Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
7. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4249
2024/1574
19 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2011/133 E., 2016/96 K.
SUÇLAR: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet, Belgede Sahtecilik
HÜKÜM: Mahkûmiyet, beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Katılan ... İdaresi vekilinin temyiz istemi münhasıran sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkındaki beraat kararları ile sınırlıdır.
2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; eksik inceleme neticesinde karar verildiğine, suçun unsurlarının oluşmadığına ilişkindir.
II. GEREKÇE
Halkalı Gümrük Müdürlüğü tarafından yapılan incelemelerde; sanıklar ... ve ...'in ortağı olduğu ....., Oturma Grupları Mobilya Tekstil Gıda Nakliyat Otomotiv Sanayi ve Ticaret
Limited Şirketi adına tescilli 6 adet ihracat beyannamesinden 18.12.2009 ve 25.12.2009 tarihli ihracat beyannamesi muhteviyatı eşyanın fiilen taşınmadığı ve yurt dışı edilmediği halde özet beyandaki taşıma senedine "yavru beyanname" olarak bağlanarak kapatıldığı, böylece eşyanın gerçekte yurt dışı edilmediği halde özet beyana gizlenerek yurt dışı edilmiş gibi sistem üzerinden beyannamenin kapatılmasının sağlandığı, kapatılan beyannamelerin taşıma senedine kayıtlı ana beyannameyle herhangi bir ilgisinin bulunmadığı, firmanın bu ihracatla ilgili olarak KDV mahsup ve iadesinden yararlandığı ancak olay ortaya çıkınca KDV iadesinin Vergi Dairesine geri ödendiği, 29.12.2009, 29.12.2009, 02.03.2010, 02.03.2010 tarihli 4 adet beyannamenin ise tescil edildiği, blokeleri kaldırılıp çıkabilir statüye getirildiği, ancak söz konusu beyannamelerin özet beyana bağlanmadığı gibi iptal de edilmediği belirlenmiştir.
İhracatçı firma ortakları olan sanıklar ... ve ..., gümrük müşaviri ..., taşıyıcı firma sahibi ..., özet beyan giriş şifre ve ekranı kullanılan taşıyıcı firma çalışanı ..., yine taşıyıcı firma çalışanı ... ile özet beyanın tescil ve onay işlemini yapan gümrük memuru ... hakkında, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/14., 4/2 maddeleri, ... dışındaki diğer sanıklar hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 204/1. maddesine muhalefet ettikleri iddiasıyla cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.
Sanık ...'in savunmasında; diğer sanıkları tanımadığını, ...Gümrükleme isimli firma sahibi Barbaros isimli şahısla tanıştığını, bu kişi aracılığı ile Makedonya'da bir firma ile anlaştığını, 3 4 tır civarında mobilya gönderdiğini ancak parasını göndermediklerini, daha sonra yaptığı araştırmada malların kendilerine ulaşmadığını öğrendiğini, İstanbul'a giderek Halkalı gümrüğüne girmeden tırların bir kısmını geri çektiklerini, malların diğer kısmını da geri alamadıklarını, malların bir kısmının yurt dışına çıktığını, yurt dışına çıkan eşyalarla ilgili olarak ...Gümrükleme tarafından beyanname düzenlendiğini, bu beyanname ile parasını aldığını, ancak daha sonra olayla ilgili bir takım usulsüzlükler olduğunu anlayınca bu parayı Maliye'ye dilekçe vermek suretiyle iade ettiğini, üzerine atılı suçları işlemediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanık ...'in savunmasında; ... dışındaki sanıkları tanımadığını, Halkalı gümrüğünde herhangi bir işleminin olmadığını, bu olaya isminin nasıl karıştığı konusunda bir bilgisinin olmadığını beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanık ...'ün savunmasında; .........., Uluslararası Nakliyat ve Tic. Ltd. Şti.nde bordrolu eleman olarak çalıştığını, gümrüklerde özet beyan girişlerinde firma çalışanı 12 arkadaşı ile birlikte ... adına alınan şifre ile işlem yaptıklarını, iddianamede ismi geçen şahısları ve firmaları tanımadığını, bu şahıs ve firmaların herhangi bir nakliye işini gerçekleştirmediğini beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanık ...'in savunmasında; ............ firmasında bordrolu eleman olarak 9 yıldır çalıştığını, Transalkım firmasına ait çıkış özet beyanlarda yer alan ... isminin kendisine ait olduğunu, tüm bu özet beyanların kendi şifresi ile yapıldığını, bu şifrenin tüm ......., çalışanlarınca bilindiğini, iddianameye konu firmaları ve yetkililerini tanımadığını, bunlarla ilgili firmalarının gerçekleştirdiği herhangi bir işlem söz konusu olmadığını beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanık ...'in savunmasında; gümrük müşaviri olduğunu, şifresini kendisinden başka kimsenin bilemeyeceğini, nasıl ele geçirildiğini bilmediğini, tarif edilen beyanname ve özet beyanları kendisinin düzenlemediğini, bilgisinin olmadığını, yavru beyanname olarak bildirilen beyannamelerin taşıyıcı firma tarafından düzenlendiğini, şifresinin ve adının kullanıldığını beyan ettiği belirlenmiştir.
Sanık ...'ın yazılı savunmasında; eylemle ilgisinin olmadığını, art niyetli kişiler tarafından BİLGE sisteminin eksikliklerinden faydalanılarak yapıldığını, usülsüz işlemle ilgili bir bilgisinin olmadığını, BİLGE sistemindeki eksikliklerin de kendileri tarafından ortaya çıkarıldığını, sahteciliğe konu hiç bir belgenin kendisi tarafından düzenlenmediğini beyan etmiştir.
Tanıklar ... ve ...'ın beyanları dosyada mevcuttur.
A. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Verilen Beraat Hükümleri ile Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Sanıkların aşamalardaki savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre; 5607 sayılı Kanun'a muhalefet ve resmi belgede sahtecilik suçlarını diğer sanıklarla iştirak halinde işlediklerine dair dosyaya yansıyan somut delil bulunmadığı anlaşılmakla;
Sanıklar ..., ... ve ...'in yargılama konusu eylemlerine göre belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan, aynı Kanun'un 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği ise 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, atılı suçun işlendiği 02.03.2010 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleştiğinin anlaşılması bozmayı gerektirmiştir.
B. Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik ve 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri ile Sanık ... Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Suça konu ihracat beyannamelerinin gümrük müşaviri sanık ...'in şifresi kullanılarak tescil edildiği, bu şifre olmadan eylemin icra edilmesi mümkün olmadığı gibi söz konusu TIR karnesi muhteviyatı eşyaları TRANSALKIM firmasının naklettiği ve anılan firmanın çalışanı olan sanık ...'in şifresi ile TIR karnelerine alt satırlar açılarak yavru beyannamelerin düzenlendiği, bunun yanında söz konusu ihracat beyannemelerinin Divansan Oturma Grupları Mobilya Tekstil Gıda Nakliyat Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına tescil edildiği ve bu firmanın temsile yetkili ortağının da sanık ... olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar mahkemece sanıklar hakkında atılı resmi belgede sahtecilik ve 5607 sayılı Kanun'a muhalefet suçlarından delil yetersizliği gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, 29.12.2009, 29.12.2009, 02.03.2010, 02.03.2010 tarihli 4 adet ihracat beyannamesinin ekinde bulunması gereken TIR karneleri ve diğer belgeler olmadan tescil edildikleri, bu nedenle suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3/14. maddesindeki düzenleme gereği "İhracat gerçekleşmediği halde gerçekleşmiş gibi göstermek" fiilinin somut olayda gerçekleştiği, keza suça konu diğer ihracat beyannamelerinin ekinde yer alan TIR karneleri incelendiğinde her bir yavru beyanname muhteviyatı eşyanın farklı bir TIR aracı ile nakliyesinin yapılması ve ayrı bir çıkış beyannamesine bağlanarak 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 150
ve devamı maddeleri gereğince tescil edilmesi gerekirken yavru beyannamelerin yer aldığı TIR karnelerinin sadece bir çıkış beyannamesine bağlanması ve aracın istiap haddine göre ana beyanname muhteviyatı eşyaları taşıyan nakil araçlarının yavru beyanname kapsamındaki eşyaları nakletmesinin dosya kapsamına göre mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, sanıkların iştirak halinde yavru beyannamelere konu eşyaları Türkiye Gümrük Bölgesi dışına çıkartmadıkları halde ihraç etmiş gibi gösterdiklerinin sabit olduğu gözetilerek, resmî belgede sahtecilik suçu bakımından sanıklardan ...'in gümrük müşaviri olması, 5237 sayılı Kanun'un 40.maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca ... ve ...'in eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 204/2. maddesi gereğince, kaçakçılık suçu bakımından ise suç tarihinde yürürlükte bulunan 5607 sayılı Kanun'un 3/14. (suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6455 sayılı Yasa ile değişik 3/9.maddesi) ve 4/2. maddeleri gereği mahkûmiyetlerine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
A. Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında 5607 sayılı Kanun'a Muhalefet Suçundan Verilen Beraat Hükümleri ile Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanıklar ... ve ... Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik ve 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet Suçlarından Kurulan Beraat Hükümleri ile Sanık ... Hakkındaki Resmî Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, temyiz edenin sıfatına göre 5271 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca sanık ...'in cezada kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 19.02.2024 tarihinde karar verildi.
KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE
Sanıklar ..., ..., ... ve 3 kişi hakkında, 5607 sayılı Yasaya aykırılık ile resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin, katılan ... İdaresi ve sanık ... müdafiinin temyizi üzerine, sanıklar ... ile ...’in eylemlerinin Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 inci maddesinde düzenlenen resmi evrakta sahtecilik suçunu oluşturduğu ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verilmesi yerine sayın çoğunluğun sanıkların eylemlerinin 204/2 nci maddesindeki suçu oluşturduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi yerinde değildir. Şöyle ki;
Dosya kapsamına göre, sanıklarından ...’in adına ihracat beyannamesi düzenlenen firmanın sahibi, sanık ...’in nakliyat firması çalışanı ve şifresi kullanılarak özet beyan olarak yavru beyanname düzenleyen kişi, sanık ...’in ise suça konu ihracat beyannamelerini düzenleyen gümrük müşaviri olduğu anlaşılmaktadır.
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun Geçici 6 ncı maddesinin 6 ncı fıkrasında “Gümrük müşavirleri ve gümrük müşavir yardımcıları, görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı fillerinin niteliğine göre Türk Ceza Kanununun Devlet memurlarına ait hükümleri uyarınca cezalandırılır.” hükmü uyarınca, gümrük müşavirlerinin gümrük beyannamelerini sahte olarak düzenlediklerinin sabit olması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204/2 nci madde ve fıkrasından cezalandırılmaları gerekmektedir. Oysa Gümrük müşaviri kamu görevlisi değildir. Ancak bu madde gereği kamu görevlisi gibi cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla kanundan kaynaklanan bir nitelikli hal söz konusudur.
Sanıklar ... ile ... ise gümrük müşaviri olmayan sanıklar olup, Gümrük müşaviri olan sanık ...’in düzenlemiş olduğu beyannameleri kullanan sanıklardır. Kanundan kaynaklanan nitelikli halin kamu görevlisi sayılmayan sanıklar aleyhine olarak uygulanması mümkün değilir. Nitekim doktrinde “… resmi belgede sahteciliğin kamu görevlisi tarafından işlenen şekli özgü bir suçtur ve ancak belli bir yükümlülük altında olanlar tarafından işlenebilir. Bu özelliği taşımayanlar, suçun şeriki olabilirler. Ancak kamu görevlisi olmayanların fiili aynı zamanda onları 204. maddenin 1. fıkrasında düzenlenen suçun temel şekli bakımından fail haline gelebilir. Bu durumda “failliğin şerikliğe göre asliliği” kuralı gereğince kişi yalnızca faili olduğu suçtan (m. 204/1) dolayı cezalandırılmalıdır.” (Prof Dr. Mahmut Koca, Prof Dr. İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 3. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2016, s. 699) şeklinde değerlendirilmektedir. Bu hususlar dikkate alındığında kamu görevlisi olmayan sanıklar ... ile ...’in eylemi Türk Ceza Kanunu’nun 204/1 inci maddesindeki suçu oluşturucak olup, sanıkların yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre Türk Ceza Kanunu'nun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, anılan Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği son suçun işlendiği 02.03.2010 tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmakla sanıklar hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK.nun 223/8. madde ve fıkrası uyarınca düşürülmesine karar verilmemesi yönündeki sayın
çoğunluğun kararına katılmıyoruz. 19.02.2024
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:23:40