Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1522
2023/1412
13 Nisan 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/901 E., 2022/35 K.
DAVA TARİHİ: 29.06.2017
HÜKÜM/KARAR: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2017/444 E., 2019/743 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tarafların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ... İçme Suyu İnşaatı işine ilişkin sözleşme imzalandığını, davalı banka tarafından, borçlarını sözleşmeye uygun yerine getirmedikleri iddiasıyla 414.783.396.194,00 TL (eski para ile) tutarında fazla ödeme yapıldığı ileri sürülerek müvekkilinin 133.148.797.700,00 TL teminat tutarının borçlarına mahsup edildiği ve bu miktarın banka hesaplarına alındığını belirtilerek kalan alacağın tahsili talebiyle Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesine dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda eksik ya da ayıplı iş olmadığı tespit edilerek davanın reddine karar verildiğini, 27/02/2017 tarihinde mahkeme kararının kesinleştiğini, müvekkilinin edimini sözleşmeye uygun olarak ifa ettiğinin kesinleşen mahkeme kararıyla tespit edildiğini, sözleşmenin ilk dava boyunca ayakta kaldığını, teminatın iadesinde zamanaşımının söz konusu olmadığını, ayrıca mahsup edilen ücreti vermemekle geçerli olmayan ve sona ermiş bir sebepten ötürü davalı tarafın sebepsiz zenginleşeceğini belirterek alacaklarının ilk dava tarihi olan 17/12/2004 tarihinden itibaren Merkez Bankasının kısa vadeli ticari kredilere uyguladığı reeskont faiziyle ve bu faizin % 5 BSMV si ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Çatalçam İçmesuyu İnşaatı işine ilişkin sözleşmesinin 04.04.2000 tarihinde imzalandığını, yapılan şikayetler üzerine bankaları ve Bayındırlık ve İskan Bakanlığı müfettişlerince yapılan inceleme ve soruşturma sonucu, işin gereklerine uygun yapılmadığı, bankanın 2003 yılı birim fiyatları ile net olarak 414.783.396.174 TL (eski TL) zarara uğratıldığı sonucuna varıldığını, davacının söz konusu iş için bankalarına vermiş olduğu nakit ve mektup teminatlarının toplamı olan 133.148.797.700 TL (eski TL) borcuna mahsuben tazmin edildiğini, davalının bakiye 281.634.598.474 TL (eski TL)’nin borcunun tahsili için Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2004/781 E. sayılı dosyası ile açılan alacak davasının reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, davacının 27.09.2004 tarihinde teminatlarının tazmini ve mahsubu işleminin gerçekleştirildiğine dair bilgi sahibi olduğunu, 27.09.2004 tarihinden ve kesin hesabın onaylandığı 19.09.2005 tarihinden itibaren 10 yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen, davacı yüklenicinin karşı dava açmadığı icra takibi de başlatmadığını, talebin zaman aşımına uğradığını, bankalarınca tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2004/781 E. sayılı dosyasında iş sahibi banka tarafından açılan davaya karşı davalı ... vekili tarafından verilen 21/02/2005 tarihli takas mahsup talepli cevap dilekçesinde, davacı taraftan alacaklarının tespitiyle davacı banka tarafından el konulan 133.148.797.700 TL nin de müvekkiline ödenmesi talep ettiği, teminat alacağını def'i yoluyla anılan mahkemede ileri sürdüğünden zaman aşımı süresinin kesildiği, anılan mahkemenin karının 27/02/2017 tarihinde kesinleşmesinden sonra davacı tarafın dava konusu teminat tutarının ödenmesi için davalı bankaya 23/05/2017 tarihli dilekçeyle 133.148.797.700 TL 'nin 3 gün içinde ödenmesi için talepte bulunduğu, 818 Sayılı Borçlar Kanunu ve 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda düzenlenen zaman aşımı hükümlerine göre Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/781 Esas sayılı dosyasında dava konusu teminat alacağının yüklenici şirket tarafından defi olarak ileri sürülmesi nedeniyle zaman aşımının kesilmeye başladığı, bu dava ile ilgili verilen her kararda zaman aşımının kesildiği, davalı bankanın zamanaşımı def'inin yerinde olmadığı, davacı tarafın dava konusu teminat tutarı 133.148.797.700 TL 'nin 3 gün içinde ödenmesi için davalı bankaya 23/05/2017 tarihli dilekçeyle talepte bulunduğu, dilekçenin davalı bankaya 24/05/2017 tarihinde ulaştığı, davacı tarafça verilen üç günlük ödeme süresinin dolduğu 28/05/2017 tarihinde temerrütün oluştuğu, davacı tarafın ıslahla talep ettiği tutarın yerinde olmadığı kanaatine varıldığından ıslah dilekçeside dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 133.148,79 TL'nin 28/05/2017 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, 2004 yılında açılan davanın reddedilerek kesinleştiği, 27/02/2017 tarihine kadar taraflar arasındaki muarazanın devam ettiğini, bu sebeple açılan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiği, müvekkiline ait paranın faizsiz bir hesapta tutulduğuna dair bir beyanının da bulunmadığını, muarazanın başından itibaren müvekkiline ait ve teminat niteliğindeki parayı elinde tutan buna rağmen murazaa çıkararak 13 yıl boyunca teminatı müvekkiline iade etmeyen bankanın basiretli bir tacir gibi hareket etmediğinden istinaf başvurularının kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasına ve müvekkiline ait teminatların ilk davanın açılış tarihi olan 17/12/2004 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte 133.148,79 TL'nin müvekkiline ödenmesine dair karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde; davacı tarafından eldeki dava ile davacının borcuna mahsuben tazmin edilen 133.148,79 TL'nin iadesinin talep edildiğini, davacının bu süreç içerisinde 414.783,39 TL borçlu olduğuna dair müvekkili tarafından 27/09/2004 tarihinde tebliğ edilen yazıdan sonra davacının bu teminatların tazmini ve mahsubu işleminin gerçekleştirildiğinden haberdar olduğu, yine kendisi aleyhine açılan alacak davasından da haberdar olduğu tarihten sonra veya kesin hesabın onaylandığı 19/09/2005 tarihinden işbu davanın açıldığı tarihe kadar 10 yıldan fazla süre geçmiş olmasına rağmen davacının herhangi bir dava veya takip yoluna gitmediğini, 6098 sayılı Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca genel alacak zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğunu, yine dilekçelerinde bahsi geçen Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere eser sözleşmesinden kaynaklanan alacakların 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu ve alacağın muaccel olduğu tarihin kesin hesap ve kesin kabulün onay tarihi olduğunun ifade edildiğini, kesin hesabın bankaca onaylandığı tarihin ise 19/09/2005 olup zaman aşımı süresi içinde davacı tarafından dava açmak veya icra takibi başlatmak gibi hiçbir işlem yapılmadığını, bankalarınca bakiye borcun tahsili amacıyla Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2004/781 nolu esasında açılmış olan davanın, yüklenici şirketin iddia ettiği alacak yönünden zaman aşımını kesmesinin mümkün olmadığını, zira sözü edilen davada verilen hükmün bu davanın davacısı olan şirketin bu dava ile ileri sürülen talepleri yönünden doğrudan ve icrai nitelikte bir hak doğurmayacağının açık olduğunu, davacı tarafından 2004/781 Esas sayılı dosyaya sunulan cevap dilekçesinde müvekkili banka tarafından davacının borcundan mahsup edilen tutarın kendisine ödenmesinin talep edilmesinin hukuki anlamda bir def'i olarak kabul edilemeyeceğini, davacı tarafından süresi içinde bu talepleri içerir bir karşı dava açılmadığını ve icra takibi de başlatılmadığını, alacağın zamanaşımına uğramış olması sebebiyle istinaf başvurularının kabulü ile kararın kaldırılmasına ve davanın reddine dair karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davalı iş sahibince sözleşmeden kaynaklanan idare zararının davacı yükleniciden tahsili istemiyle açılan davada o dosyanın davalısı olan eldeki davanın davacısı yüklenicinin 21.02.2005 tarihli cevap dilekçesinde iş sahibinden irat kaydedilen 133.148,79 TL teminat bedeli sebebiyle alacaklı olduğunu def'i dava zımnında ileri sürmüştür. BK'nın 133/II. maddesi hükmüne göre zaman aşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava açması veya icra takibinde bulunması zorunlu olmayıp aleyhine açılan davada kendi alacağını def'i olarak ileri sürmüş olmasının yeterli olduğu ve davacının bozmadan sonra 2014/299 E. numarasını alan Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasında 21.02.2005 tarihinde verdiği alacağının varlığını ileri sürdüğü cevap dilekçesi ile zaman aşımının kesildiği ve o dosyadaki kararın kesinleştiği tarihten 27.02.2017 tarihinden eldeki davanın açıldığı 29.06.2017 dava gününe kadar 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçmediği anlaşıldığından mahkemece zaman aşımı def'i reddedilerek işin esasının incelenmesine geçilerek ve taraflar arasında görülüp kesinleşen aynı sözleşmeden kaynaklı alacak davasının reddi sebebiyle davalı idarenin davacı yükleniciden alacağı bulunmadığının ve irat kaydettiği teminat tutarının davacıya iadesi gerektiğinin kesin delil niteliğindeki bu dava dosyasındaki kabuller sebebiyle anlaşıldığından davalı idarece irat kaydedilen 133.148,79 TL davacı teminatının davalı idarece davacıya iadesi yönünde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmemiş ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun bu sebeple esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden yapılan inceleme sonucunda ise; sözleşmede kesin vade olmadığı gibi taraflara vadeyi belirleme konusunda sözleşmede yetki verilmemiş ve davacı tarafça TBK'nın 117/1. maddesi gereğince 24/05/2017 tarihli ihtarname gönderilerek davalıya ödeme konusunda tebliğden itibaren 3 günlük süre verilmiştir. Davalıya tebliğ edilen ihtarnamede verilen 3 günlük ödeme süresinin dolmuş olduğu 28/05/2017 tarihi itibariyle davalı iş sahibinin temerrüde düşürüldüğü anlaşıldığından mahkemece de aynı gerekçelerle tahsiline hükmedilen davaya konu alacağa 28/05/2017 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmış olmasında da dairemizce yasaya aykırı bir durum görülmemiş olduğundan davacı vekilinin buna ilişkin istinaf başvurusunun da esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri temyiz sebebi olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan davacının sözleşme uyarınca davalıya vermiş olduğu teminat tutarlarının davacı yana iade edilmeyerek irat kaydedilmesi nedeniyle davalı tarafından irat kaydedilen teminat tutarının tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanununun 133/II ve 136 ncı maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 117/1 ve 157/1 maddeleri.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
-
818 sayılı Borçlar Kanununun 133/II nci maddesi hükmüne göre zaman aşımının kesilmesi için alacaklının mutlaka dava açması veya icra takibinde bulunması zorunlu olmayıp aleyhine açılan davada kendi alacağını def'i olarak ileri sürmüş olması yeterlidir. Bir dava veya def'i yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hakimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar (818 sayılı Kanunun 136 ncı maddesi, 6098 sayılı Kanunnun 157/1 nci maddesi). Somut olayda davacının Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin bozmadan sonra 2014/299 Esas numarasını alan dosyasında 21.02.2005 tarihli cevap dilekçesi ile alacağının varlığını ileri sürdüğü, zaman aşımının kesildiği ve o dosyadaki kararın kesinleştiği 27.02.2017 tarihinden işbu davanın açıldığı 29.06.2017 gününe kadar 5 yıllık zaman aşımı süresinin geçmediği anlaşılmaktadır.
-
6098 sayılı Kanunun 117/1 nci maddesi gereğince davacı tarafça 24/05/2017 tarihli ihtarname gönderilerek davalıya ödeme konusunda tebliğden itibaren 3 günlük süre verilmiştir. 28/05/2017 tarihi itibariyle davalı iş sahibinin temerrüde düşürüldüğü anlaşıldığından mahkemece tahsiline hükmedilen davaya konu alacağa 28.05.2017 temerrüt tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmış olmasında yasaya aykırı bir durum görülmemiştir.
-
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Fazla yatırılan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
(Muhalif)
KARŞI OY YAZISI
İtirazlar ve def'iler maddi hukuka dayanan savunma vasıtalarıdır. Def'ilerde bir hakkın varlığı kabul edilmesine rağmen, borcu yerine yerine getirmekten kaçınılmasına imkan veren maddi hukuktan kaynaklanan bir hakkın ileri sürülmesi söz konusudur. Def'ilere örnek olarak; zamanaşımı def'i (TBK 161/1), ödemezlik defi (TBK 97/1), iş sahibinin ayıp nedeniyle eser bedelinin indirilmesi def'i (TBK 475/1 bent 2), takas defi (TBK 139), ödünç verenin ödünç alacaklısının ödeme güçsüzlüğü def'i (TBK 390/1) sayılabilir.
İtirazlar ise hakkın hiç doğmadığı veya sona erdiği ya da herhangi bir nedenle ortadan kalktığını belirten vakıaların ileri sürülmesidir. Örneğin, resmi şekilde yapılmayan bir taşınmaz satış sözleşmesinden kaynaklanan alacağın istenmesinde sözleşmenin şekil koşuluna uyulmadan yapıldığından geçersiz olduğu ve alacağın hiç doğmadığının ileri sürülmesi, borcun ödeme ile sona erdiğinin ileri sürülmesi, kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı olması nedeniyle eser sözleşmesinden dönülmüş olduğunun ileri sürülmesi, karşı tarafın taşınmaz iktisabında iyiniyetli üçüncü kişi durumunda olmadığının (kötü niyetli olduğunun) ileri sürülmesi, açılan davada davacı veya davalı sıfatının bulunmadığının ileri sürülmesi doğmuş bir haktan feragat edildiğinin ileri sürülmesi birer itiraz niteliğindedir.
Takas ile ilgili düzenleme 6098 sayılı TBK 139. maddede yer almaktadır. Bu hükme göre; İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir (TBK 139/1). Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir (TBK 139/2) Zaman aşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir (TBK 139/3).
Ödemezlik def'inin düzenlendiği; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 97. maddesi (BK 81) hükmünce; karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir. Aksi halde öncelikli ifa kendisine düşmeyen taraf kendi edimini ifadan kaçınabilir.
6098 sayılı TBK 157/1. (818 sayılı BK 136/1) madde hükmüne göre; bir dava veya def’i yoluyla kesilmiş olan zaman aşımı, dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle işin gereği gibi yerine getirilmediği halde fazla ödeme yapıldığı belirtilerek iş sahibi idare tarafından yükleniciye 414.783,40 TL borç çıkarılarak ödenmesinin istendiği, ödenmemesi üzerine 138.148,80 TL bedelli teminat mektubu paraya çevrilerek, kalan miktar için 2004 yılında dava açıldığı davanın red kararı ile sonuçlanması üzerine teminat mektubunun haksız paraya çevrildiği belirtilerek 29.06.2017 tarihinde bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Daha önce taraflar arasında görülen davada yüklenici davalı olarak yer almış ve eksik ve kusur bulunmadığı ve edimlerinin sözleşmeye uygun olarak yerine getirildiği için davacı idarenin isteyebileceği alacak bulunmadığını savunmuş olup bu savunmanın zaman aşımını kesen dava veya defi niteliği taşıyıp taşımadığının belirlenmesi gerekmektedir.
Önceki davada iş sahibi teminat mektubuyla karşılanmayan zararları bulunduğunu belirterek dava açmış olup dava yoluyla kesilen zaman aşımı davacı iş sahibinin o davada talep ettiği alacakla ilgili olup o davanın konusunu oluşturmayan talep kalemleri bakımından gerek davacı için gerekse davalı için dava yoluyla zaman aşımının kesilmiş olabileceğinden söz edilemez.
Dava yoluyla zaman aşımının kesilmesi söz konusu olmasa da def'i yoluyla zaman aşımının kesilmesi söz konusu olabilecektir. Bunun için de bir def'inin varlığı gerekir.
Önceki dosyada davalı yüklenicinin eksik ve kusurlu iş yapmadığını bu nedenle talep edilebilecek alacak bulunmadığı için davanın reddi gerektiğini savunması takas def'i niteliğinde değildir. Zira davalı mahsubu gereken bir alacaktan söz edip ileri sürmeksizin davanın reddi gerektiğini savunmaktadır. Yine davalının savunması ödemezlik def'i niteliğinde de değildir. Zira ödemezlik defi'nde karşı taraf edimini yerine getirmediği için alacağın istenemeyeceği şeklinde bir savunma yapılmış olmayıp kaldı ki teminat mektubunun haksız paraya çevrilmesinden doğan alacağın o davada ödemezlik def'ine konu olabilecek bir yönü de bulunmamaktadır.
Davalının önceki davadaki savunması takas veya veya ödemezlik def'i niteliğinde olmadığı gibi başka bir defiyi de oluşturmamaktadır. Bu durumda davacının bu davadaki talebine konu alacak için önceki davada yapılan savunma ile bu davadaki alacak için zaman aşımı kesilmiş ve her yargılama işlemi ile yeniden başlamış değildir.
Bu dava teminat mektubunun paraya çevrilmesi sonrası açılan davanın üzerinden 13 yıl geçtikten sonra açılmış olup eser sözleşmesinden doğan davalar için 5 yılık zaman aşımı süresi dolduktan sonra açılmıştır. Davanın zaman aşımı nedeniyle reddi gerekirken önceki davada yapılan savunma ile zaman aşımının kesildiği ve her yargılama işleminden sonra yeniden işlemeye başladığı kabul edilerek yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
... ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:29