Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3673
2023/4010
30 Kasım 2023
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi (İlk Derece)
SAYISI: 2023/1 E., 2023/3 K.
Taraflar arasındaki hakem kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bölge Adliye Mahkemesince (İlk Derece) davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
İptal davasında davacı vekili, davalı (tahkim davacısı) şirketin 15.01.2016 tarihli "GES EPC sözleşmesinin "11. maddesindeki tahkim şartına dayalı olarak davacı (tahkim davalısı) şirket aleyhine açmış olduğu dava neticesinde, İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC) Hakem Heyeti tarafından 2021/DA 570 sayılı 31.01.2023 tarihli Hakem kararı ile, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ancak Haktim Şirketinin tahkim şartını içerir sözleşmenin tarafı olmadığını, Ticaret Sicil Gazetesine göre şirket ortakları Olga Balık, Özkemal Temur ve Özgur Temur müşterek imza ile temsil ve ilzama yetkili oldukları halde 15.01.2016 tarihli sözleşmenin tahkim şartını da içerir son sayfasının iş sahibi imza bölümünün Haktim Şirketi unvanı ve kaşesi olmadan, sadece ... tarafından imzalandığını, bu nedenle Haktim Şirketinin sözleşmenin ve 11. maddesindeki tahkim tahkim sözleşmesinin tarafı olmadığını, tahkim sözleşmesinin Haktim Şirketi yönünden geçersiz olduğunu, bu hususun bir iptal sebebi olduğunu, taraf sıfatının süreye de davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceğini, ayrıca re'sen de dikkate alınması gerektiğini, hakem kararının iptali davalarında da kamu düzeninden olan taraf sıfatının öncelikle değerlendirilmesi gerektiğini, bu nedenle hakem kararının öncelikle bu sebeple iptali gerektiğini, kabule göre de hakem kararı, taraflarınca temini mümkün olmayan ve uyuşmazlığın çözümünde doğrudan etkili deliller toplanmadan, çağrı mektubu ilgili dağıtım şirketlerinden sorulmadan/talep edilmeden, hukuki dinlenilme hakları ihlal edilerek karar verilmiş olmasının da bir iptal sebebi olduğunu, kararda, Adalet Bakanlığı Bilirkişi listesinden uzman bulunmadığı açıklanmış ise de, liste dışından yemini yaptırılmamış, bilirkişilik eğitimi almamış, bu nedenle taraflarınca itiraz edilen kişiden, dosya teslimi yapılmadan rapor alındığını ve içeriğinin gerekçe yapıldığını, karara etkili bilirkişilik delilinin geçersizliğinin de hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, kaldı ki İstanbul Bilirkişilik Bölge Kurulunun 2022 listesinde, güneş enerjisi de dahil Enerji Üretim Tesisleri alanında uzman 33 adet bilirkişi bulunduğunu, hakem heyeti tarafından; yasada belirtilen sürelere uyulmadığını, rapora itiraz sürelerinin kısıtlandığını, gerçekte sözleşmenin tarafı olduğu için davacı olması gereken ...'un tanık olarak dinlenildiğini ve beyanına itibarle hüküm kurulduğunu, bu usule aykırılıklar nedeniyle de kararın iptali gerektiğini belirterek, ISTAC/İstanbul Tahkim Merkezinin 2021/DA 570 sayılı ve 31/01/2023 tarihli Hakem Kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
İptal davasında davalı vekili, müvekkili Haktim Şirketinin taraf sıfatının mevcut olduğunu, 15/01/2016 tarihli sözleşmenin ilk maddesinde açık ve net olarak sözleşmenin taraflarının tanımlandığını, iş sahibi olarak "Hakim Enerji...Ltd. Şti.'nin" belirtildiğini, sözleşmenin 6.maddesinde belirtilen 80.000 Euro avans ödemesinin de müvekkili şirket tarafından 28/01/2016'da gönderildiğini, davacı şirketin bu ücreti alıp işe başladığını, hatta müvekkili şirket adına yer kiralamaları dahi yaptığını, işin devamında da bir geçersizlik iddiasında bulunmadığını, tahkim davasını kaybettikten sonra bu kötü niyetli iddiasını ileri sürdüğünü, bu durumun açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, ayrıca sözleşmenin 4.2 maddesi gereğince Haktim enerji yetkilileri tarafından davacı Şirketin belirttiği isimlere vekaletnamelerde çıkartıldığını, sözleşme kapsamında yapılan tüm mail yazışmalarının Haktim Enerji muhasebesi Nurcan Karadeniz ve diğer Şirket Yetkilileri ile yapıldığını, davacı şirketin Haktim Enerji adına fatura kestiğini, 19/12/2019 tarihli fesih ihtarının da Haktim Enerji tarafından gönderildiğini, davacı tarafça, Haktim enerji'nin sözleşme tarihinde 3 şirket müdürü tarafından müşterek imza ile temsil ediliyor oluşuna dayalı geçersizlik iddiasının kötü niyet göstergesi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava konusu sözleşmenin kurulması için bir şekil şartı öngörülmediğini, yetkisiz temsilci tarafından imzalanmış bir sözleşmenin temsil edilen şirket tarafından benimsenmesi ve uygulanması halinde dava konusu sözleşmenin şirket imza yetkilerinden birisi tarafından imzalanması sonrasında müşterek imzaya yetkili diğer 2 şirket yetkilisinin de bu sözleşmeye icazet vererek resmi işlemlere başladıklarını, iş sahibi olarak kendilerine düşen avans ödeme edimini yerine getirdiklerini, bu hususların da sözleşmenin tarafının Haktim enerji olduğunu gösterdiğini, sözleşmenin imza kısmında şirket kaşesi ve unvanının bulunmamasının ... tarafından atılan imzanın şirket adına atılmamış olduğunu göstermeyeceğini, sözleşme şirketin kuruluşundan çok kısa bir süre sonra imzalandığından henüz şirket kaşesinin o tarihte hazırlanmadığını, sözleşmenin ilk maddesinde iş sahibinin açık şekilde Haktim Enerji olarak belirtildiğine ve ...'un da "İŞ SAHİBİ" başlığı ile açılmış olan imza yerini imzalandığını, burada ...'un iradesinin sözleşmeyi yetkilisi olduğu Haktim Enerji adına imzalamak olduğunun çok bariz olduğunu, davacının, hakem kurulunca yargılamada taraf sıfatı üstünde durulmadan, sözleşme incelenmeden karar verdiği ve bu durumun kamu düzenine aykırılık oluşturduğu iddiasının kabul edilemeyeceğini, kamu düzeni kavramının geniş yorumlanmasının mahkemenin tahkim yargılamasının esasını incelemesi ve denetlemesi kanun hükümlerine ve tahkim yargılamasının ruhuna aykırı olduğunu, somut olayda tarafların özgür iradeleri sonucunda uyuşmazlığın tahkim yargılamasında görüldüğünü, hakem heyetinin, tahkim yargılaması sırasında tarafların taraf sıfatına ilişkin herhangi bir hukuksuzluk görmediğini, bu durum hakkında tarafların herhangi bir hukuksuzluk iddiasının da olmadığını, davacının diğer bir iddiası olan çağrı mektupları dağıtım şirketinden talep edilmeden karar verildiği ve bu nedenle kararın iptalinin gerekli olduğu iddiasının da kabul edilemeyeceğini, tahkim kuralları uyarınca tarafların, hakem heyetinin de izni ile toplayamayacakları delillerin toplanılmasını mahkemeden isteme hakları bulunduğunu, davacı tarafından defaatle söylenildiği iddia edilen bu duruma ilişkin herhangi bir dava ya da hakem heyetinden istenilen izin bulunmadığını, davacının dosyada teknik görüş sunan ve hakem heyeti tarafından seçilmiş olan bilirkişiye itirazının ve hukuki dinlenilme hakkının ihlali iddiasının kabul edilemeyeceğini, somut olayda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığını, davacının belirttiği gibi herhangi bir usul hatası bulunmadığını, tahkim yargılaması için kanunda belirlenen kesin süre bulunmadığını, usuli zaman çizelgesinin tarafların görüşleri alınarak oluşturulduğunu, Hakem Heyeti ve ISTAC sekretaryasının her zaman ve her koşulda tarafların yazılı onayını alarak usuli zaman çizelgesini değiştirip yeni çizelgeyi taraflara bildirdiğini, ayrıca usuli zaman çizelgesi esas alınarak tahkim süresi hakem heyeti tarafından resen uzatılabileceği gibi divan tarafından da sürelerin uzatılabileceğini, bilirkişi raporuna itiraz ve diğer hususlar bakımından somut olayda herhangi bir kısıtlamadan bahsedilemeyeceğini, Haktim Enerji'nin ortaklarından ve şirket yetkililerinden olan ...'un, tahkim yargılamasında çevrimiçi duruşma sırasında hakem heyetinin talebi ile asil olarak dinlenildiğini, tanık olmadığını, kararda tanık olduğunun söylenilmesinin sehven olduğunu, kısaca özetlemek gerekirse, karşı tarafın hakem yargılamasına başvuru sırasında bu yargılamayı kabul etmiş, tahkim kurulu tarafından belirtilen başvuru harcını yatırmış ve bir hakem belirleyerek tahkim iradesini ortaya koymuş olduğunu, tahkim yargılamasının tarafların belirledikleri birer hakem ve bu hakemler tarafından seçilen bir baş hakem olmak üzere alanında uzman 3 hakem tarafından yürütüldüğünü, tahkim yargılamalarında Hakemlerin kendi yetkilerini kendilerinin tesis etme hakları bulunduğunu, olayda geçerli bir asıl sözleşme ve geçerli bir tahkim şartı/klozu/sözleşmesi bulunduğunu, asıl sözleşmede herhangi bir sorun olsa dahi HMK ve ilgili kanunlarda dile getirildiği üzere tahkim iradesinin ayakta tutulması için tahkim şartının asıl sözleşmeden bağımsız olarak ele alınacağını, somut olayda hakem heyetinin tahkim klozunun tüm şartları sağladığı ve tarafların karşılıklı iradelerinin uyuşmazlığın tahkim yolu ile giderilmesi yönünde olduğu hususlarında karar vererek kendi yetkilerini tesis etmiş olduğunu, taraf sıfatları hakkında yukarıda da belirtildiği üzere herhangi bir hukuka ya da kamu düzenine aykırı durum bulunmadığını, Hakem heyetinin yargılama esnasında istediği yetkili kişileri dinleme, onlardan görüş alma ve soru sorma hakkı bulunduğunu, Heyet tarafından belirlenen bir teknik uzmandan hem yazılı hem de sözlü olarak yardım alındığını, dava süreci her ne kadar uzun sürmüşse de hakem heyetinin bunu tahkim merkezinin, divanın ve tarafların da izni ile(EK7) süre uzatımı ile yaptığını, hakem heyeti tarafından görülmüş olan yargılamada kamu düzenine aykırı herhangi bir durum da bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece mahkemesi sıfatıyla baktığı yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Haktim Şirketinin sözleşmenin ve 11. maddesindeki tahkim tahkim sözleşmesinin tarafı olmadığı, tahkim sözleşmesnin Haktim Şirketi yönünden geçersiz olduğu ileri sürülmüş ise de, HMK'nın 412/3. ve 422/2. maddelerindeki düzenlemeler, hakem dosyasına sunulan cevap dilekçesiyle tahkime açıkça muvafakat edilmiş olması karşısında, dosyamız davacısı (tahkim davalısı) tarafından cevap dilekçesinde yetki (tahkim) itirazında bulunulmadığından ilk olarak iptal davasında ileri sürülen bu itirazı dikkate alınamayacaktır.
Davacı vekilince, hakem heyeti tarafından yasada belirtilen sürelere uyulmadığı ileri sürülmüş ise de, davalının (tahkim davacısı) tahkime başvuru tarihinin 25.08.2021, baş hakemin atanma tarihinin 10.11.2021, bunun baş hakeme tebliğ tarihinin 01.12.2021, Görev Belgesi sürecinin tamamlanması için Divan tarafından Hakem Kurulu'na verilen verilen sürenin bitiş tarihinin 15.01.2022 olduğu, HMK'nın 427/1. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin başlangıç tarihinin de bu tarih olduğu, bu tarihten itibaren 1 yıllık sürenin dolması üzerine, Hakem Heyeti tarafından HMK'nın 427/2. maddesi kapsamında talep edilen 15 günlük ek sürenin taraf vekillerince yerinde görüldüğüne dair 16/01/2023 tarihli onay e maillerinin dosya içinde mevcut olduğu, hakem heyeti kararının bu 15 günlük ek sürenin dolduğu son gün olan 31/01/2023 tarihinde verilmiş olduğu, davacı vekilinin buna ilişkin iptal talebinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
Davacılar vekilince, uyuşmazlığın çözümünde doğrudan etkili deliller toplanmadan, bilirkişi listesi dışından yemini yaptırılmamış ve bilirkişilik eğitimi almamış kişiden, dosya teslimi yapılmadan rapor alındığı, rapora itiraz sürelerinin kısıtlandığı, gerçekte sözleşmenin tarafı olduğu için davacı olması gereken ...'un tanık olarak dinlendiği belirtilerek, bu sebeplerle de kararın iptali talep edilmiş ise de, bu hususlar işin esasına ilişkin olup, yukarıda yer verilen HMK'nın 470 vd. maddelerindeki düzenlemeler gereğince, esasa ilişkin olan bu iptal sebepleri değerlendirme dışında tutulmuştur.
Yukarıda açıklanan tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğinde; açılan iptal davasında re'sen incelenmesi gereken kamu düzenine aykırılık ve tahkime elverişli olmama hali bulunmadığı gibi, davacı tarafça ileri sürülen iptal sebeplerinden Dairemizce HMK 439. madde kapsamında incelenmesi gereken sebepler yönünden usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, ileri sürülen sair iptal sebeplerinin ise davanın esasıyla ilgili olduğu anlaşıldığından, açılan iptal davasının reddine karar verilmesi gerekmiştir. davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmüş, bu nedenle hakem kurulu kararının iptaline dair açılan davanın reddine karar verilmiştir.
IV.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1 Taraf sıfatı yokluğuna dair husumet itirazının ve bu konudaki emsal yargıtay kararının irdelenmeden red kararı verildiğini, bu haliyle kamu düzenine aykırılık mevcut olup HMK m.439/2 ğ bendi gereği kararın bozulması gerektiğini,
2 Hakem kararının, davacı tarafından temini mümkün olmayan ve uyuşmazlığın çözümünde doğrudan etkili deliller toplanmadan (çağrı mektubu delili, ilgili dağıtım şirketlerinden sorulmadan/talep edilmeden) hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilerek verilmiş bir karar iken, bölge adliye mahkemesi tarafından bu durumun, savunma hakkının kısıtlanması/hukuki dinlenilme hakkının ihlali olarak değil, işin esasına dair bir iptal sebebi olarak değerlendirilmesi ve inceleme dışı bırakılmasının hatalı değerlendirme ile dinlenilme hakkının ihlali olup HMK m. 439/6 yollamasıyla m.439/2 f gereği kararın bozulması gerektiğini,
3 Hakem kararında Adalet Bakanlığı bilirkişi listesinden uzman bulunamadığının açıklandığı, liste dışından, yemini yaptırılmamış, bilirkişilik eğitimi almamış bu nedenle davacı tarafından itiraz edilen kişiden, dosya teslim edilmeden rapor alındığını, içeriğinin gerekçe yapıldığını, karara etkili bilirkişi delilinin geçersizliğinin de hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde iken, bölge adliye mahkemesi kararında bu iptal sebebi hakkında da işin esasına ilişkin olduğu gerekçesiyle değerlendirme yapılmadığını,
4 Hakem Heyeti tarafından, rapora itiraz süresi kısıtlanarak, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, gerçekte sözleşmenin tarafı olduğu için davacı olması gereken ...’un tanık olarak dinlendiğini ve beyanına itibarla hüküm kurulduğunu belirterek hükmün bozulmasını talep etmişlerdir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 439. maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.HMK’nın 439. maddesinde yer alan iptal sebepleriyle sınırlı yapılan incelemede; tahkim dosyasının incelenmesinde, tahkim sözleşmesini imzalayan kişilerin tahkim sözleşmesi için yetkisinin bulunmadığının tahkim aşamasında ileri sürülmediği, HMK'nın 412/3. maddesi gereğince, davacının dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığını iddia etmesine, davalının cevap dilekçesinde itiraz etmemiş olmasıyla yazılı tahkim sözleşmesinin varlığının kabulünün gerekmesi, mahkemece bu iptal sebebinin reddedilmesinin doğru olduğu, hakemin taraflara tahkim yargılaması süresince eşit olarak iddia ve savunmalarını ve itirazlarını ileri sürme imkanı tanıdığı, taraflarca onaylanan zaman çizelgesine göre işlem yapıldığı, belirlenen sürelere uygun olarak dilekçeler aşamasının tamamlandığı, Hakem Heyeti tarafından HMK'nın 427/2. maddesi kapsamında talep edilen 15 günlük ek sürenin taraf vekillerince yerinde görüldüğüne dair 16/01/2023 tarihli onay e maillerinin dosya içinde mevcut olduğu, tahkim yargılamasının yasada öngörülen usul kurallarına uygun olarak yürütüldüğü, ispat yükümlülüğüne ilişkin maddi ve usul hukuku kurallarına göre değerlendirme yapılarak karar verilmiş olduğu, bu kapsamda davacının delillerin toplanmadığı ve bilirkişi ile incelemesine yönelik itirazlarının tarafların eşitliği ve hukuki dinlenilme hakkının ihlalini oluşturmayacağı, uygulanacak hukuk kurallarının tespiti ve yorumunun hakeme ait olduğu, iptal davasında hakem kararının yerinde olup olmadığı veya hukukun doğru uygulanıp uygulanmadığı hususlarının değerlendirilemeyeceği, eşitlik ilkesine aykırı hareket edildiği yönünde somut delil ileri sürülmediği, yetki aşımı olmadığı da dikkate alındığında temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:50:20