Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5754
2023/1210
28 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Asıl ve birleştirilen davanın kısmen kabul, kısmen reddine
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl dava yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddine, 20.000,00 TL'nin dava tarihinden hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleştirilen dava yönünden davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile 49.034,21 TL'nin dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile beraber davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı ve davalının paydaş oldukları 1019, 1020, 1029 ve 1030 parsellerde davalı payının davacıya satılması hususunda tarafların aralarında anlaştıklarını, davalı tarafından dava konusu 1030 parsel dışındaki taşınmazların ferağının yapıldığını, bedelini aldığını, taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasında da satışın ve muhdesatların davacıya ait olduğunun kabul edildiğini, 1030 parselin ferağı yapılmadığından davalıdan bono alındığını, bu nedenle dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile tescili olmadığı takdirde davalının payına düşen kısım ve içindeki tüm muhdesatların bedelinin tahsili ile davacıya verilmesi için fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydı ile rayiç değere esas olmak üzere şimdilik 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş olup 14. celsede de tapu iptal tescil olmadığı takdirde 60.000,00 TL bedelli bononun yasal faizi ile davalıdan tahsilini istediği yönünde talebini yinelemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ile sözlü anlaşmanın olduğunu ancak davacının edimini yerine getirmemesi dolayısıyla devrin yapılmadığını, dava konusu taşınmaz üzerindeki muhdesatların davacıya ait olduğunu, tapulu taşınmazın satışının ancak resmi şekilde olacağını, teminat senedinin başka bir iş için verildiğini, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine, taşınmazın devrinin resmi memur önünde yapılmadığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin reddine, davacının tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde muhdesat bedelinin tahsilini istediğinden bahisle davalının ikrarının göz önüne alındığı gerekçesiyle muhdesat bedeli olan ve bilirkişi raporunda da belirtilen 20.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 8. Hukuk Dairesince: “…davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; tarafların alacağa yönelik temyiz itirazlarına gelince; davacı vekili tarafından dava konusu taşınmazın bedelinin ödendiği ancak devri yapılmadığından davalıdan senet alındığı belirtilmiş olup bu senet aslı 16.12.2011 tarihli 6. celsede mahkemeye sunulmuştur. Davalı vekilince; 23.12.2011 havale tarihli dilekçe ile bonodaki imza ve yazıların davalıya ait olmadığı ve yine senet üzerindeki '1030 parselin satımı nedeniyle aldığım satış bedelinin karşılığında tapu karşılığı senettir.' yazısının da davalıya ait olmadığı, bu yazının davalı veya bir başka kişi tarafından da onanmadığı belirtilerek yok hükmünde olduğu savunulmuştur. Mahkemece senede ilişkin yeterli araştırma ve inceleme yapılmamış olup öncelikle Mahkemeye sunulan senet aslı üzerinde imza ve yazı incelemesi yapılarak imza ve yazının davalının eli ürününden olup olmadığının belirlenmesi gerekir… Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin yukarıda açıklanan işlemler yapıldıktan sonra kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekmekte iken yazılı gerekçelerle hüküm kurulması doğru görülmemiştir…” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk derece mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararda: “…bozma kararı doğrultusunda İstanbul Adli Tıp Kurumunun 05/11/2021 tarihli raporunda borçlu imzaları ile (davalı) ...'ın mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'ın eli ürünü olduğu, 18/03/2022 havale tarihli Bankacı Bilirkişi Aynur Sarıca, Mali Müşavir Murat Büyük ve Gelir Uzmanı Hüseyin Şahinoğlu tarafından düzenlenen heyet raporunda özetle; 11.02.2009 vade tarihindeki 60.000,00 TL’nin 11.02.2011 dava tarihindeki değeri (hesaplama kalemlerine göre ortalaması alınarak) 69.034,21 TL, 10.03.2010 satış tarıihindeki 60.000,00 TL'nin, 11.02.2011 dava tarihindeki değeri (hesaplama kalemlerine göre ortalaması alınarak) 65.569,19 TL, olarak hesaplandığı, davacı taraf taşınmazın gerçek satış tarihinin 2001 olduğunu iddia etmişse de satım bedeli için düzenlenen bononun vadesinin 2009 olması, yaklaşık 8 yıllık bir vadeli bono tanzim edilmesinin hayatın olağan akışına uygun olmaması nedeniyle satış tarihine yönelik beyana değer verilmediği, davacı taraf dava konusu taşınmazın 1/2'sinin dava dışı Tayfun adındaki kişiye 60.000,00 TL'ye satmış görünse de davacı ile dava dışı Tayfun arasında arasında inançlı işlem yapıldığı, gerçek satış değerinin daha yüksek olduğuna yönelik davacı tarafça itiraz edilmişse de kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağı, dava dışı kişiyle davacı arasında yapıldığı iddia edilen inançlı işlemin bu davada davalı aleyhine delil teşkil edemeyeceği, taraflar arasındaki satım sözleşmesine konu taşınmaz bedelinin bonoda 60.000,00 TL olarak yazıldığı bononun vadesinin 2009 tarihi olduğu dolayısıyla satım bedelinin 2009 tarihi itibariyle taraflar arasında 60.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, 2009 tarihindeki 60.000,00 TL'nin denkleştirici adalet prensibine göre dava tarihinde ulaşacağı bedelin 69.034,21 TL olduğu…” gerekçesiyle asıl dava yönünden 20.000,00 TL, birleştirilen dosya yönünden ise bakiye bedel 49.034,21 TL olarak davanın kabulüne, tescil talebinin reddine dair verilen karar için Yargıtay bozma kararı bulunmadığından tescil talebi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; satışın 2001’de yapıldığını, 2009’daki senet tarihinin baz alınmasının hatalı olduğunu, en azından diğer taşınmazların ferağ tarihi olan 2006’nın baz alınması gerektiğini savunmuştur.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleştirilen davadaki talebin zamanaşımından reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın davalıya satılmadığını, bedel de alınmadığını savunmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde alacak talebine ilişkindir.
-
İlgili Hukuk
-
Tapulu taşınmazların satışı resmi şekil koşuluna tabi olup, haricen satışı TMK’nın 706, BK’nın 213 (6098 sayılı BK’nun 237.), 2644 sayılı Tapu Kanunu’nun 26 ve Noterlik Kanunu’nun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince geçersizdir.
-
Kural olarak, 10.07.1940 tarih ve 2/77 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme ve 07.06.1939 tarih, 1936/31 Esas, 1939/47 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararlarına göre harici satışın hüküm ifade etmemesi durumunda taraflar verdiklerini geri alabilirler. Bilindiği üzere geçerli bir sebebe dayanmaksızın bir kişinin mal varlığından diğerinin mal varlığına kayan değerlerin eksiksiz iadesi denkleştirici adalet düşüncesine dayanır. Denkleştirici adalet ilkesi ise haklı bir sebep olmaksızın başkasının mal varlığından istifade ederek kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği bu kazanımı geri vermek zorunda olduğunu ve eski hale getirmede mal varlığında artış olan tarafın yükümlülüğünün bulunduğunu ifade eder.
-
Ülkemizde yaşanan ve uzun yıllar boyu yüksek oranlarda seyreden enflasyon nedeni ile belli bir miktar paranın verildiği tarihteki alım gücü ile aynı miktar paranın aradan geçen zamana bağlı olarak iade günündeki alım gücünün farklı ve çok daha az olduğu bir gerçektir. Hukuken geçersiz sözleşmeler tasfiye edilirken, denkleştirici adalet kuralı göz ardı edilmemelidir. Davacının harici satış nedeniyle davalı yana bedel ödediğinin kanıtlanması halinde harici satış bedelinin denkleştirici adalet ilkesine göre tazmini gerekir.
-
Değerlendirme
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, İstanbul Adli Tıp Kurumunun 05/11/2021 tarihli raporu doğrultusunda senet metnindeki imzaların davalı ...'a ait olduğu; satım bedeli için düzenlenen bononun vadesinin 2009 olması, Bankacı, Mali Müşavir, Gelir Uzmanı bilirkişilerce düzenlenen heyet raporunda denkleştirici adalet ilkesi uyarınca hesaplama yapıldığı, senet metninden satış işleminin gerçekleştiğinin tespit edilmiş olduğu gerekçesiyle verilen kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:29:47