Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4525
2023/3918
27 Kasım 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1237 E., 2022/1323 K.
Taraflar arasındaki alacak, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraflar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ...S.A.S'ye İzafeten Acentesi Emek Marin Turizm Ticaret Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnşaat Sanayi Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. vekillerince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.11.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı asil ... ve vekili Avukat Ceren Keçici ile davalı ...S.A.S'ye İzafeten Acentesi Emek Marin Turizm Ticaret Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnşaat Sanayi Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. vekili Avukat ..., Avukat Leyla Sevda Koçman ve diğer davalı Emek Marin Turizm TicaretMarina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnşaat Sanayi Tekstil İthalat ve İhracat Limited Şirketi vekili Avukat ...'nun gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı Emek Marin'in operasyon direktörü ...'ın müvekkiline, ... yelkenlisini tanıtıp, pazarlama çalışmaları yaptığını; 6 11.10.2015 tarihinde düzenlenen Pendik Boat Show'da, davalılar tarafından davacıya daha önce ürettikleri ... 59'un hız diyagramını göstermek sureti ile, 2017 yılında piyasaya sürmeyi planladıkları ... 53'ün ... 59'dan bile daha hızlı gideceği bilgisinin verildiğini, davalıların pazarladıkları ... 53'ün hızını duyunca bu tekneye sahip olmak istediğini, bu çerçevede davalılarla 09.10.2015 tarihinde İstanbul Pendik Boat Showda mutabakata varıldığını, mutabakat çerçevesinde ... 53 model tekneyi 30.05.2017 tarihinde teslim edilecek şekilde üretiminin yapılmak üzere anlaşmaya varıldığını, davacı tarafından 02.11.2015 tarihinde 169.500,00 Euro'luk ilk ödemenin yapıldığını, sonraki yazışmalarda ve süreçte, teknenin yapıldığı Fransız tersanesi ile yapılan görüşmelerde davalıların üretimi planlanan ... 53'ün ... 59 modelden daha hafif bir tekne olması nedeni ile çok daha hızlı gideceğinin bildirildiğini, fakat başta taahhüt edilen hızın gerçekleştirilemediğini, davalı Emek Marin yetkilisi ...'ın telefon görüşmesinde, davacıya yapmış olduğu hileli işlemleri kabul ederek tekneyi pazarladığını itiraf ederek üretici ile konuşup bu işi çözeceğini beyan ettiğini, ancak davalıların hileli işler ve eylemlerinin devam ettiğini, kaldı ki pazarlama sırasında üretimde olup kullanılan 59 modelin de zaten belirtilen hızda gitmediğini, asla razı olmadığı süratteki bir tekneyi sipariş vererek para ödemeye razı edildiğini, davalılar tarafından bedel iadesi yapılmaması nedeni ile davacının Beyoğlu 35. Noterliğinden 02.03.2017 tarihli 06262 no.lu ihtarname ile uğradığı zararın tazminini istediği, müvekkilinin hem eser sözleşmesi çerçevesinde ürünün ayıplı üretileceğinin ayıplı olması dolayısıyla TBK 112. madde uyarınca hem de üreticinin teslim borcunda temerrüde düşmüş olması dolayısıyla TBK 125. madde uyarınca müspet zararlarını tazmin talep hakkı bulunduğunu, 13.12.2016 tarihli e posta ile zararlarının tazmin edilmesini talep ederek 3 gün süre verdiğinden karşı tarafın 169.500,00 Euronun iadesi borcu dolayısıyla 17.12.2016 tarihinde temerrüte düştüklerini, davacının uğradığı zararın üreticiye ödemiş olduğu 169.500,00 Euro bedel ile Fransa'da avukat atanmak sureti ile üreticiye karşı ihtarname çekilmesi, şikayette bulunma hazırlıklarının yapılması, hizmet bedeli olarak 15.587,25 Euro olduğunu, müvekkilinin tüketici olduğunu, davalıların TBK.nin 61. maddesi hükmü gereğince uğranılan zarardan müteselsilen sorumlu olduğu, aralarındaki münasebetin HMK'nın 57. maddesi gereğince ihtiyari dava arkadaşlığı olduğunu, her iki davalının da hukuka aykırı davranışları dolayısıyla davacının zarara uğradığından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek uğradığı 185.087,25 Euro maddi zararının temerrüt tarihi olan 17.12 2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, ayrıca davalıların hukuka aykırı tecavüzden dolayı davacının acı, elem ve ızdırabın telafisi amacı ile 10.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek temerrüt faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...S.A.S. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı firma ile davacı taraf arasında yapılan görüşmeler sonucunda davacının talep ve talimatı doğrultusunda bir adet ... 53 marka/model teknenin toplam 1.130.000,00 Euro bedel ile inşa edilmesi yönünde anlaşma sağlandığını, anlaşma doğrultusunda inşa edilecek standart teknenin teknik detaylarını ve davacı tarafın tekne üzerinde talep ettiği değişiklikleri içeren sipariş formu ve ekleri olan broşür ve opsiyon listesinin 09.10.2015 tarihinde davacı tarafından imzalanarak tershaneye iletildiğini, sözleşmenin kurulmasından sonra davacı tarafından 169.500,00 Euro tutarında depozito bedelinin 02.11.2015 tarihinde ödenmesi üzerine tersanenin inşa programına alınarak gerekli hazırlıkların yapılmaya başlandığını, taraflarca tüm teknik şartlar üzerinde anlaşma sağlanmış olmasına rağmen davacı tarafça 13.07.2016 tarihinde teknenin hızına ilişkin sorular sorulmaya ve mesnetsiz iddialarda bulunulmaya başlanılarak sözleşmenin 13.12.2016 tarihinde tek taraflı ve haksız olarak feshedildiğini, davalı şirket tarafından haksız fesih nedeni ile davacı aleyhine Fransa Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde 10.06.2017 tarihinde haksız feshin tespiti ve müvekkil firma zararlarının tazmini amacı ile bir dava ikame edildiğini, bu davanın halen derdest olduğunu, görevli mahkemenin Deniz İhtisas Mahkemeleri olduğunu, ayrıca MÖHUK madde 40., HMK mad. 6. ve 10. madde gereğince sözleşmelerden kaynaklanan davaların ya davalının yerleşim yeri ya da sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde ikame edilmesi gerektiğini, tersanenin merkezinin ... Fransa olduğunu, yetkili mahkemenin Fransa Perpignan mahkemeleri olduğunu; dava konusu olayda irade bozukluğu hallerinden biri olan aldatmanın şartlarının oluşmadığını, somut olayda firmalarının davacı tarafı aldatacak eylemde bulunmadığını, herhangi bir gerçeği gizlemediğini, davacı tarafından imzalanan ne sipariş formunda ne de bunun eki olan ... 53'ün teknik özelliklerinde tersanenin hiçbir hız taahhüdünün olmadığını, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmasının kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca tersanenin haksız fesih sebebi ile uğradığı zararların tespiti ve tazmini amacı ile Fransa'da Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olan davanın derdest olması nedeni ile bu davada talep olunan 470.000,00 Euro bedele mahsuben davacı tarafından davalı firmaya ödenen 169.500,00 Euro depozito bedelinin takas ve mahsubunu talep ettiklerini, davacı tarafın uğradığını iddia ettiği maddi zararlarının yanında manevi tazminat talebinin anlaşılamadığı gibi ispat olunmaması nedeni ile reddinin talep edildiğini, huzurdaki davanın Fransa'da ikame edilen ve derdest olan dava nedeni ile bekletici mesele yapılması gerektiğini belirtilerek, davanın usul ve esas yönlerinden reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı Emek Marin Turizm Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı ... şirketinin Türkiye'de basit bir temsilci mahiyetindeki servisi konumunda olduğunu, müvekkili şirketin sözleşmede taraf olmadığını, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, davacının satın almak istediği teknenin hızı ile ilgili herhangi bir taahhüt ve beyanda bulunulmadığını, davacının teknecilik, yatcılık ve denizcilik hususlarında aldatılmasına imkan olmadığını, davacının ... Şirketine ödediği bedelden ve manevi tazminattan sorumlu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının uyuşmazlık konusu yelkenliyi kendi kullanımı için almak niyetiyle davalı tarafla görüşmeler yaptığı, sözleşmeyi kendi adına imzaladığı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığı anlaşılmış olup her ne kadar davacı tarafça vergisel yükümlülükler nedeni ile kendi adının geçmesini istemediği belgeler olacağı beyan edilmiş ise de davacının asıl iradesinin kendi kullanımı için yelkenli satın almak olduğu, 6502 Sayılı TKHK'nın özü ve sözü birlikte değerlendirildiğinde, davacının tüketici sıfatına haiz olduğu, taraflar arasında yapılan sipariş başlıklı sözleşmede, uyuşmazlığa uygulanacak hukukun seçilmediği, görüşmelerin Türkiye'de gerçekleştirildiği, gerek 6502 sayılı Yasanın 73/5.maddesi ve gerekse 5718 sayılı MÖHUK'un 24., 26. ve 45. maddeleri gereğince tüketicinin kendi ikametgahı mahkemesinde dava açtığı, uyuşmazlığın çözümünde Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu, dolayısıyla davacının ikametgahına göre mahkememizin yetkili olduğu, davalı taraflarca Fransa'da açılan davanın mahkememizde görülen davadan önce açıldığı beyan edilerek bekletici mesele yapılmasının talep edildiği, yabancı mahkemede görülmekte olan bir davanın bekletici mesele yapılabilmesinin söz konusu olmadığı, yabancı mahkemede derdest durumda olan bir davada yabancı mahkemenin maddi ve hukuki nitelendirmeleri kanun yollarından geçerek kesinleşmedikçe Türk Mahkemelerinde delil olarak dayanılmayacağı, mahsup itirazında bulunma hakkı olan tarafın, aleyhine açılan davadaki savunmasında mahsup itirazına konu hususları açıklamış olsa da bu alacaklara ilişkin ayrı dava açmış ise, aleyhine açılan davada mahsubu istemediği ve kendi açtığı davada alacağının ayrıca hükme bağlanmasını istediği şeklinde yorum yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği, bilirkişi raporunda, yelkenli bir teknede teknenin yapımına başlamadan tekne hızının belirlenip belirlenemeyeceği hususunda, teorik hız değerlerinin tekne suya inmeden hesaplanabileceği fakat gerçek ve güvenilir hız değerlerinin tekne suya indirildikten sonra seyir tecrübeleri ile revize edilir şeklindeki tespitinin yapılabileceği, ... 59 ile ... 53 tipi yelkenli teknelerde performans açısından öncelikle yükleme durumlarının tekne boy ve genişliklerinin, yelken alanlarının farklı olduğunun tespit edildiği, tekneler farklı farklı tekne olduğundan bir yelkenliden beklenen performansın bir çok parametreye bağlı olduğu ve tahmini değerlerin belirlendiği hususu ve mail ve yazışmalar nazara alındığında davalıların davacının sözleşme yapması için kasten hareket ettiklerine dair kanaat hasıl olduğu, bu durumda davacının, davalıların aldatması sonucu sözleşmeyi imzaladığından bahsedilemese de, satın aldığı yelkenliden beklediği performans değerlendirmesine ulaşamadığı, talep ettiği performansı mail ve yazışmalar sonucu elde edemeyeceğini anlaması ve beklentisinin karşılanamayacağına kanaat edinmesi sonucu sözleşmeyi feshettiği anlaşılmış olup, yelkenli alımında değişik şartlarda ve değişik parametreler ve çizimlerin ön planda olduğu ve tahmini değerler belirlenmesi karşısında davacının 13.12.2016 tarihinde sözleşmeyi feshetmesi nedeniyle ödenen bedelin iadesine karar verilmesi gerektiği, temerrüdün 17.12.2016 tarihi itibari ile gerçekleştiği, davacı taraf her ne kadar maddi tazminat talebinde bulunmuş ise de davacının sözleşmeyi tek taraflı feshi ile oluşan zarar ile davalıların eylemleri arasında illiyet bağı mevcut olmadığı, sözleşmenin feshinde davalıların kusuru olduğuna ilişkin kanaat hasıl olmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının kişilik haklarının ihlalini oluşturan bir eylem veya işlemin bulunmadığı, davalılardan Emek Marin, davalı ... şirketinin yetkili temsilcisinin, acentası sıfatıyla hareket ettiği ve maillerde görüleceği üzere davalı şirket tarafından yetkili temsilci ve acentaları olduğu vurgulandığı, acente niteliğinde olduğu anlaşılan davalı Emek Marin Turz. Tic. Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnş. San. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti.'nin pasif husumet olmadığı belirtilerek davanın kısmen kabulü ile 169.500,00 Euro'nun 17.12.2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4/A.maddesi uyarınca Devlet Bankalarının Euro için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödemiş olduğu faiz oranı üzerinden işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalı ...S.A.S'den alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, davacının manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine, davanın Emek Marin Turz. Tic. Marina Teknik Bakım Onarım Deniz ürünleri Jeotermal İnş. San. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. yönünden husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...S.A.S. vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı İstinafı
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yelkenlinin müvekkilinin performans beklentilerini karşılamadığı ve dolayısıyla ayıplı olduğunun kabul edildiğini, davacının sözleşmeyi sona erdirmekte haklı olduğu kanaatine varmış olmasına rağmen davalıların bu durumda kusurunun bulunmadığı sonucunu çıkarmasının tüketici mevzuatı bakımından söz konusu olamayacağını, davalının yetkili satış müdürü ve acentası aracılığıyla hızlı gideceği vaadiyle katamaran tipi yelkenli satın almaya ikna edildiğini, yelkenlinin hızlı gitmediği ve vaadlerin tutulamayacağının anlaşıldığını, davalının vaat ettiği performansın yerine getirilmemesinin yasanın da açık hükmü gereği davalıların kusurlu olduğunu göstereceğini, davalıların hız tahminini yapamadıkları ve dolayısıyla hileli davranışlarda bulunmaları nedeniyle sorumlu oldukları gibi davacıyı yanıltmaları nedeniyle Culpa İn Contrehando sorumluluğu kapsamında davacının tüm zararlarını karşılamaları gerektiğini, davacının aydınlatılmadığı gibi aslında hiç gidemeyecek hızda tekne üretileceği vaatleri sürdürülerek aktif olarak kandırıldığını, sözleşme konusu malın ayıplı olduğu durumda kanunun satıcıyı karine olarak kusurlu kabul ettiğini, davalı Emek Marin'in satıcı ...'nın yetkili temsilcisi olduğunu tespit etmiş olmakla beraber Emek Marin'in davaya taraf olmadığı gerekçesiyle ona karşı taleplerini pasif husumet yokluğu nedeniyle reddettiğini, Emek Marin'e yöneltilen tazminat talebi onun acenta/temsilci sıfatına dayanmayıp doğrudan Emek Marin'in şahsına dayandığını, Türk Hukukunda Yargıtayın ve doktrinin oybirliği ile kabul ettiği görüş uyarınca, milletlerarası derdestlik kabul edilmediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı İstinafı
Davalı ...şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın tüketici olmadığını, uyuşmazlığın ticari bir işe ilişkin olup ticaret mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, MÖHUK madde 40'ta atıf yapılan genel yetki kurallarının dikkate alınması ve HMK m.6 ve HMK m. 107 gereği sözleşmelerden kaynaklı davaların ya davalının yerleşim yeri ya da sözleşmenin ifa yeri mahkemesinde ikamesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlık kapsamında hem Müvekkili Tersanenin şirket merkezi hem de Teknenin inşa Sözleşmenin ifa yeri ... Fransa olduğundan Fransa Perpignan mahkemelerinin yetkili olduğunu, davanın milletlerarası yetki sebebi ile yetki itirazı doğrultusunda usul yönünden reddi gerektiğini, öncelikle TBK md. 117'de belirtilen temerrüt koşullarının somut olayda mevcut olması gerektiğini, dava bakımından muaccel bir borcun bulunmadığını, teslimi dahi beklemeksizin 13.12.2016 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, ödemeyi geciktiren ve kendi kusuru ile inşa sürecinin aksamasına yol açan davacının muacceliyet kasbetmeyen bir borç için borçlunun temerrüdü hükümlerine dayanarak sözleşmeden dönmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafın TBK 473/1 hükmü doğrultusunda sözleşmeden dönme hakkı olmadığından mahkemece sözleşmeden dönülerek 169.500,00 Euro'nun davacı yana iadesi yönünde vermiş olduğu kararın hukuki mesnetten yoksun olduğunu, doktrinde ve Yargıtay'ın ilgili içtihatlarında da kabul edildiği üzere bir alacağın başka bir mahkemede görülen derdest bir davanın konusu olması, takas savunması yapılmasına engel teşkil etmeyeceğini, Fransa'da müvekkili tarafından davacı aleyhine ikame edilen davanın huzurdaki davada bekletici mesele yapılmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Fransa’daki davada 05.04.2022 tarihinde verilen gerekçeli kararda 169.500 Avronun peşinat teşkil ettiğine ve sözleşmenin feshine davacı kusuru ile sebep olduğundan bu tutarın ...Şirketi’nde kalması gerektiğine karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, Perpignan Mahkemesinde ikame edilen davanın sonucunun bekletici mesele yapılması talebinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, “Res Judicata” ilkesi uyarınca yargı kararıyla bir defa çözüldükten sonra bir hukukî uyuşmazlığın bir daha yargılamaya konu edilmemesi gerektiğinden, bu ilke uyarınca hakkında hüküm kurulmuş uyuşmazlıklar hakkında tekrardan yargı yoluna başvurulamayacağını, eğer yeniden yargıya başvurulursa, ilk davada verilmiş hükmün, kesin delil niteliği taşıdığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmeyi kendi adına imzaladığı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığı, 6502 sayılı TKHK uyarınca davacının tüketici sıfatına haiz olduğu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, uyuşmazlığa uygulanacak hukuk seçilmediği, görüşmelerin Türkiye'de gerçekleştirildiği, gerek 6502 sayılı Yasanın 73/5. maddesi ve gerekse 5718 sayılı MÖHUK'un 24., 26. ve 45. maddeleri gereğince tüketicinin kendi ikametgahı mahkemesinde dava açtığı, davalı ...Şirketi tarafından Fransa Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın dava tarihinde derdest olduğu belirlenerek mahkemece, mahkemenin görevli ve yetkili olduğu, Fransa Perpignan Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın kesinleşmediğinden ön sorun teşkil etmeyeceği ve davalı şirket kendi talepleri yönünden Fransa'da açılan davanın derdest olması nedeniyle davalının görev, yetki, bekletici mesele ve takas mahsup taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu, dönme halinde sona erme geriye etkili sonuç doğuracağından tarafların sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre aldıklarını karşı tarafa iade etmekle yükümlü olduğu, somut olayda, davacı iş sahibi tarafından sözleşme feshedilerek, davalı yükleniciye ödendiği ihtilafsız olan iş bedelinin iadesini talep ettiğine göre, mahkemece TBK'nın 125/3 maddesindeki, ''sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler'' hükmüne göre, mahkemece davacı tarafından davalı ... Şirketine ödenen 169.500,00 Euro bedelin iadesine karar verilmesinin isabetli olduğu, davacı tarafça maddi tazminat talebinde bulunulmuş ise de davacının sözleşmeyi tek taraflı feshi ile oluşan zararla davalıların eylemleri arasında illiyet bağının mevcut olmadığı, sözleşmenin feshinde davalıların kusuru olduğuna ilişkin kanaat hasıl olmadığı gerekçesiyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesinin ve sözleşmeye aykırılığın kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmaması nedeni ile koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin yine davalı Emek Marin Şirketinin, davalı ... Şirketinin acentası olduğu; uyuşmazlık konusu sözleşmenin davalı ... Şirketi ile yapıldığı gibi ödenen iş bedelinin de yüklenici ... Şirketine yapıldığı; bu durumda mahkemece TBK'nın 32. maddesi anlamında temsilci ve 6102 sayılı TTK'nın 116. maddesi çerçevesinde acente niteliğinde olduğu anlaşılan davalı Emek Marin. Ltd. Şti. hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin de doğru olduğu belirtilerek İstanbul 11. Tüketici Mahkemesinin 19.03.2019 tarih ve 2017/696 Esas, 2019/172 Karar sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1 b 1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ...S.A.S. vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Temyizi
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; teknenin ayıplı olduğunun sabit olduğunu, kusurlu olan davalının tüm zararlardan sorumlu olması gerektiğini, davalıların vaat ettikleri performansı yerine getirememeleri nedeniyle kusurlu sayılmaması bir an için kabul edilse hız performansının tutturulamayacağının anlaşıldığı noktada parasını iade isteyen davacıya bu iadenin yapılmayarak kötü niyetli olarak Fransa’da dava açılıp masrafa yol açılmasına rağmen mahkemenin sadece ilk aşamada ödenen paranın iadesi kararını verip tazminat talebini reddetmesinin hatalı olduğunu, davalının tüketiciyi aydınlatma yükümlülüğünü ihlal etmesi dolayısıyla ağır kusurlu olduğunu, davalıların ayıplı mal dolayısıyla sebebiyet verdikleri tüm zararlardan sorumlu olduklarını, davalıların aynı olayda farklı nedenlerle kusurlu olduklarını belirtilerek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı Temyizi
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında kurulan eser sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, davacının sözleşmeden dönme hakkının bulunmadığını ve bu nedenle ödenen bedelin iadesine dair verilen kararın hatalı olduğunu, TBK m. 474 gereği sözleşmeden dönmenin yalnızca eserin teslimden sonra mümkün olduğunu, hiçbir hız taahhüdünde bulunmadıklarını, sözleşme konusu ... 53 model Tekne’ye ilişkin herhangi bir ayıptan bahsetmenin mümkün olmadığını, teknenin teslim tarihindeki değişikliğin davacı işsahibinin borcunu yerine getirmemesi neticesinde gerçekleşmediğini, davacının sözleşmeyi feshetmesinin haklı bir sebebe dayanmadığını, davalının sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirmiş olduğu gözetildiğinde temerrüde düşmediklerinden temerrüt hükümlerinin uygulanamayacağını, sözleşmenin feshinde kusurları olmamasına rağmen bu hususla çelişecek şekilde “ödenen depozitonun iadesinin talep edilebileceği” kanaatine varılmasının haksız olduğunu, bekletici mesele taleplerinin reddinin usul ekonomisi ile bağdaşmayacağını, bekletici mesele yapılmaması durumunda tarafların birbirleri aleyhine icra olunabilir çelişkili iki ayrı kararın ortaya çıkacağını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinden bahisle ödenen bedelin iadesi ile uğranılan zararların tazmini istemlerine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 370. maddeleri,
6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 vd. maddeleri,
5718 sayılı MÖHUK'un 24., 26. ve 45.maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup özellikle; 5718 sayılı MÖHUK'un 26/2. maddesinde "Tarafların hukuk seçimi yapmamış olması hâlinde, tüketicinin mutad meskeni hukuku uygulanır. Tüketicinin mutad meskeni hukukunun uygulanabilmesi için; a) Sözleşme, tüketicinin mutad meskeninin bulunduğu ülkede, ona gönderilen özel bir davet üzerine veya ilân sonucunda kurulmuş ve sözleşmenin kurulması için tüketici tarafından yapılması gerekli hukukî fiiller bu ülkede yapılmış veya b) Diğer taraf veya onun temsilcisi, tüketicinin siparişini bu ülkede almış veya c) İlişkinin bir satım sözleşmesi olması hâlinde, satıcı tüketiciyi satın almaya ikna etmek amacıyla bir gezi düzenlemiş ve tüketici de bu gezi ile bulunduğu ülkeden başka ülkeye gidip siparişini orada vermiş, olmalıdır." ve 45. maddesindeki "26 ncı maddede tanımlanan tüketici sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, tüketicinin seçimine göre, tüketicinin yerleşim yeri veya mutad meskeni ya da karşı tarafın işyeri, yerleşim yeri veya mutad meskeninin bulunduğu Türk mahkemeleri yetkilidir. (2) Birinci fıkra uyarınca yapılan tüketici sözleşmeleri hakkında tüketiciye karşı açılacak davalarda yetkili mahkeme, tüketicinin Türkiye’deki mutad meskeni mahkemesidir.
" düzenlemeleri mevcut olduğu, tarafların sipariş formunda hukuk seçimi yapmadıkları, MÖHUK 26/2. maddesi gereği tüketiciye karşı, tüketicinin mutad meskeni mahkemesinde dava açılması gerektiği dikkate alındığında yabancı mahkeme kararının bekletici mesele yapılmamasında bir hata olmadığı, sözleşmenin feshedilmesi halinde, sözleşme ilişkisi sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre tasfiye edileceği ve herkesin aldığını iade edeceğinden ödenen avans bedelinin iadesine karar verilmesinin doğru olduğu, uyuşmazlık konusu sözleşmenin davalı Emek Marin Turz. Tic. Marina Teknik Bakım Onarım Deniz Ürünleri Jeotermal İnş. San. Tekstil İthalat ve İhracat Ltd. Şti. ile imzalanmadığı, davalıya herhangi bir ödemede yapılmadığı bu nedenle davalı hakkında verilen husumetten ret kararında bir isabetsizlik olmadığı ve mahkemece alınan bilirkişi raporunda teorik hız değerlerinin tekne suya inmeden hesaplanabilir olduğu fakat gerçek ve güvenilir hız değerlerinin tekne suya indirildikten sonra seyir tecrübeleri ile revize edilir şeklinde tespit edilebileceğinin belirtildiği, bu durumda davacının sözleşmeyi tek taraflı feshi ile oluşan zararla davalının eylemleri arasında illiyet bağının mevcut olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunun ispatlanamadığı anlaşıldığından davacı ve davalı ...S.A.S. vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
Davacı ve davalı ...S.A.S. vekillerinin temyiz itirazlarının reddine,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan taraflara verilmesine,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:54:47