Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4364
2023/4253
14 Aralık 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/1159 E., 2022/1229 K.
DAVA TARİHİ: 16.11.2017
HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2017/933 E., 2020/95 K.
Taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshine dayalı tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun harç yönünden kısmen kabulüyle ve resen İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin bilgisayar yazılım ve donanım işiyle uğraşan şahıs firması olduğunu, davalı kurum tarafından 02.11.2015 tarihinde "2016 2018 mali yılları 36 aylık veri giriş ve hazırlık hizmetleri alım'' işinin ihale edildiğini ve 2015/122051 ihale kayıt numarası ile yapılan ihalenin 3.282.808,83 TL bedelle dava dışı Metrani ... Ltd. Şti.'nin uhdesinde kaldığını, müvekkilinin ise 3.398.760,00 TL ile en avantajlı ikinci teklifi veren firma olduğunu, müvekkilince, yapılan ihaleye, ihale alan şirketin yetkililerinin ihaleye katılmaktan yasaklı olmaları nedeniyle itirazda bulunulduğunu, Kamu İhale Kurumunun 30.12.2015 tarih ve 2015/076 sayılı kararı ile itirazın reddedildiğini, bunun üzerine bu karara karşı idare mahkemesinde dava açtığını, Ankara 15. İdare Mahkemesinin davanın reddi kararının temyizi üzerine kararın Danıştay 13. İdari Dava Dairesinin 03.01.2017 tarih ve 2016/3339 E., 2017/13 K. sayılı kararı ile bozulduğunu, bu karar üzerine müvekkilinin en avantajlı teklifi veren ikinci firma olması sebebiyle 15.09.2017 tarihinde davalı tarafça arasında sözleşme imzalandığını, müvekkili davacı tarafından sözleşme uyarınca 52 personele ilişkin listenin dilekçe ile 15/09/2017 tarihinde Ergani Devlet Hastanesine verildiğini ve 16.09.2017 tarihinden itibaren bu personelleri idarenin hizmetine sunduğunu, ancak Ergani Devlet Hastanesince gönderilen yazı ile bildirilen personel listesinde 15 yeni kişinin ismi olduğu bildirilerek Teknik Şartnamenin 8. maddesi gerekçe gösterilmek suretiyle ihaleyi alan önceki şirketin elemanları ile işin yürütülmesinin talep edildiğini, bu yeni 15 kişinin işe başlatılmadığını, müvekkilinin önceki şirketin personellerini çalıştırma yükümlülüğünün bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmenin imzalanmasının hemen ardından personelleri hazır ettiğini, üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalı idare tarafından sözleşmenin 11.10.2017 tarihinde haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek; teminat bedeli olan 90.000,00 TL'nin, sözleşme pulu tutarı olan 13.930,00 TL'nin, karar pulu tutarı olan 19.338,98 TL'nin, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik mahrum kalınan kâr bedelinden 50,00 TL'nin, KİK payı tutarı olan 734,66 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini, ayrıca fesih işleminin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/107 D. İş sayılı kararı ile verilen tedbir kararının devamına karar verilmesini talep etmiş, 27.11.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini arattırarak teminat mektubunun nakte çevrilmemiş olması halinde teminat mektubunun aynen iadesine, nakte çevrilmiş olması halinde ise 90.000,00 TL'nin, bloke tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle, sözleşme pulu tutarı olan 13.930,00 TL'nin, karar pulu tutarı olan 19.338,98 TL'nin, mahrum kalınan kar olan 53.024,28 TL'nin ve KİK payı tutarı olan 734,66 TL'nin dava tarihinden işleyecek ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf ile 15.09.2017 tarihinde sözleşme imzalandığını, 16.09.2017 tarihinde yer teslimi yapılarak işe başladığını, davacıya 19.09.2017 tarihli yazı ile yüklenicinin yeni işçi alımlarında idarenin bilgisi ve onayı olmadan işçi çalıştırmaya başlayamayacağının bildirildiğini, hastane yönetimince yapılan 21.09.2017 tarihli denetimlerde tutanakta belirtilen eksikliklerin tespit edildiğini, bu eksiklerin devam ettiğini, davacının sözleşme doğrultusunda 52 kişilik personel listesini idareye teslim ettiğini, ancak listeye 15 yeni personelin eklendiğini, 15 işçinin tıbbi sekreterlerin istihdamına yönelik 2017/06 sayılı Genelge'de belirtilen şartları taşımadığının tespit edildiğini, bu hususun ve kamu hizmetinin aksamaması için önceki 15 personelin işine son verilmemesi ve bu personellerle işe devam edilmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, Teknik Şartnamenin 8. maddesinde yüklenicinin yeni işçi alımlarında idarenin bilgisi ve onayı olmadan işçi çalıştırmaya başlayamayacağının hüküm altına alındığını, 2017/06 ve 2017/04 sayılı Genelgelere göre hareket edilmesi konusunda davacının uyarıldığını, ancak bir neticeye ulaşılamaması üzerine 11.10.2017 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözülebilmesi için Kamu İhale Kanunu'ndan doğan sözleşmelerinin feshi sebeplerinin incelenerek davalının ihaleyi feshetmesinin hukuka uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, taraflar arasında 15.09.2017 tarihli sözleşmenin imzalandığı, yüklenici olan davacıya 16.09.2017 tarihinde iş yerinin teslim edildiği, sözleşme gereği davacının 52 kişilik personel listesini dilekçeye ekli olarak 15.09.2017 tarihinde Ergani Devlet Hastanesi yönetimine ibraz ettiği, ancak personel tarafından dilekçesinin resmi kayıtlara alınmamasından kaynaklı ilgililer hakkında Ergani Cumhuriyet Başsavcılığı'nca soruşturma başlatıldığı, soruşturmayı takiben kurum tarafından 19.09.2017 tarihli yazı ile davacıya yeni işçi alımlarında idarenin bilgisi ve onayının olmaması halinde işçilerin çalışmaya başlayamayacağının bildirildiği, hastane yönetimince 20.09.2017 tarihinde yapılan denetim ile eksikliklerin tespit edildiği, buna dair 20 21 22.09.2017 tarihlerinde tutanak tutulduğu, İhale Teknik Şartnamesinin 8. maddesinde yer alan ''yüklenici yeni işçi alımlarında idarenin bilgisi ve onayı olmadan işçi çalıştırmaya başlanmayacaktır'' hükmüne aykırı hareket edildiğinden davacı ile imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 11.10.2017 tarihinde feshedildiği, fesih sebepleri ile idarenin fesih sebebi ve usulünün karşılaştırılması ile üç kamu ihale uzmanı ve iki emekli Sayıştay denetçisinden oluşan bilirkişi heyetinden alınan 25.02.2019 tarihli uzman bilirkişi heyeti raporunun değerlendirilmesi neticesinde idarenin fesih sebebinin haklı olmadığı, sözleşmenin haksız olarak feshedildiği, davacının sözleşmenin haksız olarak feshedilmesinden kaynaklanan zararının tazminini talep ettiği, davacının tazminini talep ettiği zararın taraflara karşılıklı borç yükleyen sözleşmeden kaynaklandığı, karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi halinde 6098 sayılı TBK'nın temerrüt hükümleri uyarınca uğranılan müsbet zararın tazminini talep edebileceği, 6098 sayılı TBK'nın 123. maddesine göre karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan biri temerrüte düştüğü takdirde diğerinin, borcun ifa edilmesi için uygun bir süre verebileceği veya uygun bir süre verilmesini hakimden isteyebileceği, 125.maddesine göre ise temerrüde düşen borçlunun, verilen süre içinde borcunu ifa etmemesi halinde veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklının her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkının olduğu, alacaklının, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini de isteyebileceği veya sözleşmeden dönebileceği, sözleşmeden dönme hâlinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulacağı ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceği, bu durumda borçlunun temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edememesi halinde alacaklının sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebileceği, müspet zararın, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarar olduğu, kuşkusuz bu zararın kar mahrumiyetini de içine aldığı, bu nedenlerle sözleşmenin haksız olarak feshinden sonra davacı tarafın fesih işleminden kaynaklanan zararının tespiti için dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek zararın tespitinin istendiği, 16.10.2019 tarihi bilirkişi raporunun alındığı, davacının davasını ispatladığı, sözleşme pulu bedeli, karar pulu bedeli, KİK katılım payı bedeli, mahrum kalınan kar payı bedelinin ve ihale kapsamında yatırdığı teminat mektubundaki 90.000,00 TL bedele yönelik davanın kabulünün gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile 13.930,00 TL sözleşme pul bedeli, 19.338,98 TL karar pul bedeli, 734,66 TL KİK katılım payı bedeli olmak üzere toplam 34.003,64 TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 53.024,28 TL mahrum kalınan kâr bedelinin 50,00 TL'sine dava tarihinden kalan 52.9724,28 TL'sine 27.11.2019 ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının ihale kapsamında yatırdığı teminat mektubundaki 90.000,00 TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, sözleşmenin, davacının taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eki niteliğinde olan Teknik Şartnamenin 8. maddesinde yer alan hükme aykırı davranışı nedeniyle feshedildiğini, davacının sözleşme doğrultusunda 52 kişilik personel listesini idareye teslim ettiğini, ancak listeye 15 yeni personelin eklendiğini, 15 işçinin tıbbi sekreterlerin istihdamına yönelik 2017/06 sayılı Genelgede belirtilen şartları taşımadığının tespit edildiğini, bu hususun ve kamu hizmetinin aksamaması için önceki 15 personelin işine son verilmemesi ve bu personellerle işe devam edilmesi gerektiğinin davacıya bildirildiğini, davacıya 19.09.2017 tarihli yazı ile yüklenicinin yeni işçi alımlarında idarenin bilgisi ve onayı olmadan işçi çalıştırmaya başlayamayacağının bildirildiğini, ayrıca hastane yönetimince yapılan denetim sonunda tutulan 21.09.2017 tarihli tutanakta yedi madde halinde eksiklikler tespit edildiğini, bu eksikler nedeniyle hastaların mağdur olduğunu, bilirkişi raporunda feshin haksız olduğu belirtilmiş ise de raporda sadece 4734 ve 4735 sayılı Kanun hükümleri yönünden inceleme yapıldığını, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri yönünden ve belirtilen bu hususlar yönünden bir inceleme yapılmadığını, fesih nedenlerinin incelenmediğini, feshin haklı olduğunu, bilirkişi raporunun ihtimalli hazırlanması gerekirken hazırlanmadığı, idarenin de haklı olduğu ihtimaline göre hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin harçtan muaf olmasına rağmen kararla harç yükletilmesinin de yasaya aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça dayanılan Teknik Şartnamenin 8. maddesinde yer alan düzenlemenin davacı yüklenicinin, idarenin belirlediği elemanlar ile çalışma zorunluluğu bulunduğu anlamında yorumlanamayacağı, davalı tarafça tutulduğu belirtilen tutanakların İdare tarafından tek taraflı olarak düzenlendiği, gerek sözleşme hükümleri, gerek Kamu İhale Tebliğinin yukarıda yer verilen hükmü gerekse de 4735 ve 4734 sayılı Kanun hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde sözleşmenin feshinin haklı bir sebebe dayanmadığı, feshin haksız olduğu, hükmedilen alacak kalemlerine ilişkin herhangi bir istinaf sebebi ileri sürülmediği, bu kapsamda yapılan istinaf incelemesi sonucunda, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği ancak davalı taraf harçtan muaf olduğundan kabul edilen miktar üzerinden davalı aleyhine karar ve ilam harcına hükmedilmesi, davacı tarafça peşin olarak yatırılan harçların yargılama gideri kapsamında davalıdan alınmasına karar verilmesi ve davacı tarafın teminat mektubunun veya bedelinin iadesine ilişkin talebi yönünden davacı tarafın her bir talebini karşılayacak şekilde hüküm kurulmaması doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının kaldırılarak, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1) b 2 hükmü uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelere ek olarak kesinleşen Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin 2018/1409 Esas 2018/1487 Karar sayılı dosyasıyla davacının, idare ile ile ihale sözleşmesini geç imzalamasından ötürü 01.01.2016 15.09.2017 tarihleri arasında kardan yoksun kalınması nedeniyle uğradığı 66.031,17 TL maddi zararın reddine karar verildiği, aynı davanın daha önce kesin hükme bağlanması nedeniyle davanın reddi gerekirken kabulünün hatalı olduğunu ve resen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sözleşmenin haksız feshi nedeni ile uğradığı müspet ve menfi zararlarının tazminini istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 125 nci madde
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle Diyarbakır 3. İdare Mahkemesinin E:2018/1409, K:2018/1487 sayılı dosyasında verilen kararın eldeki dava için kesin hüküm teşkil etmeyeceği, anılan dosyada talep edilen munzam zararın 01.01.2016 15.09.2017 tarihlerini kapsadığı eldeki davada talep edilen munzam zararın ise 11.10.2017 tarihinde sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle oluştuğu, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen hususların temyiz yasa yolu aşamasında ileri sürülemeyeceğine göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:40:41