Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7162
2024/3064
6 Mart 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/323 E., 2020/777 K.
SUÇ: Konutta silahla yağma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.04.2019 tarihli ve 2019/3261 Esas sayılı iddianamesiyle sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1 a d, 53 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
-
Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.10.2019 tarihli ve 2019/259 Esas, 2019/426 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Kanun’un 149/1 a d, 168/1 3, 62, 53/1 2 3, 58, 63 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezası, hak yoksunluğu, tekerrür ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir.
-
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 11.06.2020 tarihli ve 2020/323 Esas, 2020/777 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
-
Yağma suçunun unsurlarının olmadığına,
-
Sanığın beraati gerektiğine,
-
Vesaire,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Suç tarihinde sanığın mağdurun evinde bulunduğu sırada, aralarında çıkan tartışmada sanığın suç tarihinde bir dönem birliktelik yaşadığı mağdura beraberken aldığı cep telefonunu geri istediği ve aldığı, içinden sim kartı çıkarıp mağdura verecekken mağdurun bu sırada yakasına yapıştığı ve sanığı ısırdığını, ısırmaya devam ederken can havliyle cebinde bulunan çakıyı çıkarıp korkutmak amaçlı mağduru ittirdiği, mağdurun direnmesi ve kolunu ısırması üzerine cebinden çakı bıçağını çıkarıp, mağdura hitaben ''seni öldürürüm, doğrarım, keserim, bunlar senin iyi günlerin, ben daha sana neler yapacağım'' şeklinde sözler söylediği mağdurun bıçağı tutmaya çalışırken elinin kesildiği, telefonu alıp kaçtığı, sanığın üzerinde bulunan çakı bıçağını da bilmediği bir yere attığı eylemin ilk derece mahkemesi tarafından maddi vakıa olarak kabul edildiği anlaşılmıştır.
-
Sanığın ''. Şikâyetçi benim eski kız arkadaşımdır. Olay tarihinden 10 15 gün önce şikâyetçiden ayrılmıştım. Olay tarihniden yaklaşık 1 ay önce de suça konu kendi kullanımımdaki telefonu şikâyetçiye hediye olarak vermiştim. Bende başka bir telefon vardı o telefonu kullanıyordum. Suç tarihi itibariyle şikayetçi ile biz ayrılmıştık. Olay günü şikâyetçi beni çağırdı. Yanına gittim. Beraber alkol aldık. Şikâyetçi beni evine çağırdı. Ben gitmek istemedim. Ancak ısrar edince önce evinin dış tarafına gittik daha sonra da ısrarına dayanamayarak şikayetçinin evine girdim. Gece farklı yerlerde yattık. Sabah ben işe gitmeye yakın bir zamanda şikâyetçinin bağırması ile uyandım. Şikâyetçi seni istemiyorum, git seninle görüşmek istemiyorum, benim sevgilim var dedi. Ben de istemeyebilirsin, sana verdiğim telefonu bana geri ver dedim. Şikâyetçi telefonu vermeyeceğini söyledi. Ben de masanın üzerinde bulunan telefonu elime aldım telefonun içindeki sim kartı çıkartıp kendisine verdiğim sırada şikâyetçi beni omuzumdan ısırdı. Ben telefonu da alarak evden çıktım abime telefonu verdim o da telefnu satmış. Telefonun değeri yaklaşık 100 TL civarındadır. Telefonu ikinci el almıştım. Markası Samsung 5800'dı ben mağdurdan zorla birşey almadım. Bu yönden üzerime atılan suçu kabul etmiyorum. Beraatimi talep ederim soruşturma aşamasındaki ifadem de doğrudur. Mağdur beni omuzumdan ısırınca cebimde bulunan bıçağı çıkarttım. Yaklaşık 5 6 cm uzunluğundaki bıçağı çıkartıp Belgin'e doğru tuttum. O da bıçağı tutmaya çalışınca şikâyetçinin eli kesildi. Ben daha sonra evden ayrıldım . .......''şeklindeki savunması ile suçlamayı kısmen ikrar ettiği, dosyada mevcuttur.
-
Mağdur'un ".......... sanık benim eski erkek arkadaşımdır. Her ne kadar dosyada olay yağma olarak algılansa da yağma değildir. Birkaç defa kendisi ile ayrıldık. Ancak kendisi benimle tekrar beraber olmak istedi. Bir defasında beraber olmayı tekrar kabul ettim. En son olaydan 3 4 ay önce sanıkla olan birlikteliğimizi bitirdim ve ayrıldık. Bu arada sanık benimle tekrar biraraya gelmek için taleplerde bulunsa da ben reddettim. Olaydan bir gün önce sanığın eniştesi ... beni İkiler meyhanesine alkol almaya çağırdı. Ben de kabul ettim. Meyhaneye yaklaştığmı sırada ... bana mesaj atarak ... de burada dedi ancak ben meyhaneye çok yaklaştığım için girmek zorunda kaldım. Meyhanede ... ve sanık ile birlikte oturup alkol aldık. Ayrılsak da ben aynı mahallede olduğumuz için sanıkla bir düşmanlığımız yoktu. Bu nedenle alkol almakta bir kötülük görmedim. Meyhaneden çıktıktan sonra ... ayrıldı. Sanık da birkaç tane bira daha aldı. Hava soğuk olduğu için içmek için yer arıyordu. Kendisinin de Ferizli'ye gitmek gibi bir düşüncesi yoktu. Bu nedenle benim evimde içebileceğimizi söyledim. Kendisine eve gelmesi için zorlamadım. Beraber kendi evime gittik. Eve gittiğimizde sanığı karşıma aldım. Kendisi ile arkadaş kalmak istediğimi, hayatımda sevgili olarak başka birisinin bulunduğunu, kendisi ile arkadaş kalmak istediğimi söyledim. Sanık bu ana kadar benim başka bir sevgilim olduğunu bilmiyordu. Bunun üzerine sanık ile oturup getirdiğimiz biraları içtik, benim evimde ayrı ayrı yataklarda yattık. Sabah sanık benden önce kalkmıştı. Ben gözümü açtığımda sanık benim telefonumu karıştırıyordu. Erkek arkadaşımın kim olduğunu ve mesajlarını tespit etmeye çalışıyordu. Bunun üzerine sen ne yapıyorsun diye telefonu sanığın elinden aldım. Benim amacım telefonu alıp içindeki erkek arkadaşım ile olan mesajları silmekti. Sanık bana sürekli bağırmaya başladı, boğazımı sıkıp beni ölümle tehdit etti. Bu sırada ben sanığın omuzundan ısırdım. Isırdığım sırada parmağımdan beni bıçakla yaraladı. Ben bu sırada sanığın elinden kurtulup tuvalete gittim ve erkek arkadaşımla olan mesajları sildim ve telefonu kendisine teslim edecektim ancak sanık elimden çekip aldı. Daha sonra telefonun içinden sim kartı çıkartıp bana verdi ben de komşulardan yardım istedim. ... kavga sırasında seni sadece ben seviyorum, seni başka kimse sevemez diye bağırıyor bir taraftan da tehdit ediyordu telefon aşağı yukarı 100 TL değerinde bir telefondur. Kendisi ile arkadaş olduğumuz dönemde benim telefonum arızalandığı için bu telefonu bana hediye olarak vermişti. Ancak ben yeni bir sevgilim olduğunu söyleyince telefonu geri aldı. Sanık bana telefonun bedelini ödemedi. Şikayetçiyim davaya katılmak istiyorum. Telefondan dolayı oluşan 100 TL zararım giderilmemiştir. Bu zararımın giderilmesini istiyorum, kısmi iadeye rızam vardır" şeklindeki beyanı dosyada mevcuttur.
-
Mağdurun 12.03.2019 tarihli SEAH raporu sonucuna göre; Sol el 2. parmakta kesi olduğu, mevcut haliyle hastanın hayati tehlikesinin bulunmadığı, basit tıbbi müdahale (BTM) ile giderilebilir olduğu ve kemik kırığı bulunmadığı rapor dosyada mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir
IV. GEREKÇE
Sanık müdafiinin diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanığın mağdurun evinde bulundukları sırada aralarında çıkan tartışma sırasında, sanığın suç tarihinde bir dönem birliktelik yaşadığı mağdura beraberken aldığı 100,00 TL bedelindeki cep telefonunu geri istediği ve aldığı, içinden sim kartı çıkarıp mağdura verecekken mağdurun bu sırada yakasına yapıştığı ve sanığı ısırdığını, ısırmaya devam ederken can havliyle cebinde bulunan çakıyı çıkarıp mağduru ittirdiği, mağdurun direnmesi ve kolunu ısırması üzerine cebinden çakı bıçağını çıkarıp, mağdura hitaben ''seni öldürürüm, doğrarım, keserim, bunlar senin iyi günlerin, ben daha sana neler yapacağım'' şeklinde sözler söylediği, mağdurun bıçağı tutmaya çalışırken elinin kesildiği, 100,00 TL bedelindeki cep telefonunun yağmalanması eyleminde suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, sanığa verilen cezadan değer azlığı nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi’nin 11.06.2020 tarihli ve 2020/323 Esas, 2020/777 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca Sakarya 6. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
06.03.2024 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Yağma, başkasının zilliyetliğindeki taşınabilir bir malı zilliyetin rızası olmaksızın faydalanmak amacıyla cebir veya tehdit kullanarak bulunduğu yerden almak veya zilyedin bu malı kendisine teslimini sağlamaktır. (Gökcan Hasan Tahsin/Artuç ... Türk Ceza Kanunu Yorumlu Uygulamalı Adalet Ankara 2021 s. 5343)
Yargıtay uygulamaları ve doktrinde kabul edilen yağma tanımlarının tamamında hırsızlık suçunun cebir veya tehdit kullanılan hali diye genel kabulü karşısında suçun konusunun büyük ölçüde ortak olduğu açıktır. YCGK 2002/94 E,ve 2002/225 sayılı ilamında "... öğretide ve Yargıtay kararlarında da benimsendiği üzere;
a ) Malın taşınabilir olması,
b ) Mal sahibinin rızası olmaması,
c ) Malın alınması,
d ) Faydalanmak cürmi kastının varlığı gibi hususlar yönünden hırsızlık suçuna benzeyen yağma suçu ..." şeklinde yağma suçunun unsurlarını özetlemiştir.
Yağma suçunun zor kullanılarak gerçekleştirilen hırsızlık olduğu ve hırsızlık için aranan unsurların burada da aranması gerektiği gerçeği nedeniyle TCK hırsızlık düzenlemesine bakmamız gerekmektedir. TCK 141. maddeye göre hırsızlık suçunun konusu "başkasına ait taşınır mal"dır. Yani hırsızlığa konu malın mülkiyeti kural olarak fail dışında bir kişiye ait olmalıdır.
Kural olarak Mal, failin ise Yağma olmaz, yağmanın oluşabilmesi için başkasına ait olması gerekir. Failin kendisine ait bir malı başkasından zorla alması halinde yağma değil tipiklik varsa başka suçlar olabilir. Ancak şuna dikkat etmek gerekir, zilyedliğin devri ile mülkiyetinde TMK ya göre devredildiği hallerde artık mal hukuken failin olmadığından Yağma suçu oluşacaktır. Ancak devir karşılığını alamadım vs iddiası ile malın geri alınması halinde TCK 150/1 maddesi devreye girecektir.
Bizim kısmen karşı olduğumuz ancak doktrinde ki hakim görüş ve Yargıtay uygulamalarına göre malikin aynı zamanda fail olamayacağı görüşü nedeniyle bir eşyanın aidiyeti yani kime ait olduğu TMK ve dolayısıyla özel hukuk hükümlerine göre belirlenmesi gerekir. Aidiyeti belirleme konusunda taşınır mülkiyetinin devirlerine ilişkin farklı alternatifler TMK da düzenlenmiştir.
Taşınır mallarda zilyedlik mülkiyete karine teşkil eder. Bu kural TMK 985/1. fıkrasında “Taşınırın zilyedi onun maliki sayılır." şeklinde düzenlenmiştir. Bu mülkiyetinde ancak zilyedliğin devri ile geçeceği TMK 763. Maddesinde; “Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri gerekir." şeklinde açıkça düzenlenmiştir..
Taşınırlarda mülkiyetin göstergesi TMK ya göre zilyedlik olduğundan zilyedliğin devri olmadan ya da kanunun belirlediği ölçülerle üçüncü kişiler hukuken mülkiyeti kazanmadığı müddetçe mülkiyet sona ermez. Söz konusu düzenleme TMK 778 de karşılığını bulmaktadır.
Madde 778; “Taşınır mülkiyeti, malik tarafından terk edilmedikçe veya başkası tarafından kazanılmadıkça yalnız zilyetliğin kaybıyla sona ermez."
TCK150/1; "Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır."
TCK 30; “...(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz."
4721 Türk Medeni Kanunu
I. Dava hakkının bulunmaması
Madde 119 Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı vermez.
Evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri istenemez.
II. Nişanın bozulmasının sonuçları
- Maddî tazminat
Madde 120 Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır.
Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.
- Manevî tazminat
Madde 121 Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
Madde 122 Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.
Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
Son bir hususta Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararlarında da açıkça uygulaması gösterilen "hata" kavramıdır.
CGK 2014/15 259 E., 2017/4495237 K. sayılı ilamı; "...TCK'nun "Hata" başlıklı 30. maddesi üç fıkra halinde;
"Fiilin icrası sırasında suçun kanunî tanımındaki maddî unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hâli saklıdır.
Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır." şeklinde düzenlenmiş iken, 08.07.2005 tarih ve 25869 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5377 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen; "İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz" biçimindeki dördüncü fıkra ile son halini almıştır.
Maddede çeşitli hata halleri düzenlenmiş olup, maddenin uyuşmazlıkla ilgili üçüncü fıkrasının değerlendirilmesi gerekmektedir.
TCK'nun 30. maddesinin üçüncü fıkrasında, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup, fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata, hem de kusurluluğu etkileyen hata halleri düzenlenmiştir. Failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için, bulunduğu durum itibariyle hatasının kaçınılmaz olması şartı aranmıştır.
Gelinen bu noktada, hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarındaki hata konusu da değerlendirilmelidir.
Gerçekleştirdiği eylemle ilgili olarak hukuka aykırılık vasfını ortadan kaldıran bir sebebin somut olayda var olduğunu düşünen kişi, bu hususta kaçınılmaz bir hataya düşmesi halinde TCK’nun 30. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince sorumlu tutulamayacaktır. Meşru savunma koşullarının bulunduğu, kanun hükmünü yerine getirdiği ya da ilgilinin hukuken korunan geçerli bir rızasının olduğu gibi konularda hataya düşülmesi durumunda hatanın kaçınılmaz olup olmadığı değerlendirilecek ve ancak kaçınılabilir bir hata olduğu sonucuna varılırsa failin sorumluluğu cihetine gidilecektir.
Hatanın kaçınılmaz olup olmadığının belirlenmesine yönelik olarak da kişinin bilgi düzeyi, gördüğü eğitim, içinde bulunduğu sosyal ve kültürel çevre koşulları göz önünde bulundurulacaktır..."
- CD 2008/23587E., 2009/14332 K.;"... sanıklar ile yakınanın define bulma konusunda anlaştıkları, yakınan M.H.'nin ‘tılsım’ olduğunu söyleyerek, bu ‘tılsımı’ bozmak için harcayacağını belirterek, yakınan M.H.'nin 08.02.2008 günlü oturumda telefonların değeriyle birlikte toplam 6.500 lira olarak açıkladığı miktardaki para ve cep telefonlarını aldığı, olay günü sanıkların yakınanı boş bir araziye götürerek verdikleri para ve cep telefonlarını geri vermesini istedikleri, yakınanın parayı harcadığını veremeyeceğini söylemesi üzerine bıçakla tehdit edip, yedi tane boş senede kendi adı ile babasının adını yazarak imzalamasını sağladıkları, daha sonra mağdurun soyunmasını isteyerek, çıkarttığı giysileri alıp, çöpe attıkları olayda; sanıkların alacaklarının varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket ettiklerinin anlaşılması ve mahkemece de sanıkların, "M.H.'nin dolandırıcılıkla kendilerinden aldığı paraları geri alabilmek için senet yağması ve hürriyetten yoksun kılma’ suçunu işledikleri kabul edilerek tahrik hükümleri uygulandığı halde, sanıkların eylemi 5237 sayılı TCY’nın 150/1.maddesi yollama¬sıyla aynı Yasanın 106/2. maddesindeki silahla tehdit suçunu oluşturmasına karşın, ... yağma suçundan hüküm kurulması..."
Bu genel açıklamalardan sonra olayımıza gelecek olursak;
Sanık ile müştekinin fiilen nişanlı gibi oldukları. Bir dönem birlikte yaşamaya başladıkları. Ayrıldıkları olay günüde yine buluştukları birlikte alkol aldıkları ve müştekinin evinde kaldıkları , bu sırada müştekinin artık ayrılmak istediğini bir araya gelmeyeceğini söylemesi ve başka bir erkekle ilişkisi olduğunu beyan etmesi üzerine sanığın önce mesajlara bakmak için telefonu aldığı ve mesajları incelediği, mağdurun bunu engellemek için geri almaya çalışması nedeniyle kavga ettikleri ve kesin ayrılmak istediğini söylemesi üzerine elinde bulunan ve kendi aldığı cep telefonun içinden kartını çıkarıp mağdura verdiği ve kendi aldığı telefonu alarak olay yerinden uzaklaştığı olayda sanığın birlikte yaşayacağız düşüncesi ile aldığı telefonu alıp uzaklaştığı açıktır.
Sanğın örf ve adetlerimize göre ayrılmaları halinde verdiğini geri almak amacıyla hareket ettiği, almaya hakkı olduğu kastıyla hareket ettiği açıktır. Kendi hakkını, alacağını aldığını düşünerek ve bu amaçla hareket eden sanığın ayrılmak isteyen katılandan telefonnu almasında TCK 150/1 ve 30. maddesinin hükümlerinin uygulanmasının zorunlu olacağı açıktır. Gerek sanığın ilk andan itibaren yaptığı savunmalarda gerekse katılanın istikrarlı tüm beyanlarında Sanığın kendi aldığı telefonu almak amacıyla haraket ettiği açıktır. Bu konuda bir ihtilaf yoktur. Dolayısıyla sanık başlangıçtan beri hukuken hakkı olanı almaya çalıştığı ve buna uygun hareket ettiği eylemin TCK 30. madde delaletiyle 150 kapsamında kalması gerektiği kanaatindeyiz.
Bu nedenle sanık hakkında sadece müessir fiil ve tehdit hükümleri uygulanması gerekirdi. Yağma suçu oluştuğu yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:20