Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1909

Karar No

2023/1538

Karar Tarihi

27 Nisan 2023

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

EK KARAR TARİHİ: **

SAYISI: 2020/776 E., 2021/1304 K.

DAVA TARİHİ: 06.11.2017

HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI: 2017/708 E., 2020/206 K.

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı taşeron vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında inşaatın kalıplarının yapılması hususunda 25/06/2013 tarihli taşeron sözleşmesi imzalandığını, davacının işi yaparak teslim ettiğini, ancak davalı yüklenicinin sözleşme konusu ofisin devrini gerçekleştirmediğini ayrıca bakiye iş bedelinin hesaplanmadığını, sözleşme uyarınca davalının yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde yapılan işin iki katı kadar cezai şartı ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek şimdilik davacı tarafından yapılan iş bedelinin iki katı kadar cezai şart alacağı olarak 100.000,00 TL'nin tahsiline, bu talebin kabul edilmemesi halinde devri gereken işyeri tapusunun iptali ile adına tesciline, ayrıca bakiye iş bedelinin m²’sinin 2.500,00 TL'den hesaplanarak tahsiline, bu talebinin de kabul edilmemesi halinde sözleşmeye konu işyerinin piyasa rayiç değerinin davalıdan bakiye iş bedeliyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı yüklenici vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme uyarınca davacıya toplam 106.800,00 TL borç verildiğini, verilen bu para ile davacının işini görerek taahhüdünü yerine getirebildiğini, bu paranın geri ödenmediğini, büronun tapusunun paranın iadesi halinde verileceğini, tazminat talebinin hukuksuz olduğunu, davacının kendi edimini yerine getirmediğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 2017/708 Esas, 2020/206 Karar ve 13.03.2020 tarihli kararıyla özetle; davacı tarafından işin tamamen bitirilip teslim edildiği, işin devamı sırasında davalı tarafından davacıya çek ve nakit olarak 106.800,00 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından yapılan işin piyasa rayiç toplam bedelinin sözleşme şartlarına göre hak edişinin 328.435,95 TL (KDV dahil) olduğu, sözleşmede teslimi kararlaştırılan 30 nolu bağımsız bölümün piyasa rayiç bedelinin dava tarihi itibariyle 380.000,00 TL olduğu, davacı tarafından iş tamamen bitirilip teslim edildiği ve davalı tarafça herhangi bir eksik ve ayıp ihbarında da bulunmadığı, buna rağmen davalının sözleşme ile yüklendiği 30 nolu ofisin devrini yerine getirmediği, davacı tarafından Üsküdar 2. Noterliğinin 27.07.2016 tarih 13596 yevmiye nolu ihtarnamesi gönderildiği halde yine de sözleşmede yüklenilen edimin yerine getirilmediği, bu hali ile davalının mütemerrit duruma düştüğü ve davacı tarafından sözleşmede belirlenen cezai şart tutarı olan yapılan işin iki katı olan (328.435,95 TL x 2 = 656.871,90 TL) cezai şarta hak kazandığı, bu cezai şart tutarından davalının davacıya vermiş olduğu toplam borç tutarı olan 106.800,00 TL ödemenin mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 550.071,90 TL'nin tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Nedenleri

Davalı vekili istinaf başvurusunda özetle; davacının gecikmeden kaynaklı bir zararı olmadığı, cezanın yüksek olduğu, büronun kullanımının davacıda olduğu, yapılan işte eksik ve ayıplar olduğu, davacı vergi mükellefi olmadığından sözleşmede KDV olarak hesaba dahil edilecek bir hususun belirlenmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararını, süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili istinaf başvurusundaki gerekçelerle kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, eser sözleşmesi uyarınca kararlaştırılan cezai şartın tahsili, mümkün olmadığı takdirde tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde hesaplanacak iş bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

Türk Borçlar Kanunu’nun 179 uncu, 470 inci maddeleri, Noterlik Kanunu’nun 60 ıncı maddesi, Tapu Kanunu’nun 26 ıncı maddesi.

  1. Değerlendirme

  2. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  3. Davacının vefat eden eşi ... ile davalı arasında, davalının yükümlülüğündeki inşaatın kalıplarının yapılması konusunda 28.02.2013 tarihli sözleşme imzalanmış, bu sözleşmede yapılacak iş karşılığında 3339 ada 3 parselde bulunan binada en üst kat altı kuzey doğu cephe büronun iş bedeli olarak verileceği düzenlenmiştir. Davacının eşinin vefatı ile bu sefer aynı işin ifası için davalı ile davacı arasında 25.06.2013 tarihli ek sözleşme imzalanmıştır. Bu sözleşmede de, iş bitiminde karşılıklı hesap görülüp sözleşmeye istinaden verilen ofisin tapusunun verileceği, hangi taraf alacaklı ise karşı tarafa ödemesini yapacağı, davalı yüklenici taahhütlerini yerine getirmediği takdirde yapılan işin iki katı para ödemeyi kabul edeceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, davacı taşeron terditli olarak açtığı davasında ilk olarak, ek sözleşme uyarınca kararlaştırılan seçimlik cezanın ödenmesini talep etmiştir.

Kural olarak; eser sözleşmelerinin geçerli olması herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Tarafların karşılıklı olarak "icap" ve "kabul" iradelerinin oluşmasıyla eser sözleşmesi ilişkisi kurulur. Yazılı olması ancak, taraflara ispat kolaylığı sağlar. Ne var ki, taşınmaz mülkiyeti nakli borcunu doğuran sözleşmelerin, 6098 Sayılı TBK'nın 237 inci, TMK'nın 706 ıncı, Tapu Kanunu'nun 26 ıncı ve Noterlik Kanunu'nun 60 ıncı maddeleri uyarınca resmi yazılı şekilde yapılması zorunludur. Bu zorunluluk sözleşmenin geçerliliğine ilişkin olup, bu şekil şartına uymayan bir sözleşme geçerli olarak kabul edilemez.

Türk Borçlar Kanunu’nun 179 uncu maddesinde düzenlenen cezai şart, asıl borcun ifasını zorlamaya yönelik bir yaptırım niteliğinde olduğundan doğrudan onunla bağlantılıdır. Bu bağlamda doğumu, devamı ve sona ermesi asıl borcun varlığına bağlıdır. Cezai şartın feri nitelikte olmasının şekil konusunda da önemli sonuçları bulunmaktadır. Cezai şartın geçerliliği şekle bağlı olmamakla birlikte, kanunen şekle tabi bir sözleşmeye bağlanmak istenen cezai şart anlaşmasının da aynı şekilde yapılması gerekmektedir.

Söz konusu açıklamayı somut uyuşmazlık bakımından değerlendirdiğimizde; gerek davalı ile davacının vefat eden eşi arasında imzalanan 28.02.2013 tarihli, gerekse de bu sözleşmeye ek olarak davanın tarafları arasında imzalanan 25.06.2013 tarihli sözleşmede iş bedeli olarak ofis devri kararlaştırılmış olup, az yukarıda belirtildiği üzere taşınmaz devrini içeren sözleşmelerin resmi şekilde yapılması geçerlilik koşulu olup, her iki sözleşmenin de adi yazılı şekilde yapıldığı anlaşıldığından sözleşmeler geçersizdir. İş bu durumda, geçersiz sözleşmede düzenlenen cezai şart da, cezai şartın feri niteliği uyarınca geçersizdir. Bu nedenle mahkemece, davacının cezai şart talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

İş bu durumda mahkemece yapılacak iş; davacı taşeron tarafından terditli dava açıldığı anlaşıldığından diğer taleplerinin değerlendirilip, sonucuna uygun karar verilmesinden ibaret olmalıdır.

Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucu verilen karar doğru olmamış, bozulması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

“Değerlendirme” bölümünün 2. bendinde belirtilen nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA,

Peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararistinafcevaptemyizkaldırılmasınaincelenenvı.kararınkararımahkemesiderecebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:12:44

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim