Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3064
2023/3242
11 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/402 E., 2022/320 K.
DAVA TARİHİ: 26.06.2003
BİRLEŞEN 2004/168 ESAS SAYILI DOSYADA
DAVA TARİHİ: 05.04.2004
BİRLEŞEN 2005/91 ESAS SAYILI DOSYADA
DAVA TARİHİ: 03.03.2004
BİRLEŞEN 2006/262 ESAS SAYILI DOSYADA
DAVA TARİHİ: 28.07.2006
KARAR DÜZELTME
TALEP EDEN: Davalı Birleşen Davalarda Davacı vekili
K A R A R
Davacı vekilince açılan asıl ve birleşen davalarda banka teminat mektubunun iadesi, alacak davası sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 2023/350 Esas, 2023/1261 Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez Dairemiz kararına karşı davalı birleşen davalarda davacı ... vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’un 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, davalı birleşen davalarda davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
ve takdiren 2.205,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 11.10.2023 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirket taahhüdünde yapılan Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi Tamamlama İnşaatı'nın 2000 yılında yapılarak geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını, taraflarca tanzim ve imza altına alınan kesin hesabın Erzurum İnşaat Emlak Başkanlığınca tasdik edilerek 23.02.2001 tarihinde Ankara İnşaat Emlak Daire Başkanlığına sunulduğunu, sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 40. maddesi gereği kesin hesapların 6 ay içerisinde incelenip onaylanması gerektiğini, bu süre geçtikten sonra idarenin kesin hesabı değiştirme yetkisi bulunmadığını, idare tarafından kesin kabul esnasında belirtilen kusur ve eksikliklerin verilen süre içerisinde tamamlandığını ve giderildiğini, ayrıca müvekkili şirkete herhangi bir ceza tatbik edilmesinin söz konusu olmadığını, buna karşılık MSB Erzurum İnşaat Emlak Başkanlığının 02.10.2002 tarih ve 6101 – 659 02/İnş. Ş. 1856 sayılı yazısı ile onaylı kesin hesaplara göre 1.183.070.080.277 – TL borç bulunduğu belirtilerek borcun 25.10.2002 tarihine kadar yatırılması, aksi takdirde borcun teminattan karşılanacağının bildirildiğini, MSB Erzurum İnşaat Emlak Başkanlığı'nın 07.05.2003 tarih ve 6101 – 261 03/İnş. Ş (835 13) sayılı yazısında bu defa başka bir emir ilgi gösterilerek kesin hesap ile 958.878.287.220 – TL borç bulunduğunun bildirildiğini, yapılan işlemin sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek toplam 476.551.244.000 – TL tutarındaki 10 adet teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ileri sürdüğü hususların haksız, fiili ve hukuki duruma aykırı olduğunu, ikinci kez incelenip onaylanan kesin hak edişe göre müteahhidin 958.878.287.220 – TL borcu bulunduğu tespit olunarak yüklenici firmaya tebligat yapıldığını, yüklenici firmanın itirazları nedeniyle kesin hesabın tekrar incelendiğini ve itiraza konu olan imalatlar hakkında yapılabilecek ilave bir işlem bulunmadığının belirlendiğini, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'nun 54 ve 55. maddeleri uyarınca alınan teminat mektupları üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılması için itirazda bulunulduğunu, kesin hesap dosyası ve inşaat mahallinde yapılan incelemeler sonucu projede olduğu halde yaptırılmayan eksik veya hatalı yaptırılan bazı imalatların olduğunu, mevcut koşullarda 2886 sayılı İhale Kanunu'nun 54 ve 55.maddeleri uyarınca verilen teminatların sözleşmenin 23. maddesi gereği nakde çevrilmesinin Kanunun ve sözleşmenin amir hükümleri gereği olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/168 Esas sayılı dosyasında davacısının Milli Savunma Bakanlığı, davalısının Altındağ İnş. Ltd. Şti. olduğu, dava konusunun davalının 1.950.000.000.000 – TL keşif bedelli Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi Tamamlama İnşaatı yüklenicisi olduğu, inşaata ait kesin hesapların Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 40. maddesi gereğince incelenerek müteahhidin idareye 958.878.287.220 – TL borçlu olduğunun tespit edildiği, BİGŞ' nin 39 ve 40. maddeleri gereğince yüklenici firma itirazları değerlendirilerek onaylanan kesin hesap sonucuna göre tanzim edilen kesin hak edişin firmaya tebliğ olunduğu, ancak yüklenicinin kesin hak ediş raporunu imzalamadığını ve kesin hesap borcunu ödemediğini ifade ile davacı Milli Savunma Bakanlığının 958.878.287.220 – TL hak edişin onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleştirilen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/91 Esas 2005/364 Karar sayılı dosyasında; davacı Milli Savunma Bakanlığı dava dilekçesinde özetle, dava konusunun Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesinin tamamlama inşaatı işini üstlenen İntim İnş... Ltd. Şti ve Altındağ .... Ltd. Şti'lerinin yaptığı işte çatılarda meydana gelen hasarların yüklenici tarafından giderildiği, ancak 05/4/2003 tarihinde hastanenin ameliyathane, yoğun bakım ünitesi, röntgen ve acil hizmet polikliniği çatılarının onarımı iyileştirilmesi yapılıp bu şirketlere ödeme yapıldığı, davalılar rızaen eksiklikleri gidermediğinden dolayı davacı Milli Savunma Bakanlığının talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile 207.824.634.824 – TL'nin Altındağ Ltd. Şti' den, 1.591.697.165.176 – TL' nin İntim Ltd. Şti' den en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Birleştirilen Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 Esas sayılı dosyasında, davacı Milli Savunma Bakanlığı dava dilekçesinde özetle, davalı .... Taah. Tic. İth. İhr. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 17/02/1999 tarihli sözleşme gereği davalının Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesi tamamlama inşaatı kapsamında bir kısım bölümlerinin inşasını yaptığı, işin kesin kabulü ile 02/08/2001 tarihinde yapılarak binanın hizmete açıldığı, birkaç yılın geçmesi ile üç bloktan oluşan hemşire misafirhanesinin betonarme taşıyıcı sisteminde çatlaklar görülerek İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi'ne inceleme yaptırıldığı, raporda tüm bloklar için beton kalitesinin düşük olduğu, kirişlerin bir kısmında belirgin hasar bulunduğu, kolonların % 40'ında boyuna donatı eksiklikleri olduğu, yine kolonlarda kuşatılma bakımından yetersizlik olduğunun tespit edildiği, söz konusu sorunlar nedeniyle davalı firma tarafından ödenmesi gereken miktarın KDV dahil 62.733,04 – TL olduğu, eksiklerin ikmal edilmesi için davalıya noter kanalıyla tebligat yapıldığı, davalının sadece bodrum kattaki 4 adet kirişin 12 çatlak bölgesine epoksi enjeksiyon uygulaması yaptığı, diğer eksiklikleri gidermediği gerekçesi ile 62.733,04 – TL' nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep etmiştir.
Mahkemece; ‘’Yapılan yargılama, mahallinde yapılan keşifler, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, incelenen bilirkişi raporlarından bilirkişi heyetinin 24.11.2008 tarihli keşif sonrası 15.09.2010 tarihinde sunulan bilirkişi ek raporunun gerekçesi ve sonuç kısmının incelenen belgelere ve dosya kapsamına uygun, hükme esas alınabilir mahiyette olduğu kanaatiyle davacı tarafından teminat mektuplarının iadesi talebi ile açılan davanın reddine, birleştirilen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/168 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulü ile 638.163,62 – TL'nin 15.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleştirilen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/91 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine, birleştirilen Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Kapatılan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, ‘’Yüklenici şirket tarafından açılan asıl davada ‘’davalı idarede kalan ve dava dilekçesine ekli listede gösterilen toplam 476.551,24 – TL bedelli 10 adet teminat mektubunun davacı şirkete iadesi’’ istenmiştir. Asıl davada dava dilekçesinin arka sayfasında yazılı ‘’Harç beyanı’’ndan davacının dava tarihi itibariyle 7,88 – TL maktu harç yatırdığı anlaşılmaktadır. Nispi karar ve ilâm harcına tâbi davalarda dava değeri üzerinden peşin nispi ilâm harcının alınması zorunludur. 492 sayılı Harçlar Yasasının 16. maddesi gereğince kesin teminat mektuplarının iadesi isteminin dinlenebilmesi için teminat mektuplarının bedeli üzerinden nispi harcın yatırılması gerekir. Yatırılacak peşin nispi harç tutarı ise Harçlar Yasasının 28 a maddesi uyarınca teminat mektuplarının bedeli üzerinden alınması gereken karar ve ilâm harcının dörtte biridir. Mahkemece asıl davada davacı tarafından maktu harç yatırılmasına rağmen teminat mektuplarının bedeli üzerinden dava tarihi itibariyle alınması gereken karar ve ilâm harcının dörtte biri oranındaki peşin nispi harcın, Harçlar Yasasının 30. maddesine göre davacıdan alınması için davacıya süre verilmeksizin, yargılamaya devam edilerek dava sonuçlandırılmıştır. Harçlar Yasası'ndaki düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olduğundan görevi gereği mahkemelerce kendiliğinden göz önünde tutulacağı gibi temyiz aşamasında Yargıtay'ca da resen dikkate alınır. Bu durumda mahkemece asıl davada iadesi talep edilen 10 adet teminat mektubu bedeli toplamı olan 476.551,24 – TL üzerinden tarifeye göre hesaplanacak nispi ilâm harcının dörtte biri tutarındaki peşin harcın (asıl dava açılırken yatırılan miktar mahsup edilerek) yatırılması için davacıya Harçlar Yasasının 30. maddesine göre süre verilmesi, harç eksikliğinin davacı tarafından bu şekilde tamamlanması halinde yargılamaya devamla davanın sonuçlandırılması, harcın ikmal edilmemesi halinde ise asıl dava bakımından Harçlar Kanununun 30. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 447/2. maddesi yollamasıyla 150. maddesi gereğince işlem yapılması gerekirken kamu düzenine ilişkin olan harç hususu gözden kaçırılarak yargılamaya devamla asıl davada işin esası ile ilgili hüküm kurulması doğru olmamıştır’’ gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, asıl dosyadaki eksik harç ikmal edilmiş ve yeniden aynı hüküm kurulmuştur.
Karar yeniden taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Kapatılan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, ‘’Taraflar arasındaki uyuşmazlık 17.02.1999 tarihli Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi tamamlama inşaatı işine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmıştır. Asıl davada davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşme konusu inşaatın 05.07.2000 tarihinde geçici kabulü, 02.08.2001 tarihinde kesin kabulü yapılmıştır. İşin kesin hesabında taraflar anlaşamadığından uyuşmazlık çıkmış, iş sahibi idare tarafından açılan birleşen 2004/168 Esas sayılı davada idarece çıkarılan işin kesin hesabına göre yükleniciye fazla ödeme yapıldığı belirtilerek fazla ödemenin yükleniciden tahsili istenilmiştir. Yine idare tarafından açılan ve birleşen 2006/262 Esas sayılı davada, işin kesin kabulünden sonra tamamlama inşaatı kapsamında yapılan 3 bloktan oluşan hemşire misafirhanesinin betonarme taşıyıcı sisteminde çatlaklar görüldüğü, bunun üzerine idarece İstanbul Teknik Üniversitesinin inşaat fakültesi bölümüne inceleme yaptırıldığı alınan özel raporda tüm bloklar için beton kalitesinin düşük olduğu, kirişlerin bir kısmında belirgin hasar olduğu, kolonların % 40'ında boyuna donatı eksikliği olduğu, kolonlarda kuşatılma bakımından yetersizlik olduğunun tespit edildiği, anılan raporda eksikliklerin ikmali için 62.733,04 – TL'nin yüklenici tarafından ödenmesi gerektiğinin belirlendiği ileri sürülerek bu bedelin tahsili istenmiştir. Mahkemece hükme esas alınan 24.07.2008 tarihli asıl raporda ve bu rapora ek olarak düzenlenen 24.11.2009 ve 15.09.2010 tarihli ek raporlarda kesin hesaptan yüklenicinin borçlu olduğu sonucuna varılmış, asıl raporda yüklenicinin borçlu olduğu tutar 258.655,58 – TL olarak belirlenmişken itiraz üzerine alınan 1. Ek raporda 601.033,21 – TL, 2. ek raporda ise 638.163,62 – TL olarak belirlenmiştir. Yine birleşen 2006/262 Esas sayılı dava yönünden asıl ve ek bilirkişi raporlarında inşaatın deprem bölgesinde bulunduğu, mevzuata uygun yapılması gerektiği, iş sahibi idarenin inşaatı teslim alıp hizmete açmakta ağır kusuru bulunduğu, özel rapora dayanarak ve mahkemeden herhangi bir tespit yaptırmadan istemde bulunmasının da idarenin kötü niyetli olduğunu gösterdiği, idarece İstanbul Teknik Üniversitesi'nden alınan özel raporda da yapının deprem açısından yapı inşa edildikten sonra çıkan yönetmelik hükümlerini sağladığının net bir şekilde ifade edildiği, yapılan deprem tahkiklerinde kullanılan malzeme değerlerinin emniyetli yönde seçildiği bu değerlere dayanılarak nefaset kesilmesinin doğru olmayacağı görüşüne yer verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 266. maddesince mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Eldeki davada kesin hesabın çıkarılması, ayıplı imalâtın saptanması teknik ve uzman bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden mahkemece bilirkişi görüşünün alınması isabetlidir. Ne var ki birleşen 2004/168 Esas sayılı dosya ile ilgili hükme esas alınan 2. bilirkişi kurulu raporu ve ek raporlarında yükleniciye fazla ödenen tutar konusunda önemli sayılacak miktarda farklar bulunmaktadır. Asıl raporda fazla ödeme 258.655,58 – TL olarak bulunmuşken, ek raporlarda sırasıyla 601.033,21 – TL ve 638.163,62 – TL olarak belirlenmiştir. Bu farklılığın nedeni raporlarda gerekçeli şekilde izah edilememiş olup bu farklılığın gerekçesi izah edilmeden verilen karar isabetli değildir. Taraflarca da asıl ve ek raporlara teknik yönlerden itirazlarda bulunulmuştur. Bu haliyle mahkemenin kesin hesap yönünden uyuşmazlığı yeterince inceleyip değerlendirmediği, teknik hususları ve itirazları açıklığa kavuşturmadan hüküm kurduğu ortadadır. Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, zamanaşımı süresi sözleşme ve birleşen dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 126/4. maddesine göre 5 yıl olacağından 3. bilirkişi kurulunun 29.09.2011 tarihli raporunda yer alan sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı 1 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğine dair görüşünde de isabet bulunmamaktadır. Yine birleşen 2006/262 Esas sayılı dosya ile ilgili olarak İstanbul Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri tarafından düzenlenen inceleme raporunda hemşire misafirhanesinin betonarme taşıyıcı sistemindeki çatlaklar (ayıplar) nedeniyle güçlendirme yapılmasına gerek olmadığı belirtilmişse de, bu mevcut ayıpların eserin reddine gerektirecek nitelikte olmadığı manasında olup ayıpların giderim bedeli ve nefaset indirimi yapılmasını engellemediğinden bu rapor üzerine yüklenici tarafından giderilen ayıplar dışında kalan ayıplar yönünden iş sahibi nefaset indirimi ile giderim bedelini talep etmekte haklıdır. Bilirkişilerce bu hususlar üzerinde durulmadan görüş bildirilmiştir. Bu durumda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 281/3. maddesi hükmünce gerçeğin ortaya çıkması için mahkeme gerekli gördüğü takdirde yeniden görevlendireceği bilirkişiler aracılığıyla tekrar inceleme yaptırmalıdır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 281/3. maddesi uyarınca gerçeğin ortaya çıkması için yeniden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan sözleşme ve dosyadaki mevcut deliller, tutanak ve tüm belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle taraflar arasındaki kesin hesabı denetime elverişli bir biçimde yeniden çıkartmak, davalı iş sahibinin buna göre fazla ödemesi olup olmadığını, varsa bunun nelerden kaynaklandığı ve miktarını belirlemek, taraf itirazları olduğunda bunları cevaplandırmak üzere gerektiğinde ek rapor almak, birleşen 2006/262 Esas sayılı dosyada nefaset bedeli ve giderilmeyen ayıpların giderim bedeli konusunda da yine gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle asıl ve birleşen 2004/168 ve 2006/262 Esas sayılı davalarda sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir’’ gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; ‘’Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporlarından, yapının dayanımı ve statiği ile ilgili olarak herhangi bir ayıp tespit edilmemiş olup, yapının mevcut hali ile idare tarafından yıllardır kullanıldığı sabit olup, bilirkişi heyeti tarafından yapılan hesaplamalar neticesinde, davalı karşı davacının, davacı karşı davalıya 66.718,22 – TL borcu olduğu kanaatine varılmış ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre teminat mektuplarının iadesi koşulları gerçekleşmediğinden, asıl davanın reddine, birleşen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/168 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/91 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine ve birleşen Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine dair, her ne kadar hükmün tefhimi sırasında birleşen Ankara 26. Asliye hukuk mahkemesi dosyasının esası sehven maddi hata yapılarak yanlış yazılmış ise de bu hususta ayrıca tashihin yapıldığı ‘’ gerekçesiyle asıl davada davacı – karşı davalı tarafından teminat mektuplarının iadesi talebi ile açılan davanın reddine, birleştirilen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/145 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulü ile 66.718,22 – TL'nin 15/05/2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı – karşı davacıdan alınarak davacı – karşı davalıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine, birleştirilen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/91 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine, birleştirilen Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk dairesi; ‘’Taraflar arasındaki uyuşmazlık 17.02.1999 tarihli Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi tamamlama inşaatı işine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmıştır. Asıl davada davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşme konusu inşaatın 05.07.2000 tarihinde geçici kabulü, 02.08.2001 tarihinde kesin kabulü yapılmıştır. Kesin hesaplarda taraflar anlaşamadığından uyuşmazlık çıktığı anlaşılmaktadır. Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda; hak ediş dokümanları ile hesap cetvelleri üzerinde yapılan araştırma neticesinde; teminat mektubu iadesi koşulları oluşmadığı, kontrol teşkilatı tarafından düzenlenerek ödemesi yapılan ara hak edişlerle yapılan ödemelerde maddi hata ve kesin hesap tespitlerine nazaran fazla ödeme tespit edildiği, yapılan yanlış hesaplama nedeniyle yüklenicinin 66.718,22 TL idareye borçlu bulunduğu, yapılan bu fazla ödemenin iadesi gerektiği anlaşılmıştır. İş sahibinin iddia ettiği ayıptan doğan zararın ispatlanabilmesi ve hesaplanabilmesi amacıyla yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde; taşıyıcı sistemlerdeki kusur iddiasına ilişkin olarak yapının dayanımı ve statiği ile ilgili Boğaziçi Üniversitesince Ülker Mühendislik firmasına hazırlatılmış olan raporun davalı ve davacı arasındaki probleme tam olarak cevap vermediği, tüm yapı yönünden tespit ve hesaplama yapılmadığı, yalnız K bloktaki bir kat için tespit ve hesaplama yapıldığı, bu tespitin tüm bloklara şamil edilmesinin teknik açıdan mümkün olmadığı, somut olayda yapım ve kesin kabulden sonra geçen sürenin uzunluğu, yapının aradan geçen sürede kullanılmaya devam edilmesi, statik açıdan yapının ayıplı olup kesinti yapılması gerektiğini gösteren bir hususun somut olarak ortaya konmadığı, İTÜ tarafından 2006 yılında (yapım tarihine yakın bir tespit raporu) yapıdaki davaya konu hasar yönünden yapı dayanımının uygun olduğu, güçlendirmeye gerek olmadığı yönünde akademisyen inşaat mühendisleri tarafından görüş ve kanaat belirtildiği, yapım ve tasarım yılı ile olay birlikte değerlendirildiğinde güçlendirme konusunda kesinti yapılabilmesi için güvenlik sınırlarını aşar nitelikte kusur olduğunun kesin olarak tespiti gerektiği hususları tespit edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları doğrultusunda ayıp giderim bedelinin tazmini istemlerine ilişkin birleşen 2006/262 Esas sayılı davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli müktesep hak doğmuş, bozma kapsamı dışında kalan hususlar kesinleşmiştir. Usuli kazanılmış hakkın istisnaları ise dosya kapsamında bulunmamaktadır. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir’’ gerekçesiyle mahkeme kararı onanmıştır.
Birleşen dosyada davacı ... karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Aşağıda açıklanan nedenlerden dolayı Yüksek Özel Dairenin, birleşen dosyada davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine dair kararına katılmıyorum.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, yüklenici tarafından açılan asıl dava 10 adet teminat mektubunun iadesi, iş sahibi idare tarafından açılan birleşen Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/168 Esas sayılı davası fazla ödemenin tahsili, birleşen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/91 Esas ve Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/262 Esas sayılı davaları ise, ayıplı imalât nedeniyle uğranılan zararların tahsili istemlerine ilişkindir.
Somut olayda, Altındağ İnşaat Tic. Ltd. Şti. Taahhüdünde 17.02.2009 tarihinde Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi Tamamlama İnşaatına ait sözleşmenin imzalandığı, keşif bedelinin 1.950.000.000.000.TL, eksiltme indiriminin % 10,30 ihale bedelinin 1.749.150.000.000.TL keşif artış/eksilişinin(varsa) % 25,81 olduğu, sözleşmeye göre iş süresinin 303 takvim günü, sözleşmeye göre işin bitirilmesi gereken tarihinin 30.12.2009,süre uzatımları (varsa) 179 takvim günü, uzatılmış sürelere göre işin bitirilmesi gereken tarih 26.06.2000, işin bitiriliş tarihi 23.06.2000 olarak kararlaştırıldığı, 05 Temmuz 2000 tarihinde geçici kabul tutanağının düzenlendiği, kesin kabul tutanağının 02.08.2001 tarihinde düzenlendiği, hazırlanan işin kesin hesabı davacı şirket ve kontrol teşkilatı tarafından düzenlenip imzalandıktan sonra Erzurum İnşaat Emlak Daire Başkanlığınca tasdik edildikten sonra 23.02.2001 tarihinde Ankara İnşaat Emlak Daire Başkanlığına sunulduğu, Milli Savunma Bakanlığı Erzurum İnşaat Emlak Daire Başkanlığı tarafından davacı şirkete 02.10.2002 tarih ve 6101 – 659 02/İnş. Ş. 1856 sayılı yazısı ile onaylı kesin hesaba göre kesin hak edişin tanzim edilerek 1.183.070.080.277.TL borcun olduğundan bu borcun 25 Ekim 2002 tarihine kadar yatırılması aksi takdirde borcun teminattan karşılanacağının bildirildiği, davacı şirketin itirazı üzerine Milli Savunma Bakanlığı Erzurum İnşaat Emlak Daire Başkanlığının 07.05.2003 tarih ve 6101 261 03/İnş. Ş. (835 13) sayılı yazılarıyla onaylı kesin hesaplara göre kesin hak edişin tanzim edildiği, 958.878.287.220 – TL borcun olduğundan bahisle borcun 15/05/2003 tarihine kadar yatırılması aksi halde borcun teminattan karşılanacağının bildirildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı Milli savunma Bakanlığı elinde bulunan toplam 476.551.244.000 – TL tutarlı teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi için tedbir talebinde bulunulduğu, Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/06/2003 tarih 2003/118 – 78 D. İş sayılı kararı ile teminat mektupları açısından tasarruf yetkisinin sınırlanması ve paraya çevrilmesinin engellenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verildiği, 18/03/2003 tarihinde de davacı şirket tarafından teminat mektuplarının iadesi davası açıldığı, davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından Ankara 26.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/168 esas sayılı dosyasında davacıya karşı 958.878.287,220 – TL nın hak ediş onay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/91 esas sayılı dosyasında iki ayrı sözleşme kapsamında inşaatı yapılan çatılarda 03.01.2002 ve 24 25 Mart 2002 tarihinde meydana gelen hasarın firma tarafından giderildiğini ancak 05 06 nisan 2003 tarihinde ameliyathane, yoğun bakım ünitesi, röntgen ve acil hizmet polikliniği çatılarının fırtına nedeniyle tekrar hasar gördüğünü, hasarın giderilmesi firmadan istenildiği halde yapılmadığı, idare tarafından onarım ihalesi yapıldığı, bunun dışında kalan ve 5 6 mart 2004 tarihinde esen şiddetli rüzgar sonucu bölük yemekhane binası ile 2. kademe binası çatısında ağır hasar meydana geldiği, firmanın hasarı gidermediğinden ötürü delil tespiti yapıldığı belirtilerek Altındağ şirketinden toplam 207.824.634.824 – TL nın davalının mütemerrit olduğu tarihten tahsil edilinceye kadar işleyecek en yüksek banka reeskont faiziyle tahsilini talep ettiği, davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/262 esas sayılı dosyasında, işin kesin kabulünün 02/08/2001 tarihinde yapılarak binanın hizmete açıldığını, birkaç yılın geçmesiyle üç bloktan oluşan hemşire misafirhanesinin betonarme taşıyıcı sisteminde çatlakların oluştuğu, bunu özel olarak İTÜ inşaat fakültesine incelettiği, bir kısım sorunlar nedeniyle KDV dahil 62.733,04.TL zararın olduğu, şirketin bir kısım eksiklikleri giderdiği, diğerlerini gidermediğinden bahisle belirtilen tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosyaya ibraz edilmiş İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesine ait 14.6.2006 tarihli bilirkişi raporunda; ‘’Elde edilen malzeme verileri kullanılarak her üç yapı ayrı ayrı elastik analiz ve performans denetimine tabi tutulmuştur. Elastik analiz sonucu yapıların bazı kolonlarında kuşatılmış kolon yetersizliği bulunmuştur. Örneğin A ve C Blokta kolonların % 12’sinde, B Blokta ise kolonların % 30’unda kuşatılma bakımından yetersizlik söz konusudur. Burada etki/kapasite oranı birden küçük veya eşit olması gerekirken bu değer 1.12 – 1.15 olmaktadır. Bu beton kalitesinin proje değerinin altında olmasından kaynaklanmaktadır. B Blok bodrum kat tavanında BK109, BK112, BK112a ve BK109 krişlerinde 6 aksına yakın sistematik 45 derece eğimli kayma çatlakları söylenebilir. Bir katı bodrum ve 4 katlı olan, beton dayanımlarının proje değerinin altında olmasına karşılık herhangi bir önemli hasar görülmeyen, önemli bir donatı zaafı olmayan, kesit boyutları ve rijitlikleri oldukça yeterli bulunan ve kullanım amacı otel sınıfına giren (dolayısıyla bina önem katsayısı 1=1 olan) bu yapılar için güçlendirmeye gerek olmadığı, ancak yapıların mevcut işlevi dışında kullanılması, yüklerinin artması ya da bina önem katsayısının artması halinde güçlendirme seçeneği düşünülebilir’’ denilmiştir.
Yine mahkemece hükme esas alınan 23.9.2021 tarihli raporda bilirkişiler; ‘’mevcut yapıların statik durumlarının tespiti için her yapı için taşıyıcılar üzerine schmit çekici ile dayanım kontrolü, gerekmesi halinde röntgen ile donatı incelmesi ve numune alınarak beton dayanım tespitinin yapılması gerekmektedir. Müteakiben yapının yapıldığı yıl ve tasarım yılında geçerli olan deprem ve yapım yönetmelikleri de nazara alınarak yapının tasarım döneminde öngörülen durumdaki yapı güvenliğinin tespiti gerekmektedir. Bu işlem için mahallinde tüm yapının rölevesinin çıkarılarak tekrar modellenmesi gerekmektedir. İdarenin kesin kabul tarihinden sonra fırtınaya bağlı olarak çatıda hasar meydana gelmiş, ayrıca K Bloktaki 1. Katta taşıyıcı sistemde çatlak olduğu anlaşılmıştır. İdarenin haklı olduğu kabulüne göre inceleme yapıldığında, yapının statik açıdan can güvenliğini karşılamadığına yönelik bir tespitin bulunmadığı, statik açıdan yapının kusurlu olduğu kabulüne göre inceleme yapıldığında, yapının tüm bloklarında, tüm katlarda taşıyıcı sistemlerin dayanımlarının kontrol edilmediği, bu haliyle tüm yapılar için tespitin olmadığı, yargılamada gelinen aşamada, sürekli yapıdaki malzeme durumunun tartışma konusu olduğu, ancak dava konusu yapının tasarım kriterlerinin 60 dönemi sonrası klasik tip projelere benzediği, 90’lı yıllardaki tasarımdaki taşıma yükleri ile ilerleyen kullanım dönemindeki değişen şartların irdelenmediği, örnek olarak, dava konusu yapının hastane binası olduğu, hastane binalarındaki en önemli yüklemelerin hareketli yükler olduğu 2000 yılı öncesinde hastaneler için MR cihazları, ameliyathane ekipmanları, hastane elektrik tesisatı ve IT panoları, dezenfeksiyon birimleri gibi bölgelerde bugün hesaplanan zati bina yüküne ilave hareketli yük kapsamındaki teçhizat ağırlıklarının arttığı ve bu yüklemelerin ciddi farklılıklar oluşturduğu, dolayısıyla yapıdaki kesin kabul döneminden sonra oluşan fırtına ve deprem durumları ile yapının mevcut durum tespiti dışında 1999 – 2021 dönemi arasındaki yapının kullanımı sırasındaki yüklemelerinde kesin olarak tespit edilmesi gerektiği, statik açıdan yapının tüm bloklarının ve katlarının incelenmesi gerekirken idare tarafından aldırılan özel raporda yalnızca 1 bloğun 1 katı için tespit yapıldığının anlaşılmıştır. Diğer yönden inşaatın yapıldığı yer deprem bölgesidir. Deprem bölgesinde inşaatı yaptıran ise resmi kurumdur. Deprem bölgesinde inşaatın deprem mevzuatına uygun yapılması esastır. Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesinin davacı idare tarafından hizmete açıldığı ve kullanıldığı da bir gerçektir. Dolayısıyla dava konusu yönünden bakıldığında, resmi kurum olan davacının iddia ettiği husus yönünden inşaatı teslim alıp, hizmete açılmış olmasında ağır kusurunun olduğu kaçınılmazdır’’ denilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen ilk karar harç eksikliği nedeniyle usulden bozulmuştur. İkinci verilen karar ise birleşen dosyalar yönünden idarenin alacaklı olup olmadığına ilişkin raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve denetime uygun raporlar aldırılması yönünde verilmiş bir araştırmaya yönelik bozma kararıdır. Bu nedenlerle idarenin açmış olduğu davalar yönünden usuli kazanılmış bir haktan bahsedilemez.
Yapılan yargılama, mahallinde yapılan keşifler, tüm dosya kapsamına ve mahkemece incelenen bilirkişi raporlarından, inşaatın yapıldığı yerin deprem bölgesi olduğu, deprem olgusunun ülkemiz açısından yadsınamaz bir gerçek olduğu, buna göre hastane binası inşaatında, yapı kullanılmaya başladığında ilave yüklerin kullanılacağı, örneğin, MR cihazları, ameliyathane ekipmanları, hastane elektrik tesisatı, IT panoları, dezenfeksiyon birimleri gibi inşaatın hesaplanan zati bina yüküne ilave hareketli yük kapsamındaki teçhizat ağırlıklarının artacağı göz önüne alındığında, binanın statik açıdan kusurlu olduğunun kabulü ile buna göre idarenin açmış olduğu birleşen dosya yönünden taleplerinin karşılanması gerektiği kanaatiyle Yüksek Özel daire Sayın Çoğunluğunun, birleşen dosyada davacı idarenin karar düzeltme talebinin reddi kararına katılmayarak, Yüksek Özel Dairenin Onama kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması düşüncesindeyim.11.10.2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:21:02