Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/10403
2024/6800
23 Mayıs 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/2184 E., 2021/1076 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMLER: İlk derece mahkemesinin beraat kararı kaldırılarak kurulan mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301. maddesinin "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere;
"Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği
veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin ... şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, somut olayda; mağdurun eşi ile sanığın akraba olup zaman zaman görüştükleri ve aynı zamanda komşu oldukları, mağdurun olay esnasında kendisini yağmalayan şahsın maskeli ve ellerinin eldivenli olduğunu beyan ettiği, sanığın mağdurun ikametin giriş kısmının üzerindeki çinko kaplı alanda parmak izinin çıkmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı bir durum olmadığı, mağdurun soruşturma aşamasında yaptırılan ses teşhisinde ilk teşhiste sanığı sesinden teşhis etmiş ise de ikinci teşhis işleminde olayla alakası olmayan başka bir şahsı teşhis ettiği bu haliyle yaptırılan teşhis işleminin kesin ve net olmadığı, sanığın tüm savunmalarında üzerine atılı yağma suçuna ilişkin suçlamayı kabul etmediği, sanığın olay günü mağduru silahla darp etmek suretiyle zorla altınlarını aldığına ilişkin mağdurun soyut beyanı dışında, hükümlülüğüne yeterli hukuka uygun, her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilemediğinden, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak, sanığın nitelikli yağma suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
Yukarıda açıklanan nedenle sanık müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 31.05.2021 tarihli ve 2019/2184 Esas, 2021/1076 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
23.05.2024 tarihinde karar verildi.
K A R Ş I O Y
Her ne kadar çoğunluk tarafından sanığın müsnet suçu işlediğine uygun her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verilmesi gerektiğinden İstinaf Mahkemesince verilen mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiş ise de,
Dosyanın incelemesinde müşteki anlatımı, sanık savunması, dosya içindeki teşhis ve tespit tutanağı ile özellikle ayrıntılı şekilde fotoğraflandırılan görüntülü inceleme fotoğraf teşhis ve tespit tutanağı, adli emanet kayıtları ve tüm dosya münderacatı ile istinaf mahkemesinin kararında ayrıntılı şekilde anlatıldığı üzere müştekinin sanığa iftira atması için bir sebep bulunmadığı ilk aşamada da zaten sesinden sanığı teşhis ettiğinin belirtildiği, müştekinin imam nikahlı eşi ... ...'nın evinden saat 06.26'da çıktığı, sanığın ise 07.24'de olayın meydana geldiği ev ile bahçe arasındaki bitişik tente üzerine çıktığı, bilahare 07.59'da poşetle yürürken görüldüğü 08.18'de tekrar evinin bahçesinde gözüktüğü, müştekinin 08.23'de görüntüye girerek akrabası ... ...'ya olayı anlatmak için gittiği, buna göre müştekinin bütün anlatımlarının tutarlılık arz ettiği, buna göre istinaf mahkemesinin kararında anlatıldığı gibi sanığın yağma suçunu işlediği ... olduğundan cezalandırılması yönündeki istinaf kararının onanması kaanatinde olduğumdan Sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:15:13