Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/5405
2023/1121
20 Mart 2023
MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki iflas davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarındaki araç kira sözleşmesi uyarınca düzenlenen faturanın ödenmemesi üzerine iflas yolu ile başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek İİK’nın 156. maddesi uyarınca itirazın kaldırılması ile davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisi değil adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklandığını, iş bitirme belgesinin alınması amacı ile gerçekte adi ortaklık ilişkisi olmasına rağmen tarafların gerçek iradelerini yansıtmayan kira sözleşmesinin düzenlendiğini, mahkemenin gerçek iradeyi araştırması gerektiğini, tasfiye süreci sonuçlanmaksızın davacının talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olup faturaya istinaden ödeme kaydının bulunmaması karşısında HMK 222 maddesi uyarınca birbirini teyit eden taraf ticari defterleri uyarınca davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 485,865,00 TL tutarında alacaklı olduğu, davaya konu faturanın tanzimine esas araç kira sözleşmesinde muvazaa olduğunu iddia eden davalının (taraf muvazaası) iddiasını yazılı delil ile ispata yönelik olarak davalının mahkememize yazılı delil ibraz etmediği gibi delil dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı, bu suretle davalının muvazaa iddiasını ispat edemediği, yine adi ortaklık ilişkisinin varlığı iddiasına yönelik olarak davacı tarafından tanzim edilen dava konusu fatura ile birlikte aynı mahiyetteki 13 adet faturada yer alan "adi ortaklık", iş ortaklığı" ibarelerinin davalının adi ortaklık ilişkinin varlığı iddiasını ispata yönelik yazılı delil olarak kabul edilemeyeceği, ancak HMK 202 md kapsamında delil başlangıcı olarak değerlendirilebileceği, davalının delil başlangıcı olarak kabul edilen faturalara istinaden tanık dinletebilecek ise de delil dilekçesinde tanık deliline dayanan davalının, tanık listesini mahkememize ibraz etmediği bu sebeple anılı iddiasını ispat edemediği, depo bedelinin ödenmesi nedeni ile davalının iflasına karar verilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde borcun varlığının bulunması gerektiğini, davalı borçlunun faturaya dayalı icra takibine süresinde itiraz ettiğine göre öncelikle bu itirazın kaldırılması ve itirazın kaldırılması kararının kesinleşmesi gerektiğini, yerel mahkemenin 23.09.2021 tarihli ara kararla iflas talepli takibin kaldırılmasına kanun yollarına imkan vermeyecek şekilde karar vermesinin, bu karar kesin olmamasına rağmen iflas takibi kesinleşmiş gibi iflas yönünde ilan yaptırmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, temyize tabi bir kararı kesin olarak vermesinin, bu karara dayanarak iflas davası ilanı ve kesinleşmemiş bir borç için diğer alacaklıları davet etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, itirazın kaldırılmasını kesin olarak anlamak için kararın kesinleşmesinin zorunlu olduğunu, taraflar arasındaki "Hizmet Alım Sözleşmesi" kapsamında adi ortaklığın bulunduğunu, müvekkili tarafından Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2022/132 Esas sayılı davanın açıldığını, bu davanın önce bu dosya ile birleştirildiğini, ancak hatalı olarak tefrik edilerek Mahkemenin 2022/161 Esasına kaydedildiğini, mahkemece eksik inceleme ile ve sadece iflas talebi hususunda adi takip kesinleşmeden hüküm tesis edildiğini beyan ederek, davanın usulden reddine karar verilmesini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına ve özellikle davanın niteliği gereği menfi tespit davasının bekletici mesele yapılmasına gerek bulunmaması ile tefrikinde hata olmamasına göre (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2008/12842 Esas, 2009/1956 Karar sayılı ilamı) davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarla ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, İflas istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (6100 sayılı Kanun) 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, İİK’nın 156. maddesi.
- Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Davalının adi ortaklığı ispat edemediği, takibe konu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafından açılan menfi tespit davasının iş bu davanın niteliği gereği bekletici mesele yapılmasına gerek olmadığı dikkate alındığında temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:17