini talep edilmiştir. Dosya kapsamından ve yapılan yargılama sonucunda dava konusu evin davacı ... ve eşi tarafından yapıldığı ve bu tarihe kadar nizasız bir şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı ve muris eşi ileride kayden kendisine verileceği inancı ile iyiniyetli olarak inşaat yaptıklarından, TMK 724. maddesi bağlamında davacı yönünden "iyiniyet" koşulunun gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Bu durumda temliken tescile ilişkin diğer şartlar da araştırılıp incelenerek sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi 2019/954 Esas, 2021/574 Karar, 08.04.2021 tarihli kararının kaldırılmasına, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/29 Esas, 2018/316 Karar sayılı, 19.04.2018 tarihli kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;

"...Yargıtay bozma ilamında da işaret edildiği üzere iyiniyetin tespiti halinde taşınmazın yapı kıymetinin zemin kıymetinden açıkça fazla olduğu ortaya konmuş olmasına rağmen alınan inşaat bilirkişinin 19/10/2022 tarihli raporuna göre İmar Kanunu açısından kadastral yola cephesi bulunmadığından ifrazının mümkün olmaması karşısında TMK'nın 724 üncü maddesindeki yasal şartların bütün halinde oluşmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacılar vekili: Bilirkişi raporunda "taşınmazın kadastral yola cephesinin bulunmadığı" tespiti yapıldığı halde pafta görüntüsünün rapora eklenmeyerek sunulan denetime elverişsiz raporun hükme esas alındığını, davalı ...'nin kendisine düşen malları dünürü İbrahim'in üzerine geçirdiğini, İbrahim'in işlerinin kötü gitmesi üzerine nişanın bozulduğunu ve Şekibe'ye düşen malların haczedilerek satışa çıkarıldığını, davalı ...'nin ise hakkı olmadığı halde diğer kardeşleri aleyhine ortaklığın giderilmesi ve ecrimisil davası açtığını, evin değerinin araziden fazla olduğunu, bozma ilamı üzerine iyiniyetin varlığının tartışmasız hale geldiğini, ana taşınmazın 144 m² olup binanın zeminde kapladığı yerin ise 110 m² olmakla zorunlu kullanım alanını sağlayacak genişlik bulunması sebebiyle ifrazı gerektiren bir durumun bulunmadığını, TMK'nın 724 üncü maddesinde belirtilen şartların oluştuğunu, binanın ulaşım sorunu bulunmadığını, kadimden bu yana ulaşımın aynı mirasçılara ait diğer parseller içerisinden sağlandığını, yolun kalan kısmının Belediyece açılmamış olmasının paftada görünen yolun kullanılmadığı anlamına gelmeyeceğini beyan ederek; hükmü temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Türk Medeni Kanunu'nun 724 üncü maddesine dayalı tapu iptali ve tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; " Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir."

  3. 6100 sayılı HMK’nın "İspat yükü" kenar başlıklı 190 ıncı maddesine göre; "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."

  4. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "İspat yükü" kenar başlıklı 6 ncı maddesine göre; "Kural olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür."

  5. Değerlendirme

TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723, ve 724. maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir.

Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir.

TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir.

Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;

a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.

TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.

Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)

İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır.

b) İkinci koşul; yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul)

c) Üçüncü koşul ise, yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir.

d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.

Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Bu kapsamda davada davacı yönünden iyiniyet unsurunun gerçekleştiği, üzerinde kurulu olduğu arsada evin kapladığı yerin genişliği gözetildiğinde ifraz koşullarının araştırılmasına gerek bulunmadığı gibi, yıkımın da fahiş zarar doğuracağı anlaşılmıştır. Bu aşamada mahkemece yapılacak iş; arsa bedelinin davalıların miras payları oranında depo ettirilmesi için davacıya süre verilmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple hüküm bozulması gerekmiştir.

V. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,

Peşin yatırılan harcın yatırana iadesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,

Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararistinafcevaptemyizyargılamaincelenenv.kararınkararımahkemesiderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim