Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/7234

Karar No

2024/3230

Karar Tarihi

4 Mart 2024

MAHKEMESİ: Ceza Dairesi

SAYISI: 2021/1900 E. 2022/585 K.

SUÇ: Nitelikli yağma

HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanık müdafii duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş ise de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanun'un 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdiri ile Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararına göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Somut olayda, şikâyetçi ile sanık arasında daha önceden ticari ilişki olduğu, sanığın anlaşma gereği inşaat işlemlerini düzgün yapmadığı gerekçesi ile şikâyetçi tarafından bir kısım parasının ödenmediği, bu sebeple olay günü saat 13.00 sıralarında şikâyetçi sevk ve idaresindeki 34 .. .... plakalı aracı ile ... Mah. de seyir halinde iken sanık ...'ün oğlu olan şüpheli ... Ö. ve akrabaları olan ... K. ve ... I.'ın şikâyetçinin önünü kestikleri, ... Ö.'ün bir demir parçasını şikâyetçinin omuzuna vurarak alınan rapora göre yaşamsal tehlike geçirmeksizin basit tıbbi müdahale ile iyileşmeyecek ve vücuttaki kemik kırıklarının yaşam fonksiyonlarına etkisi orta (2) derece olacak şekilde yaraladığı, ayrıca şikâyetçinin aracının camını kırarak zarar verdiği, şikâyetçiyi zorla araca bindirip işyerlerine götürdükleri, şikâyetçinin aracınıda şüphelilerin birisi getirdiği, şüphelilerin işyerinde iken sanık ...'te olay yerine geldiği, şikâyetçiye burada etkili eylemde bulunmaya devam ettikleri, şikâyetçinin cebinde bulanan 250,00 TL'yi aldıkları, ayrıca dosya içinde bulunan senedi imzalattıkları, şikâyetçinin otosunuda alıyokayarak şikâyetçiyi saldıkları iddiası ile açılan kamu davası sonucunda;

Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ispatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü Cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ispata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa Cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır.

Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki ibir ilişki ve alacak borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukuki bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir.

Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikâyetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır.

Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukuki alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukuki ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukuki kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır.

Birde alacak zamana yayılmış ve sürekli alıp vermeden kaynaklanan bir alacak ise kuruşu kuruşuna alacak miktarını tespit etmek mümkün olamayacağından, sanığın alacağını almak için hareket ettiği ve aldığı kanaati oluşturacak bir değeri de uygulamak için kabul etmelidir. Yani borçlu kanunen alacağı olduğu ve onu aldığı kastıyla hareket etmiş ise sonradan hesaplanan alacak borç arasında çok fahiş bir fark olmadığı takdirde 150/1. fıkra uygulanmalıdır.

Mağdur ile sanık arasında uzun zamana yayılmış hukuki ilişki bulunduğu aralarındaki hukuki ilişkinin sabit olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede söz konusu aracın 6.500,00 TL karşılığı rehin olarak bırakıldığının belirtildiği, sanığın bütün alma eyleminin 6.500,00 TL alacağını almaya özgülendiğinin anlaşılması karşısında sanığın eyleminin hukuki alacağını almak amacıyla birden fazla kişi ile tehdit suçunu oluşturduğu, 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 106/2 c maddesine uyan suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre;hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın 02.05.2013 tarihinde kesinleşen, ikinci suçun işlendiği 29.09.2013 tarihleri arasında geçen durma süresi ve taraflar arasında uzlaştırma işlemlerinin yapılması için uzlaştırmacının ilk uzlaşma teklifinde bulunduğu 18.05.2017 tarihi ile uzlaştırmacının raporunu düzenleyerek büroya verdiği 08.06.2017 tarihleri arasında durma süresi de gözetilmek suretiyle; 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen 12 yıl olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bakırköy 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

04.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yağmaistinafdüşmesinereddikararıbaşvurusununbozulmasınanitelikliesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:48

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim