Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/12590
2024/6913
29 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/2044 E., 2021/1465 K.
SUÇ: Nitelikli yağma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun)
288 inci maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık ve müdafiinin temyiz sebebinin "adil yargılanma hakkının ihlaline, gerekçenin yetersizliğine, kanıtların hatalı değerlendirilmesine, kanıtların mahkûmiyet kararı verilmesine elverişli olmadığına, birahane sahibi tanık U. S.’nin beyanlarının değerlendirilmediğine, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesinin uygulanması gerektiğine,suçun sanık tarafından işlenmediğine," yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak,
Somut olayda;
Müşteki ile sanık arasında önceye dayalı alacak verecek ilişkisinin bulunduğu,müştekinin sanığa borçlu olduğu, Reyna Bar isimli iş yerine müştekinin gittiği sırada sanık ... ile karşılaştığı, sanığın müştekinin koluna girerek onu dışarıya çıkarttığı, dışarda sanığın müştekiye saldırıp burnuna yumruk atarak onu basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilecek şekilde yaraladığı (darp cebir izi yoktur) ve müştekiye hitaben "Paramı ödemezsen seni öldürürüm" şeklinde tehdit içerikli sözler sarf ettiği akabinde müştekinin montunun cebinde bulunan ve ablası ... ... adına kayıtlı 0536 ... .. .. numaralı GSM hattının takılı olduğu cep telefonunu alarak kendi cebine koyduğu ve müştekiye "paramı getir cep telefonunu al" diye söylediğinin iddia edildiği olayda, her ne kadar sanık savunmalarında inkar etmiş olsa da, müştekinin aşamalarda olayın en başından beri tutarlı ve istikrarlı olarak sanığa borcu olduğunu beyan etmesi, sanıkla aralarında hukuk düzenince kabul edilebilir bir alacak verecek ilişkisi bulunduğu ve bu ilişkiye dayanarak alacağını almak için sanığın müştekiyi tehdit edip yaraladığı,dosyadaki adli rapor ve müştekinin beyanıyla uyumlu telefonun olay saatinden sonra müştekinin elinden çıktığını doğrular nitelikte Bilgi Teknolojileri Kurumu (BTK) verileri de dikkate alındığında sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 150/1. maddesi ‘’hukuki alacağın tahsili amacıyla yağma" suçunu oluşturduğu ve aynı Yasa'nın 86/2. maddesi ve 106/1. maddeleri gereği tehdit ve kasten yaralama suçlarından cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde yağma suçundan karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarına yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere dosyanın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine, karardan bir örneğinin ise Salihli Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
29.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:00