Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1563
2023/1892
17 Mayıs 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/496 E., 2021/2446 K.
DAVA TARİHİ: 29.08.2017
HÜKÜM: Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/950 E., 2018/1094 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,17.05.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde duruşmalı temyiz talebinde bulunan davalı şirket vekili Avukat ... ile davacı şirket vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin inşaat işleri alanında faaliyet gösterdiğini, davalı aleyhine 3 adet faturaya dayalı olarak 610.968,32 TL üzerinden icra takibinde bulunduğunu, takip konusu faturaların itiraza uğramadığını ve bir kısım ödeme yapıldığını, bakiye alacakları için başlatılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede ve hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının sözleşme gereği edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile sözleşmenin tek taraflı feshedildiğini ve davacının çalışanlarına yapmadığı maaş ödemeleri, SGK primleri ve borçlarının davacı nam ve hesabına banka kanalı ile müvekkilince ödendiğini, bu nedenle davacının bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01/11/2018 tarihli ve 2017/950 Esas, 2018/1094 Karar sayılı kararıyla; Yetkili icra dairesinde yapılan takip bulunmadığından iş bu itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 20/06/2019 tarihli ve 2019/553 Esas, 2019/775 Karar sayılı kararıyla; Taraflar arasındaki sözleşmenin fesh edilmiş olması nedeniyle yetki şartının dikkate alınmayacağı, ancak işin yapıldığı yer Bakırköy, davalı şirket adresinin ise Güngören olması sebebi ile her iki yer için Bakırköy İcra Dairesi yetkili olduğu halde, dava konusu takibin yetkisiz Anadolu İcra Dairesi'nde yapıldığının anlaşılmasına göre ortada geçerli bir takip bulunmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkeme gerekçesinin usul ve yasaya, dosya kapsamına uygun olmaması nedeni ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına, düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın yetkili icra dairesinde yapılan takip bulunmadığından itirazın iptali davasının reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi (kapatılan) 2019/2896 Esas, 2020/296 Karar sayılı ve 05/02/2020 tarihli kararı ile davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş ise de; eser sözleşmelerinde genel yetki kuralı, HMK'nın 6. maddesi uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi (takip yönünden ise icra dairesi), aynı zamanda özel yetki kuralı uyarınca (HMK'nın 10. maddesi) sözleşmenin ifa yeri mahkemesi (icra dairesi) de yetkili olduğu, İşin yapıldığı yer mahkemesi Kadıköy olduğu halde, işin esasına girilmesi yerine hatalı olarak yetkili mahkemenin Bakırköy olarak değerlendirilmek sureti ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile bozma kararı verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile denetime elverişli bilirkişi raporuna göre her iki tarafın ticari defterinin usulünce tutulduğu, davacı tarafından düzenlenen takip konusu faturaların davalıya ait ticari defterine kaydedilmiş olduğu ve davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 523.236,87 TL alacaklı olduğu, davaya konu takip dayanağı faturalar davalı tarafından itiraz edilmeyerek usulünce tutulan ticari defter kayıtlarına işlenmiş olduğu, ticari defterlerin kesin delil olma özelliği nedeniyle fatura konusu işlerin yapılarak teslim edildiği ve davacının fatura bedelleri toplamı kadar alacaklı olduğunun kabulünün gerektiği, davalı taraf ödeme iddiasında bulunmuş ise de yemin dahil bu savunmasını yasal delillerle ispatlayamadığı, bu durumda, davacının davasının kısmen kabulü ile talebin 523.236,87 TL üzerinden devamına karar verilmek üzere kararın kaldırılmasına karar verilmiş, Davaya konu takip dayanağı faturalar davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup alacak likit olduğundan takibe itirazında haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmiş, şartları bulunmadığından davalı tarafça talep edilen kötü niyet tazminatının da reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Bozma ilamına konu bölge adliye mahkemesi kararının usule ilişkin olması nedeni ile dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi gerekirken esasa ilişkin inceleme ve kararın bölge adliye mahkemesince yapılmasının hukuk aykırı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin davacının edimlerini usulüne uygun şekilde yerine getirmemesi nedeni ile müvekkilince tek taraflı feshedildiğini, bunun üzerine davacının çalışanlarının ücretlerinin, SGK primlerinin, alt taşeronlara olan borçlarının müvekkilince ödendiğini, bu durumun müvekkilinin ticari defterlerinden anlaşıldığını, davacının borçlarının onun nam ve hesabına banka kanalı ile müvekkilince ödendiğini ve yapılan ödemelerin cari hesaba kaydedildiğini, sözleşmenin feshinden sonraki gerek sözleşme dahilindeki gerekse sözleşme dışı tüm işlerin müvekkilince tamamlandığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre davacı yüklenicinin ödenmeyen işçi alacağının bulunması halinde bu bedellerin hakedişinden kesileceğinin kararlaştırıldığını, davacının çalışanlarının SGK kayıtlarının celbi ile bu hususlarda araştırma yapılmasını talep etmelerine rağmen bu talepleri bakımından inceleme yapılmadığını, itirazın iptali davasının hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, yargılamayı gerektiren likit olmayan alacak için davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vakî itirazın iptâli istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, İİK 67. maddesi
-
Değerlendirme
-
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
Taraflar arasında 01/01/2015 tarihli, konut inşaatının kaba yapı işlerinin yapımı konulu sözleşme imzalandığı, Beyoğlu 8.Noterliği 27/08/2015 tarih ve 16457 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.
2.1. Davalı tarafça, davacının herhangi bir alacağının bulunmadığı, fesih tarihinden sonra davacıya ait olan çalışanların maaşı, SGK primleri ve başkaca borçlarının müvekkilince ödendiği iddia edilmiş ise de dosya kapsamındaki 27/07/2021 tarihli rapora göre üçüncü kişilere davacı nam ve hesabına yapıldığı iddia olunan ödemelerin bir kısmının davacının iddiasına aykırı olarak fesih tarihinden önce olduğu, yapılan ödemelerin ise davacı nam ve hesabına yönelik iddianın ispatı için davalı tarafça bir delil sunulamadığı, 16/09/2021 tarihli celsede davalı vekiline yapmış olduğu ödemelere ilişkin iddiasıyla ilgili müvekkili ile görüşüp yemin teklif edip etmeyeceği hususunda beyanda bulunmak üzere 2 hafta süre verilmesine karar verilmiş, davalı vekili 01/10/2021 havale tarihli dilekçesinde bu aşamada yemin teklifinin mümkün bulunmadığını beyan etmiş olduğu, bu hali ile üçüncü kişilere yapılan ödemelerin davacı nam ve hesabına yapılmış olduğu iddiasının ispatlanamadığı kanaati hasıl olmuştur. Takip konusu faturaların, davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gerekçesi ile davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasında da hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
- Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
8400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine,
17/05/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:03:32