Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/984

Karar No

2023/585

Karar Tarihi

15 Şubat 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul Kısmen Ret

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında ... 3. Noterliğinin 15/03/2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre müvekkiline 12 tam 1 yarım bağımsız bölüm teslim edileceği ancak arsa sahibine %30 oranına denk gelecek sayıda konut verilmesi gerekliliği karşısında müvekkiline 14 adet bağımsız bölüm verilmesi gerektiği, inşaatın bitim süresinin 24 ay olduğu, inşaatın süresinde bitmemesi halinde süre uzatım talebi ve cezai şart hususunun sözleşmeye eklenebileceği konusunda anlaştıklarını, ancak cezai şarta ilişkin rakamsal belirleme yapılmadığını, şirketin inşaat ruhsatını 03/05/2007 tarihinde aldığını, şirketin sözleşme ile yükümlendiği tarih olan 02/05/2009 tarihinde bağımsız bölümlerin tesliminin gerçekleştirememesi nedeni ile 15/08/2011 tarihinde ek sözleşme yapıldığını, bu ek sözleşmenin imzalandığı tarihte teslim edilmemiş bağımsız bölümün 8 adet olduğunu ve halen bu bağımsız bölümlerin teslim edilmediğini, davalı şirket tarafından 60.000,00 TL cezai şartın 15/08/2011 tarihinde sözleşmede belirlenen şekil ve vadelerde müvekkiline ödendiğini, şirketin teslim etmiş olduğu daire sayısının 6 adet olduğunu, şirketin üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle toplamda 1339 günlük gecikme bulunduğunu bildirerek, teslim edilmemiş bağımsız bölümler nedeniyle müvekkilinin uğradığı kira kaybı bulunduğunu bildirerek davalı şirketin edimini yerine getirmekte gecikmesi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL cezai şartın ve cezai şartla karşılanmayan zararın kusurlu davalı şirketten tahsiline, mahkemece aksi düşünüldüğü takdirde uğranılan kira kaybına ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 100.000,00 TL kira kaybı tazminatının davalı şirketten 17/10/2012 tarihinden itibaren ticari işlerde uygulanan avans faizi oranında artan ve eksilen oranlarda faizi ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesini istemiş, bilirkişi raporlarından sonra davayı ıslah etmediklerini, fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuklarını bildirerek 100.000,00 TL talep ettiklerini, davayı açarken dolar üzerinden olan alacaklarının dava tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; anılan sözleşmenin 5. maddesine göre işin süresinin inşaat ruhsatının alınması tarihinden itibaren 24 ay olarak belirlendiğini, bu sürenin dava konusu inşaatın büyüklüğüne göre çok kısa bir süre olduğunu, taraflarca bu süre içinde inşaatın bitirilmesinin güç olduğu düşüncesi ile 17. maddeyi düzenledikleri ve bu maddeye göre mücbir sebeplerin gerekçeleri çerçevesinde olmayıp keyfi ve gereksiz oyalamalar sonucu süre uzatılmışsa ve inşaat bitirilmemiş, mal sahiplerinin maddi zarara uğradıkları saptanmış ise yüklenici firma ile görüşme isteyip bu süre hakkında bilgi isteyebileceği, bir araya gelen mal sahibi ile yüklenici firma yetkilileri arasında yapacakları anlaşma ile sürenin uzatımına gidilebileceği ya da belli bir oran cezai şart olarak sözleşmeye eklenebileceğinin belirlendiği, sözleşme başlangıç tarihinin 03/05/2007 ve teslim edilmesi gereken daire sayısının 12 olduğu, bu dairelerin 5 tanesinin 2008 yılı içinde davacıya teslim edildiği, kalan 7 dairenin teslimine ilişkin olarak davacı tarafça 08/10/2010 tarihinde noterden ihtarname çekildiği, müvekkili şirket tarafından bu ihtarnameye 21/10/2010 tarihinde cevap verildiği ve ekonomik kriz nedeniyle dairelerin satışının yapılamadığı ve inşaat malzeme fiyatlarının ciddi artış göstermesi sonucu şirketin nakit sıkışıklığına girdiği ve inşaata devam etmekte zorlandığı ve bu nedenle de 17. maddeye göre yeniden uyarlama yapılması gerektiğinin belirtildiği, bunun üzerine 7 dairenin teslim süresine ilişkin 12 ay ek süre verildiği ve şirket tarafından 15/08/2011 tarihinde 60.000,00 TL ödendiği, ek sözleşmeye göre yeni teslim tarihinin 15/08/2012 olarak kabul edildiğini, yani davacı tarafın seçimlik hakkını kullanarak sözleşmeyi fesh etmek yerine aynen ifayı ve müvekkilince ödenen bedelin ve sürenin uyarlanmasını kabul ettiğini, 7 adet dairenin bitmek üzere olup davacı tarafın temerrüt tarihi olan 16/10/2012 tarihinden itibaren aynen ifayı istemekle beklemesi gereken makul sürenin müvekkil şirkete verilmesi gerektiğini bildirerek haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2013/4 Esas, 2015/417 Karar sayılı kararıyla; taraflar arasında 15/03/2007 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, sözleşmede inşaat bitim süresinin ruhsatın alındığı tarihten sonra 24 ay olarak belirlendiği, bilahare 24/03/2007 tarihli düzenlenen protokolde gecikme durumunda cezai şartın günlük 200 dolar olarak tespit edildiği, bu bedelin nitelik olarak gecikme cezası olduğu, bu sözleşmede kararlaştırılan sürenin 03/05/2009 tarihinde dolduğu, 15/08/2011 tarihinde yine taraflar arasında ek sözleşme yapılarak önceki gecikme için 60.000,00 TL. gecikme cezası ödenmesinin kabul edildiği ve yine bu tarihten itibaren 12 aylık ek süre verildiği, buna göre teslim tarihinin 15/08/2012 olduğu, kararlaştırılan gecikme tazminatının davacı tarafça tahsil edildiği, talimat yolu ile alınan bilirkişi raporuna göre davacıya 8 adet daire teslim edilmediği anlaşıldığı,

ek sözleşmelerin de asıl sözleşmenin tabi olduğu resmi şekle tabi olması gerekir ise de sözleşme hükümlerinin taraflarca yerine getirilmesi nedeniyle ek sözleşmelerin de tarafları bağlayacağı kabul edildiği, davacı taraf ek sözleşme hükümleri gereğince süresinde teslim olmadığından önceki sözleşme ve protokol hükümlerinin saklı kalacağını belirterek 03/05/2009 15/08/2012 tarihleri arasını da kapsar şekilde tazminat ödenmesi talebinde bulunmuş ise de taraflarca ana sözleşme ve 1. ek sözleşmeden sonra düzenlenen 2. ek sözleşmede davacının önceki sözleşmeden kaynaklanan durumları da kabullenmiş ve bu tarihe kadarki gecikmeye ilişkin cezai şart ücreti olarak 60.000,00 TL'yi davalı taraftan tahsil etmiş olması nedeniyle süre uzatım sonucu kararlaştırılan teslim süresi 15/08/2012 tarihine kadar zararının karşılandığı kabul edildiği, bilirkişice hesaplanan kira bedeleri, ek sözleşme ile kararlaştırılan gecikme tazminatından daha az olduğundan cezadan daha fazla zarara uğramasının sözkonusu olmaması nedeniyle davacı bu tarihten dava tarihine kadar teslim edilmeyen daireler için 1. ek sözleşmedeki gecikme cezasını talep edebileceğini, davacının, 01/06/2015 tarihli hükme ve denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu gereğince teslim tarihi 15/08/2012 baz alınarak ve 15/03/2007 tarihli sözleşme ve 24/03/2007 tarihli protokol hükümlerine dönülmeyerek 15/08/2012 03/01/2012 (dava tarihi) arası için hesaplanan 141 günlük gecikme nedeniyle günlük 200 Dolardan toplam 28.200 Dolara dava tarihindeki 1,77 TL'lik kur uygulandığında toplam 49.914,00 TL gecikme cezasının dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan talep edebileceği düşünülerek davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli ve 2013/4 Esas, 2015/417 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay 23.Hukuk Dairesi 05.12.2018 tarih ve 2016/1237 Esas, 2018/5656 Karar sayılı ilamında; protokol ve ek sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı ve taraflara esas sözleşmede yer almayan hak ve borçlar yüklediği için geçersiz olduğu, bu nedenle 26.3.2007 tarihli protokolde belirlenen cezai şarta değer verilmesinin de mümkün olmadığını, sözleşmede yazılı olmasa dahi yüklenicinin temerrüdü halinde arsa sahibinin kira tazminatı talep edebileceğini, geçersiz 15.08.2011 tarihli ek sözleşmede belirlenen 15.08.2012 teslim tarihinin mahkemece tazminata esas alınmış olup davacı tarafından bu husus temyiz edilmediği için kesinleşerek teslim tarihi yönünden usuli kazanılmış hak doğduğunu, bu nedenle mahkemece 15.08.2012 ile dava tarihi olan 03.01.2013 arası teslim edilmeyen daireler için rayiç kira tazminatına hükmedilmesi gerekirken geçersiz sözleşmedeki belirlenen cezai şartın ödenmesi doğru görülmediği belirtilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesi, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; bozmaya uyulduğu, ek sözleşmelerin de asıl sözleşmenin tabi olduğu resmi şekle tabi olması gerektiği, protokol ve ek sözleşmelerin resmi şekilde yapılmadığından ve taraflara esas sözleşmede yer almayan hak ve borçlar yüklediğinden geçersiz olduğu, bu nedenle 26.3.2007 tarihli protokolde belirlenen cezai şartın uygulanmasının mümkün olamayacağı, sözleşmede yazılı olmasa dahi yüklenicinin temerrüdü halinde, arsa sahibi kira tazminatı talep edebileceği, geçersiz 15.08.2011 tarihli ek sözleşmede belirlenen 15.08.2012 teslim tarihi mahkemece bozma öncesi gerekçeli kararda hükmedilen tazminata esas alınmış olması ve fakat davacı tarafından bu husus temyiz edilmediği için kesinleşerek teslim tarihi yönünden davalı yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olduğu, teslim tarihi olan 15.08.2012 tarihi ile dava tarihi olan 03.01.2013 arası teslim edilmeyen daireler için rayiç kira tazminatına hükmedilmesi gerektiği, mahkemece bozma öncesi, üçlü bilirkişi heyetinden aldırılan 01/06/2015 tarihli hükme ve denetime elverişli bilirkişi heyeti raporu gereğince, davaya konu dairelerin teslim tarihi 15/08/2012 03/01/2013 dava tarihi arası hesap edilen rayiç kira bedeli olarak hesaplanan 17.480,06 TL üzerinden davacı tarafın kira tazminatı alacağı olduğu belirtilerek davanın kısmen kabulüne, 17.480,06 TL'nin dava tarihi olan 03/01/2013 tarihinden itibaren işleyecek ve hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak, davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin 82.519,94 TL'lik talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;

1.Kabul anlamına gelmemek kaydıyla eski mahkeme kararı Yargıtay ilamı ile bozulduktan sonra yargılamanın yeniden yapılması ve kira bedellerinin yeniden tespit edilmesi gerektiğini, yerel mahkeme hiçbir inceleme yapmadan Yargıtayın bozma ilamına uyduğunu, 01/06/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporuna o tarihte itiraz ettiklerini, tespit edilen miktarların düşük olduğu taleplerinin değerlendirilmediğini,

2.Davalı temyiz dilekçesinde cezai şarta ilişkin temyiz talebinde bulunmadığı halde 200 Dolar cezai şartın 12,5 daire için olduğu hususunun dahi kabul ve ikrar edildiğini ve bu durum usuli kazanılmış hak doğurduğunu, davalı tarafın cezai şarta ilişkin bir temyiz itirazı bulunmadığını, yüksek mahkemenin temyiz dilekçesindeki taleplerle bağlı olduğunu,

3.Taraflara esas sözleşmede yer almayan hak ve borçlar yüklenmediğini, çünkü tarafların esas sözleşmede cezai şart ekleneceği hususunda mutabık kaldıklarını, cezai şartın miktarının ek sözleşmede belirlendiğini, sonrasında da bu cezai şartın ödenmiş olması, taraflarca bu şart kabul ikrar ve ifa edilmesi, bu şarta geçerlilik kazandırdığını, bu hususun Yargıtay bozma ilamında dikkate alınmadığını,

4.Davalı tarafından 15/08/2011 tarihli protokol doğrultusunda 03.05.2009 ile 15.08.2012 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak 60.000,00 TL cezai şart ödenmiş olmakla, 15.08.2011 tarihli ek sözleşme şartlarının kabul ve ifa edildiğini, protokol ve ek sözleşme hükümleri taraflar arasında uygulanmakla geçerlilik kazandığını, bu hususun yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabit olduğunu, ancak bu husus ne Yargıtayın kararında ne de mahkemenin 2020/350 Esas, 2021/337 Karar 01/07/2021 tarihli kararında dikkate alınmadığını, belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca geç teslimden doğan cezai şartın tazmini istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri, 6098 sayılı TBK 470 486 maddeleri,

  1. Değerlendirme

  2. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Usulü kazanılmış hak ilkesi uyarınca, mahkeme kararı lehine bozulan taraf yararına araştırma ve inceleme yapılması zorunludur. Nitekim 1086 sayılı HUMK’un yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında, hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş olması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesi usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup, kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’da da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de; bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtayın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuştur. Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “Usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.02.1988 tarih, 1987/2 520 Esas, 1988/89 Karar sayılı ilamında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usulî kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmaktadır. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır.

3.Somut olayda, mahkemece bozma ilamına uyulmakla, protokol ve ek sözleşmenin geçersiz olduğu, bu nedenle protokolde belirlenen cezai şarta değer verilemeyeceği, teslim tarihi yönünden usuli kazanılmış hak doğduğu, 15.08.2012 03.01.2013 tarihleri arası rayiç kira değerinin hesaplanması gerektiği hususları kesinleşmiş, tarafı lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bu durumda mahkemece 15.08.2012 03.01.2013 tarihleri arası rayiç kira değerini hesaplanarak sonucuna göre karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

  1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının taraflara yükletilmesine,

Karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine,

15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevaptemyizyargılamavı.kararımahkemesionanmasınaderecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:33:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim