Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5267
2023/68
17 Ocak 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi iken kooperatif üyeliği nedeniyle tahsis edilen bağımsız bölümü üçüncü kişiye sattığını fakat üyelik haklarını ve mükellefiyetlerini devredemediğini, müteahhit defalarca kooperatif yönetimine üyelikten çıkartılmasına ilişkin talebini iletmesine rağmen kooperatif yönetimi tarafından talebinin dikkate alınmadığını ileri sürerek; davacı müvekkilinin kooperatif tarafından tahsis edilen bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmış olduğu tarihten itibaren 5.400,00 TL borçlu olmadığının tespitine, olmadığı takdirde istifanın davalı tarafa noterlik aracılığı ile yapılan tebliğ tarihinden itibaren kooperatife borçlu olmadığının tespitine, davacı müvekkilinin noterce keşide edilmiş istifasının davalı kooperatife ulaştığı anda ortaklıktan çıkmanın gerçekleştiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tapuda devir aldığı ve ortağı olduğu konut yapı kooperatifi tarafından teslim edilen daireyi üçüncü kişiye sattığını, davalı kooperatifin çevre düzenlemesi yapılmadan ve müteahhide olan borçları ödenmeden üyelere evlerini verdiğini, müteahhidin çevre düzenlemesi yapım işi, hem kalan eksik işler ile hem de geçmişten gelen borçlardan dolayı yapılan yargılama sonucunda davalı kooperatiften alacaklı olduğuna karar verildiğini, daireyi almakla davacının kendi çıkarına olanı kabul ettiğini ancak daireyi elde etmek için oluşturulan ortaklığın külfetlerinden kurtulmak için ortaklıktan çıkmak için çaba gösterdiğini, bugüne kadar elde ettikleri çıkarların karşığında kooperatifin halen devam eden yükümlülüklerini üstlenmediği takdirde ortağın sebepsiz olarak zenginleşmiş olacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kooperatifin ana sözleşmesinde, kooperatifin süresinin 20 yıl olarak belirlendiği, sürenin 25.07.2016 tarihinde dolduğu, ancak davalı kooperatifin nihai amacının henüz gerçekleşmediği, davacının istifa beyanını noter vasıtası ile 16.06.2014 tarihinde davalı kooperatife bildirdiği, KK'nun 13.maddesi gereği istifa beyanının kooperatifin kabulüne bağlı olmadığı, davacının kendisine tahsis edilen taşınmazı üçüncü şahsa sattığı, üçüncü şahsın kooperatifin üyesi olmadığı, ortağın çıkma hakkının kullanılması halinde davacının kooperatiften elde ettiği menfaatleri yani bağımsız bölümü iade etmesi ve hesaplaşması sonucu ortaya çıkan tutarın iadesini kabul ve talep etmesi gerektiği, davacının tapuyu üçüncü şahsa devrettiği için bağımsız bölümü kooperatife devretmesinin mümkün olmadığı, kooperatifin amacına ulaşmadığı ve dağılma sürecinin de söz konusu olmadığı, kooperatifin mali yükümlülüklerinin devam ettiği, davacının çıkma hakkının kabul edilmesi halinde davacının sebepsiz olarak zenginleşeceği ve çıkma hakkının kullanılmasının dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve genel kurul kararı ile alınan tüm aidat borçlarından sorumlu olduğu, dava tarihinde 5.400 TL olan aidat borçlarından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; her ortağın kooperatiften çıkma hakkı olduğunu, bir ortağın hiçbir surette kooperatiften çıkamayacağına dair bağlamaların hükümsüz olduğunu, ortağın ana sözleşmeye uygun olarak yapacağı isteğe rağmen, kooperatifin istifayı kabulden kaçınması halinde ortağın çıkma dileğini noter aracılığı ile kooperatife bildirmesi halinde, bildirim tarihinden itibaren çıkmanın gerçekleşeceğini, kaldı ki, davacının üyelik konusu taşınmazı üçüncü kişiye sattığını, tapuda devir tarihinden itibaren, kooperatifin genel hizmetlerinden yararlanan ve genel giderlerden de sorumlu olanın yeni malik olduğunu, bu nedenle müvekkilinin istifasından sonra genel kurul toplantılarında alınan üyelik aidat ve diğer genel giderlerden sorumlu olmasının da mümkün olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kooperatif üyeliğinden istifasına ilişkin ihtarname tebliğ mazbatasının sunulmamış olması, davalının, davacının istifasına dair ihtarnameyi 09.08.2014 tarihinde öğrenildiği bildirilmiş olup bu duruma davacı tarafça itiraz edilmemesi gözetildiğinde davacının istifasının 09.08.2014 tarihinde gerçekleştiğinin kabulü gerekeceği, davacı tarafça, kooperatif tarafından tahsis edilen bağımsız bölümü üçüncü kişiye satmış olduğu 11.02.2011 tarihinden itibaren 5.400,00 TL borçlu olmadığının tespiti talep edilmiş ise de davaya konu aidat borcun tamamının, davacı kooperatif ortağının istifasının noter ihtarı ile kooperatife ulaştığı tarihten önce doğduğu anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm tesisi ile davacının, davalı SS Hayırlı Dostlar Konut Yapı Kooperatifinden 09.08.2014 tarihi itibariyle çıktığının tespitine, davacının menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ortağın bugüne kadar elde ettikleri çıkarların karşılığında kooperatifin halen devam eden yükümlülüklerini üstlenmediği takdirde sebepsiz zenginleşeceğini, davacının genel kurul toplantılarına davet edildiğini, müvekkil kooperatifin amacına uygun olarak yaptırdığı daireleri tüm ortaklarına dağıttığını, ancak dairelerin tapuda devrinden sonra inşaatları yapan yüklenici tarafından açılan alacak davasının kabul edildiğini ve geçmişten gelen borçlarından dolayı birçok davada da davalı konumunda olduğunu, bu davaların bir çoğunun da sonuçlandığı, kooperatif tarafından bu borçların ödenmesine karar verildiği, bu davaların dışında kooperatifin güncel olarak işleyen giderlerinin de bulunduğunu, davacının bu aşamada çıkma hakkını kullanmasının hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kooperatif üyeliğine dayalı menfi tespit ve kooperatif üyeliğinin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 10. maddesi, 11. maddesinin onüçüncü fıkrası ile 13. maddesi ile 17. ve 81. maddeleri
- Değerlendirme
Kooperatifçilikteki açık kapı ilkesinin bir gereği olarak, her ortak kooperatife girme hakkına sahip olduğu gibi çıkma hakkına da sahiptir. Ortağa tanınan bu hak hiçbir şekilde kooperatif yönetim kurulu veya genel kurul kararıyla veyahut ana sözleşmeye konulacak bir hükümle ortadan kaldırılamaz ise de ortağın çıkma hakkını kullanması dürüstlük kuralına aykırı olmamak şartıyla korunur. Ancak bu hak sınırsız değildir. Zira ortak, kooperatiften konut veya işyeri almış ise, borçtan kurtulmak amacıyla kooperatif ortaklığından çıkamaz. Aksi halde ortaklık yöntemiyle elde etmiş olduğu konut veya işyerini kooperatife iade etmesi gerekir. Dolayısıyla yapı kooperatiflerinde ortaklık ilişkisinin, kooperatifin hukuki varlığını devam ettirdiği durumlarda ortaklığın da devam etmesi zorunlu bulunmaktadır. Ancak kooperatifin fesih ve tasfiye şartları oluşmuş ise, yönetim kurulu ile mutabakat sağlanarak tasfiyeyi kolaylaştırmak için kooperatif ortaklığından çıkmak mümkündür. Keza, kooperatif amacını gerçekleştirmiş ve dağılma sürecine girmiş ise; çıkan ortağın konutu veya işyeri çıkma gerekçesi ile geri alınamaz. Sadece bu ortağın tasfiye giderlerine katılması istenir.
Somut olayda, davacının kendi beyanlarından taşınmazı üçüncü kişiye devrettiği anlaşılmaktadır. Tasfiye halinde olmayan davalı kooperatifin iade talep edebileceği bu taşınmaz davacının yedinde bulunmadığına göre yukarıdaki ilkeler nazara alındığında davalı kooperatife karşı sorumluluğu devam eden davacının kooperatif üyeliğinin devamında zorunluluk bulunmaktadır. Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:44:45