Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1467

Karar No

2023/1751

Karar Tarihi

10 Mayıs 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1568 E., 2021/1822 K.

DAVALILAR: 1 Tasfiye Halinde ...Temizlik Gıda Tabldot Sanayi Ticaret

Limited 2 ... Temizlik ve Malzemeleri Gıda Turizm İnşaat

ve Özel Sağlık Hizmetleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi

vekilleri Avukat ...

DAVA TARİHİ: 10.08.2018

HÜKÜM/KARAR: Kısmen Kabul Kısmen Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/287 E., 2020/10 K.

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davalıların istinaf taleblerinin reddine, davacının istinaf talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketlerden ihale ile hizmet satın aldığını, davalı şirketlerin çalıştırdığı dava dışı işçilerin iş akdinin sona ermesi üzerine iş mahkemesinde açtığı iş davaları sonucunda işçilerin işçilik hak ve alacaklarından doğan alacağın üst işveren olması nedeniyle davalılar ile birlikte müşterek ve müteselsilen kendilerinden tahsiline karar verildiğini, kararın kesinleşmesi üzerine dava dışı işçilerin yaptığı icra takipleri nedeniyle ödeme yapmak zorunda kaldıklarını, toplam ödeme tutarından davalıların sorumlu olduğu %50'lik kısma isabet eden 844.744,41 TL'nin rücuen tahsilini sağlamak adına davalılar hakkında icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini belirterek itirazın iptali, takibin devamı ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketler ile belediye arasında imzalanan hizmet alımları ile tip sözleşmesinin eki olan teknik şartnamenin 7. ve 10. maddesine göre yüklenicinin sözleşme ile ilgili tazminat ve ücret gibi işçilik haklarının ödenmesinden kendisinin sorumlu olacağı şeklinde hükümlerin mevcut olduğu, tip sözleşmenin ve genel şartnamenin 4.1.2002 tarihli Kamu İhale Kanunu'na dayanılarak çıkarılan ve Resmi Gazetede 4.3.2009 tarihinde yayınlanan Hizmet Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 13/2. maddesi kapsamında düzenlendiği, tip sözleşmenin 4.1.2. ve 7. maddesi ile 22 ve 23. maddeler uyarınca atıf yapılan hizmet işleri genel şartnamesinin 38. maddesinde yer alan hükümlerin davalı alt işverenlerin dava dışı işçiye ait tazminat ve alacaklardan dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden miktarın tamamından sorumlu olduklarına dair hükümler içerdiği, bu bağlamda davalıların da dava dışı işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden kıdem tazminatı ve diğer alacakların tamamından, ihbar tazminatından ise son alt işverenin sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, iş mahkemesi dosyalarında taraflar arasındaki sözleşmenin hizmet alımına bağlı alt işveren üst işveren ilişkisi değil, muvazaalı olarak işçi teminine yönelik olduğu ve davacı işçilerin başından beri asıl işveren konumunda olan belediyenin işçisi olduğu tespit edilmiş ise de davalı taraf sözleşmenin muvazaalı olduğuna dayanarak sorumluluğu bulunmadığını iddia edemeyeceğinden (yasa gereği kişiler kendi muvazaalarına dayanarak hak iddia edemeyeceklerinden), dolayasıyla davalı alt işverenler hizmet alım sözleşmesi ve teknik şartname ile davacı belediyenin ödediği miktarın tamamından sorumlu olup taleple bağlılık ilkesi gereğince 1/2 üzerinden yapılan hesaplama nazara alınmak kaydıyla davanın kısmen kabulü ile; davalı borçluların İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/199 takip sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibe asıl alacak olarak 779.356,35 TL ile takip tarihine kadar işlemiş 45.686,62 TL faiz olmak üzere toplam 825.042,97 TL üzerinden devamına, bakiye kısım yönünden istemin reddine, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yasal faiz uygulanmasına, alacak yargılamayı gerektirdiğinden davalılar aleyhine icra inkar tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı istinaf dilekçesinde, davalıların ödenen tazminat ve alacakların tamamından müteselsilen sorumlu olduğunu ayrıca icra inkar tazminatı şartlarının oluştuğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın tamamen kabulünü talep etmiştir.

  2. Davalılar istinaf dilekçesinde, taraflar arasında düzenlenen sözleşme ve eklerinde sorumluluk hususunun düzenlenmediğini, İş Kanunu gereğince tüm sorumluluğunun asıl işverende olduğunu kendilerinin sorumlu olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile işçinin, işçilik alacakları için İş Mahkemesine açtığı dava da, idarenin sorumlu tutulmasının İş Kanununun dan kaynaklanan bir zorunluluk olduğu, davacı tarafından ödenen kısmın rücuen tahsiline ilişkin davada ise taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine bakılması gerektiği, sözleşmede ve sözleşmenin eki şartnamelerde tarafların sorumluluklarına dair hüküm bulunması halinde bu hükmün uygulanması gerekli olup sözleşmede ve eki şartnamelerde sorumluluğa ilişkin hüküm bulunmaması halinde ise davalı işverenlerin dava dışı işçinin kendi yanlarında çalıştığı döneme isabet eden miktarın yarısından sorumlu olduklarının kabulü gerektiği, dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi mevcut olup davanın, asıl işveren davacı idarenin, davalı şirket tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, kamu kurum ve kuruluşları tarafından işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesinden alt işverenin sorumlu olmaması için sözleşmenin 11.9.2014 tarihinden sonra imzalanması ve sözleşmede bu hususta açık hüküm bulunmaması zorunlu olduğu, sözleşmede kıdem tazminatından alt işverenin sorumlu olduğuna dair açık hüküm bulunması halinde kamu kurum ve kuruluşu ödediği kıdem tazminatını alt işverenlere rücu etme imkanına sahip olduğu, imzalanan sözleşme ve eklerinde kıdem tazminatı ödemesi bakımından alt işverenin sorumluluğu konusunda açık hüküm bulunduğundan 22/02/2019 tarihli 7166 sayılı Kanunun 11 ve 12.maddeleri uygulanmadığı, davalılar arasında iş ortaklığına ilişkin 01.01.2014 ile 31.12.2014 tarihleri arasını kapsayan 30.12.2013 tarihli iş ortaklığı sözleşmesi bulunduğu anlaşılmakta olup davada talep edilen miktarın dava dışı işçilerin belirtilen tarihlerde davalı ortaklık nezdinde çalışmalarından kaynaklandığı, bu itibarla davalı ortaklığın, yanlarında belirtilen tarihlerde çalışan işçilerin belirtilen tarihlere isabet eden işçilik hak ve alacaklarından sorumlu olup sorumluluk miktarlarının ise davadaki talebe göre yarı oranında olduğu, ilk derece mahkemesince açıklanan bu hususlar esas alınarak ve davacının yarı oranda talepte bulunduğu belirtilerek, davalı alt işverenlerin işçiyi çalıştırdıkları döneme isabet eden miktarın yarı oranında sorumlu olduğu kabul edilmek suretiyle ve aynı dönemde işçiyi çalıştıran başka şirketlerin de mevcudiyeti nedeniyle hükmedilen asıl alacak miktarı yerinde olduğundan ve davalı yanın icra takibinde talep edilen ve mahkemece de hüküm altına alınan işlemiş faize ilişkin itirazları bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafça ileri sürülen esasa yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, davalılar ile dava dışı şirketler arasında müteselsil sorumluluğu gerektirecek hukuki ve fiili irtibatın bulunduğu iddia ve ispat edilmediğinden davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde görülmediği, davaya konu alacak değerlendirildiğinde, davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davalıların tüm, davacının diğer istinaf itirazlarının reddine, davacının istinaf talebinin icra inkar tazminatı yönünden kabulüne ve bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına; davalı borçluların İzmir 27. İcra Müdürlüğünün 2018/199 takip sayılı icra dosyasına yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 799.356,35 TL asıl alacak, 45.686,62 TL faiz olmak üzere toplam 825.042,97 TL üzerinden devamına, asıl alacak üzerinden davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı vekili temyiz sebepleri

1.Sözleşme hükümleri gereğince çalıştırılacak personel ile ilgili mali ve hukuki tüm sorumluluğun davalı yüklenicilerde olduğunu, takip konusu alacağın tamamına hükmedilmesi gerektiğini, reddedilen kısmın hatalı olduğunu,

2.Dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlu idare, ödediği miktarın borcun nihai yükümlüsü olan davalı (borçlulardan) rücuen tahsilini talep edebileceğini, İstinaf Mahkemesinin kararında sözü edilen 4857 sayılı 112. maddesine 5. fıkradan sonra gelmek üzere eklenen hükmün Anayasa Mahkemesinin 19.09.2019 tarih ve 2019/42 Esas, 2019/73 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini,

3.Taraflar arasında geçerli sözleşme hükümleri uyarınca davacıların kıdem tazminatı yönünden sorumluluğu da tam olduğundan aksi kabul ile itirazın kısmen iptaline dair verilen kararın hatalı olduğunu, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

2.Davalılar Vekili Temyiz Sebepleri

1.Davalıların, fesihte sorumluluklarının bulunmadığından bahisle takibe itiraz ettiğini, hem ilk derece mahkemesinin, hem de bölge adliye mahkemesinin feshin davacı tarafından tek yanlı alınan kararla yapıldığı, 104 işçinin davacı belediyece işten çıkartılmış olduğu, davalıların fesihte kusurlarının bulunmadığı, kötüniyetli olan davacının, işbu davranışının sonucunun davalılara yüklenemeyeceğini ısrarla görmezden geldiğini, davacının, dava dışı işçilerin iş akitlerinin kendisi tarafından, haklı bir sebep olmadan ve ihbar öneli verilmeden fesih edildiğini açıkça ikrar ettiğini,

2.Açılan davalar neticesinde davacının 104 işçinin iş akdine yönelik feshinin usulsüz olduğunun saptandığını, ancak davacının, kesinleşen mahkemenin kararına rağmen, yine hukuka aykırı olarak ve kötüniyetle işe iade kararlarını tek yanlı aldığı kararla uygulamadığını ve işçileri belediyede işe başlatmadığını, böylece hem boşta geçen süre hem de işe başlatmama tazminatı, hem de kıdem tazminatı ve sair tüm işçilik alacakları sebebiyle ödenmesi gereken tazminat tutarının fahiş şekilde artmasına neden olduğunu,

3.İhale, sözleşme ve şartnamesine göre, işi alan alt işveren davalıların, asıl iş sahibi olan davacının talimatlarını yerine getirmek zorunda olduğunu, aksi halde ihalenin feshedilip teminatların irad kaydedileceğini, davacının talimatıyla dava dışı işçilerin çıkışı yapılmak zorunda kalındığını, fesihte kusurlu belediyenin, davalılardan herhangi bir nam adı altında talepte bulunması mümkün olmadığını,

4.İş güvencesi kapsamında, işe iade davasında asıl işveren ile alt işverenin sorumluluğunun iki yönlü olarak değerlendirildiğini, asıl işverenin İş Kanunu 2. maddesi mucibince müşterek ve müteselsil sorumluluğu münhasıran tazminat açısından kabul edilmekte “işe iade” kararı için geçerli kabul edilmediğini, Yargıtay kararlarında tazminatlar açısından müştereken ve müteselsilen sorumluluk esasının geçerli olduğu kabul edildiğini, özellikle alt işveren nezdinde çalışan işçilerin, iş akitlerinin feshinin alt işveren tarafından yapılması halinde, müteselsil sorumluluk esasının geçerli olduğunu kabul ettiğini, işbu davada dava dışı işçilerin iş akdinin alt işveren davalı şirketler tarafından değil, üst işveren davacı tarafından yapılmış olduğu, feshin davacı tarafından kaynaklanan nedenlerden kaynaklandığını, bu sebeple fesihte tam kusurlu olan davacının, fesihte hiçbir kusuru bulunmayan alt işveren davalılara rücu etme hakkının olmadığını,

5.Hükme esas alınan raporda da, iş akdini fesih eden tarafın davacı üst işveren olduğu, işbu hususun kesinleşen iş mahkemesi kararlarıyla sabit olduğu, iş akdini tek yanlı ve haksız fesih eden davacı üst işverenin davalı alt işverenden talepte bulunmasının mümkün olmadığı mütalaa etmiş olmasına rağmen, gerekçeye aykırı olacak şekilde davalı aleyhine hüküm kurulması hatalı olduğunu,

6.Mahkemenin işlemiş faize dair kararının da hatalı olduğunu, icra dairesine sunulan borca itiraz dilekçesinde açıkça faize itiraz edildiğini,

  1. İnkar tazminatına dair kararın da hatalı olduğunu, davalıların itirazı üzerine uzman bilirkişiden rapor alındığını ve alacağın miktarının ancak bilirkişi raporuyla tespit edildiğini, davalıların itirazının haksız ve kötüniyetle yapılmadığı gibi likit de olmadığını, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasını talep etmişlerdir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, asıl işveren davacı belediyeye karşı davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçilerin açmış oldukları dava sonrasında ödemek zorunda kaldıkları işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücreti alacağının rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

4857 sayılı İş Kanunu'nun 21/1 2 3 fıkraları, 2/6 ncı maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 167 nci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369, 370 ve 371. maddeleri,

  1. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.4857 Sayılı Yasanın 2/6 maddesinde asıl işveren alt işveren ilişkisi tanımlanmıştır. Bu ilişkide asıl işveren alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu kanunda iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur. Bu sorumluluk iş hukuku kapsamında işçiye karşı geçerlidir. Somut olayda olduğu gibi asıl işveren ve alt işverenin kendi aralarındaki iç ilişkide meydana gelen uyuşmazlığın Borçlar Kanunu kapsamında sözleşme hukukunun ilke ve esaslarına göre çözümlenmesi ve uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ve sözleşme ekindeki şartname hükümlerinin dikkate alınması gerekmektedir. Hizmet alımları tip sözleşmesinin 7 ve 10. maddesine göre çalıştırılacak personel ile ilgili mali ve hukuki tüm sorumluluk yükleniciye ait olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının yüklenici olan davalılardan rücu talebinin haklı olduğu, diğer davalıların sorumluluğu bulunmadığı anlaşılmakla mahkeme kararında isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizincelenenvı.kararınkararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:07:10

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim