Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/2432

Karar No

2023/3740

Karar Tarihi

8 Kasım 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2022/93 E., 2023/456 K.

DAVA TARİHİ: 19.02.2019

HÜKÜM/KARAR: Esastan Red Kabul

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı idare ile düzenlediği 06/11/1996 tarihli "Erzurum İçme Suyu İsale Tüneli İnşaatı İşinin Yapımı Sözleşmesi" nedeniyle hakedişte yapılan kesintilerin haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirtilerek, davalı aleyhine Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/131 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açtıklarını, idarenin 27/10/2004 tarihli yazı ile sözleşmeyi feshettiğini, bunun üzerine sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı feshedildiği iddiası ile idare aleyhine 24/11/2004 tarihinde Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 2004/545 Esas sayılı muarazanın meni ve uğranılan kâr kaybının tazmini talepli dava ikame edildiğini, belirtilen davalar devam ederken bu kez idarenin tek taraflı düzenlediği kesin hakedişten doğan alacağının tahsili için dava açtığını, tüm bu dosyaların Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/131 Esas sayılı dosyasında birleştirilerek bu dosya üzerinden karara bağlandığını, Mahkemece verilen son kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1899 Esas 3795 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, Ticaret Mahkemesi dosyasında müvekkilinin alacağının 9.174.076,80 TL olduğunun tespit edildiğini, ancak fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.050.000,00 TL talep edilmiş olduğundan bu miktar yönünden hüküm kurulduğunu belirterek; bakiye kalan KDV hariç olmak üzere 4.174.076,80 TL hak ediş alacaklarının hakkın doğum tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuna göre hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 27.11.2008 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı için ek dava açma hakkının bulunmadığını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını, Ticaret Mahkemesinde alınan raporlara müvekkilinin itiraz ettiğini, faizin türü yönünden avans faizi istenemeyeceğini belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2019 tarih 2019/128 Esas, 2019/677 Karar sayılı kararı ile davacının Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/163 Esas sayılı dosyası ile alacağının 9.174.076,80 TL olduğu hususu kesinleşmiş olup, o davada talep edilen 5.050.000,00 TL'den bakiye kalan 4.124.076,80 TL'yi, eldeki dava ile istenmiş bulunduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne 4.124.076,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin 29/03/2021 Tarih, 2020/245 Esas 2021/320 Karar sayılı kararı ile; . daha önce açılan kısmi davada alınan bilirkişi raporunun sonradan açılan ek davada hakimi bağlamayacağından konusunda uzman 3 kişilik yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulmak suretiyle, davacının talep edebileceği alacağı olup olmadığı ve varsa miktarı hususunda, denetime elverişli rapor almak suretiyle, sonucuna göre karar verilmesi hususunda karar kaldırılarak, yeniden hüküm verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

V. BAM KALDIRMA KARARI SONRASI İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 28/10/2021 tarih 2021/238Esas, 2021/391 Karar sayısı kararı ile; mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporuna ve kesin hakediş icmal tablosuna göre davacının kesin hakediş tutarının 9.174.076,80 TL olduğu, bundan Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/163 Esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan 5.050.000,00TL’nin düşülmesi ile davacının bakiye alacağının 4.124.076,83 TL olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne; 4.124.076,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiş, 30.11.2021 tarihli tashih kararı ile kısa karada avans faizi verildiği yazıldığı halde, gerekçeli kararda maddi hata sonucu yasal faiz ibaresinin yazıldığı anlaşıldığından, davacının tashih isteminin kabulü ile gerekçeli kararın 1 nolu bendinin işleyecek faizle ilgili bölümündeki “yasal” kelimesinin çıkarılarak yerine “avans”kelimesinin yazılmasına ve kararın bu şekilde tashihine karar verilmiştir.

VI.İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada faiz başlangıcı olarak kesinleşmiş ilamın karar tarihi olan 08/12/2016 tarihinin, iş bu davada talep edilen faizin başlangıç tarihi olması gerektiğini, şayet bu görüşleri uygun görülmez ise; kabul anlamı taşımamak koşuluyla, idareye bakiye alacaklarının ödenmesi konusunda yapmış oldukları dava dilekçesine ekli 14.05.2018 tarihli dilekçeleri ile davalı idare temerrüde düştüğünden, faiz başlangıç tarihinin bu tarih olarak kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece alınan bilirkişi raporunda sadece Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/163 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamaların incelenmesi suretiyle kanaat oluşturulduğunu, dava konusu alacağın varlığını teşkil edecek ayrıntılı inceleme ve tespitlere yer verilmediğini, davacı vekilince verilen 27.11.2008 tarihli ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığından, fazla kısım yönünden zımni bir feragatte bulunmuş olduğunu, yine fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmadığı için kısmi dava olarak nitelendirilmesine olanak bulunmayan, o nedenle de tam dava olarak kabulü gereken bir davadan sonra, alacağın kalan bölümü için ek bir dava açılması durumunda, önceki davada mahkemenin alacağın tamamı hakkında karar vermiş olması karşısında, kesin hüküm nedeniyle ek davanın reddi gerekeceğini, diğer taraftan mahkemenin dava konusu alacağın avans faizi ile ödenmesine dair kararının da, dava konusu işin ticari iş olmaması ve müvekkili idarenin tacir olmaması nedeniyle doğru olmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kaldırma kararı kapsamında taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri ile derecattan geçerek kesinleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/163 Esas sayılı dosyasında toplanan deliller değerlendirilerek, dosya kapsamına uygun ve denetlenebilir şekilde düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmiş olmasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin reddi ile, davacı vekilinin faiz başlangıç tarihine ilişkin istinaf talebinin incelenmesinde; davacı yüklenici tarafından davalı iş sahibine verilmiş olan 14/05/2018 tarihli dilekçe ile dökümü yapılan alacağın en geç 31.05.2018 tarihine kadar ödenmesi talebinde bulunulduğu, bu dilekçenin temerrüt ihtarı niteliğinde olup, aynı tarihte davalı kayıtlarına işlendiği, iş bu yazı ile davalı iş sahibine ödeme yapmak üzere 31.05.2018 tarihine kadar süre verilmiş olup, 01/06/2018 tarihinden itibaren davalının temerrüde düştüğü anlaşıldığından, kabul edilen alacağa bu tarihten itibaren faiz yürütülmesi hususunda karar kaldırılarak, davanın kabulü ile 4.124.076,80 TL'nin 01/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için açılan ek davaya ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 470 ve devamı maddeleri.

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dosya kapsamında taraflar arasında düzenlenen 06.11.1996 tarihli Erzurum İçme Suyu İsale Tüneli İnşaatı İşinin Yapımı Sözleşmesinin davalı iş sahibi idare tarafından 27/10/2004 tarihinde feshedildiği, bu sözleşmeye ve feshe dayanılarak davacı yüklenici ve davalı iş sahibi tarafından açılan davaların Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2004/131 Esas sayılı dosyasında birleştirildiği, mahkemece verilen 18.04.2013 tarihli kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Yüksek 15.Hukuk Dairesinin 27.02.2015 tarihli kararı ile işin tasfiye kesin hesabının çıkarılması, buna göre borç ve alacak durumunun tespit edilip, fazla yada eksik ödeme durumuna göre asıl ve birleşen davalarda karar verilmesi gerektiği hususlarında bozulduğu, Mahkemece bozma kararına uyularak tasfiye kesin hesabının çıkartıldığı, Mahkemece verilen 08.12.2016 tarihli kararın 26.04.2018 tarihinde taraf vekillerinin karar düzeltme talebinin reddi ile kesinleştiği, iş bu davanın 19.02.2019 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Kesin hesabın mahkemece çıkartılması halinde, uyuşmazlık konusu alacak için zamanaşımı süresi mahkeme hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacaktır. Bu durumda Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/163 Esas 2016/763 Karar sayılı kararının kesinleşme tarihine göre, 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmamıştır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle mahkemesince dairenin kaldırma kararı kapsamında kesinleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/163 Esas sayılı dosyasında toplanan deliller değerlendirilerek, alınan rapor kapsamında hüküm kurulmuş olmasına göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

08.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin davalı idare ile düzenlediği, Erzurum içme suyu isale tüneli inşaatı işinin yapımı sözleşmesi nedeniyle, hak edişlerine tekabül eden imalatları için ödeme yapılmadığını, aksine borçlu çıkarıldıklarını, bunun üzerine müvekkil tarafından 47 no’lu hak edişte yapılan kesintilerin haksız ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, davalı aleyhine Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2004/131 esas sayılı dava açtıklarını, aralarındaki anlaşmazlığın 2004 yılında da devam ettiğini, idarenin bu kez 27.10.2004 tarihli yazı ile taraflara arasındaki 06.11.1996 tarihli sözleşmeyi feshettiğini, bunun üzerine, sözleşmenin haksız ve hukuka aykırı feshedildiği iddiası ile idare aleyhine 24.11.2004 tarihinde Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2004/545 esas sayılı muarazanın meni ve uğradığı kar kaybının tazmini talepli dava ikame ettiklerini, belirtilen davalar devam ederken bu kez idarenin tek taraflı düzenlediği kesin hak edişten doğan alacağının tahsili için Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2005/615 esas sayılı dava açtıklarını, 26.10.2009 tarihinde de, 24. Asliye Hukuk Mahkemesinde ek dava açtıklarını, tüm bu dosyaların Ankara 1. Asliye ticaret mahkemesinin 2004/131 esas sayılı dosyası ile birleştirildiğini, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/243 karar sayılı ilamı ile karar verip davayı sonuçlandırdığını, daha sonra kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2014/7065 esas sayılı kararı ile bozulduğunu, bozmadan sonra karara uyulup yeni alınan rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, son kararın Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2017/1899 esas 3795 karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, ticaret mahkemesi dosyasında müvekkilin 9.174.076,80 – TL olduğunun tespit edildiğini, ancak fazlaya ilişkin dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 5.050.000,00 – TL talep edilmiş olduğundan ticaret mahkemesince taleple bağlı kalınarak bu miktar yönünden hüküm kurulduğunu, bakiye kalan KDV hariç olmak üzere 4.174,076,80 – TL hak ediş alacaklarının hakkın doğum tarihinden itibaren 3095 sayılı kanuna göre hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının 27.11.2008 tarihli ıslah dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığı için ek dava açma hakkının bulunmadığını, talep edilen alacağın zaman aşımına uğradığını, ticaret mahkemesinde alınan raporlara müvekkilinin itiraz ettiğini, avans faizi istenemeyeceğini belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk derece mahkemesi yapılan yargılama sonucunda, toplanan delillere ve mahkemece de benimsenen bilirkişi kurulu raporuna ve kesin hak ediş icmal tablosuna göre davacının kesin hak ediş tutarının 9.174.076,80 – TL olduğu, bundan Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/163 esas sayılı dosyasında hüküm altına alınan 5.050.000 – TL’nin düşülmesi ile davacının bakiye alacağının 4.124.076,83 – TL olduğu anlaşıldığından davanın kabulü ile 4.124.076,80 – TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi yaptığı yargılama sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1 b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.10.2021 tarih ve 2021/238 Esas – 2021/391 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1 – b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulü ile 4.124.076,80 – TL'nin 01.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınıp davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Karar Yargıtay Yüksek Özel Daire tarafından oy çokluğuyla onanmıştır.

Aşağıda açıklanan nedenlerle Yargıtay Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunun, kararın onanması yönündeki görüşüne katılmıyorum.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin bir ek davadır.

Uyuşmazlık, davacının daha önce açtığı ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen davasında, ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmaması karşısında, bu alacağından zımnen vazgeçmiş sayılıp sayılamayacağı noktasındadır.

Davacı, dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamışsa, yani dava dilekçesinden davanın kısmi dava olduğu açıkça anlaşılamıyorsa, dava kısmi dava değil, tam dava sayılır. Yani, davacı, davasını dayandırdığı vakıalardan doğan alacağının tümünü dava etmiş sayılır. Davacının alacağının, dava dışında kalan başka bir kesimi bulunsa bile, dava açarken fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmamış olan (kısmi dava açtığı dava dilekçesinden açıkça anlaşılamayan) davacı (alacaklı), bununla (tam dava ile) alacağının dava dışında bıraktığı kesiminden zımnen feragat etmiş sayılır; yani alacağının dava dışı bıraktığı kesimi için yeni bir dava açamaz (Baki Kuru – Hukuk Muhakemeleri Usulü – Altıncı bası – İstanbul 2001 – Cilt II – Sayfa 1530 vd.).

1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanununda bu yönde açık bir düzenleme bulunmamakla beraber, yargısal içtihatlarda ve öğretide, davacı davasında fazlaya ilişkin hakkını saklı tutmadığı takdirde, davası tam dava kabul edilerek bunun dışındaki alacağından zımnen vazgeçmiş sayılacağı kabul ediliyordu.

Ancak 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bu yönde açık düzenleme yapmıştır.

HMK’nın 119. maddesine göre,

‘’Madde 109 – (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.

(2) (Mülga fıkra: 01.04.2015 6644 S.K./4. md)

(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez’’.

Bu maddenin son fıkrasına göre, dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.

Yasa koyucu bu madde ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlüğü döneminde, içtihatlarla kabul edilmiş olan uygulamanın tam aksini düzenlemiştir. Usul hükümleri aksine bir düzenleme olmadığı takdirde derhal yürürlüğe girer. Ancak HUMK döneminde yapılmış ve tamamlanmış bir işlem var ise artık HMK’nın uygulanması söz konusu olamaz.

Somut olayda, daha önce kesinleşmiş ana dosyada davanın HUMK’ nın yürürlükte olduğu dönemde, yani 8.3.2004 tarihinde açıldığı, dava dilekçesinde fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu anlaşılmıştır. Davacı vekilince sunulan 27.11.2008 havale tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; davalı idare aleyhine 08.03.2004 tarihinde açtıkları, mahkemenin 2004/131 esasına kayıtlı davada, fazlaya ilişkin dava hakları saklı kalmak kaydı ile 50.000,00 – TL talep edildiği, HUMK’ nın 83 ve müteakip maddelerine göre, davada talep ettikleri müddeabihi ıslah ederek arttırdıkları 50.000,00 – TL alacak talebine ilaveten davada 5.000.000,00 – TL daha talep ettikleri, ıslah taleplerinin kabulü ile davacı şirketin 2004/131 esas sayılı davasından doğan 5.000.000,00 – TL hak ediş alacağının hakkın doğumu tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettikleri, ancak ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadıkları anlaşılmıştır.

Yukarıda da açıklandığı gibi, ana dosyada dava HUMK döneminde açılmış ve bu dönemde yani 27.11.2008 tarihinde ıslah yoluna başvurulmuştur. Bu durumda ıslah yönünden işlem HUMK döneminde tamamlanmıştır. Tamamlanmış işlemler yönünden 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK hükümleri uygulanamaz. Davacı vekili ıslah dilekçesinde fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından, mahkemece verilen ve kesinleşen hüküm artık kısmi dava niteliğinde verilen bir hüküm olarak kabul edilemez. Bu durumda, davacı, tam dava ile alacağının dava dışında bıraktığı kesiminden zımnen feragat etmiş sayılacağından dolayı artık yeni bir dava açamaz.

Açıklanan tüm bu nedenlerden ötürü, davanın reddedilmesi gerektiği halde, Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın Yüksek Özel Daire Sayın Çoğunluğunca onanması yönündeki kararına katılmıyorum. 8.11.2023

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizşerhimuhalefetincelenenvı.kararınvıistinafkararımahkemesionanmasınahumk’derecekaldırmasonrası

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:04:40

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim