Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5165
2023/3600
1 Kasım 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2019/1752 E., 2022/1197 K.
DAVA TARİHİ: 06.06.2018
HÜKÜM/KARAR: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 20. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/264 E., 2019/130 K.
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; borçluya ait 2 taşınmazın satıldığını, düzenlenen sıra cetvelinde tüm ihale bedeli davalının alacaklı olduğu dosyaya ödendiğini, davalı alacağının muvazaalı olduğunu davalının takibine dayanak kefalet senedinde borçlu şirketin ortağının da müşterek müteselsil kefil olmasının ticari teamüllere aykırı olduğunu, davalı şirket ile borçlu şirket arasında eskiye dayanan ticari ilişkinin varlığının muvazaa iddiasını güçlendirdiğini, borçlunun taşınmazları 3. Kişiye devretmesi nedeniyle tasarrufun iptali davası açtıklarını taşınmazlara ihtiyati haciz konulduğunu, davanın kabulle sonuçlandığını, ileri sürerek öncelikle muvazza nedeniyle davalıya ayrılan payın müvekkilinin alacaklı olduğu dosyaya ödenmesini, aksi halde davalı ile aralarında garame yapılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal süresinde açılmadığını, müvekkili ile borçlular arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, basiretli bir tacir olarak 14.01.2009 tarihli noter kefalet senedi alındığını, kefalet senedinin ilam niteliğinde olduğunu, borçluların alacaklılardan mal kaçırmak amaçlı işlemler yapmaları nedeniyle tasarrufun iptali davası açtıklarının, davanın kabulle sonuçlandığını, alacaklarını tahsil için 6 yıl uğraştıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı şirketin tasarrufun iptali davasını 13.12.2013 tarihinde açtığı, davalının tasarrufun iptali davasının 20.09.2013 tarihinde açtığı, ilk ihtiyati haczin davalıya ait olduğu, davalının tasarrufun iptali davasının daha önce kabulüne karar verildiği, açılan tasarrufun iptalini davasında alacağın gerçek olması şartının dava şartlarından biri olduğu, tasarrufun iptaline karar verilmiş olmasının bu kriteri başlı başına karşıladığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; alacağın varlığına ilişkin tarafların ticari defterlerinin incelenmediğini, davalı ile borçlu şirket arasındaki alacak ilişkisinin hiç tartışılmadığını, ispat yükü üzerinde bulunan davalının alacağın gerçek olduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlayamadığını, yetersiz bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edildiğini, yeniden bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, karara dayanak yapılan bilirkişi raporunda davalı şirketin alacağının gerçek bir alacak olup olmadığına dair herhangi bir inceleme yapılmadığı gibi, davalı tarafça bu konuda bir delil de sunulmadığını, taşınmazların satışı ile ilgili kıymet takdiri ve satış ilanının müvekkiline tebliğ edilmediğini, sadece sıra cetvelinin tebliğ edilmesinin borçlu şirket ile davalı şirketin müvekkilli alacağını saf dışı etmeye yönelik çabayı gösterdiğini istinaf nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının müteselsil kefalet senedine dayalı olarak 31.07.2013 tarihinde borçlular aleyhinde takip başlattığı, 20.09.2013 tarihinde tasarrufun iptali davası açtığı, 30.09.2013 tarihinde taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulduğu, 10.06.2015 tarihinde tasarrufun iptali davasının kabulüne karar verildiği, davacının açtığı tasarrufun iptali davasında ise 20.12.2013 tarihinde ihtiyati haciz yapıldığı, 17.04.2018 tarihinde karar verildiği, bu durumda davalı haczinin davacı haczinden önce kesinleştiği, davalının alacağının dayanağının 14.01.2009 tarihi noter kefalet senedi olduğu, borcun ödendiği konusundaki ispat yükünün davacıda olduğu, davacının böyle bir iddiasının da bulunmadığı, mahkemece tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü nedenlerin yanı sıra müvekkiline ait takip dosyalarının açılış tarihlerinin 03.07.2013 ve 10.07. 2013 olduğunu, icra takip dosyalarının açılış tarihleri ve icra takip dosyalarına dayanak borcun doğum tarihlerinin tespit edildikten sonra hüküm tesis edilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmiş olduğunu, garame paylaşımı talebine ilişkin değerlendirme yapılmadığını temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 140, 142, 277 ve 283. maddeleri
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine ,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:08:46