Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/192
2023/1236
2 Mart 2023
Taraflar arasındaki mera komisyon kararının iptali ve zilyetliğin tespiti, tapuya yazılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, Karataş Mahallesi 8908 ada 21 (eski 54 parsel), 22 (eski 52 parsel), 38 (eski 69 parsel) ve 40 (eski 89 parsel) No.lu parsellerin fiili kullanıcısı ve zilyedi olduğunu, dava konusu taşınmazların atalarından kaldığını, dava konusu taşınmazların ecrimisil bedellerinin uzun yıllar boyunca düzenli olarak ödendiğini, söz konusu taşınmazların köy tüzel kişiliğine ait olmadığını, Büyükşehir Belediyesi sınırlarında mahalle içerisinde kaldığını, açıklanan nedenlerle (fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla), Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, Karataş Mahallesi, 8908 ada 21, 22, 38 ve 40 No.lu parseller yönünden Antalya Valiliği Mera Komisyonu Başkanlığı Mera Tahdit ve Tespit Komisyonu kararının iptalini, 8908 ada 21, 22, 38 ve 40 No.lu parsellerde davacının zilyetliğinin tespiti ile zilyetlik şerhinin tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerhini talep etmiştir.
II. CEVAP
-
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın Antalya ili, Döşemealtı ilçesi, Karataş Mahallesi 8908 ada 21 22 38 40 parsel sayılı taşınmazların mera tahsisinin iptali ile zilyetliğinde olduğunun tespiti ve tapuya tescilini talep ettiğini, mera tahsisi yapılmış olan köy veya belediyeler, davanın niteliği itibariyle ve Mera Kanunu gereği zorunlu hasım olduğunu ancak davacı taraf davayı ilgili kamu tüzel kişiliğine yöneltmediğini, Mera Kanunu'nun 13 üncü maddesine göre dava açma süresi askı tarihi itibariyle 30 gün olduğunu, buna göre davanın öncelikle süre yönünden reddi gerektiğini, davacının mera tahsisinin iptali hususunda dava açma ehliyeti bulunmadığını, davacının dava konusu taşınmazlarda mülkiyet hakkı bulunmadığı gibi yalnızca kullanıcı olduğu iddiasında olduğunu, zilyetlik, tahsis gibi mülkiyeti ilgilendiren bir konuda kullanıcıya dava açma hakkı vermeyeceğini, Maliye Hazinesine ait dava konusu taşınmazların kamu hizmetine tahsis edilmesi hakkında, davacının aktif husumet ehliyetinin varlığından söz edilemeyeceğini, davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazlarda Kadastro Müdürlüğünce kullanıcı tespiti çalışması yapılmadığını, Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca kadastro işlemi yapılmayan taşınmazlar için doğrudan dava yoluyla tapuya beyan ve şerh konulması yönündeki taleplerin reddi gerektiğini, davaya konu taşınmazların meraya tahsis edilmiş olması, mera tahsisinin Mera Kanunu ve ilgili mevzuatlara uygun olarak yapılmış olması nedeni ile kamu malı statüsünde olan davaya konu taşınmazlar üzerinde zilyetlik tespiti yapılması mümkün olmayıp davacıya fayda sağlamayacağından davacının hukuki yararı olmadığını, bu nedenle davanın hukuki yarar yokluğundan da reddi gerektiğini, davacının davaya konu taşınmazlarda 6292 ve 4706 sayılı Kanun'un aradığı anlamda hak sahibi olabilmesinin mümkün olmadığını, davaya konu taşınmazların kanunun öngördüğü sürelerde kullanılmadığı gibi aralıklı kullanılmış ve nizaya konu olduğunu, bu noktada davacının söz konusu taşınmazlarda zilyet ve hak sahibi olması söz konusu olamayacağından ve mera tahsisinin iptali hakkındaki talebinin gerek usul gerekse esasen dayanaktan yoksun olmasından davanın reddi gerektiğini,
-
Tarım ve Orman Bakanlığı Antalya İl Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; 4342 sayılı Mera Kanunu gereği bir yerin mera çalışmaları, tespit, tahdit ve tahsis şeklinde 3'e ayrıldığını, dava konusu parseller için henüz bir tahsis kararı verilmediğini, tespit ve tahdit kararları verildiğini, ortada davaya konu bir uyuşmazlık bulunmadığını, idarenin kendi mülkiyetindeki araziler için yaptığı tasarruflar yani Hazine arazisinin meraya çevrilmesi ortada tarafları farklı hukuki uyuşmazlık bulunmadığından davaya konu edilemeyeceğini, böyle bir dava açılabilecek olsa da süre yönünden reddi gerektiğini, İl Mera Komisyonunun 25.05.2001 tarihli toplantısında mülkiyeti Hazineye ait dava konusu yerlerin ve daha birçok yerin mera olarak değerlendirilmesine karar verildiğini, dava konusu yerler de m.5/b'de düzenlenen yerlerden olduğunu, Hazinenin mülkiyetinde bulunan yerlerin yapılan etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanabileceğinin anlaşılmadığını ve gereğinin yapıldığını, davacının zilyetliğinin tespiti ve bunun tapu kütüğüne şerhinin bu davayla ilgili olmadığını ve birlikte açılamayacağını, zilyetliğin tespitinin bir tespit davası olduğunu, çekişmesiz yargının konusu olduğunu, davanın öncelikle görev, olmazsa usulden ve süre yönünden, ya da esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme gerekçesinde;
-
Dava konusu taşınmazların Hazine adına kayıtlı olup, söz konusu taşınmazların Antalya Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Mera Komisyonu Başkanlığı'nın 05.04.2019 tarihli kararı ile mera kaynakları arasına alınmasına karar verilmiştir.
-
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 5 inci maddesine göre, Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği saptanan yerler mera kaynakları içerisine alınabilir. Bu gibi Hazinenin tapulu yerlerinin mera kaynakları kapsamına alınması üzerine dava açma yetkisi mülkiyet hakkı sahibi Hazineye aittir. Kira ilişkisi veya benzeri bir nedene dayanılarak mülkiyet hakkı sahibi Hazinenin kullanmadığı dava açma yetkisi onun kiracısı, zilyedi veya benzeri nedene dayanan kişi/kişiler tarafından kullanılamaz. Dolayısıyla, davacının aktif dava açma yetkisi yoktur.(Y. 14 HD 04/12/2006 T. 2006/11683 E. 2006/14350 K.)
-
Bu gibi davalar, lehine tahsis yapılan köy veya belediye tüzel kişilikleri aleyhine açılır. Açıkçası, tahsis yapılan tüzel kişilik davanın yasal hasmı olup Tarım ve Köy İşleri Bakanlığına husumet düşmeyeceğinden, bakanlık hakkında açılan davanın da bu nedenle reddi gerektiği bildirilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin dayandığı aynı gerekçelerle istemin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Dava konusu taşınmazı 20 yıldan fazla süredir davacının zilyedinde olduğunu,
-
Davacının 4706 sayılı Kanun'dan yararlanmak amacıyla davalı Hazineye talepte bulunduğunu, davalı ... Bakanlığının Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Mera Komisyonu Başkanlığı'nın 05.04.2019 tarihli kararı ile dava konusu taşınmazın mera vasfına geçirildiğinin anlaşıldığını,
-
Dava konusu yerin 05.04.2019 tarihinden önce mera vasfında olmadığı, taşınmazın mera vasfı kazanmadan evvelki durumunun mahkemece tespit edilmesi ve davanın bu doğrultuda değerlendirilmesi gerektiğini, mera olarak belirleme işlemi açıkça mevzuata aykırı olduğunu,
-
Davacı dava konusu taşınmazı 20 yıldan fazla süredir fiilen kullanmakta olmasının bir neticesi olarak 6292 sayılı Kanun ve 4706 sayılı Kanun kapsamında hak sahibi olduğunu öncelikle dava konusu taşınmazın mera vasfı değiştirilmeden evvel hak sahibi olduğu, bu hak sahipliğinin neticesinde taşınmazın kendisine satılıp satılamayacağı hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini,
-
Antalya Büyükşehir Belediyesinin sınırları 6360 sayılı Yasa gereğince Antalya il sınırları olmuş, il sınırları içerisinde tüm köyler de köy tüzel kişilikleri kalkarak mahalle olduğunu, bu davanın köy tüzel kişiliğine veya Belediyeye karşı açılmasının hukuken mümkün olmadığını belirterek hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Mera Komisyon kararının iptali ile zilyetliğin tespiti ve tapu kütüğüne yazılması istemine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
Hukuki nitelikleri itibariyle devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olan meralar özel mülkiyete konu olamazlar. Bu nedenle de mülkiyeti devlete ait olan yerlere ilişkin davayı Hazine açabileceği gibi meraların sınırları içinde bulunduğu ve yararlanma hakkı olan köy tüzel kişilikleri ve belediyelerin de dava açma hakları vardır.
-
4342 sayılı Mera Kanunu'nun 5 inci maddesine göre Hazinenin mülkiyetinde bulunan arazilerden etüt sonucu mera, yaylak ve kışlak olarak yararlanılabileceği saptanan yerler mera kaynakları içerisine alınabilir.
-
Değerlendirme
-
Dava konusu taşınmazlar 1957 tarihinde kadastro tespitinde tarla vasfı ile Hazine adına tescil edilmiştir. Mera Komisyonu tarafından dava konusu taşınmazlar 4342 sayılı Kanun'un 5/b maddesi gereğince 05.04.2019 tarihli kararı ile mera kaynakları arasına alınmasına karar verildiği, Hazinenin tapulu yerlerinin mera kaynakları kapsamına alınması üzerine dava açma yetkisinin mülkiyet hakkı sahibi Hazineye ait olduğu, davacının aktif dava açma yetkisi bulunmadığı, yine bu gibi davalar, lehine tahsis yapılan köy veya belediye tüzel kişilikleri aleyhine açılabileceği, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı’na husumet düşmeyeceğinden, bakanlık hakkında açılan davanın da bu nedenle reddi doğru görülmüş hükmün onanması gerekmiştir.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:51