Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7936
2024/2811
29 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/3026 E., 2020/2417 K.
SUÇ: Birden fazla kişi tarafından gece vakti birlikte yağma
HÜKÜM: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.11.2017 tarihli ve 2019/67 Esas, 2019/239 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149 uncu maddesinin birinci maddesinin (c,h) fıkraları ve 58 inci maddesinin 6. fıkrası ve 63 üncü maddeleri uyarınca 9 yıl 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.11.2010 tarihli ve 2019/3026 Esas, 2020/2417 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Dairenin 30.11.2020 tarihli ek kararlıyla kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçundan verilen hükmün niteliğine göre iş bu hükmün 5271 sayılı kanunun 286 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince kesin nitelikte olduğundan temyiz edilemeyeceğinden temyiz talebinin kısmen reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
-
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 23.08.2022 tarihli 2021/9198 sayılı, sanık hakkında kurulan hüküm için, "temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması" görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz istemi;
Yağma ve hürriyeti tahdit suçlarının maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 150. maddesi kapsamında bir hukukî alacak ilişkisinin göz önüne alınmadığı, suça konu olayda 1.000,00 TL lik bir alacak söz konusu olduğu ve değer azlığı indirimi yapılmamış olduğu ve diğer sanıklar hakkında beraat kararı verilirken suçun birden fazla kişiyle işlenmesi nedeniyle sanık hakkında ceza arttırımı yapılmasının hukuka aykırı olduğuna,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Suç tarihi itibarıyla, saat: 20.00 sıralarında sanık ...'ün yanında iki erkek şahıs ile birlikte, restaurant kuryesi olarak çalışmakta olan mağduru yemek siparişi vermek suretiyle hile yaparak bulundukları yere gelmesini sağladıktan sonra kendilerini polis olarak tanıtıp mağduru araçlarına aldıkları, akabinde hakkında şikayet olduğundan bahisle mağdura kelepçe taktıkları, bir süre bu şekilde mağduru dolaştırdıktan sonra mağdurdan 10.000 TL para talep ettikleri ve bu parayı vermemesi halinde kendisini karakola götürüp sınır dışı edeceklerini söyledikleri, bu kadar parası olmadığını söyleyen mağdurun telefonla annesini arayıp istenilen parayı bulmaya çalıştığı ancak sonuç alamadığı, bunun üzerine mağdurun cebinde bulunan cüzdan içerisindeki 500 TL parayı zorla aldıkları ve parayı 1000 TL’ye tamamlaması halinde kendisini serbest bırakacaklarını söyledikleri, daha sonra ise mağduru saat: 22.50 sıralarında bankamatiğin yanına götürerek parayı tamamlamasını istedikleri, mağdurun da para çekmemek amacıyla kart şifresini bilerek yanlış girmek suretiyle bankamatik cihazının karta el koymasını sağladığı ve para çekemediğini söylediği, bunun üzerine mağdura tokat ile vurdukları, ardından da mağduru orada serbest bırakarak olay yerinden ayrıldıkları,
Yargılama devam ederken mağdurun duruşmada, sanık ...'ı tanıdığını ve ondan daha önceden 1.000,00 TL borç aldığını, olay akşamı da sanığın kendisinden bu alacağı tahsil etmek amacıyla hareket ettiğini, sanığın yanlız olduğunu beyan eden mağdurun beyanlarına itibar olunur nitelikte kabul olunamayacağı, zira soruşturma evresinde sıcağı sıcağına alınan ve henüz sanık veya yakınlarının etkilenmesine maruz kalmayan ifadesinde sanık ...'ı ve yanında bulunan diğer sanıkları tanımadığını beyan etmiş ayrıca sanığın kendisine borçlu olduğuna dair hiçbir beyanda bulunmamış olması, sanıkların tutukluluğunun devam ettiği kovuşturma evresine kadar mağdurun soruşturma ya da kovuşturmaya müracaatla yine bu yönde bir beyanda bulunmamış olduğu, kovuşturma evresinde dahi mağdurun sanık ile aralarında hukuki ilişki bulunduğunu beyan etmesine karşın bu hukukî ilişkiyi soyut olarak ileri sürdüğü ve bu hukuki ilişkiyi ispatlayıcı yönde delil gösteremediği anlaşılmakla, yağma suçundan açılan kamu davalarında çokça görüldüğü üzere mağdurun sonradan etkilenmeye maruz kaldığı ve ifadesini sanık lehine değiştirdiği kabul olunarak soruşturma evresindeki ifadesine itibar olunarak sanığın eyleminin nitelikli yağma ve nitelikli olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu anlaşılmakla müsnet suçlardan cezalandırılmasına dair hüküm kurulduğu görülmüştür.
Mağdurun annesi olan tanığın olay günü oğlunun kendisini aramadığını ve para istemediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Teşhis tutanağında mağdurun sanığı teşhis ettiği görülmüştür.
Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu tarafından düzenlenen iletişim tespitine ilişkin CD ve kayıtların dosyada bulunduğu tespit edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen Olay ve Olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
- Suçun Unsurlarının Oluşmadığına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun'un 148 inci ve 149 uncu maddelerinde düzenlemeye göre; bir başkasının kendisinin veya yakınının hayatına, vücut ve cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden yada mal varlığı itibariyle büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişinin eylemi yağma suçunu oluşturur. Suç anılan değerlere yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit veya cebir kullanılması suretiyle gerçekleşir. Cebir ve tehdit karşısında mağdurun başka bir seçeneği kalmamaktadır.
Yağma suçu ekonomik nitelikteki suçlar arasında yer alıp işin niteliği gereği faydalanma amacını taşıması gerekir.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdurun beyanı, sanık savunması, olay yeri inceleme raporu, teşhis tutanağı, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamında, sanığın eyleminin sabit olduğu belirlendiğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2.Suç Vasfının Yanlış Belirlendiği Eylemin Türk Ceza Kanunu'nun 150. Maddesine Uyduğuna İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden
5237 sayılı Kanun' un 150 nci maddesinde hukuki ilişkiye dayanan alacağın tahsili amaçlı yağma ile değer azlığı yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Kanun' un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında; yağma suçunun bir hukukî ilişkiye dayanan alacağın tahsili amacıyla işlenmesi halinde faile yalnızca tehdit ve/veya yaralama suçundan ceza verileceği öngörülmüştür. Bu şekilde de daha az cezayı gerektirir nitelikli hal olarak düzenlenmiştir.
5237 sayılı Kanun' un 150 nci maddesinin birinci fıkrasında, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla denildiğinde bu nitelikli hal uygulanabilmesi için; öncelikle ortada failin mağdura yönelik bir alacak hakkı bulunması, alacağın hukuken korunan ve geçerli hukuki ilişkiye dayanması, yağma eyleminin de hukuki ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenmesi gerekir.
Bu hak hukukî ilişki kurulunca; kurulan hukuki ilişkinin tarafı olan kimseleri kapsar ve onlar yararlanabilir, bunun dışındaki kimseleri kapsamamaktadır.
Anılan açıklamalar ışığında somut olayımıza gelince; Mağdurun sıcağı sıcağına alınan ilk beyanında sanıkla aralarında bir hukuki alacak olduğundan hiç bahsetmediği, hatta sanığı tanımadığını beyan ettiği, sanığın da kollukta alınan ilk ifadesinde mağdurla aralarında fuhuşa aracılıktan kaynaklı bir alacağı olduğunu beyan ettiği, mağdurun ilk beyanına itibar edildiğinde de sanık beyanına itibar edildiğinde de arada bir hukuki alacak bulunmadığı sabit olduğundan eylemin nitelikli yağma suçuna oluşturduğunu kabul eden ilk derece mahkemesinin suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3.Değer Azlığı Hükümlerinin Uygulanması Gerektiğine İlişkin Temyiz Sebebi Yönünden
Sanığın işlediği nitelikli yağma suçuna konu olayda, mağdurun ilk beyanı esas alındığından kendisinden 10 bin TL istendiği, sonrasında cebinden 500,00 TL alındığı, 1.000,00 TL ye tamamlarsan seni bırakırız denildiği anlaşılmakla, dava konusu meblağ yönünden suç tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve günün ekonomik koşulları ile birlikte değerlendirildiğinde, 5237 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan değer azlığı hükümlerinin uygulanmaması yerinde olup, kurulan hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
- Cezanın Alt Sınırdan Verilmemesi Gerektiğine Veya Cezada Orantılık İlkesi Veya Cezada Ölçülülük İlkesi İlişkin Sanık Müdafi Temyizinde
Mağdur ve sanık anlatımları ile teşhis tutanaklar ve tüm dosya kapsamında eylemi birden fazla kişiyle birlikte ve gece vakti işlediği anlaşılan sanık hakkında, birden fazla ağırlaştırıcı sebebin bulunduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde yer verilen, suçun işleniş biçimi, kastın yoğunluğu, meydana gelen zararın ağırlığı gibi ölçütler ile aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına belirtilen cezada orantılılık ilkesi dikkate alınarak belirlenen cezanın hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin, 10.11.2020 tarihli ve 2019/3026 Esas, 2020/2417 Karar sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
29.02.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:03