Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/8381

Karar No

2023/1050

Karar Tarihi

22 Şubat 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: ...Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmaz ise tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı; ... Mahallesinde bulunan 20316 ada 8 parsel, 20317 ada 10 parsel, 20318 ada 9 parsel, 20319 ada 7 parsel, 20320 ada 5 parsel, 20321 ada 7 parsel, 20322 ada 5 parsel, 20324 ada 7 parsel, 21367 ada 1 parsel, 21368 ada 1 parsel, 21369 ada 1 parsel, 21370 ada 1 parsel olmak üzere 14 parça parselden oluşan arsalardaki %25 oranındaki payların, davalıya verilen vekaletname uyarınca davalı tarafından vekil olarak hareketle davacı adına satın alınması gerekirken, davacının vekalet yetkisini kötüye kullandığını, satış bedelleri davacı tarafından ödenen bu arsaları tapuda kendisi adına satın aldığını, davacının bu durumu sonradan öğrendiğini, bu arsalardaki %25 oranındaki hissenin aslında davacıya ait olduğunu ileri sürerek, taşınmazlarda davalı ... adına tescilli olan hisselerin iptali ile müvekkili adına tesciline, mümkün olmaması halinde davalı adına kayıtlı hisselerin bedelinin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş; 07.10.2019 tarihli dilekçesinde; tapu iptal ve tescil taleplerinden vazgeçtiklerini, davaya konu taşınmazlarda, davalının daha sonra aldığı paylar dışında 1/4 oranındaki payların bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazların İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uygulamasından önce bir bütün halinde tek bir parsel olduğunu, tek parsel halindeyken davalının %25 oranındaki hissenin bedelini kendisinin ödeyerek satın aldığını, tapu kayıtları getirtildiğinde bu durumun görüleceğini, davacının vermiş olduğu vekaletten kandisini zaten 1989 yılında azlettiğini, davacı adına hisse alınacağı ve paranın davacı tarafından ödendiği iddialarının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava, vekalet sözleşmesi uyarınca sebepsiz zenginleşmeye dayalı alacak istemine ilişkindir. Davacı, davalı olan oğlu Mehmet'in ve dava dışı oğlu Faruk'u resmi işlerini takip için yetkili kıldığını ayrıca haklarının kullanılması, inşaatların faaliyetlerinin devamı için vekalet verdiğini, bu vekalet gereğince davalının kooparatif kapsamında yaptığı işlerden temin edilen menfaatin davalının kendi üzerine aldığını, oysa vekaleten işlem yaptığını, gerçeğe aykırı olarak davalının bilgilendirdiğini, malları haksız olarak davalının kendi üzerine geçirdiğini, davacı adına tapu kaydı bulunmadığını, daha önce verdiği vekaletnameleri iptal ettiğini, tapular üzerine davalı haksız olarak vefa hakkı kurduğunu, bu sebeple tapuların iptalini ve kendi adına tescilini talep etmiş, yargılama sırasında 07.10.2019 tarihli dilekçesi ile tapu iptali ve tescil talebinden vazgeçerek alacak talebinde bulunmuş olup, davalı malvarlığını kendinin kazandığını, davacının her işlemi belgeye bağladığından ve torunu Halil İbrahim ile diğer oğlu Faruk'tan bile bono aldığından, tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, tapu kaydı daha önce Ali Acar ve diğerlerine aitken tapunun 1/4'ünün davalının kendi parası ile aldığını, sonra gerçek kişi olarak işletmesine devrettiğini savunmuş olup, davacı vekalet ilişkisine dayalı olarak davalının yaptığı işlemlerden elde ettiği menfaatleri davacıya devretmediğini iddia etmiş olup, davaya konu işlem tarihi itibariyle davacının, davalının kayın babası olması sebebiyle HMK 203/1 a madde ve bendi uyarınca davacının vekalet sözleşmesi ilişkisini tanıkla ispatı mümkündür. Bununla birlikte davacı tanıkları çelişkili beyanlarda bulunmuş, davalının sözleşmeyi yaptığını ve yürüttüğünü söylediği gibi davalının, davacının vekili olarak hareket ettiğini de beyan etmediklerinden davanın sübut bulmadığı " gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yolu ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme kararının gerekçeden yoksun olup, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, delillerin değerlendirilmediğini, tanık beyanlarının yeterince tartışılmadığını, tarafların akrabalık durumu belgeyle ispat kuralının istisnası olup, diğer delillerin de buna göre değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ortağı olduğu şirket toplantısında taşınmazların davacı babasına ait olduğunu kabul ettiğini ancak ...'deki otelin borçlarından dolayı bu taşınmazlara ihtiyacı olduğunu, elinde tutmak istediğini açıkça ikrar ettiğini, davalının taşınmazları aldığı tarihte 17 yaşında olup, alacak maddi gücünün olmadığını, davalının davacıya ait taşınmazları üzerine alıp bir daha vermemesi nedeniyle 2006 yılından sonra davacının oğluna olan güvenini kaybettiğini ve yapılan işlemleri belgeye bağlamaya başladığını, tanıklar ..., ... ve ...'nin CD'de yer alan beyanlarının, tanık olarak iki defa alınan beyanlarının mahkemece hiç tartışılmadığını, bu kişiler tarafından gönderilen ihtarname içeriklerinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporları lehlerine olmasına rağmen mahkemenin raporu hiç değerlendirmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

  2. Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının istinaf isteminin reddine, aksi kanaat oluşması halinde; zamanaşımı talebinin reddine dair ara kararının, hukuka aykırı olarak elde edilen ve delil olarak kabul edilen CD üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına dair ara kararının, dosyanın bilirkişiye sevkine dair 17/12/2019 nolu ara karar ve rapora itirazların reddine dair ara kararların davacının da kabul etmediği vakalet ilişkisine dayalı karar gerekçesi ve sebeplerinin davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşturulmaması amacıyla lehe olarak kaldırılmasına, davanın zamanaşımından reddine, bunun kabul edilmemesi halinde tapu iptal tescil yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, kesin süre içinde harç ikmal edilmediğinden davanın terditli talep yönünden reddine karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu ve gerekçesiz kararın hak ihlali olduğunu,

  2. Bölge Adliye Mahkemesinin hukuki nitelendirmeyi yanlış yaptığını; davanın, babanın büyük mal varlığının yönetimi, idaresi bakımından oğlu olan davacının temsilen hareket etmesi sonucu kendi adına taşınmazları tescil etmesine dayalı olarak yolsuz tescil iddiasıyla ve mülkiyet hakkı sahibi olduğu iddiasıyla tapu iptal ve tescil davası olup inanç işleme dayalı tapu iptali ve tescil olmadığını,

  3. İlk derece mahkemesince tanıkların tüm beyanlarının karşılaştırılması ve tartışılması gerekirken, sadece tanıkların çelişkili beyanlarda bulunduğu yönünden bir tespit yaptığını,

  4. Tarafların baba oğul olduğu, 6100 sayılı HMK'nın 203 üncü maddesi gereği senetle ispat zorunluluğu olmadığını, eldeki diğer delillerin de buna göre işlenmesi ve değerlendirilmesi gerektiğini,

  5. Davalının, taşınmazın alındığı tarih itibarıyla varlıklı olduğunu, 17 yaşından beri çalıştığını iddia etse de buna dayalı hiçbir belge ve delili sunamadığını,

  6. CD kaydının dikkate alınmadığını, davalı tarafından tanıklara baskı yapıldığını,

  7. Davacı ile oğlu davalı arasında temsil ilişkisi olduğunu belirterek temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, tapu iptali tescil, olmaz ise tazminat istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.

  3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.

  4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 inci maddesi vd.) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli, 2014/14 516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.

  5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.

  6. Değerlendirme

Somut olayda; davacı baba kendi adına alınan taşınmazların davalı oğlu tarafından kendi adına tescil edilip bu taşınmazlar ile ilgili olarak dava dışı kooperatif ile inşaat sözleşmesi yaptığını belirterek tapu iptali tescil olmaz ise tazminat isteminde bulunmuş, daha sonra ıslah ile davasını tazminat olarak devam edeceğini bildirmiştir.

Dosyada toplanan delliller incelendiğinde davacı ile davalı arasında vekalet, temsil, inançlı işlem vd. ilişkinin varlığını ispata dair yazılı bir delil yada delil başlangıcı bulunmamaktadır. Diğer bir deyişle taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi ispata yeterli ve tanık delili ile desteklenecek bir yazılı delil veya delil başlangıcı belge bulunmamaktadır. Davacı vekili celsede yemin deliline de dayanmayacağını bildirmiş olduğundan ispatlanamayan davanın reddinde bir usulsüzlük görülmemiş hükmün oananması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararınkararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim