Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

6. Ceza Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/17925

Karar No

2024/2952

Karar Tarihi

29 Şubat 2024

MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/249 E., 2023/97 K.

SUÇ: Nitelikli yağmaya teşebbüs

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Sanıklar haklarında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 7035 sayılı Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemelerinin İşleyişinde Ortaya Çıkan Sorunların Giderilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 21 inci maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

Hükmedilen cezaların tür ve süreleri itibarıyla koşulları bulunmadığından sanıklar ... ve ... müdafiinin duruşmalı inceleme istemi 5271 sayılı Kanunu'un 299. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek yapılan incelemede;

Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 gün ve 2013/678 2014/98 sayılı kararında ayrıntıları belirtildiği üzere; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)765 sayılı TCK’nın 308. maddesindeki "kendiliğinden hak alma" suçuna benzer bağımsız bir suç tipine yer verilmemiş, onun yerine kanunda belirtilen bazı suçların bir hukukî ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde failin daha az ceza ile cezalandırılması öngörülmüş, bu bağlamda hırsızlık suçunda 144, yağma suçunda 150/1, dolandırıcılık suçunda 159, belgede sahtecilik suçunda 211. maddeler düzenlenmiştir. Buna göre, 765 sayılı TCK’nın 308. maddesinde adliye aleyhine işlenen bir suç olarak koruma altına alınan eylemlerin bir kısmı, 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesiyle malvarlığına ilişkin bir suç haline dönüştürülmüştür. Bu düzenlemeye göre, hukukî ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla cebir veya tehdit kullanılması halinde eylem yağma suçunu oluşturmakla birlikte, bu özel düzenleme nedeniyle fail kasten yaralama ve/veya tehdit suçundan cezalandırılacaktır. Böylece, hukukî ilişkiye dayanan bir alacağın tahsili amacıyla hareket edilmiş olması daha az ceza verilmesini gerektiren bir hal olarak kabul edilmiş, başka bir anlatımla failin saikine önem verilmiştir.

Bu madde hükmünün uygulanabilmesi için fail ile mağdur arasında alacak hakkı doğuran herhangi bir hukuksal ilişkinin bulunması gereklidir. Bu hukukî ilişkinin, ilgili kanunda belirtilen şekil şartına uygun olarak kurulmuş olması zorunlu olmayıp, hukuk düzenince kabul edilebilir meşru bir ilişki olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, şekil şartına uyulmadan kurulan bu ilişkinin ilgili kanun hükümleri uyarınca Özel Hukuk alanında hukuki sonuç doğurmayacak olması, ceza hukuku alanında dikkate alınmasına engel olmayacaktır. Burada önemli olan şekil şartına uyulsun veya uyulmasın meşru bir hukuki ilişkinin bulunup bulunmadığı ve bu hukukî ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla hareket edilip edilmediğidir.

Faizle para verme işleri ise yetkisi olmayan kişiler tarafından yerine getirildiğinde ceza hukuku açısından suç olarak tanımlanmış ise de kişiler arasında bir alacak verecek ilşikisi doğurduğu da muhakkaktır. Burada önemli olan kurulan bu ilişki sonucu verilen ve alınan paralar arasında makul kabul edilebilecek bir oranın bulunup bulunmadığıdır. Makul ve kabul edilebilir sınırdaki miktarı çok fazla aşan veya borç anlaşıldığı şekilde ödenmiş olduğu halde para veya kaimi olabilecek belge istenmesi ve bunun zor yoluyla alınması halinde artık hukuki bir ilişkinin varlığından söz etmek mümkün olmayacaktır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2017/6 91 E. 2017/291 K., Yargıtay 6. C.D. 2014/6911 E. 2015/38831 K., Yargıtay 6. C. D. 2022/3828E. 2024/717 K.,Yargıtay 6. C. D. 2023/19493 E. 2024/1350 K. sayılı ilamları)

Alacak iddiasının varlığını kabul için mutlaka alacak davası açılıp ıspatının beklenilmemesi gerekir. Çünkü cezanın delil anlayışı ile Hukukun delil anlayışı ve kabulü farklıdır. Hukukta şekli gerçeklik hakimdir. Daha ziyada iddia ve ıspata dayanan delil sistemi geçerli olup taraflarca ileri sürülmeyen iddia ve delillerin davanın kabulunde esas alınamayacağı bir gerçekliktir. Oysa cezada maddi hukuka dayanan bir kabul söz konusudur. Taraflar idda etmese, savunmasa bile maddi gerçeklik her türlü delil incelenip kabulde esas alınmaktadır. Bu nedenle mutlaka hukuka göre ıspat şartı aranmamaktadır.

Dosyaya yansıyan ifadeler ve delillere göre taraflar arasında hukuki bir ilişki ve alacak borç miktarı konusunda bir tartışmanın varlığı anlaşılmaktadır. Bu durum bile hukuki ilişkiden doğan alacağın kabulü için yeterli olabilir. Bu kabulde sadece şikâyetçinin "borcum yok" demesi de tek başına yeterli olmayacaktır. Şikâyetçi herhangi bir borcum yoktur dese bile dinlenen tanıklar, yazışmalar vs ile sanıklar ile şikâyetçi arasında hukukî bir ilişki olduğunu ve bu ilişki nedeniyle bir araya gelip hesap yaptıklarını anlaşamadıklarını vs gösterir nitelikte ise şikâyetçinin borcum yok demesine itibar edilmeyip hukuki ilişkinin varlığı kabul edilmelidir.

Ayrıca şüpheden sanık yararlanır kuralı ceza yargılamasının en temel kurallarındandır. Yargıtayda yıllardır istikrarlı şekilde bu durumu uygulamaktadır. Hukuki ilişkinin ve borcun varlığı konusunda gerçekten şüpheli bir durum ortaya çıkmış ise şikayetçi yok dese bile sanık lehine yorumlamak uygun olacaktır.

Kısaca özetlersek taraflar arasında soyut ve kendini kurtarmaya yönelik hukukî alacağı isteme iddiasını aşan boyutta bir hukukî ilişki olduğu anlaşılabiliyorsa bunun ispatı hukukî kaidelerine göre ayrıca değerlendirilecektir. Ancak dosyaya yansıyan tüm verilere göre ciddi şekilde ortaklık ve alacak iddiası olduğu, kuru bir iddianın ötesinde ise sanığın eyleminin sabit görülmesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. maddesinde düzenlenen alacağının tahsil amacıyla cebir tehdit hükmünün uygulanması gerekir. Burda bir hukuk mahkemesi gibi ıspat şartı aranmamalıdır.

Bir de alacak zamana yayılmış ve sürekli alıp vermeden kaynaklanan bir alacak ise kuruşu kuruşuna alacak miktarını tespit etmek mümkün olamayacağından, sanığın alacağını almak için hareket ettiği ve aldığı kanaati oluşturacak bir değeri de uygulamak için kabul etmelidir. Yani borçlu kanunen alacağı olduğu ve onu aldığı kastıyla hareket etmiş ise sonradan hesaplanan alacak borç arasında çok fahiş bir fark olmadığı takdirde 5237 sayılı Kanun'un 150/1. fıkrası uygulanmalıdır. Yine alacak miktarının, asıl alacağın yanında faizi de kapsaması gerekmektedir. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2013/1 452 E. 2013/612 K., Yargıtay 6. C.D. 2022/3916 E. 2024/1482 K. sayılı ilamları)

Alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edilmesi hallerinde ise; eylemin 5237 sayılı Kanun'un 30. maddesi kapsamında ve 150/1. maddesi yollamasıyla hukukî alacağın tahsili amacıyla yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağı hususunun da ayrıca somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. ( Benzer görüşler için bkz. Nur Centel Hamide Zafer Özlem Çakmut, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, Cilt: 1,4. Baskı, Beta Yayınevi, Ankara 2017, s. 404, Gökcan/Artuç TCK Şerhi age s.5461 )

Bu genel anlatımdan sonra somut olay değerlendirildiğinde;

Oluş ve dosya içeriğine göre, sanıkların katılan ile aralarında devam eden uzun süreli ticari ortaklık ve faaliyetler çerçevesinde hukukî alacaklarının bulunduğunu, dosya kapsamında taraflar arasında düzenlenen protokolde bahsi geçen ve borçlar mukabilinde devredilen taşınmaz mallar, senet bedelleri ile borç miktarı arasında açık bir nispetsizlik bulunduğundan söz edilemeyeceğini, bilirkişi raporlarında bir kısım taşınmaz malların borç mukabilinde devredildiğine ilişkin kanaate ulaşılamayacağı yönündeki belirlemenin de mesnetsiz olduğunu savundukları, dosya kapsamında taraflar arasında uzun zamana yayılmış alış verişler bulunduğu, bu bağlamda hükme esas alınan 10.06.2019 bilirkişi raporu ve 24.10.2019 tarihli ek bilirkişi raporunun yetersiz olduğunun anlaşılması karşısında; taraflar arasında alacak vereceğe dair hukukî ilişkinin varlığı, ticari ilişkinin bulunup bulunmadığı ve alacak borç miktarı hususlarının tespiti bakımından, mali ve emlak konularında uzman bilirkişi marifetiyle yeniden rapor alınarak, sanık ... tarafından katılana borç olarak verilen paranın süresinde ödenmemesi nedeniyle yasal gecikme faizi ile birlikte borcun ulaştığı meblağ tekrar saptanıp, katılan ...'in yakınları olan katılanlar ... ve ...'in alıkonulması ve tehdit edilmesi suretiyle alınmak istenen senet ile devir ve temlik olunan taşınmaz malların işlem tarihi itibarı ile gerçek değerlerinin, suç tarihindeki ekonomik koşullar gözetilerek, gerçek alacağı makul sayılabilecek düzeyde aşıp aşmadığının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edildikten sonra eylemlerin, 5237 sayılı Kanun'un düzenlenen yağma suçunda daha az cezayı gerektiren hal başlıklı 150/1. maddesi kapsamında kalıp kalmadığı, ayrıca sanıkların bir alacağın varlığına inanarak ve bu hakkı elde etme özel kastıyla hareket edip etmedikleri yöntemince belirlenerek 5237 sayılı Kanun'un 30/1. maddesi uyarınca bu hatalarından yararlanmaları gerekip gerekmediği hususlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve soruşturma neticesinde genel geçişli ifadelerle yetinilip yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafii ve katılan ... vekilinin temyiz istekleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle, Tebliğname'ye aykırı olarak oy çokluğu ile BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

29.02.2024 tarihinde karar verildi.

K A R Ş I O Y

Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/136 Esas, 412 sayılı kararı ile bir kısım sanıklar hakkında tefecilik, hürriyeti tahdit, tehdit, yağmaya teşebbüs suçlarından verilen kararın temyizi üzerine Dairemizin 2015/1281 Esas, 2018/3030 sayılı kararı ile tefecilik, hürriyeti tahdit, resmi evrakta sahtecilik ve yağma suçundan verilen hükümlerin onanmasına, sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağmaya teşebbüs ve tehdit, sanıklar ..., ... ve ... hakkında yağma, sanık ... katılan ...'e yönelik resmi evrakta sahtecilik suçundan verilen beraat kararlarına ve sanıklar hakkında hürriyeti tahdit suçundan verilen beraat suçları yönünden yapılan inceleme sonucunda, sanıklar ..., ... ve ...'in haklarında açık bir nispetsizlik olup olmadığı yönünden inceleme yapılmadan karar verilmesi gerektiğinden bahisle oy birliğiyle kararın bozulmasına karar verildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ise ... hakkında tehdit suçundan verilen beraat kararının onanmasına, aynı sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen kararın zamanaşımı sebebiyle düşmesine, sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a karşı yağmaya teşebbüs ile aynı sanıklar hakkında katılan ...'a yönelik hürriyetinden yoksun kılma eylemleri sebebiyle verilen kararda savunma hakkının kısıtlandığından bahisle kararın bozulduğu,

Bilahare bozma üzerine yapılan yargılama sonunda mahkemece sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 149/1 c, 35/2, 62/1, sanıklar ..., ... ve ... hakkında katılan ...'a yönelik yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 149/1 c, 35/2, 62/1, sanık ... hakkında katılan ...'a yönelik yağmaya teşebbüs suçundan TCK'nın 149/1 c, 35/2, 62/1 maddesi gereğince verilen cezalar yönünden kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 25.05.2022 tarih ve 2022/296 esas, 2022/7816 sayılı kararı ile, sanık ... hakkında yağmaya teşebbüs yine sanık ... hakkında da yağmaya teşebbüs suçundan verilen kararların düzeltilerek onanmasına karar verildiği, sanık ... ve ... hakkında 27.01.2009 tarih ile 2008 yılı eylül ayı içindeki eylemler sebebiyle yağmaya teşebbüs suçundan verilen cezalarda ... ve ...'in eylemlerinin bütün halinde TCK'nın 149/1 c, 35/1 maddesi gereğince tek bir yağmaya teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden iki kez nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğundan bahisle oy birliğiyle bozma kararı verildiği, bozma kararı sonrasında yapılan yargılamada sanık savunmaları, müdahil anlatımları, dosya içindeki MASAK raporu ve söz konusu bilirkişi raporları ile sanık ... tarafından Vakıflar Bankasına ait 26.08.2008 tarih, ... fiş numaralı dekontu ile ...'a ait ... ada ... parselde bulunan "Gayrimenkul Bedeli Karşılığı" açıklaması ile 529.000,00 TL yatırıldığı ancak %26,86 hisse oranı ile ...'a ait taşınmazların hisse değerinin 26.08.2008 tarihinde ÜFE endeksine göre 4.129.410,35 TL'ye tekabül ettiği, bahsi geçen taşınmazların bedeli olarak ...'e yatırılan 529.000,00 TL'nin ÜFE hesabına göre belirlenen 4.129.410,35 TL'nin hisse değeri arasında 3.600.410,35 TL tutarında açık ve net nispetsizliğin bulunduğunun bilirkişi raporu ile doğrulandığı, buna göre sanıklar hakkında yağmaya teşebbüs suçundan verilen hükümlerin yerinde olduğu,

Daha önce ise Dairemizce oy birliğiyle kararın bozulduğu ve mahkemenin de bozmaya uyarak söz konusu kararı verdiği anlaşıldığından Kararın onanmasına gerektiği kanaatinde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmıyorum.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

yağmayateşebbüsniteliklimahkûmiyetbozulmasınamasak

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:03

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim