Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/1647
2021/4133
1 Ocak 2021
- Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ: Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08/06/2017 tarihinde verilen dilekçeyle inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15/03/2019 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davalı ... vekili tarafından talep edilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
KARAR
1.DAVA
1.1.Davacı vekili; dava konusu Antalya ili, Alanya ilçesi, Kestel Köyünde kain 829 ada 1 parselde kayıtlı 30 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın asıl sahibi müvekkili şirket olmasına rağmen tapuda ... İnşaat Tur. Tic. İth. İhr. Paz. Ltd. Şti. adına kayıtlı olduğunu, bu konuda unvanı belirtilen şirket ile herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, müvekkili şirketin, davalı ... ile un alımı satımı ve buna ilişkin olarak dava konusu taşınmaz üzerine kredi çekilmesi hususlarında anlaştığını, buna göre 01/08/2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, sözleşmeye göre davalı ...'ın müvekkili şirkete 350.000,00 TL karşılık gelecek şekilde 1. kalitede un göndereceğini, müvekkili şirketin de dava konusu taşınmazı davalıya devredeceğini, davalı ...'ın bu taşınmaza kredi çekeceğini ve un teminini sağlayacağını, 350.000,00 TL'nin müvekkili şirket tarafından beş taksit halinde ödeneceğini, kredi bittiğinde taşınmazın müvekkili şirkete devredileceğini, müvekkili şirketin 01/08/2016 tarihli sözleşmeye göre dava konusu taşınmazı davalı ...'a 03/08/2016 tarihinde inanç sözleşmesi ile bila bedel devrettiğini, ancak taşınmazın devri yapıldıktan sonra davalı ...'ın sözleşmeye riayet etmediğini, müvekkili şirkete un göndermediğini, taşınmaz üzerine kredi de çekmediğini, taşınmazı muvazaalı olarak 3. kişi konumundaki davalı ...'e 29/09/2016 tarihinde bedelsiz olarak devrettiğini, bu olaylar nedeniyle müvekkili şirketin mağdur olduğunu ve yaklaşık 450.000,00 TL değerindeki taşınmazın hileli işlemlerle elinden aldığını, müvekkili şirket ile davalı ... arasında yapılan işlemin 01/08/2016 tarihli sözleşmeden de anlaşılacağı üzere inançlı işlem olduğunu, inançlı işlemlerin, inananın teminat oluşturmak veya yöneltmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şeyi veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise, belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemler olduğunu, müvekkili şirketin un ticareti ve taşınmaz üzerine kredi çekmesi amacıyla taşınmazı davalı ...'a devrettiğini, ancak inanılanın, inançlı işlemden doğan sorumluluğunu yerine getirmediğini, davalı ...'ın açıkça müvekkilini dolandırmak suretiyle taşınmazı bedelsiz olarak üzerine geçirdiğini, bunun hemen akabinde kendisi bakımından güvenilir durumda olan davalı ...'e taşınmazı muvazaalı olarak devrettiğini, davalı ...'in yolsuz tescili bilen, en azından bilmesi gereken kişilerden olduğunu, zira taşınmazın bedelsiz olarak devredildiğini, davalı ... ile davalı ... arasında gerçekleştirilen taşınmaz devrinde tarafların tapuya gelmediklerini, ... adına satış işlemini tapuda ..., ... adına ise tapuda ... isimli kişilerin tapu devrini gerçekleştirdiklerini, yani iki tarafın da aynı soy isimli kişiye vekalet vererek taşınmaz devrini gerçekleştirmelerinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davalı ...'in taşınmazı hiç görmeden satın almasının da gerçek bir satış işlemiyle bağdaşmadığını, dava konusu taşınmazın halen müvekkili şirket yetkilisinin oğlu Hakkı Fırat tarafından kullanıldığını, yine taşınmazın değeri 450.000,00 TL civarında olmasına rağmen satış bedelinin 75.000,00 TL olarak gösterildiğini, kaldı ki davalı ...'in, ... Gıda Sanayi Ticaret A.Ş.'nin yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davalı ...'ın ise ailesiyle birlikte toptan un ticareti işi ile uğraştığını, ... Gıda San. Tic. A.Ş. ile ...'ın ailesiyle birlikte ticari faaliyet sürdürdüğü İbrahim Halil Yıldız'ın yoğun ticari ilişkilerinin bulunduğunu, yine taşınmazın çok kısa bir süreyle el değiştirdiğini, davalı ... tarafından 03/08/2016 tarihinde iktisap edilmiş olmasına rağmen taşınmazın 1 ay gibi bir sürede elden çıkarılarak 29/09/2016 tarihinde davalı ...'e devredildiğini, Yargıtay kararlarında belirtildiği gibi yolsuz tescile dayanarak ayni hak iktisap eden şahsın iyiniyetli olup olmadığı ve yolsuzluğu hangi hallerde bilmesi gerektiği araştırılırken, genel bazı kriterlerle birlikte bazı önemli özel durumların araştırılması gerektiğini, genel kriter olarak davalı 3. şahsın dayandığı tescilin yolsuz olduğunu ve taraflar arasındaki uyuşmazlığı genel hayat tecrübelerine ve hayatın doğal akışına göre bilip bilmediğinin veya normal görüşlü bir insanın sarf etmesi gereken dikkati sarf etseydi yolsuzluğu ve uyuşmazlığı bilecek halde olup olmadığının araştırılması gerektiğini, bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda davalı ...'in iyiniyetli olmadığını belirterek, 829 ada 1 parselde kayıtlı 30 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.CEVAP
2.1. Davalı ... vekili; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, davacının bahsi geçen gayrimenkul üzerinde gerçek hak sahibi veya sınırlı ayni hak sahibi olmadığını, gayrimenkul üzerinde mülkiyet hakkı olmayan kişinin bu davayı açamayacağını, davacı ile müvekkili arasında herhangi bir akdi ilişkinin de bulunmadığını, müvekkilinin, gayrimenkulü diğer davalı ...'dan satın aldığını, dava dışı İbrahim Halil Yıldız'ın müvekkilinin kurucu ortağı ve yetkilisi olduğu ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.'den 2016 yılında un satın aldığını ve karşılığında 3 adet 120.000,00 TL'lik (25/08/2016, 30/08/2016 ve 25/09/2016 vade tarihli toplamda 360.000,00 TL'lik) çek keşide ederek verdiğini, çeklerin vadeleri geldiğinde karşılıksız çıktığını ve şahıs hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkili ile temasa geçen İbrahim Halil Yıldız'ın, kardeşi olan ...'ın Alanya'da bir yazlığının olduğunu, anlaşmaları halinde borcuna karşılık olarak bu yazlığı verebileceğini belirttiğini, müvekkilinin bu teklif üzerine gerek tapu müdürlüğü nezdinde gerekse emlakçısı vasıtasıyla yapmış olduğu araştırma neticesinde gerçekten de ... adına kayıtlı bir ev bulunduğunu ve değerinin ortalama 425.000,00 TL, 450.000,00 TL olduğunu öğrendiğini, yeniden yapılan görüşme esnasında davacı şirket yetkilisi ...'ın evi yaz sonu Ekim sonu gibi boşaltacağını taahhüt ettiğini, davalı ... ile ...'ın müştereken kurdukları bu kurgu/senaryoya inanan müvekkilinin pazarlık neticesinde 435.000,00 TL değer biçilen evi, alacağını kurtarabilmek amacıyla satın almaya karar verdiğini ve alacağını düştükten sonra bakiye kalan 75.000,00 TL'yi ...'a elden ödeyerek 29/09/2016 tarihinde gayrimenkulün tapusunu aldığını, ...'ın belirttiği süre dolmasına rağmen evi boşaltmaması üzerine müvekkili tarafından noter kanalıyla ihtarname çekildiğini, ...'ın cevaben kira sözleşmesi olduğundan bahisle ihtarnameye riayet etmediğini, müvekkilinin Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunduğunu, davacı şirket yetkilisi ile diğer davalının aralarında geçmiş tarihli bir sözleşme tanzim ederek müvekkiline sattıkları daireyi birbirlerine teminat olarak vermiş gibi gösterdiklerini ve bu sözleşmeye dayanarak somut dava ile müvekkilinin elinden daireyi almaya çalıştıklarını, müvekkilinin iyi niyetli hareket ettiğini, tapuya itimat ederek taşınmazı satın aldığını, TMK'nın 1023. maddesi ile iyi niyetin korunduğunu, ikinci el durumundaki müvekkilinin, davanın diğer tarafları arasındaki hukuki ilişkiyi bilen veya bilebilecek konumda olmadığını, dolayısıyla iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
2.2. Davalı ...; adına kayıtlı olan dava konusu gayrimenkulü İbrahim Halil Yıldız'ın borcundan düşülmesi için ...'e devrettiğini, ...'in gayrimenkulü nasıl aldığı konusunda bilgisinin bulunmadığını, kardeşi ve babası hakkında icra takibi açıldığını, yine karşılıksız çek keşide etmekten ceza davası açıldığını, evi 435.000,00 TL olarak saydıklarını, 360.000,00 TL'lik borç için evin devrini ...'e yaptığını, bakiye 75.000,00 TL'yi ...'den elden aldığını, davacının ileri sürdüğü inanç sözleşmesi hakkında bir bilgisinin bulunmadığını, söz konusu sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
- İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
3.1. İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
- BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
4.1. Hükmün istinaf yolu ile incelenmesi davalı ... vekili tarafından talep edilmiştir.
4.2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince; davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1 b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
- TEMYİZ
5.1 Hükmü, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
5.2 Temyiz Nedenleri
5.2.1. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyeti bulunmadığını, hiçbir zaman dava konusu taşınmaz üzerinde hak sahibi olmadığını, inanç sözleşmesinin düzenlendiği tarihte taşınmaz malikinin bir başkası olduğunu, davacı ile davalı arasında bir akdi ilişkisi bulunmadığını belirtmiştir.
5.2.2. Davalı ... vekili; davaya bakmaya yetkili mahkemenin davalının ikametgahı olan Gaziantep Mahkemeleri olduğunu, çünkü davanın kişisel hakka dayalı olarak açıldığını, davalının taşınmazı diğer davalı ...'ın abisi İbrahim Halil Yıldız'ın davalının kurucu ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tic. A.Ş.'ye olan borcuna mahsuben satın aldığını, alacağın bir kısmı düşüldükten sonra bakiye 75.000,00 TL'nin ...'a ödendiğini, ...'a çekilen ihtarnameye cevabında bir inanç sözleşmesinden bahsedilmediğini, davacı şirket yetkilisinin taşınmazda bulunma sebebinin kira sözleşmesi olduğunu bizzat noter huzurunda ifade ettiğini açıklayarak bölge adliye mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğinden bahisle bölge adliye mahkemesi kararına itiraz etmiştir.
5.2.3. Temyiz eden davalı vekili; davacı ve davalı ... ile dava dışı İbrahim Halil Yıldız hakkında savcılığa şikayette bulunulduğunu, davalı ...’in iyi niyetli olduğunu, inanç sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil davalarında hükmedilecek vekalet ücretinin nispi değil maktu olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkeme tarafından verilen hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın bozulmasına ve dosyanın yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
- YARGITAY KARARI
6.1. İnançlı işlemler, inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir şey veya hakkını, inanılana devretmesi ve inanılanın da inanç anlaşmasındaki koşullara uygun olarak inanç konusu şeyi kullanmasını, amaç gerçekleştiğinde ise belirlenen şekilde inanana iade etmesini içeren işlemlerdir.
6.2. İnançlı bir işlem ile inanan, sahibi olduğu bir mülkiyet veya alacak hakkını inanılana kazandırıcı bir işlemle devretmekte ancak borçlandırıcı bir sözleşme ile de onu bazı yükümlülükler altına sokmaktadır.
6.3.İnançlı işlemin taraflarını, inanan ve inanılan oluşturur. Bir hakkı ya da nesneyi, güvendiği bir kişiye inançlı olarak devreden kimseye “inanan” adı verilir. Devredilen hak veya nesneyi, kendisine ait bir hak olarak kendi yararına, doğrudan doğruya ve dolaylı olarak kullanan kişiye de “inanılan” denir. İnananın, inanılana inançlı olarak kazandırdığı hak ya da nesne ise “inanç konusu şey” olarak nitelenir. İnançlı bir işlemde, kazandırıcı işlemin tarafları ile borç doğuran anlaşmanın tarafları aynıdır.
6.4. İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
6.5. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı HMK’nın 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.
6.6. 6100 sayılı HMK’nın "Delil başlangıcı" kenar başlıklı 202. maddesinde, "(1) Senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde delil başlangıcı bulunursa tanık dinlenebilir. (2) Delil başlangıcı, iddia konusu hukuki işlemin tamamen ispatına yeterli olmamakla birlikte, söz konusu hukuki işlemi muhtemel gösteren ve kendisine karşı ileri sürülen kimse veya temsilcisi tarafından verilmiş veya gönderilmiş belgedir."Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HMK m.188) yemin (HMK m.225 vd) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
6.7. Hukukumuzda, kişilerin satın aldığı şeylerin ilerde kendilerinden geri alınabileceği endişesi taşımamaları, dolayısıyla toplum düzeninin sağlanması düşüncesiyle, satın alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bir tanımlama yapmak gerekirse iyiniyetten maksat, hakkın doğumuna engel olacak bir hususun hak iktisap edilirken kusursuz olarak bilinmemesidir. Belirtilen ilke, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde aynen, "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı nitelikteki 1024. maddede, "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde vurgulanmıştır.
6.8. Öte yandan, 08.11.1991 tarihli ve 4/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; tapuda kayıtlı bir taşınmazı kazanan kimseye karşı, Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde öngörülen iyiniyet kurallarına aykırılık nedeniyle açılan tapu iptali davalarında, dava açma iradesinin kazanımın kötü niyete dayalı olduğu iddiasını da taşıdığı, kaldı ki öyle olmasa bile buradaki kötü niyet iddiasının hukuki niteliği itibariyle itiraz niteliğinde bulunduğu ve bu nedenle de yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan ileri sürülebileceği kabul edildiğinden bu durumun hakim tarafından resen nazara alınması ve kazanmanın kötü niyetle vuku bulup bulmadığının tartışılması, davacıya bu konudaki delillerinin sorulması ve toplanması gerekir. Türk Medeni Kanununun 1023. maddesine dayanan kazanmayı resen dikkate alacak olan hâkim, dosyadan anlaşılıyorsa iyi niyet şartının gerçekleşmediğini de resen dikkate almalıdır.
6.9. Hukuki sebep
6.9.1. Somut olaya gelince; dosyada bulunan "sözleşme" başlıklı 01/08/2016 tarihli inanç sözleşmesi, davacı İskenderhan Oto Tur. İnş. Emlak Tekstil ve Tic. Ltd. Şti. ile davalı ...’a vekaleten dava dışı Yusuf Özbay arasında imzalanmış ise de, o tarihte tapu kayıt maliki inanç sözleşmesine taraf olmayan dava dışı Serbu İnşaat Ltd. Şti’dir.
6.9.2. O halde; inanç sözleşmesinin imzalandığı tarihte tapu kayıt maliki olan dava dışı Serbu İnşaat Ltd. Şti. ile davacı İskenderhan Oto Tur. İnş. Emlak Tekstil ve Tic. Ltd. Şti. arasında geçerli bir inanç ilişkisi bulunmadığından mahkemece, 01/08/2016 tarihli sözleşmeye dayalı olarak tapu iptal ve tescil hükmü kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle HMK 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 21/12/2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 20:01:05