Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/1444
2023/1105
20 Mart 2023
MAHKEMESİ: Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
HÜKÜM: Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ: Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük. Mahk. Sıf)
Taraflar arasındaki tüketiciyi koruma kanunundan kaynaklanan (hizmetin ayıplı olmasından kaynaklanan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İnşaat Tur. Gıda Tarım ve Hayvancılık İç ve Dış Tic. San. Ltd.Şti'den 14/03/2011 tarihinde ... Mah. ... 1252 no.lu ada 4 no.lu parselde henüz inşaat halinde olan binadan bağımsız bölüm satın aldığını, davalı ...’nin 2016 yılında inşaat yapılan arsadan hisse aldığını ve yüklenici şirket yetkilisinin akrabası olduğunu, davalı kayyumluk makamının ise daire sahiplerinden kira aldığını, Yargıtay uygulamasına göre şekil şartı aramanın dürüstlük kuralına aykırılık teşkil etmesi halinde haricen yapılan satışın geçerli olması gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile müvekkili adına arsa hissesi oranında tapu iptali ve tescil kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kayyım vekili cevap dilekçesinde; ... İnş. Ltd. Şti tarafından anılan taşınmazın üzerinde 8 katlı ve 38 daireli apartman inşa edildiğini, anılan şirket ile kayyımlık bürosu arasında imzalanmış herhangi bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığını, aynı zamanda şirket kayyıma danışmadan ve kendilerinin haberi olmadan inşaat yapıp, daireleri kayyıma hiç bir daire tahsis etmeden sanki bütün daireler kendisine aitmiş gibi satıp şahıslara teslim ettiğini, kat maliklerinin de tapularını alamadıklarını, kayyımlık hissesine karşılık kaç adet taşınmaz düşecekse mahkemece bunun tespitinin sağlanmasına ve bağımsız dairelerinin numaralarının ve katlarının belirlenmesini, davada defterdarlığa husumet yöneltilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı ... , davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 2017/598 Esas, 2018/354 Karar sayılı ve 29/05/2018 tarihli kararı ile davacı, dava dışı ... İnş... Ltd. Şti. ile arasındaki sözleşmeye göre şahsi hakkına dayanarak, sözleşmenin tarafı olmayan, sözleşme dışı üçüncü kişiler olan, davalı taşınmaz maliklerinden ayni hak talebinde bulunmakta ise de; ... İnş Tur. Gıda Tarım ve Hayvancılık İç ve Dış Tic. San Ltd. Şti. ile taşınmaz malikleri olan davalılar arasında nasıl bir hukuki ilişki olduğunu açıklamadığından ve bu durum ispat edilmediğinden, davadaki diğer hukuki sorunlar incelenmeksizin, davanın reddine karar verilmiştir. Bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2018/1729 Esas, 2018/1595 Karar sayılı ve 24/12/2018 tarihli kararı ile davacı tarafa arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenici olduğunu iddia ettiği, ancak davaya dahil edilmeyen dava dışı şirket hakkında dava açmak üzere mehil verilmesi, dava açılırsa o davanın eldeki dava dosyası ile birleştirilmesi, yüklenici ve diğer arsa sahiplerinin savunma ve delilleri ile özellikle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin toplanması, yine arsa paydaşlarının bir kısmına kayyım atandığına dair mahkeme kararının dosyaya eklenmesi gerektiği ve tüm bunların sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararı kaldırılmış, dosya gereğinin yerine getirilmesi için yerel mahkemeye gönderilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi’nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf kararında belirtildiği şekilde davacıya dava dışı yükleniciye dava açması için kesin süre verilmiş fakat; davacının yükleniciye karşı dava açtığına dair bir belge ibraz etmediğinin anlaşılması karşısında davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; dava tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olmakla birlikte davanın dayanağının arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olmayıp dürüstlük kuralı olduğunu, her ne kadar tapu devir işlemlerine esas teşkil edecek sözleşmeler için şekil şartı öngörülmüşse de Yargıtay'ın YİBGK 1987/2 Esas, 1988/2 Karar sayılı 30/09/1988 tarihli içtihadı gereği dürüstlük kuralı gereği kötüniyet iddiasının değerlendirilmesi gerektiğini, mahkemenin ise aksine tamamen şekil açısından davayı ele aldığını ve hakkaniyet, adalet ve gerçeğin araştırılmasına dair esaslı bir muhakeme yapmadığını, yerel mahkeme kararının istinafı üzerine Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. HD.'since davanın yükleniciye de yöneltilmesi gerektiği gerekçesi kaldırıldığını, yerel mahkemenin de davanın yükleniciye de yöneltilmesi gerektiği gerekçesine dayanarak davanın reddine karar verilmiş olmasının isabetli olmadığını, çünkü tapu iptal ve tescil davalarında muhatabın tapuda kayıtlı kişi ya da kişiler olduğunu,davalı ...'nin satıcı müteahhit ... firmasının sahibi ...'nun kayınbiraderi olduğunu, 2010 yılından itibaren müvekkilinin de oturduğu ve hukuki ayıpları olduğunu bildiği binaya ait arsayı daha önce yine ...'nun kontrolünde iş yapan tapu sahibinden 2015 yılında devraldığını, tapu işlemlerini de yine vekaleten ...'nun yürüttüğünü, satıcı firmanın sahibi tesadüfen mi firmasının yaptığı inşaata ait arsanın satış işlemlerini yürüttüğünü, açıkça muvazaalı işlem yapıldığını, kayınbirader ...'nin bu işlemlerde dahi bulunmadığını, ...'nin bu arsanın bedelini ödediğine dair tek bir belge dahi sunmadığını, açıkça kötüniyetle hareket eden davalının, eniştesinin maddi hukuk hilafına şekli hukuktan faydalanmasına yardım ettiğini, yine aynı tapu dayanak belgesi içerisinde adı geçen ...' nin de devreden vekili olarak işlem yapan resmi tapu senedinde adı geçen tanık olarak ...'nun arsa sahibi olarak görünen kişilerin ardında bu kişileri kontrol ettiğine dair beyanda bulunmaya hazır olduğunu, ancak mahkeme tarafından tanık dinletme taleplerinin dikkate alınmadığını, davalı ...'nin arsayı devralmasının muvazaalı bir işleme dayandığının anlaşılmakta olduğunu, binada daire satın almış olan ve halihazırda ikamet eden onlarca insana karşı hukukun etrafından dolanmak suretiyle işlemler yapıldığını, mahkemece resmi tapu senedinde geçen isimlere dikkat edilmediğini ve tanık olarak dinlenilmediklerini, öncelikli taleplerinin YİBGK kararı doğrultusunda ve Medeni Kanunun 2. maddesi kapsamında dosyanın değerlendirilmesi olduğunu, taleplerinin özellikle davalı ... adına isabet eden hisse oranında tapunun iptaline ve davacı adına tesciline, idare yönünden ise idare adına isabet eden oranın iptal ve tesciline, ancak mahkeme aksi kanaatte ise idare açısından tespit edilecek bedelin ödenmesi karşılığında daireye isabet eden oranda arsa hissesinin iptali ile davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesi olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkemece verilen ilk kararın HMK 353/1 a 4,6. maddeleri uyarınca kaldırılmasına karar verilmesi üzerine mahkemece davacı tarafa arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenici olduğunu iddia ettiği şirket hakkında dava açmak için 2 haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın reddedileceğinin ihtarına karar verilmiş, ara karar 01/02/2019 tarihinde davacı vekiline tebliğ edilmiş, davacı tarafça kendisine verilen kesin süre içinde yüklenici hakkında dava açılmamış, taraf teşkili sağlanmamış olduğu, davacı vekilince mahkemece yapılan ihtara yönelik bir istinaf itirazı bulunmadığına göre açıklanan nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yükleniciden temlik alınan şahsi hakka dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 818 sayılı Borçlar Kanunun 355 371. maddeleri, YİBK 1987/2 Esas 1988/2 Karar 30/09/1988 tarihli kararı
- Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
- Alacağın temliki; alacaklı (yüklenici) ile ondan temlik alan üçüncü kişi (davacı) arasında borçlunun (arsa sahibinin) rızasını gerektirmeden yapılabilen ve sadece kazandırıcı bir tasarruf işlemi niteliği taşıyan şekle bağlı bir akittir. Kuşkusuz, yüklenicinin yaptığı hüküm ve sonuç doğurması temlik işleminin konusu olan alacağın gerçek bir alacak olmasına bağlıdır. Alacağın temlik edildiği üçüncü kişi bu şekilde bir temlik varsa temlik işleminden yararlanarak bu hakkını arsa sahibine karşı da ileri sürebilir hale gelir. Zira, alacağı devralan kişi evvelki alacaklının yerine geçer ve borçludan ifayı istemek ve gerektiğinde de borçluyu ifaya zorlamak artık onun hakkı olur. Ne var ki; üçüncü kişinin borçluyu (arsa sahibini) hasım göstererek açacak davada borçlu, temlik yapılmamış olsaydı eski alacaklısına (yükleniciye) ne gibi def'ilerde bulunmak hakkına sahip idi ise, bu def'ileri yeni alacaklıya (hakkı temellük eden üçüncü kişiye) karşı da ileri sürebilir. Kısaca bu gibi davalarda üçüncü kişi temlik işleminin varlığını yükleniciye, alacağının kazanıldığını ise arsa sahiplerine karşı ispat etmek zorundadır. O yüzden denilebilir ki; temlik işlemine dayalı davalarda arsa sahipleri ile yüklenici arasında zorunlu dava arkadaşlığı vardır. Davanın arsa sahibi ve yükleniciye karşı açılması ve bunlar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması sebebiyle yüklenici ile arsa sahiplerinin davadaki varlığı ayrı ayrı düşünülemez. Çekişmenin esası hakkındaki hükmün bunların tamamına karşı kurulması gerekir. Zorunlu dava arkadaşlığı olan davalar da zorunlu dava arkadaşlarından birinin yokluğu halinde taraf teşkilinde eksiklik olacağından hüküm kurulamaz.
2.1. İlk Derece Mahkemesince, 17/01/2019 tarihli tensip zaptına ‘’2 Davacıya arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde yüklenici olduğunu iddia ettiği şirket hakkında dava açması ve dava açtığına dair belgeyi dosyaya ibraz etmesi için iki haftalık kesin süre verilmesine, aksi halde davanın reddedilebileceğinin ihtarına ‘’ bendi eklenmiş, söz konusu tensip zaptı davacı vekiline 06/03/2019 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ancak; davacı vekilince verilen süre içerisinde dava dışı yükleniciye dava açıldığına yönelik bir belge sunulmamıştır. Bu durumda, mahkemece davanın reddinde dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
- Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine,
20/03/2023 gününde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:17