Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1229
2023/2588
4 Temmuz 2023
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2022/563 E., 2022/1819 K.
HÜKÜM/KARAR: Davacının İstinaf Başvurusunun Kabulüne, Diğerlerinin Esastan Reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile bir kısım davalılar vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf başvurusunun kabulüne, davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 04.07.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalıların murisi ... arasında Salihli ...1. Noterliği'nin 05/09/2013 tarihli 11479 yevmiye numaralı düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin konusunun tapuda müvekkili adına kayıtlı olan Manisa ili, ... ilçesi,... mahallesi, ... sokağı 374 ada, 30 parselde kain 205.22 m², 5 kat imarlı arsa üzerine yapılacak olan 5 adet daire inşaatında, arsa bedeli olarak 2 adet dairenin müvekkiline anahtar teslimi olarak yapımı işi olduğunu, sözleşmenin süreye ilişkin düzenlemeyi içeren 6. maddesinde teslimin inşaatın ruhsatı alındıktan sonra 18 ay içinde yapılacağının imza altına alındığını, sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkilinin arsayı davalı tarafa teslim ettiğini, müvekkilinin İzmir .... Noterliğinden sözleşmenin ifası talebini içeren ihtarname keşide ederek davalıya tebliğe çıkardığını, bu süreç sonunda davalının vefat ettiğinin öğrenildiğini, sözleşmenin 14. maddesinde taraflardan birinin vefatı halinde sözleşmenin mirasçılar için de geçerli olacağı hükmünün yer aldığını, buna göre sözleşmenin müvekkili ile davalılar arasında devam ettiğini, sözleşme tarihinden itibaren yıllar geçmiş olmasına karşın davalı tarafça henüz inşaata başlanmadığını, sözleşmenin ifası amacıyla gönderilen ihtarnameye de olumlu veya olumsuz bir cevap verilmediğini, müvekkilinin İzmir'de kendi evinde ikamet ettiğini, dava konusu sözleşme gereği kendisine teslim edilecek daireleri kiraya vermeyi planladığını, sözleşmenin ifa edilmemesinden dolayı kira alacağı zararının bulunduğunu, sözleşmenin 17/39. maddesinde taraflardan cayan olursa 30.000,00 TL cayma bedeli verileceğinin belirtildiğini açıklayarak, Salihli .... Noterliğinin 05/09/2013 tarihli 11479 yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine karar verilmesini, sözleşmede kararlaştırıldığı üzere 30.000,00 TL cayma bedelinin ve inşaatın bitirilmesi gereken makul süre olan 05/07/2014 tarihinden 05/02/2019 tarihine kadar taşınmazların kiraya verilememesi nedeniyle yoksun kalınan kira bedeli olan 2 daire için toplam 57.300,00 TL bedelin davalılardan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1 Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesi ile; inşaat ruhsatının 4 ay gibi kısa bir sürede alınma imkanının olmadığını, inşaatın bitirilme tarihi olarak davacı tarafın ileri sürdüğü zaman diliminin kabulünün mümkün olmadığını, murisin sözleşmenin imzalanmasından kısa bir süre sonra rahatsızlandığını ve vefat ettiğini, TBK 486. maddesine göre sözleşmenin tarafı ...'un vefat tarihi itibari ile sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, sözleşmede iş bu sözleşme mirasçılar için de geçerlidir ifadesi yer almış olsa da Yargıtay içtihatlarına göre bu şartın geçerli olmadığını, davacının davasına dayanak yaptığı sözleşmenin muris ...'ın ölüm tarihi olan 30/10/2014'te son bulduğundan bu tarih itibariyle şartları oluşmayan cezai şartın talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, mirasçılardan cezai şart ve benzeri bir hususun talep edilebilmesi için muris ...'ın ölüm tarihinde o hakkın doğmuş olması gerektiğini, sözleşmenin son bulduğu murisin ölüm tarihinde yükleniciye verilen inşaatı yapma süresi dolmadığından herhangi bir gecikmeden bahsedilemeyeceğini ve murisin ölümü ile sözleşmenin yasa gereği kendiliğinden son bulacağından sözleşmeden cayma diye bir eylemin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
2 Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde, davalıların babası ...'un 30/10/2014 tarihinde vefat ettiğini, davalıların murisinin sağlığında akdettiği iş bu sözleşmeye dayanarak ve kötüniyetli olarak açılan bu davanın reddinin gerektiğini, davacının müvekkillerinden herhangi bir talepte bulunmaya hak ve yetkisinin olmadığını, bu tür eser sözleşmelerinde dava açma süresinin 5 yıl olduğunu, karşı tarafın sözleşmenin 05/09/2013 tarihinde yapılmış olması karşısında davasını 05/09/2018 tarihine kadar açması gerektiğini, bu zamana kadar dava açılmadığı için zamanaşımı söz konusu olduğundan davanın reddinin gerektiğini, davanın öncelikle usulden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Davacı ile davalıların murisi ... arasında imzalanan Salihli ... Noterliğinin 05.09.2013 tarih ve 11479 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kart Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshine, 30.000,00 TL alacağın dava tarihi olan 18.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine'' dair karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1 Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde; sundukları Yargıtay kararlarına göre, akdi mirasçılar için ve yasal mirasçılarının sorumluluğu için ölüm üzerine sözleşmenin yasal mirasçılara bildirilip onların temerrüde düşürülmesinin gerekli olduğunu, kimsenin haberi olmadan ve bilgi dışı sorumlu tutulmasının hukuk ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle iş bu kararın bozulmasının gerektiğini, yine mahkemeden maddi hataların tavzihini istediklerini, bu hataların talepleri doğrultusunda mahkemece res'en düzeltilmesinin gerekli olduğunu, taraflarına hükmedilen 8.249,00 TL vekalet ücretinin de fazla olduğunu, kendilerine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin 5.892,00 TL olması gerektiğini, müvekkillerinin mağduriyetinin önlenmesi açısından hükmün tavzih edilmesini talep ettiklerini, eğer talepleri kabul edilmez ise bu kadar ağır şartlar içeren kararın bir an önce düzeltilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle, yerel mahkeme kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2 Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kararın kabule ilişkin kısımlarına itirazları bulunmamakla birlikte kira bedelinin reddine ilişkin kısım yönünden kararı istinaf ettiklerini, esasen sözlemeden dönme iradesinde bulunanın müvekkili değil davalılar olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin ifasını yıllarca beklediğini, fakat sözleşmenin niteliği gereği tek taraflı ortadan kaldırılamayacak bir sözleşme olması nedeniyle işbu davayı açmak durumunda kaldığını, aslında sözleşmeyi devam ettirmemek kastıyla hareket edenin davalılar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin sözleşmeden dönme iradesi olmadığından, işbu davanın sonucunun ileriye etkili olması gerektiğini ve müvekkilinin menfi değil müspet zararının da giderilmesi gerektiğini, zira davalıların sözleşmenin gereğini yerine getirmeleri durumunda müvekkilinin dava konusu sözleşmedeki 2 daireden kira getirisi elde edeceğini, sözleşmenin sona ermesinde davalıların kusurlu olduğu da mahkeme kararında belirtilmişken, müvekkilinin sözleşmenin sona ermesinde hiçbir kusurunun bulunmaması karşısında sözleşmede "Cezai Şart" başlığı altında belirtilen kira bedelinin de davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesinin gerektiğini, ayrıca işbu davanın açıldığı tarihte sözleşmenin halen ayakta olduğunu, bu nedenle müspet zararın tazminine engel bulunmadığını, yukarıda açıklanan husular gereği mahkemenin kısmen redde ilişkin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi için kararı istinaf etmek zorunluluğu hasıl olduğunu belirterek,ilk derece mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının ortadan kaldırılarak, davanın tümden kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Toplanan delillerden inşaat ruhsatı alındıktan itibaren 18 ay içinde anahtar teslim inşaatın tamamlanacağının kararlaştırılmasına rağmen yüklenicinin ruhsat için başvuruda bulunmadığı, az yukarıda açıklandığı üzere yüklenici vefat etmiş ise de, sözleşme mirasçılar için de geçerli olacağından mirasçılar tarafından da inşaat yapı ruhsatı için gerekli başvurunun yapılmadığı, mahallinde yapılan keşif tarihi itibariyle arsa üzerinde fiilen bir inşaata başlanılmadığı gibi başlama hazırlığının da olmadığı anlaşılmıştır. Salihli Belediyesi, inşaat ruhsatı için makul sürenin başvuru tarihinden itibaren 1 ay olduğunu, inşaat bilirkişi ise; 2 ay olduğunu belirtmiştir. Bütün bu olgular birlikte değerlendirildiğinde davalı yüklenicinin temerrüdünün varlığı ortadadır. Sözleşme tarihine göre 5 yıl süre geçmiştir. Arsa sahibinin tahammül süresi fazlasıyla aşılmıştır. Mirasçılar sözleşmeden haberi olmadığını savunmuş iseler de, taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde davalılardan ..., muris ... adına vekaleten sözleşmeyi imzalamıştır. Dinlenen tanık beyanları ile de davalı mirasçıların sözleşmeden haberdar olduğu sabittir. Davalıların kendilerine tanınan hakkı kötüye kullanmaları iyi niyetle bağdaşmaz. Gecikmenin haklı ve makul bir nedeni yoktur. Tamamen davalıların kusuruna dayalıdır. Bu nedenle davacı arsa sahibinin haklı olduğunun kabulü ile dava konusu sözleşmenin feshine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, sözleşme fesholduğunda müspet zararın tazmini talep edilemez, ancak menfi zarar talep edilebilir, az yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin yerine getirilmemesinde davalıların kusurlu olduğu; Menfi (olumsuz) zarar; dayanağını 818 sayılı BK'nın 108/2. madde (TBK 125/3.) hükmünden almakta olup, sözleşmenin, karşı tarafça yerine getirileceğine olan güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan eylemli zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı, uğranılmayacak olan zarar olduğu, dolayısıyla davacı arsa sahibinin sözleşmenin feshine karar verildikten sonra arsa bedeli olarak kendisine verilecek olan iki adet dairenin kira getirisini talep edemeyeceği, Taraflar arasındaki sözleşme ayakta kalsaydı ancak geç tesliminden kaynaklı kira bedeli talep edilebileceği, dolayısıyla artık sözleşmenin feshi talep edilmekle bu alacak kalemini talep edemeyeceği ,bu haliyle aynı yöndeki yerel mahkeme kararının yerinde olduğu görülmüştür. Bununla birlikte davacının dava dilekçesinde talep ettiği Sözleşmenin 39. maddesinde 30.000,00 TL cayma bedeli kararlaştırılmıştır. Cayma parası TBK 178 maddesinde düzenlenmiştir. Sözleşmede haksız feshedenin ödemekle yükümlü olduğu 30.000,00 TL tazminat bedeli mahiyeti itibariyle dönme cezasıdır. Dönme cezası TBK'nın 179/III maddesinde düzenlenmiş olup maddeye göre borçlunun kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeden dönebilir veya fesih suretiyle sona erdirebilir. Bu şekilde dönme cezasını (cayma tazminatı) ödeyerek borçlu borcu ifa etmekten kurtulabilir. Yargıtay 15. HD'nin uygulamalarında sözleşmenin feshi halinde diğer tarafın ancak menfi zararlarını isteyebileceği olumlu zararlarını isteyemeyeceği, sözleşmede fesih halinde uğranılacak zararlara karşılık dönme cezası kararlaştırılmışsa kararlaştırılan cezayı talep edebileceği, cezayı aşan zararı talep edemeyeceği kabul edilmiştir. (Emsal Yargıtay 15.HD'nin 28/09/2010 tarih, 2020/4150 E. ve 2010/4834 K sayılı ilamı) Ancak Türk Borçlar Kanunu'nun cezalara ilişkin hükümleri düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar isterlerse dönme cezası yanında zararın cezayı aşan kısmının da ayrıca ödeneceğini kararlaştırabilirler. (Emsal Yargıtay 15. HD'nin 16/05/2012 tarih, 2011/6544 E. ve 2012/3435 K. sayılı ilamı) Dönme cezası adından da anlaşılacağı üzere taraflardan birinin kararlaştırılan cezayı ödemek suretiyle ifadan kurtulabilmesi için kararlaştırılmış olduğundan haksız fesih halinde karşı taraf haksız fesih yapandan dönme cezasının ödetilmesini isteyebilir. Somut olayda, davacı ile davalı arasında resmi şekilde tanzim edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinde ''taraflardan cayan olursa 30000TL cayma bedeli ödenecektir.'' şeklindeki şartın dönme cezası düzenlenmiştir. Dosya kapsamında bulunan noterde tanzim edilen düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve kat karşılığı inşaat sözleşme ile dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin resmi şekilde yapılması nedeniyle tek taraflı caymanın hukuken mümkün olmadığından yazılı düzenleme yok hükmündedir. Böylece Kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin taraf iradeleri fesihte birleşmediği sürece ancak mahkeme kararı ile mümkün olduğundan sözleşmenin feshi için dava açılmakla sözleşmeden haklı nedenle dönenin davacı olması ve sözleşmede aksine bir hüküm bulunmaması karşısında cayma tazminatı talebinin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabul kararı verilmesi hatalı olmuştur. (Yarg. 6. HD. E: 2021/3015 K: 2022/162) Kabule göre de; sözleşmenin geriye etkili feshi yerine yazılı şekilde sadece feshine karar verilmesi yerinde olmadığı" gerekçesiyle "Bir kısım davalılar vekili Av. ...'ın istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1) b 1. maddesi gereğince esastan reddine, İlk derece mahkemesince, davalılar ... ve ... vekili Av. Kasım Atalay'ın istinaf başvurusunun 10.03.2022 tarih ve 2021/65 Esas, 2021/425 Karar sayılı ek kararı ile reddine karar verildiği ve bu ek kararın istinaf edilmediği anlaşılmakla, davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmemesine, Davacı avukatının istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile, Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 16.12.2021 tarih ve 2021/65 Esas, 2021/425 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1) b 2. maddesi gereğince kaldırılmasına, Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davacı ile davalıların murisi ... arasında imzalanan Salihli 1 Noterliğinin 05.09.2013 tarih ve 11479 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kart Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin geriye etkili olarak feshine, Davacının cayma bedeli ve kira bedeli taleplerinin reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1 Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde, davalıların babalarının vefat etmesi nedeniyle Türk Medeni Kanununun 486. maddesine göre sözleşmenin imzalanmasının üzerinden geçen süre zarfında muris ...'un vefat ettiği tarih itibariyle zaten sözleşmenin feshedildiğini, sözleşme hükümleri her ne olursa olsun Türk Medeni Kanununun 486. maddesi uyarınca kanuna aykırı olması nedeniyle geçerli olmadığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2 Davacı vekili temyiz dilekçesinde, on yıl önce tamamlanması gereken inşaatın hala yapılmadığını, davacının ise bu durumda hiçbir ad altında tazminat almaması gerektiğine hükmedildiğini, bu durumun hem yasaya hem hakkaniyete aykırı olduğunu, esasen sözleşmede dönme iradesinde bulunan davacı değil davalılar olduğunu, davacının sözleşmenin ifasını yıllarca beklediğini fakat sözleşmenin niteliği gereği tek taraflı ortadan kaldırılamayacak bir sözleşme olması nedeniyle bu davayı açmak zorunda kaldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, eser sözleşmesinin bir türü olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve dönme cezası ile kira bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddeleri
- Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dönme cezalarında amaç, her iki tarafın miktarını önceden götürü olarak saptadıkları cezayı ödemek suretiyle sözleşmeden dönmelerini (feshi) kolaylaştırmaktır. Taraflardan birinin haklı neden olmadan sözleşmeden dönmesi halinde, diğer taraf sözleşmede kararlaştırılmış olan bu cezayı isteyebilir. Yasanın aradığı şekle uygun yapılmayan eser sözleşmesi geçersiz olduğundan, bu sözleşmeden yer alan ceza koşulu ya da bağımsız ceza sözleşmesi de geçersizdir. Zira, cezai şart, asıl borca ilişkin fer'i haklardandır. Asıl borç hükümsüz olunca, cezai şart da hükümsüzdür. Buna göre geçerli bir şekilde kurulmuş arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yer alan dönme cezası da geçerlidir.
3.Dava konusu olayda davalıların murisi yüklenici ile davacı arsa sahibi arasında Salihli 1. Noterliğinde 05.09.2013 tarihinde yapılan "Düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi" yasada gösterilen şekilde yapılmış olup geçerlidir. Bu durumda, mahkeme kararının gerekçesinde yeralan "Somut olayda, davacı ile davalı arasında resmi şekilde tanzim edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesinde 'taraflardan cayan olursa 30000tl cayma bedeli ödenecektir.' şeklindeki şartın dönme cezası düzenlenmiştir. Dosya kapsamında bulunan noterde tanzim edilen düzenleme şeklindeki gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile dava dilekçesi bir bütün olarak değerlendirildiğinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin resmi şekilde yapılması nedeniyle tek taraflı caymanın hukuken mümkün olmadığından yazılı düzenleme yok hükmündedir." şeklindeki, yasal düzenleme ve Daire'mizin yerleşik içtihat ve uygulamalarına uygun olmayan yöndeki gerekçesi doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden sonucu itibariyle doğru bulunan mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 370/4 maddesi gereğince gerekçesi değiştirilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1 Davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,
2 Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesinin
değiştirilmek suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davacı Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmadığından yararına vekalet ücreti takdirine yer
olmadığına,
Davacıdan peşin alınan harcın istek halinde iadesine,
Aşağıda yazılı harcın temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:44:05