Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

7. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/18861

Karar No

2024/3548

Karar Tarihi

2 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/527 E., 2016/304 K.

SUÇ: 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet

HÜKÜM: Mahkûmiyet, sabit tesis niteliğindeki meyve ağaçları, üzüm bağı,

teller ve kazıkların müsaderesine

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. TEMYİZ SEBEPLERİ

Sanığın temyiz sebebi hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

II. GEREKÇE

İhbar üzerine orman muhafaza memurlarınca suç tarihinde yapılan kontroller esnasında, sanığın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde yer alan etrafı kısmen kazıklar ve kafes tel ile çevrili 4501 m2 işgal sahası içerisinde 49 m2 lik tuğla yığma evi, bahçesinde 113 adet meyve ağacının bulunduğu anlaşılmıştır.

Sanık hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 93/1 2 maddelerine muhalefet suçundan cezalandırılması istemiyle k

Mahallinde yapılan keşif sonucu alınan orman ve fen bilirkişisi raporunda; suça konu yerde 1947 yılında orman tahdit çalışması yapıldığı ve 1989 yılında da tahdidi yapılan orman sınırlarının aplikasyonu ile 6831 sayılı Kanun'un 2/B çalışması yapılarak ilan edilmek suretiyle kesinleştiği, suça konu yerin tamamının orman sınırları içerisinde olduğu belirtilmiştir.

Sanık savunmasında; suça konu yerin babasından kendisine intikal ettiğini, ormanla ilgisi olmadığını beyan etmiştir.

Kadastro Müdürlüğünün cevabi yazısına göre suça konu yerin kadastro harici orman olarak tespit edildiği ve suça konu yerde kadastro yapılmamış olduğu halde bilirkişi raporuna göre suça konu yerin tutanak tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde bulunduğu kabulüyle suça konu yerde şüpheye yer bırakmayacak biçimde orman kadastrosu yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi bakımından Tebliğname'de bozma talep edilmiş ise de, bilirkişi raporunda suça konu yerin tutanak tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bulunduğunun açıkça belirtilmesi, suça konu yerde kesinleşen orman tahdidinden sonra yapılan arazi kadastrosunda daha önce orman olarak tespit edilen suça konu yerin orman vasfıyla tescil harici bırakılmış olduğunun anlaşılması; suça konu yerde bulunan betonarme ev ve meyve ağaçları keşif tarihinde halen kullanıldığından kamunun uğradığı zararın suçtan önceki hale getirilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun şartlarının oluşmadığının anlaşılması karşısında; Tebliğname'deki 1 ve 2 numaralı bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.

Sanık suça konu arazinin ormanla ilgisi olmadığını beyan etmiş ise de, tutanak tarihinden önce suça konu yerde orman tahdit sınırının kesinleştiği nazara alınıp sanığın bu hususu bilmemesinin mümkün olmadığı kabul edilerek savunmasının suçtan kurtulmaya yönelik olduğunun anlaşılması ve tüm dosya kapsamına göre sanığın eyleminin sabit olduğu belirlenmekle, sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Ancak;

  1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 50/3. maddesi gereği fiili işlediği tarihte 65 yaşından büyük olan ve engel adlî sicil kaydı bulunmayan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının, seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,

  2. Suça konu evin müsaderesine karar verilmemesi ile suça konu yerde bulunan sabit tesis niteliğindeki meyve ağaçları, üzüm asmaları, kazık ve tel çitin 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi yerine 54/1. maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,

  3. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde vekâlet ücreti, maktu ve nispi olmak üzere belirlenmiştir.

Maktu vekâlet ücreti, davanın konusunun para olmadığı veya para ile ölçülemediği hallerde belirlenen ücret, nispi vekâlet ücreti ise davanın konusunun para olması veya para ile ölçülebilir olması halinde bu değer üzerinden belirlenen ücrettir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 365/2. maddesinin aksine ceza davalarında şahsi hak talebi halinde mahkemece bu hususta da karar verilmesi gerektiği yolunda bir düzenleme bulunmaması ve 6831 sayılı Kanun'un 112, 113 ve 114. maddeleri hükümleri karşısında; davada kendisini vekille temsil ettiren katılan idare lehine hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi ile yetinilmesi gerekirken ayrıca nispi vekâlet ücretine de hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

III. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 02.04.2024 tarihinde karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

meyvekararüzümtemyizmuhalefettesisağaçlarısebeplerikanunu'namahkûmiyetormangerekçesayılı6831bozulmasınasabitniteliğindekibağı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim