Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
6. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4354
2024/2463
26 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2019/2718 E., 2020/1542 K.
SUÇLAR: Nitelikli yağma
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.05.2019 tarihli ve 2018/285 Esas, 2019/167 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; Nitelikli yağma suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
-
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2019/2718 Esas, 2020/1542 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısının Temyiz Nedenleri
1.Sanığın yağma suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılığına,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
-
Katılan ... mahkememizde verdiği ifadesinde sanık ...'in olay günü kendilerini ... köyünde bir evin olduğu bölgeye götürdüğünü ...'in katılan ...'dan parayı aldıktan sonra gözden kaybolduğunu, ...'in elinde silah bulunmadığını, bu esnada bir aracın evin köşesinden geldiğini ve içinde 3 4 kişinin bulunduğunu araçtan inen kişilerin kendilerine silah göstererek 'başınıza iş gelmeden buradan ayrılın' dediklerini ve korkup olay yerinden kaçtıklarını beyan ettiği, katılan ... ise mahkememizde verdiği ifadesinde sanık ...'in kendilerini köye götürdüğünü, sanık ...'in silah doğrultarak kendilerinden para çantasını istediğini, parayı aldıktan sonra uzaklaştığını, yanlarına bir aracın geldiğini bu kişilerin kendilerine ne olduğunu sorduğunu dolandırıldıklarını söylemeleri üzerine daha önceden de bu olayların burada yaşandığını söylediklerini bu araçtan inen şahısların kendilerini tehdit etmediklerini kendilerine yardımcı olduklarını, olay mahallinde katılan ... ile birlikte bulunduğunu her ikisinin de aynı şeylere şahit olduğunu beyan ettiği, katılan ... ise olay anına şahit olmadığını araç içerisinde bulunduğunu beyan etmiştir. Mahkememizde alınan katılan ifadelerinden de anlaşıldığı üzere para alışverişinde katılan ... ve katılan ...'ün bulunduğu ancak her ikisinin de ifadelerinde anlatılan olay örgüsünün birbirinden farklı olduğu ve birbiri ile çeliştiği, sanık ...'in silahınını bulunup bulunmadığı ya da silah doğrultup doğrultmadığı, sanık ...'in üzerine atılı yağma suçunu sübuta erdirecek somut olayda katılanların araç ile gelen şahıslardan soruşturma aşamasında hiç bahsetmedikleri, mahkemedeki ifadelerinde ise araç ile gelen şahısların eylemlerinde; bir müştekinin araç ile gelen şahısların kendilerine silah doğrulttuğunu bir diğer müştekinin ise kendilerine yardım ettiklerinden bahsettiği ve aynı anda aynı olaya şahit olmuş her iki katılanın soruşturma ve kovuşturma aşamasındaki gerek kendi ifadelerinde gerekse birbirlerinin ifadelerinde çelişkinin bulunduğu belirtilerek sanığın atılı suçu işlediği sabit bulunmadığından 5271 sayılı Kanun'un 223/2 e maddesi gereğince beraatine, karar verildiği anlaşılmıştır.
-
Katılanların aşamalarda birbirleriyle ve kendi beyanlarıyla çelişen ifadeleri mevcuttur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, sanığın üzerine atılı eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığından yerel mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 223/2 e maddesi gereğince sanıkların beraatine dair verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 18.09.2020 tarihli ve 2019/2718 Esas, 2020/1542 Karar sayılı kararında Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısınca öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanunun 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Niğde 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,
26.02.2024 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:22:45