Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/3048
2023/3241
11 Ekim 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2015/766 E., 2022/322 K.
DAVA TARİHİ: 23.06.2003
BİRLEŞEN 2004/145 ESAS SAYILI DOSYADA
DAVA TARİHİ: 30.03.2004
BİRLEŞEN 2005/308 ESAS SAYILI DOSYADA
DAVA TARİHİ: 11.03.2005
BİRLEŞEN 2005/384 ESAS SAYILI DOSYADA
DAVA TARİHİ: 29.11.2005
KARAR DÜZELTME
TALEP EDEN: Davalı Birleşen Davalarda Davacı vekili
K A R A R
Davacı vekilince açılan banka teminat mektubunun iadesi davası sonucunda mahkemece birleşen 2004/145 E. sayılı davanın kısmen kabulüne diğer davaların reddine karar verilmiş olup, verilen kararın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizce 2023/386 Esas, 2023/1260 Karar sayılı ilamı ile yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez Dairemiz kararına karşı davalı birleşen davalarda davacı ... vekilince karar düzeltme talebinde bulunulmuştur.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre HUMK’un 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, davalı birleşen davalarda davacı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
ve takdiren 2.205,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 11.10.2023 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket taahhüdünde yapılan Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi Tamamlama İnşaatının 2000 yılında yapılarak geçici ve kesin kabullerinin yapıldığını, taraflarca tanzim ve imza altına alınan kesin hesabın Erzurum İnşaat Emlak Başkanlığınca tasdik edilerek 22.02.2001 tarihinde Ankara İnşaat Emlak Daire Başkanlığına sunulduğunu, sözleşme eki Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesinin 40. maddesi gereği kesin hesapların 6 ay içerisinde incelenip onaylanması gerektiğini, bu süre geçtikten sonra idarenin kesin hesabı değiştirme yetkisi bulunmadığını, idare tarafından kesin kabul esnasında belirtilen kusur ve eksikliklerin verilen süre içerisinde tamamlandığını ve giderildiğini, ayrıca müvekkili şirkete herhangi bir ceza tatbik edilmesinin söz konusu olmadığını, buna karşılık MSB Erzurum İnşaat Emlak Başkanlığının 09.10.2002 tarih ve 6101 – 668 02/İnş. Ş. 1888 sayılı yazısı ile onaylı kesin hesaplara göre 960.160.143.060 – TL borç bulunduğu belirtilerek borcun 04.11.2002 tarihine kadar yatırılması, aksi takdirde borcun teminattan karşılanacağının bildirildiğini, MSB Erzurum İnşaat Emlak Başkanlığının 30.05.2003 tarih ve 6101 – 238 – 03/İnş. Ş (780 – 6) sayılı yazısında bu defa başka bir emir ilgi gösterilerek kesin hesap ile 656.784.848.038 – TL borç bulunduğunun bildirildiğini, yapılan işlemin sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek toplam 441.404.087.000 – TL tutarındaki 31 adet teminat mektubunun iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleştirme kararı verilen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/145 Esas sayılı dosyasında; davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle, dava konusunun davalının taahhüdünde yapılan Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi İnşaatına ait kesin hesabın BİGŞ' nin 40. maddesi uyarınca incelenerek müteahhidin idareye 656.784.848.038 – TL borçlu bulunduğunun tespit edildiği, BİGŞ' nin 39 ve 40.maddeleri gereği firmanın yaptığı itiraz değerlendirilerek onaylanan kesin sonucuna göre tanzim olunan kesin hak edişin firmaya tebliğ edilmesine karşılık firmanın borcu ödemediği, idarede bulunan 441.404.087,000 – TL'lik teminat mektuplarından sonra müteahhidin idareye 215.380.761.084 – TL borcu kalacağını, bu nedenlerle 656.784.848.038 – TL hak edişin onay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Birleştirme kararı verilen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/308 Esas (Tefrikten önce 2005/91 Esas) sayılı dosyasında, davacı idare dava dilekçesinde özetle, Erzurum Mareşal Çakmak Asker Hastanesinin tamamlama inşaatı işinin aynı şirketler grubuna ait İntim İnş. Ltd. Şti ve Altındağ İnş. Ltd. Şti. yükleniminde iki ayrı sözleşme kapsamında inşa edildiğini, hastane inşaatı işinin 10 Ocak 1995 tarihli sözleşmeyle İntim İnş. Tic. Müş. Ltd. Şti. taahhüdüne bağlanarak inşaatın kesin kabulünün 30.11.2000 tarihinde yapıldığını, tamamlama inşaat işinin ise 17 Şubat 1999 tarihli sözleşme ile Altındağ İnş. Ltd. Şti taahhüdüne bağlanarak inşaatın 02/08/2001 tarihinde kesin kabulünün yapıldığını, iki ayrı sözleşme kapsamında inşaatı yapılan çatılarda 03/01/2002 ve 24 – 25Mart 2002 tarihinde meydana gelen hasarların yüklenici tarafından giderildiği, ancak 05 – 06 Nisan 2003 tarihinde hastanenin ameliyathane, yoğun bakım ünitesi, röntgen ve acil hizmet polikliniği çatılarının fırtına nedeniyle hasar gördüğünü, hasarın kalıcı olarak onarılmasının istendiğini olumsuz cevap verilmesi nedeniyle idarece onarım ihalesi yapılarak 277.911.800.000 – TL ödeme yapıldığını, 05 – 06 Mart 2004 tarihinde esen şiddetli rüzgar nedeniyle daha önce onarımdan geçen bölümler dışında kalan bölük yemekhane binası ile 2. kademe binası çatısında hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, firmanın hasarı gidermediğini, Erzurum 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/139 – 92 D. İş tespit dosyasında tespit yapıldığını, tespit sonucunun her iki firmaya bildirildiğini, firmaların hasarı gidermediğinden onarımlarının ihale yoluyla yapıldığını BİGŞ' nin 23. maddesine göre müteahhidin yaptığı işlerden kesin kabulün yapıldığı tarihten başlayarak 5 yıl süresince sorumlu olduğunu belirterek talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydı ile 1.591.697.165.176 – TL'nin İntim. Ltd. Şti' den en yüksek banka reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Birleştirme kararı verilen Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/384 Esas sayılı dosyasında; davacı ... dava dilekçesinde özetle ile davalı İntim İnş. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen 10.01.1995 tarihli sözleşme gereği davalının Erzurum Mareşal Fevzi Çakmak Hastanesi'nin bir kısım bölümlerinin inşasını üstlendiği, işin kesin kabulü ile 30.11.2000 tarihinde yapılarak binanın hizmete açıldığı, birkaç yılın geçmesi ile hastanenin bazı bloklarında betonarme taşıyıcı sistemde çatlaklar görüldüğü, K Blok için Boğaziçi Üniversitesi Mühendislik Bölümünce verilen raporda yapının deprem güvenliğinin olmadığı ve güçlendirme yapılması gerektiğinin belirtildiği, ilgili alanın 38.000 m2 olup yapılan projelendirme ve hesapta 7.635.720,00 TL zararının olduğunu ifade ile bu miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsilinin talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, mahallinde yapılan keşifler, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından teminat mektuplarının iadesi talebiyle açılan davanın kısmen kabulüne, davalı idarenin alacağı olan 405.037,52 – TL asıl alacağın mahsubundan sonra kalan 36.366,57 – TL kadar teminat mektubunun iadesine, birleştirilen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/145 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulü ile 405.037,52 – TL'nin 12.05.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleştirilen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/308 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine, birleştirilen Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/384 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Kapatılan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, ‘’Taraflar arasındaki uyuşmazlık 10.05.1995 tarihli hastane yapım inşaatı işine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşme konusu inşaatın 20.09.1999 tarihinde geçici kabulü, 30.11.2000 tarihinde kesin kabulü yapılmış, kesin hesaplarda taraflar anlaşamadığından uyuşmazlık çıkmış, mahkemece kesin hesabın çıkarılması istenilmiştir. Yine bu aşamada binanın çatısında ve duvarlarında oluşan hasar nedeniyle taraflarca hasarların nedeni araştırılmış, ancak hasar konusunda anlaşma sağlanamadığından dava konusu olmuştur. Hükme dayanak bilirkişi raporunda kesin hesaptan yüklenicinin borçlu olduğu sonucuna varılmış, ancak gerek çatıda gerekse hastane bloklarında oluşan ayıplar konusunda teknik bir inceleme yapılmadan inşaatın deprem bölgesinde bulunduğu, mevzuata uygun yapılması gerektiği, iş sahibi idarenin inşaatı teslim alıp hizmete açmakta ağır kusuru bulunduğu, özel rapora dayanarak ve herhangi bir tespit yaptırmadan istemde bulunmasının da kötü niyetli olduğunu gösterdiği görüşüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Yasanın 266. maddesince mahkeme, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Eldeki davada kesin hesabın çıkarılması, ayıplı imalâtın saptanması, teknik ve uzman bilirkişi incelemesini gerektirdiğinden mahkemece bilirkişi görüşünün alınması isabetlidir. Ne var ki, alınan raporda teknik konularda inceleme yapılmadan ve afakî yorumla sonuca varılmıştır. Bu haliyle rapor yeterli incelemeyi içermediğinden hükme dayanak alınamaz. Öte yandan uyuşmazlık sözleşmenin düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı mülga Borçlar Kanununun 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmelerindendir. Anılan Yasanın 357. maddesince yüklenici eseri fen ve sanat kurallarına, sözleşme hükümlerine ve amacına uygun tamamlayarak teslim etmekle yükümlüdür. Bu husus yüklenicinin özen borcunun gereği olup özen borcuna aykırılık halinde yüklenici sorumluluktan kurtulamaz. Her ne kadar hastanenin kesin kabulü yapılmış ise de kesin hesap aşamasında ayıpların meydana geldiği, taraflarca düzenlenen tutanaklarla ayıpların belirlendiği gibi iş sahibi idarenin 2007/75 D. iş ve 2004/125 D. iş sayılı tespit dosyalarıyla da mahallinde tespit yaptırdığı dosya içeriği ile anlaşılmaktadır. Bilirkişilerce bu hususlar üzerinde durulmadan sadece özel raporun varlığından söz edilerek görüş bildirilmiştir. Bu nedenle dosyada yeterli inceleme yapılmadan hükme varılması usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece yapılması gereken iş; 6100 sayılı Yasanın 281/3. maddesi uyarınca gerçeğin ortaya çıkması için yeniden oluşturulacak aralarında statikçinin de bulunduğu üç kişilik uzman bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapmak, sözleşme ve dosyadaki belgeler, tespit raporları, idarenin dayandığı Boğaziçi Üniversitesi'nden alınan raporlar birlikte değerlendirilmek suretiyle eserin ayıplı olup olmadığı, ayıbın nedenleri ve az yukarıda değinilen yüklenicinin özen borcu ile iş sahibinin, gerek proje ve gerek inşaat yapım aşamasında uyarı görevinin bulunduğu ve bu görevini yapmadığı gözetilerek ayıpların ortaya çıktığı tarihe göre bedelini hesaplatmak, yine taraflar arasındaki kesin hesabı denetime elverişli bir biçimde yeniden çıkartmak, taraf itirazları olduğunda bunları cevaplandırmak üzere gerektiğinde ek rapor almak ve sonucuna uygun hüküm kurmaktan ibarettir’’ gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, ‘’Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, bilirkişi raporlarından, taraflar arasında akdedilen Sözleşmenin 4. maddesine göre Sözleşmenin ekleri olan Bayındırlık işleri Kontrol Yönetmeliği ile Bayındırlık işleri Genel şartnamesinin yukarıda belirtilen hükümleri gereğince kontrol teşkilatı tarafından düzenlenerek ödemesi yapılan ara hak edişlerle yapılan ödemelerde maddi hata ve kesin hesap tespitlerine nazaran fazla ödeme tespit edildiği, bu fazlalığın işin yapımındaki ayıp ve eksiklikten kaynaklanmadığı, sonuç itibariyle fazla ödemenin müteahhide yapılmış olması nedeniyle geri tahsilinin gerektiği, yapılan hesaplamalara göre davacı müteahhidin davalı idareye 48.994,82 – TL borcu olduğu kanaatine varılmış ve taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre teminat mektuplarının iadesi koşulları gerçekleşmediğinden, asıl davanın reddine, birleşen Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/145 Esas sayılı dosyasında açılan davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/308 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine ve birleşen Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/384 Esas sayılı dosyasında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk dairesi; ‘’Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanunun 427. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Asıl dava, eser sözleşmesi uyarınca verilen kesin teminat mektuplarının iadesi istemiyle açılmıştır. Davalı kesin hesaptan davacının borçlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, birleşen davasında, kesin hesap borcunun tahsilini, birleşen diğer davalarda da çatıda meydana gelen ayıp bedeli ile binada oluşan çatlaklıklardan kaynaklanan ayıpların giderilme bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 10.05.1995 tarihli hastane yapım inşaatı işine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmıştır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Sözleşme konusu inşaatın 20.09.1999 tarihinde geçici kabulü, 30.11.2000 tarihinde kesin kabulü yapıldığı, kesin hesaplarda taraflar anlaşamadığından uyuşmazlık çıktığı anlaşılmaktadır. Mahkemece uyulan bozma ilamı doğrultusunda; hak ediş dokümanları ile hesap cetvelleri üzerinde yapılan araştırma neticesinde; teminat mektubu iadesi koşulları oluşmadığı, kontrol teşkilatı tarafından düzenlenerek ödemesi yapılan ara hak edişlerle yapılan ödemelerde maddi hata ve kesin hesap tespitlerine nazaran fazla ödeme tespit edildiği, bu fazlalığın işin yapımındaki ayıp ve eksikliklerden kaynaklanmadığı, müteahhidin bu çerçevede hileli bir işlemi tespit edilmediği, yapılan yanlış hesaplama nedeniyle yüklenicinin 48.994,82 TL idareye borçlu bulunduğu, yapılan bu fazla ödemenin iadesi gerektiği anlaşılmıştır. İş sahibinin iddia ettiği ayıptan doğan zararın ispatlanabilmesi ve hesaplanabilmesi amacıyla yapılan bilirkişi incelemeleri neticesinde; kusurun tespiti için gereken kriterlerin, kullanılan malzemenin, projenin yerindeliği ve projeye uygunluğun tespitinin mevcut tespit raporları ile sağlanamadığı, dava konusu yapının idare kontrol mühendisleri denetimi altında tamamlandığı, kesin kabule kadar kusur iddiasında bulunulmadığı, idarenin yapının inşası esnasında kontrol görevi dışında eserden numune alma yükümlülüğü de bulunduğu, dosya kapsamında numunelere rastlanmadığı, çatı imalatları ile hasar ve onarımına bağlı yükleniciden onarım bedellerinin tahsilini gerektirecek kusurun tespit edilemediği, taşıyıcı sistemlerdeki kusur iddiasına ilişkin olarak Boğaziçi Üniversitesince Ülker Mühendislik firmasına hazırlatılmış olan raporun davalı ve davacı arasındaki probleme tam olarak cevap vermediği, tüm yapı yönünden tespit ve hesaplama yapılmadığı, yalnız K bloktaki bir kat için tespit ve hesaplama yapıldığı, bu tespitin tüm bloklara şamil edilmesinin teknik açıdan mümkün olmadığı, somut olayda yapım ve kesin kabulden sonra geçen sürenin uzunluğu, yapının aradan geçen sürede kullanılmaya devam edilmesi, statik açıdan yapının ayıplı olup kesinti yapılması gerektiğini gösteren bir hususun somut olarak ortaya konmadığı, İTÜ tarafından 2006 yılında (yapım tarihine yakın bir tespit raporu) yapıdaki davaya konu hasar yönünden yapı dayanımının uygun olduğu, güçlendirmeye gerek olmadığı yönünde akademisyen inşaat mühendisleri tarafından görüş ve kanaat belirtildiği hususları tespit edilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporları doğrultusunda ayıp giderim bedelinin tazmini istemlerine ilişkin birleşen davaların reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır. Temyizen incelenen ilk derece mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir’’ gerekçesiyle mahkeme kararı onanmıştır.
Birleşen dosyada davacı ... karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Aşağıda açıklanan nedenlerden dolayı Yüksek Özel Dairenin, birleşen dosyada davacı vekilinin karar düzeltme talebinin reddine dair kararına katılmıyorum.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 10.05.1995 tarihli hastane yapım inşaatı işine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmıştır. Asıl dava, eser sözleşmesi uyarınca verilen kesin teminat mektuplarının iadesi istemiyle açılmıştır. Davalı kesin hesaptan davacının borçlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, birleşen davasında, kesin hesap borcunun tahsilini, birleşen diğer davalarda da çatıda meydana gelen ayıp bedeli ile binada oluşan çatlaklıklardan kaynaklanan ayıpların giderilme bedelinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Somut olayda, İntim İnş. Tic. Müş. Ltd. Şti. Taahhüdünde 10.02.2005 tarihinde 0120664 sayılı noter tasdiki Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesi Tamamlama İnşaatına ait sözleşmenin imzalandığı, keşif bedelinin 300.000.000.000 – TL olduğu, 20.09.1999 tarihinde geçici kabul tutanağının düzenlendiği, kesin kabulün 30.11.2000 tarihinde yapıldığı, hazırlanan işin kesin hesabı davacı şirket ve kontrol teşkilatı tarafından düzenlenip imzalandıktan sonra Erzurum İnşaat Emlak Daire Başkanlığınca tasdik edildikten sonra 22.02.2001 tarihinde Ankara İnşaat Emlak Daire Başkanlığına sunulduğu, ... Erzurum İnşaat Emlak Daire Başkanlığı tarafından davacı şirkete 09.10.2002 tarih ve 6101 – 668 – 02/İnş. Ş. 1888 sayılı yazısı ile onaylı kesin hesaba göre kesin hak edişin tanzim edilerek 960.160.143.060 – TL borcun olduğundan bu borcun 04 Kasım 2002 tarihine kadar yatırılması aksi takdirde borcun teminattan karşılanacağının bildirildiği, davacı şirketin itirazı üzerine ... Erzurum İnşaat Emlak Daire Başkanlığının 30.04.2003 tarih ve 6101 – 283 – 03/İnş. Ş. (780 – 6) sayılı yazılarıyla onaylı kesin hesaplara göre kesin hak edişin tanzim edildiği, 656.784.848.038 – TL borcun olduğundan bahisle borcun 12/05/2003 tarihine kadar yatırılması aksi halde borcun teminattan karşılanacağının bildirildiği, bunun üzerine davacı şirket tarafından davalı ... elinde bulunan toplam 441.404.087.000 – TL tutarlı teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin önlenmesi için tedbir talebinde bulunulduğu, Erzurum 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12/06/2003 tarih 2003/119 – 79 D.İş sayılı kararı ile teminat mektupları açısından tasarruf yetkisinin sınırlanması ve paraya çevrilmesinin engellenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararı verildiği, 18/03/2003 tarihinde de davacı şirket tarafından teminat mektuplarının iadesi davası açıldığı, ... tarafından Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/145 esas sayılı dosyasında davacıya karşı 656.784.848.038 – TL nın hak ediş onay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilinin talep edildiği, ... tarafından Ankara 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/308 esas sayılı dosyasında iki ayrı sözleşme kapsamında inşaatı yapılan çatılarda 03.01.2002 ve 24 – 25 Mart 2002 tarihinde meydana gelen hasarın firma tarafından giderildiğini ancak 05 – 06 nisan 2003 tarihinde ameliyathane, yoğun bakım ünitesi, röntgen ve acil hizmet polikliniği çatılarının fırtına nedeniyle tekrar hasar gördüğünü, hasarın giderilmesi firmadan istenildiği halde yapılmadığı, idare tarafından onarım ihalesi yapıldığı, bunun dışında kalan ve 5 – 6 Mart 2004 tarihinde esen şiddetli rüzgar sonucu bölük yemekhane binası ile 2. kademe binası çatısında ağır hasar meydana geldiği, firmanın hasarı gidermediğinden ötürü delil tespiti yapıldığı belirtilerek davalı İntim şirketinden toplam 1.591.697,17 – TL’nin davalının mütemerrit olduğu tarihten tahsil edilinceye kadar işleyecek en yüksek banka reeskont faiziyle tahsilini talep ettiği, ayrıca ... tarafından Erzurum 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/384 esas sayılı dosyasında, hastanenin hizmeti açıldığını, birkaç yılın geçmesiyle birlikte hastanenin bazı bloklarında beton taşıyıcı sistemde çatlaklar görüldüğünü, Boğaziçi Üniversitesi mühendislik bölümünce verilen raporda yapının deprem güvenliğinin olmadığı ve güçlendirme yapılması gerektiğinin belirtildiğini, 7.635.720 – TL zararın olduğu iddiasıyla belirtilen tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Dosyaya ibraz edilmiş İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesine ait 14.6.2006 tarihli bilirkişi raporunda; ‘’Elde edilen malzeme verileri kullanılarak her üç yapı ayrı ayrı elastik analiz ve performans denetimine tabi tutulmuştur. Elastik analiz sonucu yapıların bazı kolonlarında kuşatılmış kolon yetersizliği bulunmuştur. Örneğin A ve C Blokta kolonların % 12’sinde, B Blokta ise kolonların % 30’unda kuşatılma bakımından yetersizlik söz konusudur. Burada etki/kapasite oranı birden küçük veya eşit olması gerekirken bu değer 1.12 – 1.15 olmaktadır. Bu beton kalitesinin proje değerinin altında olmasından kaynaklanmaktadır. B Blok bodrum kat tavanında BK109, BK112, BK112a ve BK109 krişlerinde 6 aksına yakın sistematik 45 derece eğimli kayma çatlakları söylenebilir. Bir katı bodrum ve 4 katlı olan, beton dayanımlarının proje değerinin altında olmasına karşılık herhangi bir önemli hasar görülmeyen, önemli bir donatı zaafı olmayan, kesit boyutları ve rijitlikleri oldukça yeterli bulunan ve kullanım amacı otel sınıfına giren (dolayısıyla bina önem katsayısı 1=1 olan) bu yapılar için güçlendirmeye gerek olmadığı, ancak yapıların mevcut işlevi dışında kullanılması, yüklerinin artması ya da bina önem katsayısının artması halinde güçlendirme seçeneği düşünülebilir’’ denilmiştir.
Yine mahkemece hükme esas alınan 23.9.2021 tarihli raporda bilirkişiler; ‘’mevcut yapıların statik durumlarının tespiti için her yapı için taşıyıcılar üzerine schmit çekici ile dayanım kontrolü, gerekmesi halinde röntgen ile donatı incelmesi ve numune alınarak beton dayanım tespitinin yapılması gerekmektedir. Müteakiben yapının yapıldığı yıl ve tasarım yılında geçerli olan deprem ve yapım yönetmelikleri de nazara alınarak yapının tasarım döneminde öngörülen durumdaki yapı güvenliğinin tespiti gerekmektedir. Bu işlem için mahallinde tüm yapının rölevesinin çıkarılarak tekrar modellenmesi gerekmektedir. İdarenin kesin kabul tarihinden sonra fırtınaya bağlı olarak çatıda hasar meydana gelmiş, ayrıca K Bloktaki 1. Katta taşıyıcı sistemde çatlak olduğu anlaşılmıştır. İdarenin haklı olduğu kabulüne göre inceleme yapıldığında, yapının statik açıdan can güvenliğini karşılamadığına yönelik bir tespitin bulunmadığı, statik açıdan yapının kusurlu olduğu kabulüne göre inceleme yapıldığında, yapının tüm bloklarında, tüm katlarda taşıyıcı sistemlerin dayanımlarının kontrol edilmediği, bu haliyle tüm yapılar için tespitin olmadığı, yargılamada gelinen aşamada, sürekli yapıdaki malzeme durumunun tartışma konusu olduğu, ancak dava konusu yapının tasarım kriterlerinin 60 dönemi sonrası klasik tip projelere benzediği, 90’lı yıllardaki tasarımdaki taşıma yükleri ile ilerleyen kullanım dönemindeki değişen şartların irdelenmediği, örnek olarak, dava konusu yapının hastane binası olduğu, hastane binalarındaki en önemli yüklemelerin hareketli yükler olduğu 2000 yılı öncesinde hastaneler için MR cihazları, ameliyathane ekipmanları, hastane elektrik tesisatı ve IT panoları, dezenfeksiyon birimleri gibi bölgelerde bugün hesaplanan zati bina yüküne ilave hareketli yük kapsamındaki teçhizat ağırlıklarının arttığı ve bu yüklemelerin ciddi farklılıklar oluşturduğu, dolayısıyla yapıdaki kesin kabul döneminden sonra oluşan fırtına ve deprem durumları ile yapının mevcut durum tespiti dışında 1999 – 2021 dönemi arasındaki yapının kullanımı sırasındaki yüklemelerinde kesin olarak tespit edilmesi gerektiği, statik açıdan yapının tüm bloklarının ve katlarının incelenmesi gerekirken idare tarafından aldırılan özel raporda yalnızca 1 bloğun 1 katı için tespit yapıldığının anlaşılmıştır. Diğer yönden inşaatın yapıldığı yer deprem bölgesidir. Deprem bölgesinde inşaatı yaptıran ise resmi kurumdur. Deprem bölgesinde inşaatın deprem mevzuatına uygun yapılması esastır. Erzurum Mareşal Çakmak Hastanesinin davacı idare tarafından hizmete açıldığı ve kullanıldığı da bir gerçektir. Dolayısıyla dava konusu yönünden bakıldığında, resmi kurum olan davacının iddia ettiği husus yönünden inşaatı teslim alıp, hizmete açılmış olmasında ağır kusurunun olduğu kaçınılmazdır’’ denilmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen ilk karar, birleşen dosyalar yönünden idarenin alacaklı olup olmadığına ilişkin raporlar arasındaki çelişkilerin giderilmesi ve denetime uygun raporlar aldırılması yönünde verilmiş bir araştırmaya yönelik bozma kararıdır. Bu nedenlerle idarenin açmış olduğu davalar yönünden usuli kazanılmış bir haktan bahsedilemez.
Yapılan yargılama, mahallinde yapılan keşifler, tüm dosya kapsamına ve mahkemece incelenen bilirkişi raporlarından, inşaatın yapıldığı yerin deprem bölgesi olduğu, deprem olgusunun ülkemiz açısından yadsınamaz bir gerçek olduğu, buna göre hastane binası inşaatında, yapı kullanılmaya başladığında ilave yüklerin kullanılacağı, örneğin, MR cihazları, ameliyathane ekipmanları, hastane elektrik tesisatı, IT panoları, dezenfeksiyon birimleri gibi inşaatın hesaplanan zati bina yüküne ilave hareketli yük kapsamındaki teçhizat ağırlıklarının artacağı göz önüne alındığında, binanın statik açıdan kusurlu olduğunun kabulü ile buna göre idarenin açmış olduğu birleşen dosya yönünden taleplerinin karşılanması gerektiği kanaatiyle Yüksek Özel daire Sayın Çoğunluğunun, birleşen dosyada davacı idarenin karar düzeltme talebinin reddi kararına katılmayarak, Yüksek Özel Dairenin Onama kararının kaldırılarak, ilk derece mahkemesi kararının bozulması düşüncesindeyim.11.10.2023
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:21:02