Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/8288
2024/4060
27 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/2297 E., 2020/2252 K.
SUÇ: Nitelikli Yağma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2019 tarihli ve 2019/11 No.lu iddianamesi ile sanıklar hakkında yağma suçunu işlediği iddiası ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 148 inci maddesinin ikinci fıkrası, 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (d) bentleri, 168 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 35 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
-
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.05.2019 tarihli ve 2019/27 Esas, 2019/353 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli yağma suçundan beraatine karar verilmiştir.
-
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.11.2020 tarihli ve 2019/2297 Esas, 2020/2252 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun duruşmalı yapılan incelemesi sonucu 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Vekilinin Temyiz Sebebi
Sanıkların cezalandırılması gerektiğine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Sanıkların olay gün katılanı darp ve tehdit etmek suretiyle zorla senet imzalattıklarının bu şekilde nitelikli yağma suçunu işlediklerinin iddia edildiği dava konusu olayda ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu ''Sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmemeleri, sanık ...'ın ...'ın kendisine borcu olduğu yönündeki beyanının tanıkların alacak verecek meselesi konuşulduğuna dair beyanlarıyla desteklenmesi, katılan ...'ın beyanının hayatın olağan akışına uygun olmaması, olay örgüsüne ilişkin aşamalardaki beyanlarında ciddi çelişkiler bulunması, beyanlarının tanıklar tarafından doğrulanmaması, senet doldurulurken en önemli kısım olan miktar kısmının boş bırakılması, yetişkin ve çocuk sahibi olan katılanın ancak babası olaya müdahale ettikten sonra emniyete başvurması, kendisini tehdit edip senet imzalattıran sanıklarla olayın hemen akabinde bir mekana gidip kahve içmesi birlikte değerlendirilerek katılanın beyanlarına itibar edilmemiş, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak somut ve inandırıcı delil bulunmaması'' gerekçesiyle sanıklar hakkında beraat kararı verildiği anlaşılmıştır.
-
Sanıklar aşamalardaki savunmalarında suçlamayı kabul etmemiştir.
-
Tanıklar S.S. ve S.Z.'nin anlatımlarının savunmayı doğrular mahiyette olduğu görülmüştür.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi'nin 30.11.2020 tarihli ve 2019/2297 Esas, 2020/2252 Karar sayılı kararı ile;
''Katılan ...'ın sanık ...'a borcu olduğu, borcu süresinde ödeyemeyince senetle borcu garanti altına almak isteyen sanık ...'ın talebi doğrultusunda sanık ... ile katılan ...'ın anlaştıkları, sanık ...'ın katılan ...'a güvenmemesi nedeniyle senedin borçlusunun katılan ...'ın annesi diğer katılan ... olmasını istediği, bu şekilde anlaşarak senet tanzim ettikleri, gerek sanık ...'ın iş yerinde gerekse sanık ... ile katılan ...'ın sanık ...'ın aracı ile katılan ...'ın yanına gidip onu alıp katılan ...'ın evine gitmelerinde, sonrasında katılanlar ... ile ...'ın, katılan ...'ın evine çıkıp senedi düzenleyip sanık ...'a vermeleri aşamalarında anormal bir durumun bulunmadığı, iddia edildiği gibi zorla, tehditle, darpla senet alınması durumu olsa katılanların polise durumu iletmek için vakit ve imkanlarının bulunduğu, polise başvurmadıkları, bu ihtimalde de katılan ...'ın borcuna karşılık verdiği senedi ödeyememe korkusu ile sanıkları şikayet etmiş olabileceği ihtimalinin gündeme geldiği, dosya kapsamında bulunan katılan ...'ın sanıklar tarafından dövülme durumunun da şüpheden öteye gitmediği, raporda esasa muktedir bir bilgi ya da bulgunun belirtilmemiş olduğu,
Bu sebeplerle, sanıkların katılanlardan zorla, tehdit ve darp kullanarak senet yağması suçunu işledikleri yönünde mahkumiyete yeter, şüpheden uzak, somut, kesin, ciddi, inandırıcı delillere ulaşılamadığı, şüphe sanık lehine yorumlanır ilkesi gereği sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarında bir isabetsizliğin bulunmadığı'', gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği ... olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanıkların üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından ilk derece mahkemesince 5271 sayılı Kanun'un 223/2 e maddesi gereğince sanıkların beraatlerine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Sanık sayısınca değil dava adedince vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği ve ayrıca 2021 yılı avukatlık ücret tarifesinin 24.11.2020 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğu gözetildiğinde; istinaf mahkemesinde kendilerini vekil ile temsil eden sanıklar lehine 2.040,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de anılan hususun yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (2) numaralı paragrafında açıklanan nedenle katılanlar vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 30.11.2020 tarihli ve 2019/2297 Esas, 2020/2252 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi gereği hüküm fıkrasındaki vekelet ücreti ile ilgili kısımda yer alan ''ayrı ayrı 1.700 TL '' ve '' 8.850 TL'' ibarelerinin çıkarılarak yerlerine '' 2.040,00 TL ve 7.490,00'' ibarelerinin eklenmesi suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
27.03.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:02