Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5317
2023/1208
23 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR: **
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davalarda davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi asıl ve birleşen davalarda davalı ... İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım İşletme A.Ş. vekilinin tarafından duruşma istemli temyiz edilmiş ise de asıl ve birleşen davalarda davalı ... İnşaat ve Gayrimenkul Yatırım İşletme A.Ş. vekilinin duruşma talebinden vazgeçtiğini beyan ederek incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve dosya incelendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; davacıya ait taşınmazda bulunan natamam durumdaki inşaatın tamamlanması, işletilmesi ve sonrasında davacıya devri konusunda taraflar arasında 23.09.2009 tarihli Yap İşlet Devret Sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmede davalının aylık işletme bedeli ve her işletme yılı için 400.000 USD bağış yapmayı kabul ettiğini, ancak borçlarını ödemediğini ileri sürerek, asıl davada, 23.12.2011 23.12.2012 tarihleri arasındaki ilk işletme yılı için 200.000 USD bağış tutarı ve ayrıca Ocak 2013 ve Şubat 2013 dönemlerine ilişkin işletme bedellerinin geç yatırılmasından kaynaklı 79.000 USD gecikme cezası olmak üzere toplam 279.000 USD; birleşen 2014/192 E. sayılı davada, 23.12.2012 23.12.2013 dönemine ilişkin bağış bedeli 400.000 USD; birleşen 2015/135 E. sayılı davada 23.12.2013 23.12.2014 dönemine ilişkin bağış bedeli 400.000 USD; birleşen 2016/194 E. sayılı davada 23.12.2014 23.12.2015 dönemine ilişkin bağış bedeli 400.000 USD; birleşen 2017/141 E. sayılı davada 23.12.2015 23.12.2016 dönemine ilişkin bağış bedeli 400.000 USD; birleşen 2019/149 E. sayılı davada 23.12.2016 23.12.2017 dönemine ilişkin bağış bedeli 400.000 USD’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili, müvekkilinin, natamam durumdaki inşaatın önceki dönemlerden kalma izinsiz yapılaşması, ruhsatının olmaması, projeye aykırı imalatlar gibi pek çok sorunu ile ilgilenmek zorunda kaldığını, alışveriş merkezini bu sorunlar nedeniyle işletemediğini, sözleşmedeki bağış bedelinin ödenmesinin son derece külfetli hale geldiğini, bağış vaadinden dönme hakkını kullanmak istediğini, inşaat ruhsatı alınamadığından, sözleşme tasfiye edilerek, müvekkilinin zararlarının karşılanması gerektiğini, davacının asıl ve birleşen davalardaki bağış talebinin yerinde olmadığını, ayrıca asıl davada talep edilen ifaya ekli cezai şartın haksız olduğunu, davacının ihtirazi kayıt koymadan işletme bedellerini tahsil ettiğini, ayrıca müvekkilinin temerrüde düşmediğini ve ceza koşulunun fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşme kapsamında, davalı yüklenicinin Ocak 2013 ve Şubat 2013 dönemine ilişkin işletme bedelini geç ödediği, bu durumda sözleşmenin 11.9. maddesi uyarınca hesap edilen gecikme tazminatından sorumlu olduğu, asıl davada bu konudaki talebin yerinde olduğu, davalı yüklenicinin ayrıca sözleşmenin 11.4. maddesi ile davacı iş sahibine yıllık 400.000 USD bağış yapmayı kabul ettiği, bu hükümle, yüklenici tarafından işletme kirasının bir kısmının bağış şeklinde davacı tarafa ödenmesinin taahhüt edildiği, davalı yüklenici bağışlama iradesinin temelini oluşturan menfaatin temin edilmediğini, yapının pek çok sorunu ile uğraşmak zorunda kaldığını, dava tarihi itibariyle bağışlama vaadinden dönme hakkını kullandığını savunmuş ise de; kurumlar vergisi beyannamesine göre davalı şirketin 2011 ve 2014 yılları hariç, 2012, 2013 ve 2015 yıllarında kar etttiği, ödemeyi taahhüt ettiği bağışları her yıl düzenli ödemesi halinde dahi beş yılın sonunda uhdesinde 1.578.699,06 TL kar kaldığının tespit edildiği, TBK’nın 295 ve 296. maddeleri kapsamında, bağıştan dönme/vazgeçme koşullarının somut olayda gerçekleşmediği, davalı savunmasının yerinde görülmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; uyuşmazlığın bağışlama sözünden dönmeye ilişkin olduğunu, ortada henüz ifa edilmiş bir bağış olmadığını, TBK’nın 296. maddesi uyarınca, bağışlama sözü verenin mali durumunun sonradan olağanüstü ölçüde bozulması halinde bağışlama sözünden dönülebileceğini, mahkemece bu incelemenin eksik yapıldığını, bilirkişi raporunun aksine zarar ettiklerini, şirketin güncel durumunun gözönünde bulundurulması gerektiğini, şirketin zarar ettiği tespit edilen 2011 ve 2014 yılları için de bağışa hükmedildiğini, dosyaya sundukları uzman görüşünün dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin bağışlama söz verdiği tutarları ödeyecek gücü bulunmadığını, bağış sözünden bu nedenle döndüklerini, bağış tutarının şirketin iktisadi ve hukuki varlığını tehdit eder hale geldiğini, ayrıca bu konuda sözleşmenin uyarlanması davası açtıklarını, sözleşmede muacceliyet veya vade öngörülmediği için müvekkilinin 25 yıllık sözleşme süresince dilediği zamanda bağışı yapabileceğini, bu nedenle dönemsel bağış sözünün yerine getirilmesi talebiyle dava açılamayacağını, temerrüt durumu söz konusu olmadığından faize de hükmedilemeyeceğini, asıl davadaki gecikme cezasının koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden inceleme yapılmadığını, cezanın tenkise tabi tutulmadığını, ayrıca gecikme cezasına faiz işletilemeyeceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına ve özellikle taraflar arasındaki sözleşme ve ek protokol gereği işletme dönemine ilişkin düzenlemede yıllık işletme bedeli ile bağış adı altında yapılacak ödemelerin toplam işletme bedelinin belirlenmesi kapsamında düzenlenmiş ve davalının sözleşmedeki edim yükümlülüğü kapsamında olduğunun anlaşılmasına göre asıl ve birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili temyiz başvuru dilekçesinde; ilk derece mahkemesi kararında dava konusu alacağın bağış vaadinden kaynaklandığı tespit edilmiş olmasına ve bu husus artık taraflar arasında kesinleşmesine rağmen istinaf dairesince söz konusu bağış vaadinin sözleşmedeki bir edim yükümlülüğü olarak nitelendirildiğini, istinaf dairesi kararının yeterli gerekçe içermediğini, gerekçenin kendi içerisinde çelişkili olduğunu, şirketlerin güncel ekonomik durumları nazara alınarak değerlendirme yapılmadığını, işletmenin zarar ettiğini, bağıştan dönme koşullarının somut olayda gerçekleştiğini, davacının sözleşmeyi feshettiğine dair ihtarname gönderdiğini, teminat mektuplarını nakde çevirdiğini, AVM'deki kiracılara kira bedellerinin kendisine ödenmesi için ihtarnamler gönderdiğini, tahliye davası açtığını, bu durumda bağış vaadinin yerine getirilmesinin beklenemeyeceğini belirtmiş ve ayrıca istinaf başvuru dilekçesinde dile getirdiği diğer hususları da temyiz nedeni olarak ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki Yap İşlet Devret sözleşmesinden kaynaklanan gecikme tazminatı ile bağış bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371. maddeleri
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, asıl ve birleşen davalarda davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:22:51