Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/6883
2023/1263
2 Mart 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen suya müdahalenin önlenmesi istemiyle ilgili olarak verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince, Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne, suya müdahalenin önlenmesine ve su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili, müvekkillerinin 64 parsel sayılı taşınmaz içerisinden çıkan kaynaktan su aldıklarını, davalıların kaynaktan su getiren borunun üzerine beton dökmek suretiyle suyun taşınmasına müdahale ettiklerini ve 04.07.2008 tarihli anlaşma tutanağına riayet etmediklerini belirterek davalıların suya vaki müdahalesinin önlenmesini istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalı vekili, 1962 yılında mahallelerinin içme suyunu sağlamaları için ilgili idareye başvurduklarını ve idarece dava konusu su yerinin gösterildiğini, bunun üzerine depo yapılmak ve boru döşenmek suretiyle mahallenin su ihtiyacının karşılandığını, 2008 yılına kadar davacıların bu suya yönelik taleplerinin olmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 15/03/2018 tarihli ve 2015/389 Esas, 2018/147 Karar sayılı kararıyla;
"... Davalıların ve davacının Y.S.E tarafından getirilen sudan başka faydalanabileceği başka bir su tespit edilemediği, içme suyunun hakkı zaruri hak olduğu, kullanma suyunun öncelikli olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 11.12.2018 tarihli ve 2018/2930 Esas, 2018/8881 Karar sayılı kararıyla;
"...Mahkemece bozmaya uyulmuş ise de, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Dava konusu kaynak, genel sudur. Genel sulardan herkes kadim ve öncelik hakkı olanların hakkına tecavüz etmeden, ihtiyacı oranında yararlanır. Bozma ilamında değinilen ilkeler ışığında, davacının kadim yararlanma hakkı ve tarafların yararlandıkları başka sular da dikkate alınarak herkesin ihtiyaçları oranında faydalanabileceği bir su rejimi kurulması gerekir.
Mahkemece, bozma ilamının içeriği dikkate alınarak, gerekiyorsa yeniden keşfe gidilerek, yapılacak yargılama neticesinde, uygun bir su rejiminin kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir ..." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Temyiz İncelemesine Konu Karar
Mahkemenin 22.03.2022 tarih ve 2019/107 Esas, 2022/210 Karar sayılı kararı ile;
"... Dava konusu kaynak, genel su olup genel sulardan herkes kadim ve öncelik hakkı olanların hakkına tecavüz etmeden, ihtiyacı oranında yararlanacağı, bozma ilamında değinilen ilkeler ışığında, davacının kadim yararlanma hakkı ve tarafların yararlandıkları başka sular da dikkate alınarak herkesin ihtiyaçları oranında faydalanabileceği bir su rejiminin kurulması gerektiği, bozma ilamının içeriği dikkate alınarak yapılan keşif üzerine usulüne uygun rapor tanzim edildiği..." gerekçesiyle davanın kabulüne, 133 ada 28 parselde su kaptajında biriken günlük su miktarı için su kaptajının içerisinde ve/veya yanına ve/veya daha düşük bir kot (yükseklikte) uzağına ilave harici bir depo yapılması, su kaptajında veya yeni yapılacak su deposunun içerisinde öncelikle suyun ilk biriktiği bir bölme yapılması, bu ilk bölmede biriken su dava konusu Yukarıtepe Mahallesinde bulunan hane sayısınca, eşit yükseklikte ve aynı çapta boru ile çıkış yapılıp su çıkışlarından akan sular birbirinden ayrı ikinci bölmeciklere alınması, daha sonra birbirinden bağımsız bu ikinci bölmeciklere her haneye ulaşacak şekilde boru bağlantısı yapılarak su dağıtımı yapılması suretiyle su rejimi tesis edilmesine..." karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili; dava dilekçesinde suya müdahalenin men'i istendiği halde mahkemece kabul hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira müvekkilinin sudan men edilmeksizin su rejimi kurulduğunu, bu sebeple davanın kısmen kabul edilmesi gerektiğini, netice olarak da sadece davacı yararına vekalet ücreti taktirinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek; hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, suya müdahalenin önlenmesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi, gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.
Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tabidir.
Bir başka ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman v.b.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlal edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.
Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur.
Arazinin mülkiyetine tabi olan kaynak suyu bir başka ifadeyle özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa elatma varsa elatmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.
Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 nci maddesi gereğince "Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur" hükmü doğrultusunda kaynak hakkı ancak tapuda düzenlenecek resmi senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir.
Yine benzer şekilde Türk Medeni Kanunu'nun 837 nci maddesi de "Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir" şeklinde düzenlenmiştir.
Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanunu'nun 780 inci maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmi şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür.
Gerçekten Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 ve 837 nci maddesinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.
- Değerlendirme
1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Somut olayda; dosya kapsamındaki delillerin incelenmesinden, davaya konu suyun, genel su niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Genel sulardan ise kadim ve öncelik hakkı nazara alınmak koşulu ile herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir. Bu genel ilkeden yola çıkıldığında; her ne kadar davacılar, davalıların suya vaki elatmalarının önlenmesini talep etmişlerse de "Çoğun içerisinde az olan talep de vardır" ilkesi gereğince, davacıların su rejimi kurulması taleplerinin de bulunduğunun kabul edilmesi gerekir.
-
Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:51