Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5692
2022/8138
28 Aralık 2022
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Davanın kısmen kabulü
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde bedel tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 14. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasınakarar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, davalılardan ... yönünden tapu iptali ve tescil talebi yerinde görülmemekle birlikte bedel yönünden davanın kabulüne, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Dava, harici satış sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil, olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...'ın 23.08.2001 tarihli sözleşme ile dava konusu " Yeni Mah. ... ... Sok. No:6/4 Eyüp/İstanbul" adresindeki bağımsız bölümün satışını düzenlediklerini, müvekkilinin 2001 yılından beri bu taşınmazda ikâmet ettiğini, sözleşmedeki geri kalan bedelin de ödendiğini, diğer davalı ...'in dava konusu taşınmazı ihale ile satın aldığını belirterek, tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde bedelin tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekili, davaya konu sözleşmenin 10 yıllık zamanaşımı süresini doldurduğunu, adi yazılı sözleşmenin taşınmazların satışına dair düzenlenen resmi belgelerden olmadığından bu belgeye dayalı tapu iptal ve tescil talebinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinden ...'in dava konusu taşınmazı cebri icra yolu ile satın aldığını, davanın reddini savunmuştur.
Mahkeme ilk kararında davanın kısmen kabulü ile davalılardan ... yönünden tapu iptal ve tescil istemi yerinde görülmemekle bedel yönünden talebin kabulü ile 12.000,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar vermiş, hükmün davacı vekili ve davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarihli ve 2016/17719 Esas, 2020/6191 Karar sayılı ilâmı ile "... Davacı tarafın dayandığı 23.08.2001 tarihli sözleşme resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olduğundan mahkemece tescile ilişkin taleplerin reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki; yerleşik Yargıtay içtihatları gereği geçersiz sözleşmeye dayalı olarak her bir tarafın sebepsiz zenginleşme hükümleri gereği verdiğini geri isteyebileceği; ancak, davacının ödediği paranın denkleştirici adalet kuralı gereği dava tarihindeki değeri karşılığı güncellenmesi gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir." gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan araştırma sonucunda, davanın kısmen kabulü ile davalılardan ... yönünden tapu iptali ve tescil isteminin yerinde görülmemekle birlikte bedel yönünden davanın kabulüne 254.173,00 TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, TMK'nın 706, TBK'nın 237 Tapu Kanununun 26 ve Noterlik Kanununun 60 ve 89 uncu maddeleri gereğince resmî şekilde yapılması zorunlu olup, haricen yapılan satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir.
Geçersiz sözleşmeler taraflarına geçerli sözleşmelerde olduğu gibi hak ve borç doğurmaz. Taraflar verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler.
Geçersiz satış sözleşmesi gereğince; diğerinin mal varlığına kayan değerlerin iadesi "denkleştirici adalet" düşüncesine dayanmaktadır. Denkleştirici adalet ilkesi, haklı bir sebebe dayanmadan başkasının mal varlığından istifade ederek, kendi mal varlığını artıran kişinin elde ettiği kazanımı geri verme zorunda olduğunu ve bir eski hale getirme yükümlülüğünü ifade eder.
Bu bakımdan sebepsiz zenginleşmeye konu alacağın iadesine karar verilirken, taşınmazın satış bedelinin alım gücünün ilk ödeme günündeki alım gücüne ulaştırılması ve bu şekilde iadeye karar verilmesi gerekir. Bu güncelleme yapılırken, güncellemeye esas alınan somut veriler tek tek uygulanarak, ödeme tarihinden ifanın imkânsız hale geldiği tarihe kadar paranın ulaştığı değer her bir dönem için hesaplanmalı, sonra bunların ortalaması alınmalıdır.
Satım bedelinin iade tarihindeki ulaştığı bedel belirlenirken, ödenen paranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle azalan alım gücünün enflasyon, ÜFE TÜFE artış oranları, faiz, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar ve benzeri ekonomik göstergelerin ortalamaları göz önünde tutulmalıdır.
Türk Medeni Kanununun 6 ncı maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere; ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı ispatlaması gerekir.
Yukarıda açıklanan ilkeler gereğince somut olayda, davacı ile davalı ... arasında imzalanan 23.08.2001 tarihli sözleşmede; davalı ... tarafından davacıya dava konusu taşınmazın satışı için 12.000.000.000 ETL'nin ödeneceği, bu bedelden 9.000.000.000 ETL'nin davacıya ödendiği ve geri kalan kısmın daha sonra ödeneceğinin belirtildiği görülmüştür. Davacı taraf, dava dilekçesinde sözleşmedeki geri kalan bedelin davalı tarafa ödendiğini iddia etmiştir. Ancak, 12.000.000.000 ETL'den geri kalan 3.000.000.000 ETL bedelin davacı tarafından davalıya ödendiğinin davacı tarafça HMK'nın 200 üncü maddesi gereğince (2022 yılı için 6.640,00 TL) ispatlanması gerekmektedir. Davacı tarafından sözleşmede kalan miktarın davalıya ödendiğinin usule uygun olarak ispatlanamaması hâlinde denkleştirmeye tabi tutulması gereken ve 23.08.2001 tarihli sözleşmede ödendiği taraflarca kabul edilen miktar 9.000.000.000 ETL'dir. Mahkemece bu hususlara aykırı şekilde noksan araştırma ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda 12.000.000.000 ETL'nin denkleştirmeye esas alınarak hesaplama yapılması ve belirlenen bedel üzerinden hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiştir.
Tahkikatın bittiğinin tefhiminden sonra, sözlü yargılama aşamasına geçileceği konusunda şüphe yoktur. Sözlü yargılama HMK’nın 186 ncı maddesinde düzenlenmiştir (28/07/2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7251 sayılı Kanunun 20 nci maddesi ile değişik). HMK 186 ncı maddesi, "(1)Mahkeme, tahkikatın bittiğini tefhim ettikten sonra aynı duruşmada sözlü yargılama aşamasına geçer. Bu durumda taraflardan birinin talebi üzerine duruşma iki haftadan az olmamak üzere ertelenir. Hazır bulunsun veya bulunmasın sözlü yargılama için taraflara ayrıca davetiye gönderilmez. (2) Sözlü yargılamada mahkeme, taraflara son sözlerini sorar ve hükmünü verir. Şu kadar ki, 150 nci madde hükmü saklıdır." hükmünü amirdir.
Mahkemece 15.02.2022 tarihli celsede tahkikatın tamamlandığı bildirilmiş ise de 2 nolu ara kararla sözlü yargılama safhasına geçileceği açık bir şekilde kararlaştırılmadan "olabileceği" kelimesiyle muğlak ara karar kurulmuştur. Bunun yanında davacı vekili bu celsede duruşmaya katılmadığı ve mazereti de kabul edildiği hâlde duruşmada yokluğu gözetilmeksizin "ihtar edildi." denilmek suretiyle mevcut duruma aykırı ara karar tesis edilmiştir. Yapılan işlemler ağır usulü hata niteliğindedir.
O hâlde davacı tarafın mazereti kabul edilmesine rağmen sözlü yargılama duruşmasının açıklamalı tebligat ile davalı vekiline tebliğ edilmemesi de doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir.
KARAR
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
28.12.2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:49:05