Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/681

Karar No

2023/106

Karar Tarihi

18 Ocak 2023

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

HÜKÜM/KARAR: Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararda dava değerinin duruşma sınırının altında olduğu anlaşılmıştır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacılar vekilinin duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; İzmir 13. İcra Müdürlüğünün 2017/9333 Esas sayılı takip dosyası ile müvekkili aleyhine icra takibi yapıldığını, ancak takibe konu olan çekin teminat çeki olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davacının, 2007 model açık MR cihazının koruyucu bakım hizmeti sunduğunu, alacaklıya ait ... Tıp Merkezinde MR cihazının parçalarının bir kısmının elektrik şebekesinde meydana gelen bir arıza nedeni ile yandığını, cihazda oluşan hasarın büyük ve parça bedellerinin yüksek olması ve bu hasarın sözleşme kapsamında bulunmaması nedeni ile davacıların ek bedel talep ettiğini ve alacaklıya fatura kestiğini, cihazın tamirine başlanabilmesi için kendilerine 82.000,00 TL ödeme yapıldığını, karşılığında da davalıya teminat çeki verdiklerini, MR cihazının onarımını yaptıklarını, alacaklının MR cihazının onarım bedelini sigortadan tahsil etmek istediğini, bunun için gerekli desteğin kendilerine verildiğini, sigorta şirketinin ne zaman ödeme yapacağı belli olmadığından davacının cihazın onarımından sonra fatura düzenleyemediğini, buna rağmen davalının teminat çekini icraya koyduğunu ileri sürerek çekin teminat olarak verilmesi nedeni ile icraya koyulamayacağından itirazlarının ve menfi tespit taleplerinin kabulüne, davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın aynı iddialarla açtığı İzmir 10. İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/611 Esas ve 2017/1123 Karar sayılı dosyasında çekin teminat çeki olarak verildiğine dair yazılı belge sunulmadığından davanın reddine karar verildiğini, bu bakımdan derdestlik itirazında bulunduklarını, ayrıca davacı tarafından aynı iddialarla İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1167 Esasa sayılı dosyası ile bakım sözleşmesine dayalı olarak yedek parçaya dayalı bir alacak davası açtıklarını, bu dosya ile 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin dosyasının birleştirilmesini talep ettiklerini, ayrıca takibe konu çekin teminat çeki olmadığını, bunun aksi yöndeki iddiasının yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğini, takip konusu çekin bakım sözleşmesi ile ilgisinin bulunmadığını, sözleşmede de böyle bir teminat çekinden bahsedilmediğini, davaya konu çek ile taraflar arasındaki sözleşmenin ve yedek parçanın da bir ilgisinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının defter ve kayıtlarında çekin teminat çeki olduğuna dair herhangi bir kaydın bulunmadığı, taraflar arasındaki 2013 ve 2015 tarihli sözleşmeler birlikte değerlendirildirildiğinde 2013 tarihli sözleşme gereği bir teminat alınacağı, 2015 tarihli sözleşmenin 2013 tarihli sözleşmenin eki olarak devam ettiği ve 2013 tarihli sözleşmede alınan teminatın durmaya devam edeceği şeklinde ibare bulunduğu, takibe konu çek tarihine bakıldığında sözleşme kapsamında alınan çek ile ilgisinin bulunmadığı, çekin dip koçanında teminat çeki olduğunun yazılı olduğu belirtilmiş ise de, çekin dip koçanının ticari bir defter olmadığını ve her zaman not alınabileceğini, bu nedenle bu ibarenin dikkate alınmadığını, yemin deliline dayanan davacıya bunun hatırlatıldığını, davacı yemin deliline başvurmayacağını bildirdiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/347 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanık ile müşteki arasında gerçekleşen alışveriş sebebiyle çekin teminat olarak verildiğinin dosyadaki tüm kanıtlarla ispatlandığı gerekçe gösterilerek müvekkilinin beraatine karar verildiğini, yerel mahkemece İzmir 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/347 Esas sayılı dosyası hiç dikkate alınmadan hatalı değerlendirme sonucu hüküm kurulduğunu, yine ibraz etmiş olduğu ek beyanlarına ilişkin dilekçesinde de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1365 Esas, 2019/333 Karar sayılı içtihatında da belirtildiği üzere ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağının kabul edildiğini, TBK'nın 74. maddesindeki düzenleme dikkate alındığında Ceza Mahkemesi ile Hukuk Mahkemesinin farklı yargılama sistemlerine sahip olması, delil taktiri noktasında farklı sistemlerin uygulanması nedeniyle iki mahkeme arasında bağımsızlık öngörülmüş ise de; yargısal birlik yargı kararlarının meşruluğu ve yargı kararlarının çelişkiden azade olması amacıyla gerek doktrinde ve gerekse yargısal uygulamalarda her iki mahkemenin tam olarak bağımsız olamayacaklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2011/4 58 Esas, 2018/176 Karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.01.2012 tarih ve 2010/13310 Esas, 2012/1040 Karar sayılı içtihatlarının dikkate alınması gerektiğini, eldeki dosyada 29.03.2019 tanzim tarihli bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat başlıklı alanında yer alan ifadeler değerlendirildiğinde, teminat çeki üzerindeki değerin fazlalığı üzerinden görüş bildirmesinin uygun olmadığını, ilgili teminatın ekonomik kriz bağlamında ve USD kur dalgalanmalarından hareketle 100.000,00 TL olarak belirlendiğini, dosyaya ibraz ettikleri davalı şirket temsilcisinin mesajlarından da görüleceği üzere anlaşma için tutulan teminatı bozdurma yoluna gittiğine dair ifadelerde bulunduğunu, bu mailin dosyaya delil olarak sunulduğunu ve bu mehil belgesinin HMK'nın 199. maddesi anlamında değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkili firmanın davalıya 2013 yılında bir adet MR cihazı sattığını ve davalının bu cihazı 04.03.2017 yılına kadar kesintisiz kullandığını, elektrik değişiminden kaynaklı olarak MR cihazının bir kısım parçalarının yanması sonucu bu parçalarının değişimi için 171.137,00 TL'lik bedelin davalı tarafça kabul edildiğini, hasarlı MR cihazı acil serviste kullanıldığından davalıdan 82.000,00 TL avans alındığını, bu bedel gelir gelmez müvekkili firma tarafından 31.03.2017 tarih ve 006412 nolu irsaliye ile hasarlı MR cihazının değişmesi gereken parçalarının gönderilerek 1 hafta içerisinde de onarımının yapıldığını, müvekkilinin bu işten dolayı icra takibine konu olan çeki teminat olarak davalıya vermiş olduğunu ve bu hususun ceza yargılaması sırasında mahkeme gerekçesinde de belirtildiğini, ilk derece mahkemesinin eksik ve hatalı değerlendirme kapsamında davanın reddine karar vermiş olmasını yerinde olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında akdedilmiş bulunan 12.11.2013 tarihli sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya bir adet MR cihazı satışının yapıldığı ve aynı sözleşmenin 9.19 ve sözleşmenin EK J belgesi kapsamında taraflar arasında 01.04.2015 tarihinde garanti sonrası satışa konu olan MR cihazının teknik servis bakım (yedek parçalı) sözleşmesi imzalandığı ve bu sözleşme kapsamında davacı yüklenici tarafından davalı şirkete satılan MR cihazının teknik servis ve bakım işlerinin gerçekleştirildiği bu sözleşme kapsamında icra takibine konu çekin teminat olarak verildiği ve bu nedenle icra takibine konu edilemeyeceği iddiası ile davacı tarafından menfi tespit davası açıldığını, icra takibine konu çekin teminat amacıyla verildiği yönündeki iddiasını davacının yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, çekin tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunda ticari defterler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasının da sonuca etkili olmadığını, çekin incelenmesinde teminat olarak verildiğine dair bir ibare de bulunmadığını, 01.04.2015 tarihli sözleşmede de dava konusu çekin teminat olarak verildiğine dair bir hüküm bulunmadığını, davalı tarafından gönderilen Whatsapp mesaj içeriğinde bozdurma yoluna gidileceği teminatın hangi sözleşmeye ilişkin ve ne miktarda olduğuna ilişkin bir beyan bulunmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde yemin deliline dayandığını, mahkemece yemin delilinin kendisine hatırlatıldığını ancak davacı bu delile başvurmayacağını bildirmiş olduğundan davasını ispatlayamadığı tespit edilmekle yerel mahkemece davanın reddi yönünde verilen kararda bir isabetsizlik görülmediğini, açıklanan nedenlerle davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar etmiş, ağır ceza mahkemesi beraat kararının, dosyada alınan bilirkişi raporundaki teminat çeki tespitinin hukuk mahkemesini bağlayacağını, ayrıca davalı şirket temsilcisinin çekin teminat çeki olduğunu açıkca ikrar ettiğini, dosyada bulunan teminatın bozdurulacağına dair davalı temsilcisinin ekran görüntüsünün de değerlendirilmediğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, teminat olarak verilen çekin icra takibine konu edilemeyeceği bu nedenle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

  2. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 ve 371 inci maddeleri, 200. maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. maddesi, 6102 sayılı TTK kambiyo senetlerine ilişkin 670 vd. maddeleri

  3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

  1. Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla, örneğin somut olaydaki gibi teminat olarak verildiği iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Davacılar vekili, çekin sözleşme konusu dışında kalan parça bedeline ilişkin olarak teminat için verildiğini iddia etmekte ise de çekin üzerinde buna ilişkin bir kayda rastlanmamıştır. Sözleşmede bahsedilen teminat senedinin, tarih ve teknik açıdan yapılan değerlendirmeye göre dava konusu çek olmadığı görülmektedir. Çekin dip koçanındaki not her zaman tarafınca eklenebilecek niteliktedir, dolayısıyla davacının iddiasını yazılı delille ispatladığı kabul edilemeyecektir.

  2. Borçlar Kanununda ceza mahkemesi kararının hukuk yargılaması üzerindeki etkisine sorumluluk hükümleri çerçevesinde yer verilmiş, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 74. (818 sayılı Borçlar Kanunu 53.) maddesi hükmü gereğince, hukuk hâkimi kusur olup olmadığına karar vermek için ceza hukukunun sorumluluğa dair hükümleri ile bağlı olmadığı gibi, kusurun takdiri ve zarar miktarının belirlenmesi konusunda da ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı belirtilmiştir. Madde hükmünden yola çıkarak ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararındaki, fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını saptayan maddi olaya ilişkin kabul yani kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki maddi olgunun hukuk hâkimini de bağlayacağı kabul edilmektedir. Ceza mahkemesinin kendine has usuli olanakları nedeniyle hükme esas aldığı maddi olayların varlığını saptamada daha geniş yetkilere sahip olduğu açıktır. Ancak bir çekin teminat amacıyla verilmesi ya da verilmemesi maddi bir vakıa değil hukuki bir olgu, bir işlemdir ve bu konuda ceza mahkemesince yapılacak değerlendirmenin hukuk hakimini bağlamayacağının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle davacının beraat ettiği ceza mahkemesi kararı ve bu kararda çekin niteliğine ilişkin yapılan tespit işbu davada hakimi bağlamayacaktır. Ayrıca incelenen ceza mahkemesi dosyasındaki ifadesinde davalı şirket yetkilisi verdiği 100.000,00 TL borç karşılığında kendisine çekin verildiğini belirtmiş, çekin teminat vasfında olduğuna dair bir kabul beyanında bulunmamıştır.

  3. Dosyada bulunan teminatın bozdurulacağına dair davalı temsilcisine ait olduğu iddia edilen ekran görüntüsü, davalı tarafça kabul edilmediği gibi, mesaj içeriğindeki bozdurma yoluna gidileceği belirtilen teminatın hangi sözleşmeye ilişkin bulunduğu, ne miktarda, ne vasıfta olduğu hususunun net bir şekilde ifade edilmediği görülmüştür. Bu haliyle ekran görüntüsü ispata elverişli değildir.

  4. Dava dilekçesinde yemin deliline dayanan davacıya bu husus hatırlatılmış ancak davacı bu yola başvurmayacağını bildirmiştir. Açıklanan nedenlerle dava konusu çekin teminat olarak verildiği davacı tarafından ispatlanamamıştır.

  5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan nedenlerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararcevapistinaftemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:44:13

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim