Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7222
2024/2534
11 Mart 2024
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI: 2019/4088 D.İş
Kabahatli hakkında, 5549 sayılı Kanun'a muhalefet kabahatinden, 1.162.540,00 TL idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir.
Kabahatli tarafından bu karara karşı başvuruda bulunulduğu, Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 18.04.2019 tarihli ve 2018/3531 D.İş sayılı kararı ile başvurunun kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, kabahatlinin bu karara itirazı üzerine de Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.05.2019 tarihli ve 2019/4088 D.İş sayılı kararıyla itirazın reddine karar verildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 03.06.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2022 tarihli ve KYB 2022/88900 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.07.2022 tarihli ve KYB 2022/88900 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun "Başvurunun incelenmesi" başlıklı 28. maddesinde “...(5) Ceza Muhakemesi Kanununun tanıklığa, bilirkişi incelemesine ve keşfe ilişkin hükümleri, bu başvuru ile ilgili
olarak da uygulanır. (6) Dinlemede sırasıyla; hazır bulunan başvuru sahibi ve avukatı, ilgili kamu kurum ve kuruluşunun temsilcisi, varsa tanıklar dinlenir, bilirkişi raporu okunur, diğer deliller ortaya konulur. (7) Mahkeme, ilgilileri dinledikten ve bütün delilleri ortaya koyduktan sonra aleyhinde idari yaptırım kararı verilen ve hazır bulunan tarafa son sözünü sorar. Son söz hakkı, aleyhinde idari yaptırım kararı verilen tarafın kanuni temsilcisi veya avukatı tarafından da kullanılabilir. Mahkeme son kararını hazır bulunan tarafların huzurunda açıklar.” şeklinde,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Bilirkişinin Atanması" başlıklı 63/1. maddesinde "Çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir." şeklindeki düzenleme ile aynı Kanun’un “Bilirkişi raporu, uzman mütalaası” başlıklı 67/4. maddesinde “Bilirkişi tarafından düzenlenen rapor örnekleri, duruşma sırasında Cumhuriyet savcısına, katılana, vekiline, şüpheliye veya sanığa, müdafiine veya kanunî temsilciye doğrudan verilebileceği gibi; kendilerine iadeli taahhütlü mektupla da gönderilebilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler karşısında;
Kabahatli hakkında, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 4/1 e maddesi hükmü uyarınca yükümlünün aracılık ettiği gerçek kişilerin kimlik tespitini yapmayarak 2016 yılında 152 defa ihlal ettiği gerekçesiyle, 5549 sayılı Kanun’un 3/1 ve 13. maddeleri uyarınca uygulanan 1.554.200,00 Türk lirası idari para cezasının, aynı Kanun’un 13/5. maddesinde yaptırım yılı için ön görülen üst sınıra çekilmek suretiyle 1.162.540,00 Türk lirası idari para uygulanmasına dair somut olayda yapılan başvurunun kısmen kabulüne ve 25 ihlal yönünden uygulanan idari yaptırımın kaldırılmasına karar verilmiş ise de;
Hâkimlikçe başvuru üzerine, bilirkişiden rapor tanzimi sağlanmış, hangi alanda uzman olduğu belirtilmeyen Dr. ...tarafından hazırlanan 08/01/2019 tarihli rapor dosyaya ibrazının ardından taraflara tebliğ edilmiş, kabahatli vekilinin rapora itirazı üzerine dosya bu kez üçlü bilirkişi heyetine tevdi edilerek 20/03/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu alınması sağlanmış ancak ilk rapor ile uyumlu olmayan ve bazı yönleri ile de çelişen ikinci rapor taraflara tebliğ edilmeksizin ve varsa tarafların rapora karşı beyanları alınmaksızın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 67/4. maddesine aykırı olacak şekilde başvuru hakkında karar verildiği cihetle, itirazın bu yönden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
Kabule göre de;
1 Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin “Gerçek kişilerde kimlik tespiti” başlıklı 6. maddesinin, 30/10/2017 tarihli ve 2017/10938 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı Eki Yönetmeliğin 1. maddesiyle, bu bende “pasaport” ibaresinden sonra gelmek üzere “ile üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan ve özel kanunlarında resmi kimlik hükmünde olduğu açıkça belirtilen kimlik belgeleri” ibaresi eklenmek suretiyle “(1)(Değişik: 28/12/2009 2009/15720 K.) Gerçek kişilerin kimlik tespitinde; ilgilinin adı, soyadı, doğum yeri ve tarihi, uyruğu, kimlik belgesinin türü ve numarası, adresi ve imza örneği, varsa telefon numarası, faks numarası, elektronik posta adresi, iş ve mesleğine ilişkin bilgiler ile Türk vatandaşları için bu bilgilere ilave olarak anne, baba adı ve T.C. kimlik numarası alınır. (2) İlgilinin adı, soyadı, doğum (…)(1) tarihi, T.C. kimlik numarası ve kimlik belgesinin türü ve numarasına ilişkin bilgilerin doğruluğu; a) Türk uyruklular için T.C. nüfus cüzdanı, T.C. sürücü belgesi veya pasaport ile üzerinde T.C. kimlik numarası bulunan ve özel kanunlarında resmi kimlik hükmünde olduğu açıkça belirtilen kimlik belgeleri, b) Türk uyruklu olmayanlar için pasaport, ikamet belgesi veya Bakanlıkça uygun görülen kimlik belgesi, üzerinden teyit edilir. Yetkililerce istenildiğinde sunulmak üzere teyide esas kimlik belgelerinin
asıllarının veya noterce onaylanmış suretlerinin ibrazı sonrası okunabilir fotokopisi veya elektronik görüntüsü alınır yahut kimliğe ilişkin bilgiler kaydedilir.” şeklinde değiştirilmiş olmakla, ihlale konu 152 işlemden 58’inin, avukatlık mesleğine mensup baroya kayıtlı barokart sahibi gerçek kişilerin işlemlerine ilişkin olması itibariyle, kabahat karşılığı idari yaptırım kararının uygulandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine göre, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 9/4. maddesi uyarınca avukat kimlikleri resmi ve özel kuruluşlar nezdinde resmi kimlik hüviyetinde olması ve üzerlerinde T.C. kimlik numarası da taşımaları nedeniyle de anılan yönetmelikte yer alan düzenleme uyarınca ön görülen gerçek kişilerin kimlik bilgilerinin teyidine elverişli olduğu, ayrıca anılan belgeyi doğrular başkaca kimlik belgesine ihtiyaç duyulmayacağı gözetilmeden, itirazın bu yönüyle kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
2 Kabahatli şirket nezdinde MASAK tarafından yapılan denetimde tespit edilen, idari para cezasına konu 152 ihlalin, temel olarak, sürekli iş ilişkisi tesisi sırasında, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca, kimlik bilgilerinin teyit edilmemesi, adres, iş meslek bilgileri ile imza örneklerinin alınmaması, yine aynı Yönetmeliğin 17. maddesi uyarınca başkası hesabına hareket edilip edilmediğine ilişkin müşterinin yazılı beyanının alınmaması ile bir kısım yüzyüze yapıldığı belirtilen işlemlerde, Yönetmeliğin 16. maddesi uyarınca işlem evrakı üzerinde işlem yapan kişinin ad soyad ve imza örneğinin bulunmaması başlıkları altında toplandığının anlaşıldığı, bu çerçevede bir değerlendirme yapıldığında;
a) Kabahatli şirket tarafından düzenlenen Adalet Kart ile aynı zamanda resmi kimlik niteliğini haiz Avukat Kimlik Kartı Barokart isimli kartlara ilişkin hesapların, ilgili kurumlar nezdinde yapılan başvuru üzerine, Adalet Bakanlığı veya Türkiye Barolar Birliği denetiminden geçtikten sonra tesis edildiği, idarenin bütünlüği ilkesi gereği, kendisi de bir kamu kurumu olan idari para cezasını uygulayan MASAK tarafından, yönetmelik gereği resmi kayıtlardan teyit edilmesi beklenen kimlik bilgilerinin, Adalet Bakanlığı ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu olan Türkiye Barolar Birliği tarafından yapılan denetim ve teyidi işlemine itibar edilmesi gerektiği, kabahatli tarafından bu kurum/kuruluşlar tarafından yapılan kimlik tespit ve teyidine güvenilmesinde bir beis bulunmadığı, dolayısıyla bu kart kullanıcıları olan müşteriler yönünden, Yönetmeliğin 6. maddesine aykırılık nedeniyle 5549 sayılı Kanunun 3. maddesindeki kabahatin oluşmayacağı,
b) 5549 sayılı Kanun ile bu kanuna dayanılarak çıkartılan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin esas amacının suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanı ile mücadele olduğu, bu çerçevede parasal işlemlerin takibinin yapılması için bir nizam kurulduğu, kabahatliye idari para cezası uygulanmasına esas kabul edilen ihlallerin düzenlendiği yönetmelik maddelerinin yer aldığı bölüm başlığının “Müşterinin Tanınması” olmasının da bu durumu ortaya koyduğu, ancak kanun ve yönetmeliğin çıkartıldığı 2006 2007 yıllarından sonra gelişen ve değişen teknoloji ile yeni işlem türleri ve müesseslerin ortaya çıkması, uzaktan işlemlerin yaygınlaşması gibi değişimlerin, bunlara ayak uydurulabilmesi için, mevzuatta ve uygulamada bir takım değişikliklere gidilmesini zorunlu kıldığı, bu kapsamda da yukarıda belirtilen yönetmelikte bir takım değişiklikler yapıldığı gibi MASAK tarafından yayımlanan, uygulamaya yönelik, 5 sıra numaralı Genel Tebliğ ile uzaktan yapılan işlemlere ve elektronik para ve ödeme kuruluşlarına yönelik bir takım istisnalar getirilmesini gerektirdiği, anılan tebliğin 2.2.11 maddesinde, kabahatlinin faaliyeti olan, elektronik para ve ödeme kuruluşlarına ilişkin işlemlerin düzenlendiği, bu düzenleme ile Yönetmeliğin 6. maddesinde düzenlenen kimlik bilgilerinin teyidi yönünden istisnalar ve basitleştirilmiş bir kimlik tespit teyidi prosedürü getirilirken, son paragrafta da Yönetmeliğin 17 ve 17/A maddesindeki beyan ve teyide ilişkin yükümlülüklerin uygulanmayabileceğinin öngörüldüğü, kabahatli şirketin, dosyaya mübrez Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararına göre, yukarıda değinilen tebliğin 2.2.11 maddesi
kapsamında elektronik para ve ödeme kuruluşu olduğu ve idari para cezasına konu işlemlerin de bu faaliyete yönelik işlemler olduğu konusunda tereddüt bulunmadığı cihetle, işlemlerinin, anılan tebliğin 2.2.11 maddesinin son paragrafında yer verilen, Yönetmeliğin 17 ve 17/A maddelerindeki teyide ilişkin yükümlülük istisnası kapsamında bulunduğu, bu itibarla da bu yükümlülüğün ihlali nedeniyle 5549 sayılı Kanunun 3. maddesindeki kabahatin oluşmayacağı,
c) Denetimde tespit edilen ve rapor eki 6 numaralı tutanakta ayrıntıları gösterilen işlemlerin yüzyüze yapıldığı ve fakat işlem evrakı üzerine işlemi yapan kişinin ad soyad ve imza örneğinin bulunmadığı gerekçesiyle idari para cezası uygulanmış ise de kabahatli tarafından, bu işlemlerin yüzyüze değil adliyelerde yer alan baro odalarındaki kiosklar üzerinden yapıldığının belirtildiği, tutanakta yer verilen tablodaki bilgilerde de işlemlerin barolarda yapıldığının görüldüğü, idarenin bu tespitini destekleyen, işlemlerin gerçekten de yüzyüze yapıldığına dair bir bulgu olmadığı, işlemlerin de miktarları itibariyle yukarıda değinilen 5 numaralı Genel Tebliğin 2.2.11 maddesindeki birinci paragrafın “a” bendinde gösterilen parasal limitlerin altında kaldığı ve kimlik tespiti yapma zorunluluğu bulunmayan istisna kapsamında oldukları, bu nedenle bu ihlaller yönünden de Yönetmeliğin 16. maddesine aykırılık nedeniyle 5549 sayılı Yasanın 3. maddesindeki kabahatin oluşmayacağı gözetilmeden itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Kanun Yararına Bozma İhbarnamesinin Kabule Göre Başlığı Altında Yer Verilen İstemler Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Kanun yararına bozma müessesesinin uygulanmasında, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrasındaki "Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar." şeklindeki düzenleme esas alınarak, kanun yararına bozma incelemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçe ile sınırlı olduğu cihetle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki talep yerinde görüldüğünden istemin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin, 24.05.2019 tarihli ve 2019/4088 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
- 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, kabahatli hakkında 18.04.2018 tarihli ve E.12030 Sayı, 1028 Karar sayılı idari para cezası karar tutanağı ile uygulanan idari para cezasının İPTALİNE,
4.Bozma nedenine göre, kanun yararına bozma ihbarnamesindeki asıl istem yönünden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:51