Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/8260
2024/3321
11 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/917 E. 2020/2398 K.
SUÇ: Nitelikli yağma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 Sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/11606 Esas sayılı iddianamesi ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesi uyarınca sanığın cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
-
Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2019 tarihli ve 2018/399 Esas 2019/5 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 149 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 17.12.2020 tarihli ve 2019/917 Esas, 2020/2398 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
-
Sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine,
-
Sanığın hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1.Olay günü saat 04.45 sıralarında mağdur ...'ın ikametinden hayvan pazarına doğru gitmek için yola çıktığı sırada sanık ...'in mağdur ...'a elinde bulunan silahı doğrultarak "tepilenme dur" diyerek durdurduğu ve ...'ın cebinde bulunan 3 adet 50,00 TL, 2 adet 20,00 TL parayı alarak arkasını dönmesini istediği ve koşarak olay yerinden uzaklaştığı, bu olayın hemen arkasından ...'ın kardeşleri olan ... ve ...'a başına gelen olayı anlattıktan sonra ...'yı yakalamak için aramaya çıktıkları, ...'nin ...'yı bir apartmanın altında karanlık bir yerde pusarken görmesi üzerine kardeşlerini de yanına çağırdığı ve ..., ... ve ...'nin ...'nın sağ elinde bulunan tam da ...'ın tarif ettiği gibi 3 adet 50,00 TL, 2 adet 20,00 TL parayı ...'nın elinden aldıkları, ..., ... ve ...'nin bunun üzerine sanık ...'yı darp etmelerinin maddi vakıa olarak ilk derece mahkemesince kabul edildiği anlaşılmıştır.
-
Sanık aşamalarda üzerine atılı suçlamaları kabul etmemiştir.
-
Kolluk kuvvetleri tarafından tanzim edilen 02.03.2018 tarihli tutanakta ...'ın göstermiş olduğu sokaklarda herhangi bir silah veya benzeri suç aletine rastlanmadığı tespit edilmiştir.
-
Mağdur ... mahkeme huzurunda alınan beyanında "...Ben parayı alırken şahsın yüzü sarılı olduğundan hazırdaki sanık olup olmadığını kesin ve net olarak söyleyemem ancak yakaladığımız şahıs bu şahıstır..." şeklinde beyanda bulunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 17.12.2020 tarihli ve 2019/917 Esas, 2020/2398 Karar sayılı kararı ile;"15.04.2020 gün ve 13100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile 5237 TCK'nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin, infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür.
İlk derece mahkemesinin kararında eleştiri dışında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, suçun sübut bulduğu anlaşılarak, istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafiinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nun 280/1 a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE" karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
-
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
-
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunması gerekmektedir.
-
Somut olay değerlendirildiğinde; mağdurun kovuşturma aşamasında alınan beyanından da anlaşılacağı üzere kendisini yağmalayan şahsın sanık olup olmadığına dair kesin ve net teşhişi bulunmamaktadır. Kolluk kuvvetleri tarafından tanzim edilen 02.03.2018 tarihli tutanaktan da anlaşılacağı üzere sanığın olayda kullandığı iddia edilen puşi, silah veya başka bir suç deliline ulaşılamamıştır. Mağdurdan yağmalanan paranın miktarı ile mağdur ve ailesi tarafından sanığın üzerindeki ele geçirildiği iddia edilen para miktarının aynı olmasının tek başına delil olarak değerlendirilemeyeceği zira sanığın üzerinde ele geçen bir paranın da beyanlar dışında herhangi bir tutanak ve sair deliller ile tespit edilemediği anlaşılmakla, sanık ...'in yüklenen suçu işlediğine ilişkin, hükümlülüğüne yeterli, hukuka uygun, kuşkudan uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi 17.12.2020 tarihli ve 2019/917 Esas, 2020/2398 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
11.03.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:20:51