Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/445

Karar No

2023/1362

Karar Tarihi

7 Mart 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin ehliyetsizlik nedeniyle iptali, ıslahla terditli tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 07.03.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.

Belli edilen günde temyiz eden davacı ... vekilleri Av. ... ve Av. ... geldiler. Diğer taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Davacı vekili, tarafların annesi ve murisi ...'in 05.05.2017 tarihinde öldüğünü, murisin ...Noterliğinin 23.10.2008 tarih ve 25624 yevmiye sayılı vasiyetnameyi yaptığı sırada ehliyetinin bulunmadığını belirterek vasiyetnamenin ehliyetsizlik nedeni ile iptalini istemiştir.

  2. Davacı vekili 02.07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile şekli geçersizlik ve ehliyetsizlik nedenlerine dayalı olan davalarının ıslahı ile vasiyetnamenin iptali taleplerinin reddi hâlinde terditli tenkis taleplerinin bulunduğunu belirtmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetname düzenlendiği tarihte miras bırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olduğu ve iptalini gerektirir yasaya aykırı başka bir yön de bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve şekil şartlarına aykırı olması nedeni ile iptali için dava açtıklarını, vasiyetnamenin miras bırakanın fiil ehliyeti bulunmadığı sırada yapıldığını, miras bırakanın alzheimer hastası olduğunu, dosyanın ... Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş olmasına karşın taraflarınca bilinmeyen bir sebeple... Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, miras bırakanın 2000 yılından itibaren demans tedavisinde kullanılan ilaçlar aldığını, alzheimer hastalığına ilişkin ilk teşhisin 25.09.2009 tarihinde konulduğunu, alzheimer hastalığının teşhisten en az 15 20 yıl önce başladığının tıbben bilinen bir durum olduğunu, ... Devlet Hastanesinin 16.12.2004 tarih ve 2691 sayılı raporunun iddialarını kanıtladığını, murisin son 30 yıldır kullandığı ilaçların, hasta kayıtlarının ve ... Akdeniz Şifa Hastanesinin (yeni adı ... ... Vakıf Hastanesi) 1990 2000 arası tedavi evraklarının temin edilerek Ankara Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, tanıkların miras bırakanın fiil ehliyetinin olmadığı yönündeki ifadelerinin dikkate alınmadığını, miras bırakanın müvekkilini mirasından mahrum bırakmasını gerektirecek bir vakıanın söz konusu olmamasına karşın dava konusu vasiyetnameyi yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle miras bırakanın iradesinin davalılar tarafından sakatlandığının ve miras bırakanın ehliyetsizliğinin ispatlandığını belirterek usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılmasını ve tekrar adli tıp kurumu raporu aldırılması yönündeki istinaf taleplerinin kabulü ile davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Raporunda miras bırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 557 nci maddesinde sayılan sebeplerin oluştuğunun ispatlanamadığı yönündeki tespit ile tenkise ilişkin istinaf yoluna başvurulmamış olması hususları gerekçe gösterilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili, vasiyetnamenin ehliyetsizlik ve şekil şartlarına aykırı olması nedeni ile iptali için dava açtıklarını, vasiyetnamenin hem şeklen hem de ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğunu, vasiyetnamenin miras bırakanın fiil ehliyeti bulunmadığı sırada yapıldığını, miras bırakanın alzheimer hastası olduğunu, dosyanın ... Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş olmasına karşın taraflarınca bilinmeyen bir sebeple... Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, miras bırakanın 2000 yılından itibaren demans tedavisinde kullanılan ilaçlar aldığını, alzheimer hastalığına ilişkin ilk teşhisin 25.09.2009 tarihinde konulduğunu, alzheimer hastalığının teşhisten en az 15 20 yıl önce başladığının tıbben bilinen bir durum olduğunu, ... Devlet Hastanesinin 16.12.2004 tarih ve 2691 sayılı raporunun iddialarını kanıtladığını, murisin son 30 yıldır kullandığı ilaçların, hasta kayıtlarının ve ... Akdeniz Şifa Hastanesinin (yeni adı ... ... Vakıf Hastanesi) 1990 2000 arası tedavi evraklarının temin edilerek Ankara Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılması gerektiğini, tanıkların miras bırakanın fiil ehliyetinin olmadığı yönündeki ifadelerinin dikkate alınmadığını, miras bırakanın müvekkilini mirasından mahrum bırakmasını gerektirecek bir vakıanın söz konusu olmamasına karşın dava konusu vasiyetnameyi yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olması nedeniyle miras bırakanın iradesinin davalılar tarafından sakatlandığının ve miras bırakanın ehliyetsizliğinin ispatlandığını, İlk Derece Mahkemesince asıl dava reddedildiği takdirde terditli talep yönünden karar verilmesinin yasal zorunluluk olduğunu, asıl taleplerinin reddedilmesine karşın terditli tenkis talepleri hakkında hiçbir inceleme yapılmadığını ve gerekçe yazılmadığını, kararın gerekçesiz olmasının kamu düzenine ilişkin olup istinaf incelemesinde re'sen araştırma ilkesi gereğince kararın kaldırılması nedeni olduğunu, istinaf başvuru dilekçelerinde İlk Derece Mahkemesi kararının eksik incelemeye dayalı olduğunu belirtmiş olmaları nedeni ile tenkise ilişkin istinaf incelemesi yapılması gerektiğini, tenkis talepleri yönünden hiçbir delil toplanmamış olması nedeniyle istinaf aşamasında HMK'nın 353/1.a.6 ncı maddesi gereğince inceleme yapılarak kararın kaldırılması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesinin bu hükme aykırı karar verdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

  2. Davacı vekili süresinden sonra verdiği temyize ek beyan dilekçesinde, miras bırakanın parmak basmış olmasına karşın vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu'nun 535 inci maddesinde öngörülen usule uygun düzenlenmediğini, istinaf ve temyiz dilekçelerinde ehliyet ve tenkis yönünden savunma verildiğini, şekil kuralının kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle re'sen dikkate alınması gerektiğini, vasiyetnamenin şekle aykırı düzenlenmiş olmasının usul hukukunun emredici kurallarına aykırılık oluşturması nedeniyle kendiliğinden araştırma ilkesine tâbi olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, miras bırakanın tasarruf ehliyetini haiz olmaması nedeniyle vasiyetnamenin iptali ıslahla terditli tenkis istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 24, 25, 26, 119, 176, 177, 180, 194, 370, 371 inci maddeleri ve 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 557 ve 570 inci maddeleri.

  3. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.06.2016 tarih ve 2015/9476 Esas, 2016/9176 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bunun yanında; hâkim iptal sebebiyle bağlı olup, örneğin sadece esasa ilişkin sebeplere dayanılarak iptal davası açılmışsa, şekle ilişkin iptal sebeplerini inceleyemez.

Somut olayda; ... murisin vasiyetname sırasında akıl sağlığının yerinde olmadığı iddiaları ile söz konusu vasiyetnamenin iptali talep edilmiş olmasına rağmen, mahkemece; şekil eksikliği yönünden inceleme yapılarak bu gerekçe ile davaya konu vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş olması, hüküm tarihinde yürürlükte olan 6100 sayılı HMK'nun 26.maddesinde vurgulanan taleple bağlılık ilkesine aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

..."

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 09.09.2013 tarih ve 2013/12637 Esas, 2013/11957 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Ölüme bağlı tasarruflardaki iptal sebepleri TMK.'nun 557. maddesinde sınırlı bir şekilde sayılmıştır. Şekle aykırılık, hukuka ahlaka aykırılık, ehliyetsizlik sağlararası tasarruflarda butlan sebebi iken ölüme bağlı tasarruflarda iptal sebebi olarak düzenlenmiştir. Burada yasa koyucunun amacı, ölüme bağlı tasarrufu mümkün olduğunca ayakta tutmaktır. Ölüme bağlı tasarruflarda butlan yaptırımının bulunmaması, "favor testamenti" prensibinden kaynaklanmaktadır (A.M.Kılıçoğlu Miras Hukuku sf.178).

Somut olayda, dava konusu Gerede Noterliği'nin 13.07.1987 tarih ve 7825 sayılı vasiyetnamesinde Noter imzasının bulunmadığı sabit ise de, bu husus TMK.'nun 557. maddesi hükmü gereğince, vasiyetnamenin iptali davasına konu edilmediğinden sonuç olarak usul ve yasaya uygun olan mahkeme hükmünün onanması gerekmiştir.

..."

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.10.2019 tarih ve 2018/8011 Esas, 2019/7291 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde; davacılar dava dilekçesinde, davaya konu vasiyetnamenin mirasbırakanın aldatılması sonucunda düzenlendiğini ileri sürerek, iptalini talep etmişlerdir. Davacılardan Sübe tarafından verilen cevaba cevap dilekçesinde ise, aynı vakıa tekrar edilmiş, ayrıca vasiyetnamenin zorlama sonucunda yapıldığı ileri sürülmüştür. Ancak, bu aşamadan sonra (ön inceleme duruşmasından önce) davacılar tarafından tayin edilen vekil tarafından verilen 02/04/2014 tarihli dilekçede; vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına aykırı olarak düzenlendiği ileri sürülerek, vasiyetnamenin iptali talep edilmiştir. Bu noktada, davacılar vekilinin cevaba cevap süresinin geçmesinden sonra ileri sürdüğü bu vakıa, iddianın genişletilmesi niteliğindedir. Davalı tarafça, iddianın (vakıanın) bu şekilde değiştirilmesine açıkça rıza gösterilmediği gibi davacılar tarafından bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah istemi de bulunmamaktadır.

Bundan ayrı, ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konuları; mirasbırakanın iradesinin fesada uğratılıp uğratılmadığı ile mirasbırakanın muvazaalı olarak hareket edip etmediği olarak tespit edilmiştir. Diğer bir anlatımla; vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil kurallarına aykırı olarak düzenlendiği iddiası, mahkemece uyuşmazlık konusu olarak belirlenmemiştir.

O hâlde mahkemece; öncelikle davacıların dava ya da cevaba cevap dilekçesi ile ileri sürmedikleri şekil eksikliği nedeniyle vasiyetnamenin iptali talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, sonrasında ise dava ve cevaba cevap dilekçelerinde ileri sürülen ve ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusu olarak belirlenen hususlar hakkında tahkikatın yürütülmesi, bu bağlamda taraflarca gösterilen delillerin usulünce toplanması ve değerlendirilmesi suretiyle ulaşılacak sonuca göre davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.

..."

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 12.02.2019 tarih ve 2017/14130 Esas, 2019/993 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bu halde ise; vasiyetçinin fiil ehliyetine dair ihtilaf, en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak çözülmelidir.

..."

  1. Vasiyetnamenin düzenlenme tarihinden 10 yıl sonra alzheimer tanısı konan bir miras bırakana ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.03.2018 tarih ve 2016/13562 Esas, 2018/2437 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Hele fiil ehliyetinin nispi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır.

Şu durumda, ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vasiyetname tarihine yakın günlerde ve sonrasında tedavi görüp görmediği hususunda tarafların bilgisine başvurularak varsa doktor raporları, hasta müşahede kâğıtları ve film grafilerinin eksiksiz getirtilmesi, sonrasında işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerekmektedir.

..."

  1. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarih ve 2018/1495 Esas, 2018/11565 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmadan, sadece dinlenen tanık beyanları doğrultusunda değerlendirme yapılması suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

..."

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20.11.2018 tarih ve 2017/3 1017 Esas, 2018/1750 Karar sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

Mahkemece, vasiyetnamenin iptali talebinin reddine karar verilmiş, tenkis talebiyle ilgili hüküm kurulmamıştır.

HUMK.nun 388/son (HMK.nun 297/2) maddesinde; "Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangibir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer açık ve şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" denilmektedir.

O halde, davacının tenkis talebiyle ilgili hüküm kurulmamış olması usule aykırıdır…”

gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

...

Yerel mahkemece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 26’ncı maddesi kapsamında mahkemelerin talep sonuçları ile bağlı olup ondan fazlasına karar veremeyecekleri; HMK’nın 119’uncu maddesine göre de davacının talep sonucunu, dayandığı hukuki sebepleri, iddiasının dayandığı tüm vakıalarının özetini dava dilekçesinde belirtmesi gerektiği, somut olayda davacının iddiasının açık ve net olduğu, dava dilekçesinde tenkisten bahsetmediği, talebinin tasarruf nisabının aşılması nedeniyle vasiyetnamenin iptali istemine ilişkin olup bu talebin tenkis istemi olarak değerlendirilemeyeceği, davacının temyiz dilekçesinde de tenkis istemini temyiz konusu etmediği gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

...

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, davacının vasiyetnamenin iptali istemi yanında tenkis isteminin de bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.

...

Nihayet taleple bağlılık ilkesinin bir diğer anlamı ise hâkimin talep edilenin dışında, farklı bir şeye karar verememesidir. Talep edilenden farklı bir şeye karar verememe, dilekçenin talep sonucu kısmı ile verilen hükmün sonuç kısmının karşılaştırılması suretiyle tespit edilir.

...

Görüleceği üzere, davacı dava dilekçesinde talep sonucunu haklı göstermeye yarayan yani davanın temelini oluşturan maddi vakıaları yazmak zorundadır.

...

Uygulamada somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek amacıyla HMK'da yeni bir düzenleme yapılmış ve 194’üncü maddenin birinci fıkrasında "Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar." hükmüne yer verilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise somutlaştırma yükünün delillerle ilişkisi ortaya konulmuş ve tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmek zorunda oldukları düzenlenmiştir (HMK. m. 119/2).

...

Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece vasiyetnamenin iptali isteminin reddine karar verildiği, dava dilekçesi incelendiğinde dava konusunun “05.07.2005 günlü Zonguldak 2. Noterliğinin 12561 y. Nolu vasiyetmesinin iptali ile vasiyete konu taşınmazın tüm varisler adına tescili istemi”, talep sonucunun “vasiyetnamenin iptaline ve vasiyete konu taşınmazların tüm varisler adına tesciline…” ilişkin olduğu, “açıklamalar” başlıklı paragrafında sadece“..vasiyetnamenin tasarruf nisabını aşmıştır. Hukuka aykırıdır. Bu nedenle iptal edilmelidir.” şeklindeki açıklamalara yer verildiği, ön inceleme duruşmasında ise tenkis istemine ilişkin bir beyanı bulunmadığı ve bir başka ifade ile somutlaştırma yükümlüğünün yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, davanın reddine ilişkin ilk kararın temyiz dilekçesinde de ölüme bağlı tasarrufun tenkisini talep ettikleri hâlde bu talepleri hakkında bir karar verilmediğine dair temyiz istemi bulunmamaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının isteminin sadece vasiyetnamenin iptaline ilişkin olduğu, dava dilekçesinde tasarruf nisabından bahsedilmesinin sebebinin nisabı aşan tasarruf nedeniyle vasiyetnamenin hukuka aykırı olduğunu dile getirmek olduğu böyle olunca yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

..."

  1. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.03.2022 tarih ve 2020/9 622 Esas, 2022/323 Karar sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:

"...

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 355. maddesinde ise;

(1) İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.'' hükmü mevcut olup bölge adliye mahkemelerinin daha etkin ve nitelikli çalışmaları bakımından istinaf dilekçelerinin istinaf nedenlerini içermesi zorunluluğu getirilmiştir.

  1. Bu itibarla istinaf sebeplerinin yeterince açık ve tam gerekçeleri ile ortaya konulması gerekir. Bu şekilde sebebi tam olarak belirtilmemiş dilekçelerle yapılan başvuruları Bölge Adliye Mahkemesinin sadece kamu düzenine aykırılık yönünden incelemesi, bunun dışında bir incelemeye tâbi tutmaması gerekir (Pekcanıtez Hakan/Özekes, Muhammet/Akkan, Mine/Korkmaz, Hülya Taş: Pekcanıtez Usûl, Medeni Usûl Hukuku, Cilt III, İstanbul 2017, s.2223).

...

  1. Kanun'un açık hükmü gereğince, eğer istinaf dilekçesinde, istinaf sebebi belirtilmemişse o husus istinaf sebebi olarak dikkate alınmamalıdır. Çünkü taraflarca getirilme ilkesi (m. 25) istinaf aşamasında da kural olarak geçerlidir (Pekcanıtez Usûl, s.2214).

...

  1. Anayasa Mahkemesi de gerekçeli istinaf dilekçesine rağmen incelemenin yalnızca kamu düzeniyle sınırlı olarak yapılması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ile yapılan bireysel başvuru kapsamında verdiği kararda; kanun yoluna başvurma iradesini ortaya koyan süre tutum dilekçesinin ilgili yargı yerine verilmesinden sonra gerekçeli istinaf dilekçesinin kişinin iradesine bırakılmadan belirli bir süre içinde verilmesi gerektiği şeklinde derece mahkemeleri tarafından yapılan yorumun aşırı şekilci (katı) olmadığı gibi, mahkemeye erişimi aşırı derece zorlaştırmadığı ya da imkânsız hâle getirmediği belirtilerek Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır (Anayasa Mahkemesinin 19.04.2018 tarihli ve 2017/29989 Başvuru numaralı, R.G; 14.06.2018 tarih ve 30451 sayılı kararı).

...

  1. Tüm yasal düzenlemeler ışığında Yargıtayın temyiz sebepleri ile bağlı olmaksızın kanunun açık hükmüne aykırılık hâllerini inceleyebileceği öngörülmüşse de, istinaf incelemesinde ileri sürülmediği için bölge adliye mahkemesince incelenmeyen bir konunun temyiz yolunda ileri sürülmesi durumunda Yargıtayın bu temyiz sebebini incelemesi mümkün değildir.

..."

  1. İstinafta ileri sürülmeyen hususların temyizde ileri sürülemeyeceği yönünde Yargıtayın pek çok içtihadı bulunmaktadır. Bunlardan bazıları Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2022/14350 Karar, 2022/5693 Karar, 5596 Karar, 2022/1704 Karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/3005 Karar, 2021/8143 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/4697 Karar vd. sayılı kararlarıdır.

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “tasarruf ilkesi” başlıklı 24 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Hâkim, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemez ve karara bağlayamaz."

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “taraflarca getirilme ilkesi” başlıklı 25 inci maddesi şöyledir:

"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz.

(2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz."

  1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “taleple bağlılık ilkesi” başlıklı 26 ncı maddesi şöyledir:

"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir.

(2) Hâkimin, tarafların talebiyle bağlı olmadığına ilişkin kanun hükümleri saklıdır."

  1. 6100 sayılı HMK'nın 119 uncu maddesine göre, dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri ve iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği ve açık bir şekilde talep sonucu gösterilmelidir.

  2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “Somutlaştırma yükü ve delillerin gösterilmesi” başlıklı 194 üncü maddesi şöyledir:

"(1) Taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar.

(2) Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunludur.

"

a. Bu maddeye göre; taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdır. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmesi zorunludur.

b. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, "Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi sözkonusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır." şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.

  1. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.05.2022 tarih ve 2022/3421 Esas, 2022/6931 Karar sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Bir davada haklı çıkabilmek için soyut veya genel hatlarıyla bir iddiayı ortaya koymak yeterli değildir. Aynı zamanda bu iddiaların, ispata elverişli hale getirilerek zaman, mekân ve içerik olarak somutlaştırılması gerekir. En azından iddianın araştırılabilmesine yönelik somut bilgi ve açıklamaların sunulması gerekir. İddia somutlaştırıldıktan sonra hâkim ve karşı taraf, bunun üzerinden savunma ve yargılama yapabilecektir. Soyut iddialar ve vakıalar üzerinden değerlendirme yapılması mümkün değildir.

..." (benzer yönde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2019 tarih ve 2017/2 1902 Esas, 2019/1348 Karar sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.02.2021 tarih ve 2017/1 1216 Esas, 2021/60 Karar sayılı kararı vd.)

  1. Değerlendirme

  2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Davacı vekili dava dilekçesinde fiil ehliyeti nedeniyle vasiyetnamenin geçersizliği nedenine dayanmış; dava konusunu "ehliyetsizlik nedeniyle vasiyetin iptali ve ya tenkis" olarak gösterdiği (02.07.2018 tarihli) ıslah dilekçesinde ise, halihazırda şekil ve fiil ehliyeti eksikliğine dayanan davasına ıslah yolu ile terditli tenkis talebini eklediğini belirtmiş; şekil eksikliğine ilişkin herhangi bir ıslah talebinde bulunmamış; şekil eksikliğine dayanak hiçbir somut vakıadan bahsetmemiştir. Ayrıca davacı vekili, 01.03.2019 havale tarihli beyan dilekçesinde de talebinin ehliyetsizlik nedeni ile vasiyetnamenin iptali olduğunu ifade etmiştir.

  4. İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen kararın gerekçesinde vasiyetnamenin şekil şartlarına da uygun olduğu belirtilmiş; ancak, bu husus davacı vekili tarafından sunulan istinaf dilekçesinde ayrıca ve açıkça istinaf sebebi olarak gösterilmemiş; istinaf dilekçesinde yine sadece birebir "vasiyetin ehliyetsizlik nedeniyle ve de şekil şartlarına aykırı olması nedeni iptali için dava saılmıştır" ibareleri yazılmak sureti ile halihazırdaki davanın şekle aykırılığa dayandığı belirtilmiş ise de şekle aykırılık nedeniyle istinaf başvurusunda bulunulmamıştır.

  5. Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı vekili temyiz başvurusu dilekçesinde, şekil eksikliğini yine sadece soyut bir ibare olarak geçirmiş, açıklamamış, somutlaştırmamış ve temyiz nedeni olarak ileri sürmemiştir. Davacı vekili 08.09.2022 havale tarihli temyize ek beyan dilekçesinde, tüm yargılama boyunca ilk kez vasiyetnamenin şekle aykırılığına ilişkin somut vakıalar ileri sürmüştür. Ancak, 08.09.2022 havale tarihli temyize ek beyan dilekçesinin süresinden sonra sunulmuş olması sebebiyle temyiz incelemesinde değerlendirilmesi mümkün değildir.

  6. Eldeki dava, ehliyetsizlik nedeniyle vasiyetnamenin iptali ıslahla terditli tenkis isteğine ilişkindir. Şekil eksikliği hukuksal nedenine dayanılmamıştır. Şekil eksikliğine ilişkin dayanak hiçbir vakıa ileri sürülmemiş; somutlaştırma yükümlülüğü yerine getirilmemiş; usulüne uygun şekilde ıslahla talep sonucuna eklenmemiştir. Ayrıca şekil eksikliği, istinaf ve temyiz nedeni olarak da gösterilmemiştir. Öte yandan, davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda tenkis taleplerine ilişkin itiraz da ileri sürülmemiştir. Hâl böyle olunca, temyiz incelemesi sadece ehliyetsizlik nedeniyle vasiyetnamenin iptalinin gerekip gerekmediği ile sınırlı olacaktır.

  7. Davacı vekilinin fiil ehliyetine ilişkin temyiz itirazlarına gelince, mahkemece Sosyal Güvenlik Kurumundan ve diğer tüm ilgili kurumlardan miras bırakanın tıbbi kayıtları istenmiş; temin edilebilen evraklarla birlikte dosya Adli Tıp Kurumuna gönderilerek aldırılan raporda, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın fiil ehliyetini haiz olduğu tespit edilmiştir. "İlgili Hukuk" bölümünün 5, 6 ve 7 nci maddelerinde örnek olarak gösterilen Yargıtay kararları ile de benimsendiği üzere Adli Tıp Kurumu, fiil ehliyetinin tespiti hususunda en geçerli delil ve en yetkili sağlık kuruluşu olup, tanık beyanları bu hususta tek başına belirleyici olamaz.

  8. Dosyada mevcut ... Adli Tıp Grup Başkanlığının 11.03.2019 tarihli ve ... Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 08.04.2019 tarihli yazı cevapları ile grup başkanlıkları bünyesinde ilgili ihtisas kurulu bulunmadığından, İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ilgili İhtisas Kurulundan rapor alınmasının uygun olduğunun bildirilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince... Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmıştır. Davacı vekilinin dosyanın ... Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verilmiş olmasına karşın... Adli Tıp Kurumuna gönderilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki temyiz itirazı yerinde görülmemiştir.

  9. Vasiyetnamenin şekil eksikliğinin kamu düzenine ilişkin olup re'sen araştırma ilkesine tâbi olduğu yönündeki temyiz itirazlarının "İlgili Hukuk" bölümünün 2, 3 ve 4 üncü maddelerinde örnek olarak gösterilen Yargıtay içtihatları ile benimsenen açıklamalar doğrultusunda; tenkis yönünden kararın bozulması gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının ise, "İlgili Hukuk" bölümünün 8, 9 ve 10 uncu maddelerinde örnek olarak gösterilen Yargıtay içtihatları ile benimsenen açıklamalar doğrultusunda reddi gerekmiştir.

  10. Hâl böyle olunca, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

07.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:27:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim